{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İZMİR<br> 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO\t: 2022/817 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/697<br>DAVA\t: Tapu İptali Ve Tescil (Kooperatif üyeliğinden kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 28/11/2013<br>KARAR TARİHİ\t: 16/07/2024<br>Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacılar dava dilekçesinde; davalı kooperatifin üyesi olduklarını aidatlarını zamanında ödediklerini, davalı kooperatif tarafından, davacılar ve diğer paydaşlar üyesi bulunduğu kooperatifin maliki bulunduğu taşınmazda var olan ortaklık payını satın aldıklarını, daha sonra davacıların ortaklıktan çıkarıldıklarını, diğer bir kısım üyelerinde davalı kooperatif tarafından hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak ortaklıktan çıkarıldıklarını, kooperatife adına kayıtlı taşınmazın, davacıların ödediği bedel ile satın alındığından, paylarına düşen kısmından öncelikle tapu iptali mümkün olmadığı takdirde bedelin davalı kooperatiften tahsiline karar verilmesini karar ve talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacıların taraf sıfatına haiz olmadığını, HMK 114/d gereği aktif dava ehliyeti bulunmadığını, HMK 115 gereği her aşamada ileri sürülebileceğini, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca usulüne uygun olarak kooperatif üyeliğinden çıkartıldıklarını ve haklarının da depo edildiğini, kararın kesinleştiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE<br>Mahkememizin  01/11/2018 tarih ve... Karar sayılı kararı ile \"Dava, kooperatif üyesi olduğu iddiası ile davacıların davalı adına kayıtlı tapunun payları oranında iptali ve adlarına tescili olmadığı takdirde alacağın, tahsili talebi ile açılan alacak davasıdır.<br>Davacıların da kabulünde olduğu üzere davalılar kooperatif üyeliğinden çıkarılmışlardır. Bilirkişinin tespiti de bu yöndedir. <br>Kooperatif ortaklığından çıkan veya çıkarılan üyelerin kooperatifle nasıl hesaplaşacağı ve üyelikten doğan haklarının neler olduğu Koop. K.nun 17. Maddesinde düzenlenmiştir. Davacılar kendi paralar ile kooperatifin taşınmaz edindiğini belirterek taşınmazdan pay talep etmişler olmadığı taktirde paya karşılık tazminat  talep etmişlerdir. Anılan hükme göre üyelikten çıkan veya çıkarılanlar ancak ödedikleri aidata göre yöntemince belirlenecek tazminat talep edebilirler. Başka bir söyleyişle ayni hak talep edemezler. Bu nedenle davacıların tapu iptal tescil talepleri yerinde görülmemiştir. Diğer yandan davacılar kooperatifle ortak olarak(kooperatif ortağı olarak değil) taşınmaz aldıklarını ve bu taşınmazdan hisse talep ettiklerini belirtmişlerse de, taşınmaz satışı resmi şekle tabi olduğundan ve davacıların taşınmaz maliklerinden olmaması nedeni ile ancak taşınmazın alınması sırasında davalı kooperatife verdikleri bir para var ise verdikleri borcun tahsili şeklinde talep edebilirlerse de bu yönde delil sunamamışlardır. Bu nedenle davacıların talepleri ancak Koop. K.nun 17. Maddesi kapsamında değerlendirilebilecektir.<br>Bu kapsamda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacıların çıkarılma nedeni ile alacaklarının tevdi mahalli tayini posta havalesi gibi usulüne uygun yöntemlerle önceden ödendiği ve bir alacakları kalmadığı tespit edilmiştir.  Gerçekten davalının dosyaya sunduğu tevdi mahalli kararı ile posta havale dekontuna göre ödemeler davacılara yapılmıştır.<br>Tüm bu açıklamalara göre davacıların davalarının reddi gerekmiştir.\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesinin 21/09/2022 tarih ve ...Karar sayılı ilamıyla; \"...Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç edilen davacıların kooperatif üzerine kayıtlı taşınmaz üzerindeki paylarının tescili, aksi halde bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>1-Davalı tarafça istinafın süresinde olmadığı itirazında bulunulduğu anlaşılmakta ise de, 7201 S. Tebligat Kanunu'nun 7/1. maddesi ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 5. maddesinde baro levhasında kayıtlı avukatlara tebligatın elektronik yolla yapılması zorunluluğuna dair düzenleme karşısında, bu şekilde yapılan tebligata göre istinaf isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, esasa dair incelemeye geçilmiştir. <br>2-Davacıların talebi, yargılama boyunca beyan ettikleri ve alınan bilirkişi raporuna itirazlarında da yineledikleri üzere, kooperatiften çıkarılmalarına ilişkin pay istemi olmayıp, ortak iken kooperatifin aldığı ve kendilerinin de aidat haricinde \"ayrı bir ücret\" ödedikleri taşınmazdaki paylarının ya da bu amaç için ödedikleri bedelin iadesine ilişkindir.