{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2402 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1344<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ          \t: 13/04/2023 <br>NUMARASI\t\t: 2022/379 Esas - 2023/282 Karar<br>DAVA\t\t: İşletme Devir Bedelinin İadesi<br>DAVA TARİHİ\t: 14/07/2014<br>BİRLEŞEN İZMİR 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN 2015/23 E.- 2015/192 K. SAYILI DOSYASI<br>DAVA\t\t: İşletme Devri Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak<br>DAVA TARİHİ\t: 20/01/2015<br>BİRLEŞEN İZMİR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN 2015/286 E. - 2015/364 K. SAYILI DOSYASI<br>DAVA             \t: İşletme Devri Sözleşmesinden Kaynaklanan Maddi - Manevi Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 07/07/2015<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 25/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25/09/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/04/2023 tarihli 2022/379 Esas ve 2023/282 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Caddesi No:.../... ve ... adresindeki ... adı ile faaliyet gösteren kiracısı olan davalının müvekkiline kiralayandan devir işlemini yaptırmak kaydıyla 26/11/2013 tarihli devir sözleşmesine istinaden devrettiğini, devir işleminin gecikmesi üzerine müvekkilinin kiralayan mal sahibi ile görüştüğünü, kiralayanın devretmeyeceğini bildirmesi üzerine ihtarname keşide ederek 3 gün içinde devir işleminin sağlanmasını istediğini, aksi halde sözleşmeyi fesih edeceğini, o ana kadar ödemiş olduğu 90.000-TL'nin iade edilmesini istediğini, verilen süre içerisinde devir işleminin yapılmasını, tekrar ihtarname gönderilerek mecuru teslim almasını istediğini, gelip teslim alınmadığını belirterek, devir bedeli olarak ödenen 90.000-TL'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.<br>CEVAP:<br>Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya bakmaya görevli mahkemenin İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davanın öncelikle görev yönünden usulden reddi gerektiğini, taraflar arasındaki devir sözleşmesinin halen yürürlükte bulunduğunu, dava açılmadan önce davacının tek taraflı fesih hakkını kullanmadığını, davacının esasen tek taraflı fesih hakkının da bulunmadığını, sözleşmenin  akdedildiği tarihte  davacının, davalının kiracılık  devir hakkının bulunmadığını bildiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Birleşen 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/286 Esas sayılı dosyasının dava dilekçesinde özetle; davalının işyeri kiralarını ödememesi nedeniyle kiralayan tarafından başlatılan İzmir l6. İcra Dairesinin 2014/10157 sayılı dosyasındaki kira alacaklı ve tahliye talepli takibin kesinleştiğini, İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/501 E sayılı dosyasında, taşınmazın tahliyesine karar verildiğini, davalının bıraktığı demirbaşlar belirlenerek, davacıya yediemin olarak teslim edildiğini, davalının, kendisine teslim edilen demirbaşları, davacıya teslim etmediğini, sözleşmede sayılan demirbaşlar ile icra dairesince tespit edilen demirbaşlar listesinde eksiklikler bulunduğunu ve toplam değerinin 10.200,00-TL olduğunu, davalıdan kaynaklanan 1.999,20-TL ihbar tazminatını müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, 22 yıldır aktif işletmeci olan müvekkilinin söz konusu tarihi mekanı davalıya devir ettiğini ancak davalının  işletmeye büyük zarar verdiğini, kira bedellerini de ödemeyerek, taşınmazın tahliyesine de neden olduğunu ve bir enkaz bıraktığını, müvekkilinin işletmeden değil, büyük emek verdiği 120 senelik ve emeği olan 22 senelik bir kültür eserinden mahrum kaldığını, maddi zararı yanında manevi zarara uğradığını bildirerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.200,00-TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın, ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece birleştirme kararı verilmiştir.<br> Davalı tarafa usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olup, ancak savunma ve delil sunmadıklarından, münkir kabul edildikleri görülmüştür. <br>Birleşen 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/23 Esas sayılı dosyasının dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki 26.11.2013 tarihli devir sözleşmesi ile davacının, ... Caddesi No:.../... ve ... adresindeki ... işyeri işletme hakkını, sözleşmede belirlenen koşullarda davalıya devir ettiğini, sözleşmenin 2.maddesinde belirlenen 180.000-TL'nin taksitler halinde ödenmesinin taahhüt edildiğini, kiracılık hakkının, devir bedeli taksitleri ödendikten sonra yapılacağını ve devamında işletme ruhsatının da davalı adına alınacağının kararlaştırıldığını, süreç içinde işletmede gerekli başarıyı gösteremeyen davalının, devir bedelini ödemediğini ve İzmir l0.Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 2014/342 E sayılı davada, ödediği devir bedeli 90.000-TL'si alacak talebinde bulunduğunu, işletmeyi terk ettiğini ancak, davalının sorumluluğu ve taahhütlerinin sadece devir bedeli ile sınırlı olmadığını, davalının iş yerini 01.12.2013-13.08.2014 tarihinde aktif işlettiğini, işyeri ruhsatı davacı üstünde olduğu için SGK, kira, vergi, satın almalar vb giderlerin, davacı adına tahakkuk ettiğini, sözleşmenin 6.maddesinde, 01.12.2013 tarihinden itibaren vergi, SGK, kira bedeli, işçi ücreti ve tazminatların, elektrik, su, telefon, işhanı aidatı ile işletmenin diğer giderlerden, işletmeden kaynaklanan cezalardan davalının sorumlu olacağının açıkça belirlendiğini, ayrıca sözleşmenin l.maddesi ile davacının emekli maaşından kesilen ...'nin davalı tarafından her ay düzenli ödeneceğinin hüküm altına alındığını, İzmir 27.Noterliği' nin 04.08.2014 tarih ve 16464 sayılı ihtarnamesi ile detayı da verilerek davalıdan toplam 29.425-TL davacı tarafından yapılan ödemelerin ifası istenmiş ise de davacının süresi içinde ödemelerini ifa etmediğini, temerrüde düştüğünü, temerrüdü sonrası taahhütlerini de ödemeye devam ettiğini, dava tarihi itibariyle davalının bakiye 59.161,57-TL borcunun bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalının yerine getirmediği taahhütleri ve davalı adına yapılan ödemeler karşılığı toplam 59.161,57-TL alacağın, 29.425,00-TL'lik kısmı için temerrüt tarihi 08.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece birleştirme kararı verilmiştir.<br> Davalı tarafa usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olup, ancak savunma ve delil sunmadıklarından, münkir kabul edildikleri görülmüştür. <br>İLK  DERECE MAHKEMESİNİN 29/05/2018 TARİHLİ 2014/342 ESAS 2018/281 SAYILI KARARI:<br>Mahkemece; ''...Asıl dosyada; davanın kısmen kabul kısmen reddine, 65.046,60-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/286 Esas 2015/364 Karar sayılı dosyasında; davacının açtığı manevi tazminat davasının reddine, davacının açtığı maddi tazminat davasının reddine, birleşen İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/23 Esas 2015/192 Karar sayılı dosyasında; davanın kısmen kabul kısmen reddine, 26.368,53-TL'nin 08/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine...'' şeklinde karar verilmiş, karara karşı davalı - birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine dosya Dairemize gönderilmiştir.<br>DAİREMİZİN 30/09/2021 TARİHLİ ve 2020/521 ESAS - 2021/882 KARAR SAYILI <br> KALDIRMA KARARI:<br>Dairemizce; \"....Asıl dava ve birleşen davalar; ticari işletme devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.  Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden nazara alınması gerekir.  6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 202 ve devamı maddeleri, 6102 sayılı TTK'nın 11/3 ve 4 maddelerindeki hükümler birlikte gözetildiğinde mutlak ticari dava niteliğindeki ticari işletmenin devri sözleşmesinden kaynaklı alacak davası açılmış olmakla  İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesince, açılan davalarda asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğundan bahisle usulden red kararı verilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Bu durumda, davaya bakmakla görevli olmayan ilk derece mahkemesince davaya bakılmış bulunulduğundan ve bu husus kamu düzeninden olup, aynı zamanda resen değerlendirileceğinden,  asıl davanın davalısı-birleşen davaların davacısı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına, dosyanın görevli İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,..\" gerekçesiyle karar kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br><br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN İSTİNAFA KONU KARARI:<br>Mahkemece; \"...Mahkeme tarafından gerçekleştirilen yargılama neticesinde; toplanan deliller, celp edilen kayıtlar ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında davacı ... ile davalı ... arasında İzmir Kemeraltında bulunan ... isimli işyerinin devri konusunda 26/11/2013 tarihli sözleşme imzalandığı, bu sözleşme ile kararlaştırılan 180.000 TL devir bedelinin 90.000 TL'sinin davacı tarafından davalıya ödendiği, davacı tarafından işletmenin 01/12/2013 tarihinden 13/08/2014 tarihine kadar kullanıldığı, davacı tarafından bu süre zarfında işletme davalının ruhsatı,vergi kaydı ve SGK kaydı üzerinden gerçekleştirilmiş olup davacı kira sözleşmesinde davalının devir yetkisinin olmadığını bilerek kayıtlar davalının üzerinde kalacak şekilde ve 5 yıl içinde resmi devir sağlanıncaya kadar fiilen işletmeyi kullanmak üzere devralmış olup davacının ifa imkansızlığına dayanmasının sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, davacı işletmenin demirbaşları ile