{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/563 <br>KARAR NO: 2024/1460<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 26/10/2021<br>NUMARASI: 2018/776 Esas - 2021/982 Karar<br>DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>KARAR TARİHİ: 18/09/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; 02/08/2016 tarihinde  davalı sigortalı şirketinin sigortalısı, ... yönetimindeki ... plakalı aracın ters yola girmek suretiyle çarpması neticesinde müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını, müvekkilinin kaza tarihinde inşaat işinde çalıştığını ve aylık 3.000 TL maaş aldığını, taraflarınca 27/04/2018 ve 25/05/2018 tarihinde davalı şirkete müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi için başvurulduğunu,  kaza neticesinde müvekkilinin tedavi süresi ve iyileşme dönemi içinde çalışamadığı süreler için 1.000,00 TL (HMK 107 kapsamında belirsiz alacak), tedavi süreci içerisinde yaptığı belgeli veya belgesiz harcamalar için 100,00 TL (HMK 107 kapsamında belirsiz alacak), tedavisi sürecinde kendisine aileden birinin refakat etmesi nedeniyle uğranılan zararlar için 100,00 TL (HMK 107 kapsamında belirsiz alacak) olmak üzere toplam 2.200,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, huzurdaki davaya konu kazanın 02.08.2016 tarihinde gerçekleştiğini, davacının   davasını 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ikame etmediğinden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, KTK'nın 97. maddesi uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile usulüne uygun olarak müracaat edilmediğini, dava konusu  02.08.2016 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ...  plakalı aracın, müvekkili şirkete 28.08.2015-28.08.2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMMS Poliçesi ile sigortalı olduğunu, ölüm ve sakatlanma kişi başına teminat limitinin 290.000,00 TL olduğunu, tanzim edilen kaza tespit tutanağına göre sigortalı araç sürücüsünün ve yayanın kusur durumunun tespit edilememiş olduğunu, müvekkili şirketin, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan doğan maddi tazminat sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde teminat limit dahilinde söz konusu olduğunu, maluliyet oranı ve kusur tespitinin yapılması gerektiğini, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu 27.02.2018 tarih ve 2018/4 sayılı adli tıp raporunun  kişide oluşan maluliyeti doğru bir şekilde yansıtmadığını, davacının müterafik kusur durumunun mevcudiyeti durumunda belirlenen tazminattan indirim yapılması gerektiğini,  müvekkili sigorta şirketinin temerrüde düşmemiş olduğunu, faizin dava açılış tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini ve uygulanacak faizin yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davacının geçici işgörmezlik talebi yönünden; 5.203,96 TL geçici işgörmezlik tazminatının  07/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, davacının kalıcı işgörmezlik talebi yönünden; 55.282,13-TL kalıcı işgörmezlik tazminatının 07/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, davacının bakıcı gideri talebi yönünden; 5.203,96 TL bakıcı giderinin 07/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sigortalı araç sürücüsüne %100 kusur atfedilmesini kabul etmediklerini, kusur durumunun tespitinin açıkça hatalı olduğunu,  tazminat hesaplamasında TRH-2010 Mortalite Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınması gerektiğini,  hükmün hatalı olduğunu, hesaplamalarda iskonto oranı (teknik faiz) %1,8 olarak dikkate alınacağını, iskonto oranı (teknik faiz) gerekli görülen hallerde hazine müsteşarlığı tarafından güncelleneceğini, belgelendirilmiş olması durumunda, hesaplamalarda ölen kişinin vergilendirilmiş geliri dikkate alınacağını, tazminat hesaplamalarındaki belirsizlikleri ortadan kaldıran 7327 sayılı kanun yürürlüğe girmiş olup, huzurdaki davada uygulanması gerektiğini, poliçe tanzim tarihi itibariyle (28/08/2015) geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri  talepleri poliçe teminatı kapsamında olmadığını, bakıcı gideri tazminatı talebinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının bakıma muhtaç olup olmadığının hekim bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiğini, hem malul kalan kişinin hem bakım ihtiyacını karşılayan kişinin yaşı, evlilik durumu, sosyal ve ekonomik durumunun, tazminat takdirinde dikkate alınması gerektiğini, davada taraflar bir kez ıslah yoluna başvurabileceklerini, talep artırım dilekçesi adı altında ikinci kez yapılan ıslahın dikkate alınmamasını talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından,  02.08.2016 günü saat 21.20 sıralarında sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir istikametine göre sol tarafından kaplamaya girerek karşıdan karşıya geçmeye çalışan davacı yaya ...'ya çarpması  ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi  tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Kaza tespit tutanağında kusur belirlemesinin yapılamadığı belirtilmiştir. Şikayet bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince ATK trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda; \"...Tüm dosya kapsamı; mahkemeniz dosyası ve ekli gönderilen belgeleri, dava ve cevap dilekçesi, beyanlar, olay anı görüntü USB içeriği, kaza tespit tutanağı, incelendiğinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki otomobil ile ters istikametten geldiği ve karşıdan karşıya geçmeye çalışan davacı yayaya çarptığı görülmüş olup ...mevcut verilerle; sürücü Ferit Erdağı sevk ve idaresindeki otomobil ile nizamlara aykırı şekilde ters istikamette seyrederek geldiği olay mahalli yerde karşıdan karşıya geçmeye çalışan yayaya tedbirsizce çarptığı olayda asli ve %100 kusurlu, davacı yaya ..., olay mahalli yerde karşıdan karşıya geçtiği esnada öngörülemeyecek şekilde ters istikametten gelen ve sürücü idaresindeki otomobilin çarpmasına karşı alabileceği bir tedbir olmadığı anlaşılmakla gerçekleşen kazada kusursuzdur...