<br>Mahkemece, bilirkişi raporu alınarak bu rapor uyarınca davanın reddi yönünde karar verildiği anlaşılmakta ise de, bu raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Davacılar dava dilekçelerindeki delillerinde kooperatif kayıtlarına ve bilirkişi incelemesine de dayanmışlardır. Davacılar vekilince süresinde itiraz edilen bilirkişi raporunda, mahkemece kooperatif kayıtları üzerinde de inceleme yetkisi verildiği halde, bilirkişi tarafından  bu yönde bir incelemede bulunulmadığı, dosya üzerinden mevcut belgelere göre rapor düzenlendiği anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, davacıların çıkma payı veya üyelik aidatına dair bir talepleri  olmayıp, kooperatif tarafından alınan bir taşınmazın alım bedelinin aidat dışında bir ödeme ile kendilerinin de dahil olduğu birkısım ortaklarca karşılandığı yönünde bir iddia olduğu, davacıların bu bedelin iadesini istemekte oldukları görülmektedir. Davacılar, kendilerince bu amaçla yapılan ayrı ödemelerinin kooperatif kayıtlarında olduğunu da ileri sürmektedirler. Buna göre, mahkemece davacı delillerinde yer alan kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak üyelik aidatları dışında, sözkonusu taşınmaz alımı için davacılar tarafından ayrı bir ödeme yapılıp yapılmadığı, varsa miktarının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi, davacıların iddialarını kooperatif kayıtları ile de ispat edememeleri durumunda ise delillerinde açıkça yemin deliline de dayandıkları gözetilerek, mahkemece yemin teklif hakkı hatırlatılarak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir...\" gerekçesi ile Mahkememiz kararı kaldırılmıştır. <br>Mahkememizin...Esas sayılı dosyasına kaydı yapılan dosyanın yapılan yargılaması sonunda; <br>Bilirkişiden alınan 13.02.2023 tarihli rapora göre; \"...Dava, davacıların, davalı kooperatife ait arsadan pay istemeleri ile ilgilidir. Davacıların id-diasına ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nin kabulüne göre bu talep, ortakların tamamı ile kooperatif adına alınan arsa ile ilgili değil, davacıların ayrıca satın aldıkları arsa ile ilgilidir. Arsa veya arsa bedeli kooperatiften talep edildiğine göre, arsanın kooperatiften satın alın-ması da söz konusu olabilir. Ancak arsa sahiplerinin değil, doğrudan kooperatifin muhatap alınma-sı, ödemenin kooperatife yapıldığı anlamına gelmektedir. Delillerin nihai takdiri Sayın Mahkemeni-ze ait olmak üzere, <br>1- Davacılar, taleplerinin dayanağı olabilecek herhangi bir belge (satış sözleşmesi, taahhüt-name vs.) ibraz etmemişlerdir. Keza ayrıca satın alındığı iddia edilen arsa için kooperatife, aidatın dışında ilave bir ödeme yapıldığını gösteren belge de ibraz edilmiş değildir. Ödemenin ne zaman ve ne şekilde yapıldığı da açıklanmamıştır.  <br>2- Davalı Kooperatife ait defter ve kayıtların tamamı, defter ve kayıtların muhafaza edildiği büroda mevcut değildir. Mevcut olanlar ise, davacılar tarafından, ayrıca satın alınan arsa için ilave ödeme yapıldığının kabulü için yeterli değildir. <br>3- Sayın Mahkemenizce, davacıların talebi kabul edilecek olursa, mevcut arsanın tefriki ile davacıların her birine 76,65 m2 arsa verilmesi mümkün olmadığından, davacıların mağduriyetinin arsa bedeli ile eşdeğerde tazminat ödenerek giderilmesi gerekecektir. Arsa bedelinin tespit ve değer-lendirilmesi uzmanlık alanımıza girmediğinden, davacı tarafın talep etmesi halinde inşaat mühen-disi / emlak değerlendirme uzmanı bilirkişi görevlendirilmesi uygun olacaktır...\" şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. <br>Yargılama sırasında davalı kooperatif vekilinin 26/10/2022 tarihli beyan dilekçesi ile davalı kooperatifin ticaret sicilinden terkin edildiği anlaşılmış, MERSİS kayıtlarına göre davalı kooperatifin 27/08/2020 tarihinde ticaret sicilinden tasfiye sonucu terkin edildiği anlaşılmıştır.