birlikte 13/08/2014 tarihinde teslim alınması hususunda davalının temerrüde düşürülmüş olup işletmenin davalıya devredildiği, işletme davalıya süresinden önce devredilmiş olmakla davacı tarafından davalıya ödenen 90.000 TL bedelden davacının işletmeyi kullandığı 01/12/2013 - 13/08/2014 tarihleri arasındaki kullanım bedeli olarak hesaplanan bedelin tenkisi ile toplam 65.046,60 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine birleşen İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/286 Esas sayılı dosyası yönünden davacı ... tarafından işletmenin davalıya devri ile birlikte teslim edilen kimi demirbaşların iade edilmediği belirtilerek maddi tazminat ve ayrıca manevi tazminat isteminde bulunulmuş ise de  davacının belirttiği haciz işlemindeki icra dairesi tarafından tespit edilen malların haczi kabil mal niteliğinde olduğuna dair tespit olduğu, mevcut demirbaş eşyaların tespitine yönelik bir işlem olmadığı, davacının zararını ispat edemediği anlaşılmakla bu yöndeki talebin reddine manevi tazminat talebinin ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 58.maddesi dikkate alınarak davacının kişilik haklarını ihlal edecek nitelikte bir eylem ispatlanamadığından reddine, bileşen İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/23 Esas sayılı dosyası yönünden taraflar arasındaki  26/11/2013 tarihli sözleşmenin 1.maddesine göre davacının emeklilik maaşından kesilen ... tutarları davalı tarafından ödenecek olup davalının fiilen işlettiği 01/12/2013 - 13/08/2014 tarihleri arasındaki davalının ... tutarlarından davalı sorumlu olması gerekirken 2014 nisan ayından sonra ödenmeyen SGDP tutarı olan 877,00 TL, aynı tarihler arasında ödenmeyen elektrik kullanım ücreti 1.850,70, su kullanım ücreti 240,61 TL, ödenmeyen kahveciler odası aidat ücreti 113,33 TL, muhasebeci ücreti olarak davalının sorumluluğunda olup davalı tarafından ödenmeyen 955,50 TL, işletmenin bulunduğu han ücreti 416,00 TL, internet kullanım ücreti 149,96 TL, çevre temizlik vergisi 363,00 TL, SGK primi 2.091,18 TL, davacı tarafından ödendiği ispatlanan ve ama aralarındaki sözleşme gereğince davalının ödemesi gereken 2.159,14 TL muhtasar vergi ödemesi, davacının kredi kartından işletme için davalının kullanımında bulunan dönem arasında gerçekleştirilen 17.152,11 TL olmak üzere toplam 26.368,53 TL harcama davacının sorumluluğunda olmadığından bu bedel yönünden alacak istemi yerinde olmakla bu bedelin 08/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Karara karşı davacı - birleşen davalı vekili ve davalı - birleşen davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br> İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı - Birleşen davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/286 Esas sayılı dosyası ile açılan ve davacı ...'nın maddi manevi tazminat talebinin reddine ilişkin hükmün hukuka uygun olduğunu ancak davacının maddi tazminat davası red edildiğinden davalı lehine 9.200,00-TL vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken gerekçeli kararda bu hususa değinilmediğini, sadece davalı lehine 9.200,00-TL vekalet ücreti hükmedilmesi yönünde kararın düzeltilmesini, birleşen İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/23 Esas sayılı dosyası ile 26.368,53.-TL'nin müvekkilinden alınıp birleşen davacıya verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararı sadece bu yönden istinaf ettiklerini, izah edilen nedenlerden dolayı taleplerinin kabulüyle; tehiri icra taleplerinin kabulüne; birleşen İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/23 Esas sayılı dosyası ile 26.368,53.-TL'nin müvekkilinden alınıp birleşen davacıya verilmesi yönünden kararı taleplerinin kabulüne, kararın bu yönden kaldırılmasına, İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/286 Esas sayılı maddi manevi tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm yönünden bozmayı gerektirecek bir husus olmayıp, maddi tazminat davası red edildiğinden maktu 9.200.-TL vekalet ücretinin müvekkilinin birleşen davalıya ödenmesi yönünden karar hükmünün düzeltilmesine karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>Davalı - Birleşen davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; demirbaş teslimi yazılı bir sözleşmeye dayalı olduğunu, demirbaşları davacıya teslim etmediğini, icra dairesi haciz sırasında demirbaşların bir kısmını tespit ve davacıya yediemine teslim ettiğini, davacı da diğer-bakiye demirbaş eşyaları talep ettiğini, işletmesini de mahkemeye göre 25.000 TL sını kaybettiğini, manevi zararın söz konusu olduğunu, 7.Asliye Hukuk Mahk. 2015/23 E. davacı devreden ..., davalı- devralan ...’den: Sözleşmenin 1. ve 6. Maddesinde düzenlenen ve davacı- devreden tarafından ödenen, davalı devralanın ürün satın alma, tedarikçi, aidat, su, elektrik, muhtasar