{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: 2024/437 Esas - 2024/731<br>                                                   \tTÜRK MİLLETİ ADINA<br>\tT.C.<br>\tANKARA<br>3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tGEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t: 2024/437 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/731<br><br>HAKİM\t: ....<br>KATİP\t: ....<br><br>DAVACI\t: ....<br>VEKİLİ\t: Av. ....<br>DAVALI\t: ....<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVA\t: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 15/06/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 08/10/2024<br>GEREKÇELİ KARAR TARİHİ\t: 10/10/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan borca karşılık olarak 484.594,00 TL bedelli 27/08/2018, 15/09/2018, 20/09/2018 ve 22/09/2018 tarihli 4 adet çek düzenlendiğini, çeklerin vadesi gelmeden 17/08/2018 tarihinde konkordatonun tasdiki talebi ile dava açıldığını ve tasdik kararının verildiğini, bu kapsamda ilk ödemenin 30/09/2020 tarihinde, son ödemenin 30/09/2023 tarihinde yapılacağını, müvekkilinin alacaklarına geç kavuşmuş olması nedeni ile faizle karşılanamayacak munzam zararının doğduğunu, yüksek enflasyonun bilinen bir durum olup müvekkilinin alacağının bu husus dikkate alınarak hesaplanması gerektiğini iddia ederek şimdilik 1.000,00 TL alacağın zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın İİK'nun 308/b maddesi gözetilerek tasdik kararının ilanından itibaren 1 ay içinde açılması gerektiğini, müvekkilinin geçici mühlet kararı ile tasarruf yetkisinin komiser heyetine geçtiğini, davacının başvurusu üzerine alacağının 561.086,29 TL olarak çek bedeli ve gecikme tazminatı ile birlikte kaydedildiği ve davacının konkordato projesine ilişkin 29/12/2019 tarihinde olumlu yönde oy kullanıldığı, çek asıllarının ödeme ile teslim edildiğini, davayı kabul etmediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, konkordato projesinde yer alan alacağa bağlı munzam zarar istemine ilişkindir.<br>.... sayılı dosyasında, davalı hakkında 06/03/2020 tarihinde konkordatonun tasdikine karar verildiği, kararın 10/03/2020 tarihinde ilan edildiği anlaşılmıştır.<br>Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. <br>Munzam zararın varlığı için gereken koşullar, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığı, borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının olması, borçlunun temerrüdü ile alacaklının zararı arasında illiyet bağı olmasıdır. Bunların yanında borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olması gerekmektedir, çünkü munzam zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur.<br>İİK'nun 294/3 maddesi uyarınca; \"Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur.\"<br>İİK'nun 308/c maddesi uyarınca, \"Bağlayıcı hâle gelen konkordato, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburidir.\" <br>Davacının talebine konu 27/08/2018, 15/09/2018, 20/09/2018 ve 22/09/2018 tarihli 4 adet çekin vadesinde ödenmediği, .... esas sayılı dosyasında davacı hakkında 09/08/2018 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği, ....  esas sayılı dosyası ile 26/11/2018 tarihli davacının şikayeti üzerine davalı yetkilisinin karşılıksız çek keşide etmek suçundan yargılandığı ve konkordato süreci gözetilerek beraatına karar verildiği, davacının konkordato projesinde olumlu oy kullandığı, 06/03/2020 tarihi itibari ile \"Konkordato  kapsamında kalan tüm borçların ayrı ayrı (100 pay kabul edilerek), 30.09.2020 tarihinde %10'unun (10 payın), 31.03.2021 tarihinde %15'inin (15 payı) 30.09.2021 tarihinde %15'inin (15 payı) 31.03.2022 tarihinde %15'inin (15 payı) 30.09.2022 tarihinde %15'inin (15 payı) 31.03.2023 tarihinde %15'inin (15 payı) 29.09.2023 tarihinde %15'inin (15 payı) ödenmesine, \" şeklinde konkordato tasdik kararının verildiği, davacının alacaklarının 30/09/2023 tarihinde tahsil edildiği anlaşılmıştır.<br>Davalının hak düşürücü süre itirazının munzam zarar alacağının niteliği ve doğduğu tarih itibari ile çekişmeli konkordato alacağı kabul edilemeyeceği kanaatine varılarak yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.<br>Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı tarafça ileri tarihli keşide edilen çek bedellerinin ödenmediği, ilk çekin vade tarihinden önce davalı hakkında geçici mühlet kararı verildiği ve faiz işlemesinin durduğu, davacının konkordato projesi için olumlu oy kullandığı ve vade konkordato projesinin tasdik edildiği, davacının eldeki dava ile çeklerin vade tarihi yerine proje gereği geç ödenmesi nedeni doğan munzam zararını talep ettiği anlaşılmıştır.<br>Munzam zarar, alacağın geç ödenmesi nedeni ile temerrüt faizi ile karşılanmayacak zararların tahsili talebini içermekte ve kusur sorumluluğuna dayanmaktadır. Konkordato ise kendine özgü, muvafakat etmeyen alacaklıları dahi bağlayan, mahkemenin katılımı ile işleyen bir çeşit cebri icra müessesesidir. Dava konusu çeklerin vade tarihinin geçici mühlet kararından sonra ve proje kapsamında olduğu, davacının projeye onay verdiği uyuşmazlık konusu değildir. Konkordatonun amacı ile borçlu ve alacaklıların hukuki durumu dikkate alındığında, konkordato davasının geçirdiği safahat ve bağlayıcı olan projenin tasdikinin davalı borçlunun kusuru olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, yabancı para alacaklarının dahi Türk Lirasına çevrilerek artan kısma ilişkin munzam zarar talebinde bulunulamayacak olması, borçlunun iflastan kurtulmasını sağlamak amacıyla alacaklara faiz dahi işlemediği, davacının projeye muvafakat ederek alacağını geç ve faizsiz alacağını kabul etmiş -bir anlamda bakiye alacaklarını ibra etmiş- olması hususları hep birlikte düşünüldüğünde, davacının konkordato sürecinde geç tahsil ettiği alacakları için munzam zarar talep etmesinin konkordatonun ruhuna uygun olmayacağı, kusur ve illiyet bağı koşullarının oluştuğundan da söz etmenin mümkün olmayacağı kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,<br>DAVANIN REDDİNE,<br>Alınması gereken 427,60 TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, <br>Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırına iadesine,<br>Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ..... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2024<br><br>Katip .....\t\t\t                       Hakim ....<br>¸¸  \t\t\t                      ¸¸<br>  <br> <br> <br><br> \t<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a07659cf7d4ee25","SID":"083083d13e563367"}}