<br> 6100 sayılı Kanunu'nun dava şartlarını düzenleyen 114 üncü maddesinin (d) bendi uyarınca, tarafların “taraf ehliyeti” ve “hak ehliyeti”ne sahip olmaları dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115 inci maddesi uyarınca Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden inceler.<br>Davalı  ... yargılama devam ederken 2020 yılında ticaret sicilinden terkin edildiği, ticaret sicilinden terkin edilmekle tüzel kişiliğini ve bu kapsamda hak ve taraf ehliyetinin sona erdiği, hak ehliyeti bulunmayan davalı aleyhinde yargılamaya devam olunamayacağı anlaşıldığından mahkememizce davalı kooperatifin ihyası için dava açmak üzere süre verilmiş, verilen süre içerisinde davacı tarafça İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dava dosyasında ihya davası açıldığı görülmüştür.<br>İhya davası sonucu mahkememizce bekletici mesele yapılmış, yargılama neticesinde İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dava dosyasında 13/12/2023 tarih ...Karar sayılı karar ile davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür.<br>Davacıların ihya davasının usulden reddine karar verildiği ve gerekçeli kararın 04/01/2024 tarihinde yazıldığı görülmüş, mahkememizce davacılar vekiline ihya davasına karşı kanun yoluna başvurulup başvurulmayacağı hususunda 01/02/2024 tarihli celsenin 2 nolu ara kararı ile süre verilmiş, davacılar vekilinin 20/02/2024 tarihli beyan dilekçesiyle ihya davasında verilen ret kararına karşı kanun yoluna başvurulacağı beyan edilmiştir. Ancak 30/04/2024 tarihli celse itibariyle İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/12/2023 tarih ... Karar sayılı usulden ret kararına karşı bir kanun yolu başvurusu yapılmadığı anlaşılmış, 30/04/2024 tarihli celsenin 1 nolu ara kararı ile \"Davacı vekiline, Mahkememizin ... Esas sayılı dava dosyasında şirketin ihyası davasının reddi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurması hususunda 1 aylık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmaması halinde mevcut dosya içeriğine göre yargılamaya devam olunacağının ve davalı şirketin tüzel kişiliği bulunmadığından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına\" şeklinde ara karar kurularak duruşma zaptının davacılar vekiline tebliği suretiyle ihtar yapıldığı halde müteakip celse olan 02/07/2024 tarihli celse itibariyle de ret kararına karşı kanun yolu başvurusu yapılmadığı görülmüştür.<br>Davacılar vekili 02/07/2024 tarihli celseye mazeret dilekçesi sunarak katılmamış, bir sonraki celse olan 16/07/2024 tarihli duruşma tarih ve saati tebliğ edildiği halde 16/07/2024 tarihli celseye katılım sağlanmadığı görülmüştür.<br>Davacılar vekili ve davacılar her ne kadar davayı takip etmemiş ise de, dava şartına yönelik noksanlıkların yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından resen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak dosya işlemden kaldırılmamış, taraf ehliyetine yönelik inceleme neticesinde, davalı kooperatifin yargılama sırasında ticaret sicilinden terkin edilerek taraf ehliyetini kaybettiği, davacı tarafça ihya davası açılmasına karşın usulden reddedilen ihya davasıyla ilgili kanun yoluna başvurulmadığı veya yeni bir dava da açılmadığı, bu hususta davacılar vekiline birden fazla kez süre verildiği ancak kesin süre gereklerinin yerine getirilmediği anlaşıldığından davanın taraf ve dava ehliyetine yönelik dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:  Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davanın, davalı kooperatifin taraf ve dava ehliyetine yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin olarak alınan 256,20-TL harcın mahsubu ile  bakiye  171,4‬0-TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacıların sarf ettiği yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,  <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,<br>Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.<br>\t16/07/2024<br><br>Katip ...<br> e-imzalıdır<br> <br> <br>Hakim ...<br> e-imzalıdır<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4b37d499f81280d9","SID":"81d5b161a505533d"}}