ve vergiler, SGK ödemeleri, ödenmeyen kira bedelleri karşılığı toplam  59.161,57 TL alacağın tahsil edilmesini, dosyaya ibraz edilen ve ekte sunulan SGK e- bildirgeler ve ödeme makbuzları göstermektedir ki raporda 11. ve 12. aylarda yatırılan 2x400=800 TL’lik yapılandırma taksit ödemeleri hesaba dahil edilmediğini, bu 800,00-TL’nin SGK primi ile ilgili hesaplamaya dahil edilmesini, bilirkişi tarafında, SGK ödemelerin sonraki ay yapıldığını, 11. ve 12. aylarda yapılan ödemelerin, davalı- devralan sorumluluğundaki dönemlere ait prim borçlarının yapılandırma taksitleri olduğunun incelenmediğini, muhtasar vergi borcu raporda toplam 6.859,14-TL muhtasar beyanname ile stopaj vergileri talepleri ile ilgili 319,14 + 3x600 TL olmak üzere toplam 2.159,14-TL tutarında ödemeye rastlandığının tespit edildiğini, başka makbuz bulunmadığının bildirildiğini, Vergi Dairesi alındılarında görüleceği üzere, davacı tarafından ayrıca yapılan 2.530-TL ve 99,20-TL’lik ödeme makbuzları itirazında sunulduğunu, bu makbuzların hesaba dahil edilmediğini, vergi ödeme tarihleri, davalı- devralan sorumluluğundaki vergi borçlarının yapılandırma taksitleri olduğunu, vergi ödeme taksidi olmadığını, verginin doğduğu tarihin esas olduğunu, o tarih de, davalı- devralan yükümlülüğü dönemi olduğunu, ...BANK pos cihazı ödemesine ilişkin ret edilen 1.975,00-TL ödendiğine dair dosyada ve dilekçe ekinde yer alan 31.08.2014 tarihli hesap bildirim cetveli ve ödeme dekontu pos hesabı olduğunu, pos ücretinin bu hesaptan yatırıldığını, hesap cetvelinde davalı tarafından tüketici kredisi ödemesi de pos hesabından yapıldığını, faiz ilaveleri sonrası 1.972,24-TL davacı tarafında ödendiğini, işlem bilgilerinde pos hesabı olduğu bankacılık tanımlarıyla yer aldığını, raporda davacın düzenlediği ihtarnamede mecurun 02/08/2014 tarihinden beri kullanılmadığı beyanı dayanak yapılarak, sadece Temmuz 2014 kira bedelinin istenebileceğini, ancak Temmuz 2014 kira bedelinin de kiralayana ödendiğine dair bir belge olmadığının bildirildiğini, cebri tahliye tarihine kadar ödenmeyen kira bedelleri 21.000-TL davalının sorumluluk ve yükümlülüğü olduğunu, raporda, davalı- devralanın kira bedelleri ödememesi nedeniyle yarattığı temerrüt alacak ve tahliye takibine neden olduğunu, bilirkişi bu durumu tespit edip, mahkemenin takdirine bıraktığını, mahkeme ise, davalı- devralanın neden olduğu bu durum nedeniyle, davacı ödemek zorunda kaldığı 3.555-TL yargılama gideri, avukatlık ücreti talebini ret ettiğini, hukuka aykırı olduğunu, davacı/ davalı- devralan, karar ile ilgili İzmir 21.İcra M. 2018/8637 dosya ile icra takibi başlattığını, icranın tehirine karar verilmesini, resen nazara alınacak nedenlerle: tehiri icra talebinin kabulüyle, duruşma açılarak, taleplerinin kabulüne, dosyanın bozularak mahkemesine iadesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin  faiz tatbikiyle karşı taraftan tahsiline, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Asıl dava, işletme devri sözleşmesi kapsamında, sözleşmede gözetilen amaca uygun olarak işyerindeki kiracılık hakkının da devredilmemesi nedeniyle ödenen devir bedelinin istirdadı istemine ilişkindir.<br>Birleşen İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/286 Esas sayılı dosyasında açılan dava, işletme devri ile teslim edilen ve devralan tarafından iade edilmeyen bir kısım demirbaşlar bedeli ile işletmede çalışan işçiye ödenen ihbar tazminatına ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat davasıdır.<br> Birleşen İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/23 Esas sayılı dosyasında açılan dava; işletme devri protokolü uyarınca devralan tarafından ödenmesi gerektiği halde devredenin ödediği işletmeye ait bir kısım giderlere ilişkin maddi tazminat davasıdır.<br>Mahkemece; asıl davada davanın kısmen kabul kısmen reddine, birleşen İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/286 Esas sayılı dosyasında açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine, birleşen İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/23 Esas sayılı dosyasında açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm asıl davada davacı - birleşen davalı vekili ve asıl davada davalı - birleşen davalarda davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Asıl davada davacı- birleşen davalarda davalı, dava dışı mülk sahibi ile olan görüşmesinde, asıl davada davalı - birleşen davalarda davacı olan kiracının kiralananı devretme yetkisinin bulunmadığını ve mülk sahibinin kendisi ile kira sözleşmesi yapmayacağını öğrendiğini, işletme devrinin kiracılık hakkını da kapsadığını, devredenin kiracılık hakkını devir yetkisi varmış gibi devir sözleşmesini düzenlediğini, İzmir 2. Noterliğinin 14/07/2014 tarihli ihtarnamesini, devreden tarafa keşide ederek, işletmenin 3 gün içinde kendisine devrini, aksi takdirde ödediği 90.000,00 TL devir bedelinin iadesi için dava açacağını ihtar ettiğini iddia ederek, ödeme yapılmaması üzerine, eldeki asıl davayı ödenen devir bedelinin iadesi için 23/07/2014 tarihinde açmıştır.