{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/815 <br>KARAR NO:2024/1170<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:12/02/2021<br>ESAS NO:2018/73 <br>KARAR NO:2021/140 <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:25/09/2024<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Büyükçekmece sahil dolgu alanı içerisinde kalan 149.759,30 m2 yüzölçümlü kamuya ait alanın \"yat limanı yapılması ve bu amaçla işletilmesi\" amaçlarıyla kullanılmak üzere ...ve ... Başkanlığı arasında 05.12.2006 tarihli \"Kullanma İzin Sözleşmesi\" imzalandığını,...Müdürlüğünün 12.03.2007 tarihli görüşü doğrultusunda \"yat limanı kullanma ve işletme hakkının\" inşaat yapımı karşılığında kişi ve kurumlara verilmesinin uygun görüldüğünü, bu görüşe uygun olarak 1.... ve ... işinin ... Başkanlığınca gerçekleştirilen 04.03.2007 tarihli ihale ile... A.Ş.'ye ihale edildiğini, ihale sonucu Büyükçekmece ... ve İşlettirme İhale Sözleşmesi\" imzalandığını, sözleşmenin Büyükçekmece.... Noterliğinde 01.05.2007 tarihinde ... yevmiye sayı ile onaylandığını,...ve ... Belediyesi arasında 03.04.2009 tarihinde imzalanan \"Kullanma İzin Sözleşmesi\" ve 12.03.2007 tarihli kurum görüşü doğrultusunda Belediye tarafından 04.03.2007 tarihinde ihale edilen alan haricinde kalan ve Belediye tarafından kapasite artırımı yapılan proje tadilatına göre, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki 48.172,36 m2 yüzölçümlü dolgu alanı ile 82.815,05 m2 deniz yüzeyi olmak üzere toplam 130.987,41 m2 yüzeyli alanda imar planı ve uygulama projelerine uygun olarak yat limanı yapılmasını ve bu amaçla işletilmesi işinin 15.02.2011 tarihinde yapılan ihale ile ... A.Ş. ye ihale edildiğini, arkasından imzalanan \"... ve İşlettirme İhale Sözleşmesinin\" Büyükçekmece ... Noterliğinde 24.03.2011 tarihinde ... yevmiye sayı ile onaylandığını, ...ve ... Belediyesi arasında 03.04.2009 tarihinde ve 05.12.2009 tarihinde imzalanan \"Kullanma İzin Sözleşmelerinin\" ... Bakanlığı tarafından fesih edilmesi sonucu Defterdarlık ve Büyükçekmece ... Başkanlığı arasında 04.06.2015 tarihli \"kullanma izin sözleşmesi\" imzalandığını, bu sözleşmeye dayalı olarak Belediye ile ..arasında \"Ek Protokol\" kabul edildiğini, ...'un kullanma izin sözleşmesindeki tüm yükümlülükleri üstlendiğini, .... ve .... ihaleleri alması sonrası, davacı şirketten ihale konusu ... projesine ilişkin \"proje danışmanlığı\" hizmeti almak istediğini, taraflar arasında 13.04.2015 tarihinde \".... Sözleşmesinin\" imzalandığını, ...'un davacı şirkete bilgi vermeksizin 18.06.2015 tarihinde ...Başkanlığına yazılı olarak başvurarak aralarındaki sözleşmenin davalı şirkete devri isteminde bulunduğunu, belediyenin 19.06.2015 tarihli ... sayılı yazısı ile \"Sözleşmenin Devrine\" onay verdiğini, aynı tarihte davalı şirket ile Belediye arasında Üsküdar .... Noterliğinde ... yevmiye sayılı \"... Sözleşmesi\" isimli sözleşmenin imzalandığını, davalı şirketin bu şekilde yüklenici ... sözleşmeler ve eki protokol uyarınca yüklendiği tüm yükümlülükleri üstlendiğini bildirdiğini, ... tarihli ... sayılı yazısı ile ayrıca \"...