{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO:2021/385 <br>KARAR NO:2024/692<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:12/10/2020<br>NUMARASI:2016/453 Esas, 2020/539 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ :25/09/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine  ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili  istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı  vekili,  davalının sözleşme ile  müvekkili şirkete ait İstanbul İli Sarıyer İlçesi ... Pafta ... Ada'da bulunan taşınmazın imara ilişkin sorunlarının giderilmesi ile yapının yasal mevzuata uygun hale getirilmesini üstlendiğini, bu sözleşmede davalı tarafça yüklenilen bu edime karşılı müvekkilinin davalı tarafa 100.000- TL ödemeyi taahhüt ettiğini ve kendisine düşen edimi yerine getirmiş olduğunu, söz konusu bedelin 50.000 TL'si çek ile 50.000 TL'si ise şirket müdürü....'a elden ödediğini, ancak sözleşmede bahsi geçen konuların yerine getirilmediğini belirterek bu sözleşmeye istinaden ödenen 100.00,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkilinin yüklenici olarak davacı şirkete ait (iş veren yapı sahibi) İstanbul İli Sarıyer İlçesi ... Pafta ... Ada'da bulunan taşınmazın yapı olarak anılan binaların '' Yapı Kullanım İzin Belgesi İskan'' alınması için müvekkili tarafından yapılacağını, taraflar arasında tahkim yargılaması olduğunu, devam ettiğini, dolayısıyla ilk itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin bu işin yürütülmesinde plan tadilatı veya mevzi imar planı yapma veya yaptırma yerine ikili ilişkilerini kullanarak İBB ve Sarıyer Belediyesini harekete geçirerek bu planı yaptırma yolunu seçtiğini, davaya konu alanda 1/100.000 Ölçekli çevre düzeni planı olduğundan mevzi imar planı yapılamayacağını, yani  müvekkilinin kendi plan yapma yetkisi olmadığını, mevcut planlar iptal edildiği için de plan tadilatı yapılamayacağını, ancak bu durumda belediyelerin kendilerinin plan yapması kanuna uygun davranış olduğunu, müvekkilinin de bu durumu göz önüne alarak zaman ve para kaybı yaşamamak için belediyeleri harekete geçirmiş ve kendisi de işi dışarıdan takip etmiş ve halen de takip etmeye devam  ettiğini,  KHK çıkmadan önce doğal sit alanlarında kalan yerlerde plana karar verme yetkisi ... Bakanlığına bağlı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunda iken bu yetkinin çevre ve şehircilik bakanlığına devredilmiş olduğunu, bu arada İBB ile görüşmeler yapıldığını belirterek, müvekkiline açılan davaya ilişkin ilk itirazlarımızdan olan tahkim itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine, 1/5000 ölçekli K.A.N.İ.P ( Koruma Amaçlı Nazım imar Planı) ve 1/1000 Ölçekli K.A.U.İ.Planı ( Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı) bu aşamaya müvekkilimin gayretleri sonucu geldiği , plan tam kurum görüşleri tamamlanarak onay aşamasında iken sözleşmenin iptalinin istenmesi hakkın kötüye kullanılması olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, 12/10/2020 tarihli karar ile, taraflar arasında bila tarihli sözleşme imzalandığı çekişmesiz ise de sözleşmenin niteliği çekişmelidir.Sözleşmenin niteliğinin tespiti açısından en önemli madde sözleşmenin 2. maddesidir.İlgili maddede yapı sahibine ait binanın yüklenici tarafından yeniden düzenlenmesi, yenilenmesi, yapının yasal mevzuata uygun hale getirilmesi ile iskan belgesinin alınması için gerekli plan ve proje değişikliği işlerinin takibi ile bu işlerin başta belediyeler, tapu ve kadastro müdürlükleri, vergi daireleri, bakanlıklar ve diğer ilgili tüm yasal merciler nezdinde her türlü iş ve işlemleri yapması işi olduğu sözleşmenin konusu olarak belirlenmiştir.Maddenin kaleme alınış biçimi her iki anlama da uygundur. Bu nedenle sözleşmenin genelinin yorumlanması gerekmektedir. Eser sözleşmelerinde; yapıda kullanılması gereken malzemenin miktarı kalitesi, çıkan molozların ne yapılacağı ve kime ait olacağı, kullanılacak malzeme bedelinin kim tarafından karşılanacağı gibi hususlar sözleşmenin en esaslı unsurlarındandır. Taraflar arasındaki sözleşmede bu yönde bir hüküm yoktur. Her ne kadar sözleşmenin 4.maddesinde iş güvenliği ile ilgili hükümlere yer verilmiş ve bürokratik işlemlerle ilgili edimlerde iş güvenliğinden söz