<br>Asıl davada davalı- birleşen davalarda davacı, devreden tarafından, devralanın keşide ettiği İzmir 2. Noterliği'nin 14/07/2014 tarihli ihtarnamesine karşılık İzmir 21. Noterliği'nden gönderilen  04/08/2014 tarihli cevabi ihtarnamesinde, aralarındaki devir sözleşmesi uyarınca devir bedeli tamamen ödenmeden kiracılık hakkının devrini talep edemeyeceğini, ödenen devir bedelinin iadesi için dava açılmasına rağmen işletmeyi fiilen kullanmaya halen devam ettiğini, ihtarname ile sözleşmenin fesh edilmediğini, Temmuz 2014 kira bedelinin taraflarınca ödenmemesi nedeniyle mülk sahibi tarafından İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2014/10157 esas sayılı takip dosyasında 2014 Temmuz kira bedeli yanında Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık ayı kiralarının da muaccel olduğundan bahisle 31.07.2014 tarihinde kira alacağı ve tahliye talepli icra takibi başlatıldığını, takip konusu kira borcunun 30 gün içinde ödenmesi gerektiğini, devir sözleşmesi uyarınca devir bedeline mahsuben verilen 01.06.2014 tarihli 30.000,00 TL bedelli senedin ödenmediğini, yine sözleşme uyarınca işletmeye ait muhasebe, SGK, vergi, aidat, elektrik borçları, pos cihaz kredisi, ... bank ve ... Bankası kredi kartları ile işletme için satın alınan mal bedellerinden kaynaklanan 26.425,00 TL'nin ödenmesi gerektiğini, aksi halde sözleşmenin fesh edileceğinin ve demirbaşların tesliminin, maddi ve manevi zararları için yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, akabinde devir sözleşmesi uyarınca devralan tarafından karşılanması gerektiği halde devreden tarafından ödenen işletmeye ait kısım giderler ile  İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2014/10157 esas sayılı takip dosyasına konu işletme kira bedelleri için 20/01/2015 tarihinde birleşen İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/23 Esas sayılı dosyasındaki maddi tazminat davasının açıldığı, yine devir sözleşmesinde bahsi geçen ve iade edilmeyen bir kısım demirbaşların değeri ile devralan tarafından iş aktine son verilen işçi ...'a ödenen ihbar tazminatından kaynaklanan maddi tazminat ile manevi tazminat istekleri için 07/07/2015 tarihinde birleşen İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/286 Esas sayılı dosyasına konu davanın açıldığı görülmüştür.<br> TTK'nın 11/3. maddesinde \"Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir.\" hükmü düzenlenmiştir.<br>TBK'nun 323/1. Fıkrasında \"Kiracı, kiraya verenin yazılı rızasını almadıkça, kira ilişkisini başkasına devredemez. Kiraya veren, işyeri kiralarında haklı sebep olmadıkça bu rızayı vermekten kaçınamaz.\" hükmünü içermektedir.<br>TBK 202. maddesinde \"Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>TBK m. 202 hükmü anlamında bir ticari işletme devrinden söz edebilmek için ticari işletmenin malvarlığına dahil olan tüm unsurların devri zorunlu olmayıp, ticari işletmenin bir işletme olarak devamını mümkün kılacak kapsam ve miktarda malvarlığı unsurlarının devredilmiş olması gerekli ve yeterlidir. Diğer taraftan, ticari işletmeye ait aktiflerin devri ile pasiflerin de devralana geçmesi, TBK m . 202 hükmü ile alacaklıların korunması amacıyla getirilmiş emredici bir kuraldır. Bu nedenle, ticari işletme devrinde, işletmeye ait pasiflerin yani borçların devrin kapsamı dışında tutulması mümkün değildir.( Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2013, s.42)<br>Somut olayda, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere taraflar arasında yapılan 26/11/2013 tarihli \"Devir Sözleşmesidir\" başlıklı belge TBK’nın 202. maddesinde düzenlenen işletme devri niteliğindedir. Bu sözleşme uyarınca,  asıl davada davalı - birleşen davalarda davacı kiracı olarak faaliyette bulunduğu kafeterya ve çay ocağını, işletme hakkı, kiracılık hakkı ve bir kısım demirbaş mallarla birlikte asıl davada davacı- birleşen davalarda davalıya devretmiş ve devir bedelinin bir kısmını tahsil etmiştir. Sözleşmenin 2. maddesi uyarınca, devir bedeli olan 180.000,00 TL'nin tamamen ödenmesi halinde tüm demirbaşlar, işletme ve kiracılık hakkının devralana ait olacağı kararlaştırılmış olmakla birlikte,  işletmenin fiilen devralana bırakıldığı, 01/12/2013-13/08/2014 tarih aralığında işletmenin devralan asıl davada davacı - birleşen davalarda davalı tarafından işletildiği sabittir. İşletmeyi devralan tarafından devralana gönderilen İzmir 12. Noterliği'nin 01/08/2014 tarihli ve 06/08/2014 tarihli ihtarnameler ile işletmenin içindeki demirbaşlarla birlikte devredene 13/08/2014 tarihinde teslim edilmek istendiği ihtar edilmiş, devredenin teslim günü gelmemesi üzerine 13/08/2014 tarihi itibariyle devralanın işletmeyi terk ederek kapattığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla taraflar arasındaki işletme devri sözleşmesi eylemli olarak 13/08/2014 tarihinde feshedilmiştir.