\" belirlemesi yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporunun tüm dosya kapsamı incelenerek ve olay anı görüntüleri izlenerek düzenlenmiş olup olayın oluş şekline uygun düştüğü, kaza anında sigortalı araç sürücüsünün  \"ters istikametten geldiğinin\" tespit edildiği,  olayın farklı şekilde gerçekleştiğinin davalı tarafça ispatlanamamış olduğu,  olayın  sigortalı araç sürücünün kurallara aykırı şekilde ters istikamette seyrederek geldiği olay mahalli yerde karşıdan karşıya geçmeye çalışan yayaya çarpması ile gerçekleştiği anlaşıldığından  sigortalı araç sürücünün %100 kusurlu kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararlarında TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde  2021/3033 E. - 2021/1560 K., 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312  E. ve 2022/3685 K. sayılı  kararında; 25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13/02/2011 tarihli 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesi ile KTK’nın 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre \"trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı\", geçici 1. maddesi ile de \"Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği\" öngörülmüştür. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. KTK’nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumuna geçmiştir. ... Yukarıda açıklandığı üzere geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ve geçici bakıcı giderinin teminat dışı olduğuna ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir (Benzer yönde Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin  2021/6911  E.- 2021/10351 K.,  2021/5305  E. - 2021/7685  K. sayılı kararları). Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/19844 Esas ve 2019/8286 Karar sayılı kararında; \"...Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Somut olayda, dava tarihi 12.11.2012 olup, dava tarihinde yürürlükte olan HMK'ya göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda zarar toplamı 68.815,51 TL olarak belirlenmiştir. Davacı vekili,  05.12.2013  tarihinde vermiş olduğu  dilekçe ile alacağını fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak  40.500,00 TL olarak ıslah etmiştir.Daha sonra ıslah edilmeyen 28.815,51 TL için tamamlama harcını 06.03.2015 tarihinde yatırmıştır. Belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabilir. Ayrıca bundan bağımsız olarak HMK'nun 176. maddesi gereği ıslah yapmak hakkı da mevcuttur. Mahkemece davacının ıslah dilekçesi ve bedel artırım talebi esas alınarak bir karar vermek gerekirken sadece ıslah dilekçesindeki  talep gibi karar verilmesi ve  bedel artırım talebinin dikkate alınmaması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.\" belirlemesinde bulunmuştur (Benzer yönde Yargıtay  4.  Hukuk Dairesinin  2021/6162 E. ve   2021/9730 K. sayılı kararı).<br> Bu durumda davanın belirsiz alacak davası olarak açılması alacağın miktarının tam olarak belirlendiği tarih itibari ile ıslah  dışında talep arttırımı  hakkı da bulunduğundan ve davacının 2. olarak verdiği dilekçesi talep arttırım  dilekçesi olarak kabul edilerek karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle tedavisinin devam ettiği geçici işgöremezlik dönemi için yaralanmasının niteliği gereği bakıcıya ihtiyaç duyup duymayacağı konusunda İstanbul ATK 2.İhtisas Kurulundan ek rapor alınması, bakıcı ihtiyacı tespitinin yapılması halinde, aktüerya uzmanından ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle geçici bakıcı ihtiyacı konusunda değerlendirme içermeyen maluliyet raporunda belirlenen 9 ay olan geçici iş göremezlik süresinin tamamı için hesaplanan geçici bakıcı giderine hükmedilmiş olması eksik incelemeye dayalı olmuştur. Aile bireylerinin bakıcı olarak görev alması yükümlülük olmadığından  hakkaniyet indirimi yapılmasına  yönelik istinaf talebi yerinde değildir. SGK Kadıköy Sosyal Güvenlik Merkezinin 17/06/2019 tarihli yazı cevabına göre davacıya olay nedeni ile 10.08.2016/06.10.2016 tarihleri arasındaki  istirahat raporları için 2.052,54 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği belirtildiği halde hesaplanan miktardan düşülmemiş olması doğru olmamıştır. O halde İlk Derece Mahkemesince  yapılması gereken;  davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle tedavisinin devam ettiği geçici işgöremezlik dönemi için yaralanmasının niteliği gereği bakıcıya ihtiyaç duyup duymayacağı konusunda İstanbul ATK 2.İhtisas Kurulundan ek rapor alınması, geçici bakıcı ihtiyacı tespitinin yapılması halinde, aktüerya bilirkişisinden hükme esas alınan rapor tarihi itibariyle geçici bakıcı giderinin hesaplanması ve  SGK tarafından davacıya ödenen iş göremezlik miktarının belirlenen geçici iş göremezlik tazminat miktarından mahsubu suretiyle nihai geçici iş göremezlik tazminatının hesaplanması için ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar vermek olmalıdır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d20829f57cf645e6","SID":"491c0fe662021881"}}