edilemeyecek ise de, sözleşmenin 3.maddesinde sözleşme süresinin iskan belgesi alımına endekslenmesi, 9.maddesindeki masraflarla ilgili hükümlerin sadece plan tadilatı ile sınırlanmış olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde davalının ediminin yapının mevzuata uygun hale gelmesi için gerekli işlemleri yapmakla sınırlı olduğu, sözleşmenin vekalet sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir.Diğer bir uyuşmazlık, davacının sözleşme bedelini talep edip edemeyeceği noktasındadır. Davacının sözleşme bedeli olan 100.000,00 TL'yi ödediği çekişmesizdir.Davalı tarafından işin yapılıp yapılmadığı hususlarının tespiti teknik inceleme gerektirdiğinden bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde taraflar arasında vekalet sözleşmesi imzalandığı, davalının bu sözleşme çerçevesinde yapının mevzuata uygun hale getirilmesi işini üstlendiği, geçen zaman içinde ( sözleşme tarihinin 2011 yılı olduğu ihtilafsız olduğu gibi, bu döneme tekabül eden ödemeler oluşu ) yapının mevzuata uygun hale gelmesinde bir aşama kaydedilemediği, yerinde inceleme yetkisi verilen bilirkişiler tarafından da bu hususunun tespit edildiği, sözleşme bedelinin 100.000,00 TL gibi yüksek bir bedel olduğu nazara alındığında bazı basit bilgi alma-verme işlemlerinin bir emek olarak değerlendirilemeyeceği, tarafların imzaladığı sözleşmenin 7.maddesinde mücbir neden halinde yazılı bildirim yapılmasının kararlaştırıldığı halde davalı tarafından böyle bir bildirimde bulunulduğunun ispatlanamadığı, yapılan işlerle ilgili yazılı bir girişimin bulunmadığının bilirkişi tarafından tespit edilmesi karşısında bunun aksinin takdiri delil ile ispatlanamayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde davanın kabulüne, 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, Müvekkili ... Şirketi yüklenici olarak .... ști’ne ait (işveren, yapı sahibi) İst. İli, Sarıyer İlçesi, ...adresindeki ve tapunun ... pafta, ... ada üzerinde kayıtlı arsa/arazi üzerindeki tüm teferruat kısaca... olarak anılan binaların \"yapı kullanma izin belgesi iskan\" alınması için müvekkil tarafından yapılacak işin tanımının şu şekilde yapıldığını, \"Yüklenici tarafından yeniden düzenlenmesi, yenilenmesi, yapının yasal mevzuata uygun hale getirilmesi ile iskan belgesinin alınması için gerekli plan ve proje değişikliği islerinin takibi ile bu işlerin başta belediyeler , tapu ve kadastro müdürlükleri, vergi daireleri, bakanlıklar ve diğer ilgili tüm yasal merciler nezdinde her türlü iş ve işlemleri işbu sözleşme karşılığı yapmasıdır.\" Sözleşmede tarih ibaresinin bulunmadığını, Müvekkilin bu işin yürütülmesinde plan tadilatı veya mevzi imar planı yapma veya yaptırma hakkı 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye kanuna göre hukuken mümkün olmadığı , bu nedenle de  ikili ilişkilerini kullanarak İBB ve Sarıyer Belediyesini harekete geçirerek bu planı yaptırma yolunu seçtiğini, bu alanda 1/100.000 Ölçekli çevre düzeni planı olduğundan mevzi imar planının yapılamayacağını, mevcut planlar iptal edildiği için de plan tadilatının yapılamayacağını, bu durumda belediyelerin kendilerinin plan yapması kanuna uygun davranış olduğu, müvekkilinin  de bu durumu göz önüne alarak zaman ve para kaybı yaşamamak için belediyeleri harekete geçirip kendisinin de işi dışarıdan takip ettiğini,  herhangi bir binanın \"yapı kullanma izin belgesi\" alabilmesi için gereken hukuki prosedür onaylı 1/1000 ölçekli ..., İmar durumu, Belediyeden onaylı mimari proje, Bu proejeye uygun olarak yapılan inşaat, vergi, SGK, borçlarının ödenmesi ve kat mülkiyetine geçiş olduğunu, bahse konu olayımızda var olan imar planının iptal edildiğini, önceki imar planına göre yapılan bina büyük yapıldığından kaçak durumun bulunduğunu, planı olmayan kaçak bir binanın iskana bağlanması işlemi olacağını, binanın bir kısmı 3. Kişinin arazisinde, bir kısmı ise ...'a yapılmış, bu durumda binan ruhsata bağlanabilmesi için önce imar planları tamamlanacak, sonra 3. kişinin parsellerine tecavüzlerin kaldırılması için 3. Kişilerin taşınmazı satın alınacak, sonra Orman ile ilgili problem çözülecek ve bütün bu işlemlerden sonra ancak ruhsat ve iskan alınabileceğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin konusu davacıya ait İstanbul İli Sarıyer İlçesi Bahçeköy ...kain 13 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının yasal mevzuata uygun hale getirilmesi ile iskan belgesinin alınması için gerekli plan ve proje değişikliği işlerinin takibi ile bu işlerin kurumlar nezdinde her türlü iş ve işlemlerin yapılmasına yönelik olup sözleşmenin 4.maddesinde yüklenicinin görev ve sorumlulukları düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 27. Maddesi ''Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. ” hükmünü içermekte olup buna göre bir sözleşmenin konusunun imkânsız olması, o sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğurur. Sözleşme özgürlüğünü sınırlayan sebeplerden biri olan imkânsızlık hâli, sözleşmenin konusunun başlangıçtan itibaren objektif anlamda imkânsız olmasıdır. Diğer bir ifadeyle imkânsızlık, borçlanılan edimin ya baştan itibaren geçerli olarak doğmasını ya da sonradan borçlu veya diğer herhangi bir kimse tarafından objektif, sürekli ve kesin olarak yerine getirilmesini önleyen, fiili veya hukukî engellere verilen isim olarak tarif edilebilir. Bu bağlamda imkânsızlık, sürekli, kalıcı ve temelli bir ifa engeli olup bu niteliği ile temerrüdün karşıtıdır. İmkânsızlığın pratik önemi borçluya karşı aynen ifanın zorla sağlanamamasında ortaya çıkar. İmkânsızlık, bir veya birden çok edimi kapsayabileceği gibi edimin ifasının imkânsızlığı, aslî edimler yanında yan edimler için de söz konusu olabilir. Bu hâlde, konusu hukukî veya maddi sebeplerden dolayı sürekli bir şekilde ve objektif nitelikte imkânsız olan sözleşme mutlak butlanla batıl olup anılan sözleşme başlangıçtan itibaren geçersizdir. TBK m. 27 anlamında başlangıçtaki imkânsızlık objektif niteliktedir. Objektif imkânsızlık; sözleşmenin borçlusunun yanında diğer herkes bakımından geçerli olacak şekilde ifasının mümkün olmamasını ifade etmektedir. Objektif imkânsızlıktan farklı olarak subjektif imkânsızlık ise; sözleşmenin sadece borçlusu tarafından ifasının mümkün olmaması şeklinde tanımlanabilir .Bu bağlamda hiç kimse tarafından ifası mümkün olmayan bir sözleşme kanunen geçersiz olup sadece borçlu bakımından ifası mümkün olmayan bir sözleşme aynı hükümler kapsamında geçersiz olarak nitelendirilemez.TBK m. 27 anlamında imkânsızlıktan bahsedebilmek için, imkânsızlığın sözleşmenin konusu ile ilgili olması ve bu imkânsızlığın yalnız borçlu bakımından değil, objektif mahiyette ve herkes için geçerli olması gerekmektedir. Başlangıçtaki imkânsızlığın aynı zamanda devamlılık arz etmesi gerekir. Bu anlamda sözleşme, zaman bakımından sürekli bir suretle ifa edilemez bir nitelikte ise sürekli imkânsızlığın varlığından söz edilebilir. Ancak sözleşmenin ifasının geçici olarak yerine getirilmesinin mümkün olmadığı durumlarda ise ancak ifa engelinden bahsedilebilecek olup geçici imkânsızlık hâli, TBK m. 27 kapsamına girmez. Anılan hüküm anlamında hukukî sonucun doğması için varlığı aranan imkânsızlığın sürekli bir niteliği haiz olması gerekir .İmkânsızlık hukukî veya fiili sebeplerden de kaynaklanabilir. Başka bir anlatımla başlangıçtaki objektif imkânsızlık, maddi olaylar sebebiyle ortaya çıkabileceği gibi hukukî sebeplerden de doğabilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca konusu maddi veya hukukî sebeplerden dolayı objektif ve sürekli bir şekilde imkânsız olan sözleşme, butlan (kesin hükümsüzlük) yaptırımına tabi olup anılan nitelikte bir sözleşme başlangıcından itibaren geçersizdir. Bu kapsamda taraflar, verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında birbirlerinden talep edebilirler. <br>Bu bağlamda mahalinde yeni bir bilirkişi heyeti ile birlikte keşif yapılarak yapı tadil  tutanağında belirtilen aykırılıkların giderilip giderilemeyeceği, giderilebilecekse makul sürenin belirlenmesi ,şayet objektif imkansızlığın bulunması halinde TBK'nun 27. Maddesinin uygulanması ,objektif imkansızlığın bulunmaması halinde taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,   2-İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 12/10/2020 tarih, 2016/453 Esas, 2020/539 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 25/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"088d2ad37e20e836","SID":"25aa5414f2aca6f4"}}