<br> 01/12/2013 tarihinden Haziran 2014 dönemi de dahil işletemeye ait kira bedellerinin asıl davada davacı - birleşen davalarda davalı devralan tarafından dava dışı mülk sahibi ...'a ödendiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak mülk sahibinin Temmuz 2014 dönemi kira bedelinin ödenmemesi üzerine devreden ... aleyhine 31/07/2014 tarihinde İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2014/10157 esas sayılı takip dosyasında Temmuz 2014 kira alacağı ile muaccel hale gelen ve devam eden aylara ilişkin kira alacağı için tahliye istekli icra takibinin başlatıldığı, takibe itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleştiği, 08/10/2014 tarihli haciz tutanağına göre devredilen işletme adresinde işletmeyi devreden borçlu ...'nın huzurunda bir kısım malların haczedilerek ...'ya yediemin olarak teslim edildiği, alacaklı mülk sahibi tarafından tahliye isteğiyle 10/09/2014 tarihinde İzmir 7. İcra Hkukuk Mahkemsi'ne dava açıldığı, alacaklı vekili tarafından dosyaya sunulan 03/12/2014 tarihli \"Kiralanan Yer Teslim Tutanağı\" başlıklı belge ile işletme devrine konu taşınmazların anahtarları ile kiracı ... tarafından kiralayana teslim edildiği, bunun üzerine mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.<br>Asıl davada ödenen devir bedelinin iadesi isteği yönünden, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarındaki, davacının işletmeyi fiilen kullandığı 01/12/2013-13/08/2014 dönemine isabet eden kısım mahsup edilerek iadesi gereken devir bedelinin belirlenmesine yönelik hesaplama yönetimi doğru olup, hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğundan, işletme devir sözleşmesinin fesh edilmiş olması karşısında mahkemece bakiye devir bedelinin davacıya iadesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, asıl davada davalı vekilinin bu husustaki istinaf sebepleri reddedilmiştir.<br>Birleşen İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/286 Esas sayılı dosyasında işletmeyi devreden tarafından açılan davada, işletme ile devredilen ancak iade edilmeyen bir kısım demirbaşların bedeli ile devirden sonra işten çıkartılan ...'a devreden tarafından ödenen ihbar tazminatına yönelik maddi tazminat ile manevi tazminat talep edilmiş, mahkemece davacının belirttiği haciz işlemindeki icra dairesi tarafından tespit edilen malların haczi kabil mal niteliğinde olduğuna dair tespit olduğu, mevcut demirbaş eşyaların tespitine yönelik bir işlem olmadığı, davacının zararını ispat edemediğinden bahisle talebin reddine, manevi tazminat talebinin ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 58.maddesi dikkate alınarak davacının kişilik haklarını ihlal edecek nitelikte bir eylem ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.<br>Devir sözleşmesinin 1. maddesinde devreden tarafından devralana devredilen demirbaş malların cinsi ve miktarı gösterilmiş olup, işletme ile demirbaş malların devralan davalıya teslim edildiği sabittir.  İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2014/10157 esas sayılı takip dosyasında dava dışı mülk sahibi tarafından, devreden davacıya karşı kira alacağı ve tahliye istekli icra takibinin başlatılmış, takipte düzenlenen 08/10/2014 tarihli haciz tutanağına göre devre konu işletme adresindeki bir kısım demirbaş mallar haczedilerek davacı ...'ya yediemin olarak teslim edilmiştir. Davacı eldeki davada, haciz tutanağında bahsi geçen demirbaş mallar dışında kalan ancak işletme devri ile davalıya teslim edilen bir kısım demirbaş malların kendisine iade edilmediğini iddia ederek, iade edilmeyen demirbaş malların bedelini talep etmektedir. <br>İşletme devri kapsamında devredilen menkul mallar devredenin zilyedliğinde iken, devralana teslim edilmiş olduğu hususu sabittir. Mahkemece, devredilen işyerinde bulunan eşya ve demirbaşın kime ait olduğu, fesihle birlikte teslim edilip edilmediği hususları kararda hiç tartışılıp değerlendirilmemiştir.  Oysa, taraflar arasındaki işletme devir sözleşmesi uyarınca devir bedeline demirbaş malların da dahil olduğu dikkate alındığında sözleşmenin feshi ile birlikte, bu şeylerin de davacıya iadesi söz konusu olacaktır. Bu itibarla, anılan husus değerlendirilmeden, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu konudaki istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Mahkemece yapılacak iş, tarafların bu husustaki delilleri toplanarak, devredilen işyerinde bulunan eşya ve demirbaşın kime ait olduğu, fesihle birlikte teslim edilip edilmediği, edilmiş ise kime teslim edilmiş oluduğ, demirbaşların iadesini ispat yükünün işletmeyi devralan davalıda olduğu gözetilerek, demirbaşların değerinin de işletme devir bedeli içerisinde kaldığı, buna göre bilirkişi incelemesi yapılarak devir sözleşmesinin düzenlendiği tarihte, işletme devir bedelinin ne kadarının demirbaş malların değerine ilişkin olduğu, iade edilmeyen demirbaşların bedelinin ne olduğu tespit edilerek, hasıl olunacak sonuca göre davacının iade edilmeyen demirbaşların bedeline ilişkin isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermekten ibarettir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  2021/7589 esas, 2022/8257 karar sayılı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2006/13492 esas, 2008/531 Karar sayılı emsal ilamları)<br>Devir sözleşmenin 6. Maddesi uyarınca 01/12/2013 tarihinden itibaren işçi ücret ve tazminatlarının devralana davalıya ait olacağı düzenlenmiştir. İşletmeyi devreden davacı  tarafından, dava dışı işçi ...'ın, işletme devrinden sonra devralan davalı tarafından işten çıkartıldığı, anılan işçiye kendisi tarafından ihbar tazminatı ödendiği iddia edilmiş, bu ödemelere ilişkin dava dilekçesi ekinde bir takım belgeler sunulmuştur. Davacı tarafça, dava dilekçesinin içeriğinde, gerek iade edilmeyen bir kısım demirbaşlar bedeli gerekse ödenen ihbar tazminatından söz edilerek, talep sonucu kısmında fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.200,00 TL maddi tazminat talep edilmiş olup, bu miktarın ne kadarının ihbar tazminatı ne kadarının iade edilmeyen demirbaş mal bedeli olduğu konusunda bir açıklama yapılmamıştır. Ancak dava dilekçesinin içeriğinde, ihbar tazminatı ödemesinden de söz edilmesi karşısında, mahkemece, davacının ödenen ihbar tazminatı yönünden de maddi tazminat isteğinde bulunduğu gözetilerek, bu talep yönünden olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmaması doğru olmamış, kararın bu gerekçeyle de ortadan kaldırılması gerekmiştir.<br>Manevi tazminat yönünden, mahkemece dosya kapsamı ve toplanan delillere göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 58.maddesi dikkate alınarak davacının kişilik haklarını ihlal edecek nitelikte bir eylem ispatlanamadığından bu isteğin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, davacı vekilinin manevi tazminat yönünden istinaf itirazları reddedilmiştir.<br>Kabule göre de; davacının maddi ve manevi tazminat davaları reddedildiği halde, harç ve yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmaması, davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru olmamakla birlikte, kararın kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin bu konudaki istinaf itirazlarının şimdilik değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>Birleşen İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/23 Esas sayılı dosyasında;<br>Davacı vekili, bilirkişi kök ve ek raporlarında yapılan hesaplamalarda, devredilen işletmeye ait yapılandırılan muhtasar vergi borcuna mahsuben davacının Vergi Dairesine yaptığı 2.530,00 TL'lik ve 99,20 TL'lik ödeme dekontlarının, mülk  sahibi tarafından kira alacağı ve tahliye istemli başlatılan icra takibi ile icra hukuk mahkemesinde açılan dava nedeniyle ödemek zorunda kaldığı 3.555,00 TL yargılama gideri - vekalet ücretinin, icra takibine konu 21.000,00 TL kira bedelinin dikkate alınmadığını iddia ederek, bu bedellerin de davacıya iadesi gereken alacak içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini bildirerek kararı istinaf etmiştir. Vergi Dairesi alındısı dekontlarından, davacının 2.530,65 TL'lik ile  99,20 TL'lik ödemeleri 04/05/2015 tarihinde yaptığı,  mülk  sahibi tarafından  başlatılan icra takibi ile icra hukuk mahkemesinde açılan dava nedeniyle 3.555,00 TL bedelli \"tahsil harcı, vekalet ücreti, dosya masrafı\" açıklamalı ödemeyi ise 19/02/2016 tarihinde gerçekleştirdiği, icra takibi nedeniyle dava dışı mülk sahibine her hangi bir kira bedeli ödenmediği sabittir. Eldeki birleşen davanın 20/01/2015 tarihinde açıldığı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, yukarıda bahsi geçen ödemelerin dava tarihinden sonra yapıldığı gözetildiğinde eldeki davada talep edilebilmelerinin mümkün olmadığı, yine dava dışı mülk sahibine kira bedeli ödemeyen davacının, ödenmeyen kira bedelinin davalıdan rücuen tahsilini talep edemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin bu hususlardaki istinaf itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.<br>Davacının, işletmeye ait ...bank pos cihazı hesabı için 31/08/2014 tarihli hesap bildirim cetveli üzerine 02/09/2014 tarihinde 1.975,00 TL ödeme yaptığını, davalının kendi tüketici kredisi ödemesini de bu pos cihazını kullanarak ödediğini iddia etmiş, bilirkişi 13/01/2018 tarihli ek raporunda bu ödeme yönünden, dekontta pos cihazı ödemesi olduğuna dair bilgi olmadığı, ödeme yapılan hesabın kime ait olduğunun belli olmadığından, anılan ödemenin hesap dışı bırakıldığını, pos cihazı ödemesi olduğunun tespit edilmesi halinde hesaba dahil edilebilceğini bildirmiş olup, mahkemece davacı tarafça sunulan pos cihazı ödemesine ilişkin dekont ve hesap bildirim cetveline rağmen bu ödeme yönünden her hangi bir araştırma yapılmamış, hesabın ait olduğu bildirilen ...bank'a yazı yazılmadığı görülmüştür.  Eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup, davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazı kabul edilerek hükmün ortadan kaldırılması gerekmiş olup, mahkemece bu konuda yapılacak iş, ilgili bankaya yazı yazılarak söz konusu hesaba ait sözleşme ve tüm ekleri getirtilip, 31/08/2014 tarihli hesap bildirim cetvelindeki harcamaların pos cihazı kullanımına ilişkin olup olmadığı tespit edilip, gerekirse bankacı bir bilirkişiden bu ödeme yönünden davacının iddiaları hakkında rapor alınarak, hasıl olacak sonuca göre bu istek yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar vermekten ibarettir.<br>Bilirkişi tarafından düzenlenen 13/01/2018 tarihli ek raporda, davacı tarafça işletme için ödenen SGK primi yönünden, davacının yapılandırılan borç için aylık 400,00 TL olmak üzere (5x400)+91,18=2.098,18 TL ödeme yaptığı, bu ödemeyi davalıdan talep edebileceği kabul edilmiş, davacı vekilinin anılan rapor karşı 07/02/2018 tarihli dilekçesi ekinde sunulan ve istinaf konusu yaptığı 20/11/2014 tarihli 400,00 TL bedelli geçmiş dönem prim tahsilatı ile 22/12/2014 tarihli 400,00 TL bedelli geçmiş dönem prim tahsilatı ödemelerine yönelik olarak, bilirkişinin 05/04/2018 tarihli ek raporunda, davalının, işletme konusu taşınmazı teslim alması için davalıyı 13/08/2014 tarihinde temerrüde düşürdüğünden, temerrüt tarihinden sonra yapılan bu ödemelerin hesaplamaya dahil edilemeyeceği görüşü bildirilmiştir. Ancak davacı tarafından sunulan SGK belgelerinden, anılan ödemelerin işletmenin devir tarihinden önce doğan prim borçları ile işletmenin davalıya devredildiği 01/12/2013 tarihinden sonra ancak sözleşmesinin feshinden önce 2014 yılı 5, 6, 7. aylara ilişkin prim borçlarından kaynaklandığı, 6111 sy yasadan yararlanılarak taksitlendirildiği, istinafa konu 11. ve 12. aylara ilişkin ödemelerin de yapılandırılan geçmiş dönem SGK prim tahsilatı ödemeleri olduğu anlaşılmış olup, TBK'nun 202. maddesi uyarınca davalının işletmeyi pasifleri yani borçları ile birlikte de devraldığı dikkate alındığında, TBK'nun 202. maddesi çerçevesinde davalının, davacı tarafça 20/11/2014 ve 22/12/2014 tarihlerinde yapılan SGK geçmiş dönem prim ödemelerinden sorumlu tutulup tutulamayacağı hakkında mahkemece olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmaması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple de ortadan kaldırılması gerekmiştir.<br>Davalı vekilince, birleşen bu dosya yönünden verilen kararın hukuka aykırı olduğundan bahisle karar istinaf edilmiş ise de; yukarıda değinilen kararın kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin istinafının şimdilik değerlendirmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; asıl davada davalı  ... vekilinin istinaf itirazlarının reddine, birleşen davalarda davacı ... vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, birleşen davalarda davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının kararın kaldırma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Asıl davada davalı-birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının  KISMEN KABULÜ ile, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/04/2023 tarihli, 2022/379 Esas ve 2023/282 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-Asıl davada davalı ... vekilinin asıl dava yönünden istinaf itirazları ile birleşen davalar yönünden bir kısım istinaf itirazlarının REDDİNE,<br>4- Birleşen davalarda davalı ... vekilinin  istinaf itirazlarının kararın kaldırma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>5- İSTİNAF AŞAMASINDA;<br>a- Asıl davada davacı/ birleşen davalarda davalı ... tarafından yatırılan 179,90-TL istinaf karar harcının istek halinde bu davacıya iadesine,<br>b-Asıl davada davalı- birleşen davalarda davacı ... tarafından yatırılan 1.470,64‬-TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine,<br>6-İstinaf aşamasında asıl davada davacı - birleşen davalarda davalı ...  ile asıl davada davalı- birleşen davalarda davacı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>8-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince  kesin olarak oy birliği ile karar verildi.25/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e2a86f784e1f741","SID":"952b9a686c9c2263"}}