ü' yazılı ile devre onay verdiğini, davalı şirket ile Belediye arasında Üsküdar .... Noterliğinde ... yevmiye sayılı \".... ve ... Sözleşmesi\" isimli sözleşmenin imzalandığını, davalı şirketin bu şekilde yüklenici ... sözleşmeler ve eki protokol uyarınca yüklendiği tüm yükümlülükleri üstlendiğini bildirdiğini, ... ile davacı şirket arasında imzalanan 13.04.2015 tarihli, sözleşmenin konusu, kapsamı, kapsama dahil olmayan işlerin ayrıntılı olarak gösterildiğimi, \"tasarım uygunluk kontrolü-ihale süreci hizmetleri -yapım işleri süreci saha kontrolü/test ve devreye alma süreci -geçici kabul sürecine'' ilişkin hükümleri ayrıntılı olarak düzenlendiğini, \".... projenin çizimi, statik hesap raporlanması işlerinin ''görev kapsamı dışında kaldığını, mimari projenin ihalenin alımından sonra bir alt yüklenici ile anlaşılmak suretiyle çizdirildiğini, ancak bu konuda yapılan tüm toplantılara iştirak edildiğini, proje kapsamında yapılacak alımlarda alım konusu malzemenin uygunluğunun denetimi bakımından gerçekleştirilen toplantılara, görüşmelere iş sahibi yada alt yüklenici yanında iştirak edildiğini, alt yüklenicilere iş verilmesi kapsamında ihale dosyalarının oluşturulması, ihale sürecinin yürütülmesi ve neticelendirilmesi hizmetlerinin verildiğini, projenin devamı sırasında haftalık/aylık toplantılar düzenlendiğini, yapılan çalışmaların aktarıldığını ve işverenden alınması gereken onaylar, birlikte değerlendirilmesi gereken konular ve benzerlerinin gündemi oluşturduğunu, ismi sonradan \"....\" olarak adlandırılan projede müvekkili şirketin sözleşme uyarınca Mart 2015 ayından Aralık 2015 ayına kadar aralıksız görev ifa ettiğini, işe başlaması ile birlikte sözleşme ekinde belirtilen ekibini şantiyede sürekli hazır ederek hizmet ifa ettiğini, tüm çalışmaların dilekçe ekinde yer alan raporlarda görüleceğini, bu çalışmaların \"mimari projenin çizimi, alt yükleniciden ihale yoluyla belirlenmesi, proje kapsamında var olan yapıların yıkılması, hafriyat çalışmalarının yapılması, denizin ilgili kısımlarının taş ile doldurulması çalışmaları olarak özetlenebileceğini, sözleşme uyarınca ... A.Ş. adına 9 adet fatura düzenlendiğini, buna karşılık davalı şirketin 3 ayrı tarihte kısmı ödemeler yaptığını, projenin davalı şirkete Haziran 2015 de devredilmiş olmasına rağmen, hizmet faturalarının ....adına düzenlenmesine devam edildiğini ve bu tarihten sonraki iki ödemenin de ... tarafından yapılmış olmasına dikkat çekmek istediklerini, ... yetkililerinin toplantılara katıldığını ve tüm yazışmalarda süreci izlemeye ve sürece dahil olmaya devam ettiklerini, düzenlenen 9 adet faturada yazılı toplam ¨ ...  alacaklarına karşılık ¨ ... ödeme yapıldığını, ¨... alacakları kaldığını, Kasım 2015 e gelindiğinde ... düzenlenmemesini ve davalı şirket adına fatura düzenlenmesini istemesi üzerine taraflar arasında görüşmeler başladığını, buna ilişkin e mail yazışmaları sunduklarını, Ekim ve Kasım 2015 tarihli çalışmaları konu alan iki adet faturanın davalı şirkete gönderildiğini, davalı şirketin \"sehven düzenlendiği\" gerekçesi ile bu faturaları iade ettiğini, sundukları kanıtlarla anlaşılacağı üzere, ...'un projenin devrine rağmen gerçekte hiçbir zaman projeden elini çekmediğini, arka planda projeyi yürüttüğünü, davalı şirket ile aralarında organik bağ bulunduğunu, aynı yetkili isimlerin sürece dahil olduğunu, aynı kişilerin her iki şirketi yönettiğini, haricen yaptıkları araştırma soncunda .... aleyhine açılan icra takipleri ve davalarda tüm projelerin adi ortaklığa devredildiğini ve alacak istemlerinin muhatabı olunmadığının savunulduğunun görüldüğünü, \"projenin kendileri tarafından sona erdiği\" yada '' sözleşmenin tarafı olmadığı'' şeklindeki gerekçeler ile hak edişi yapan şirketlerin mağdur edildiklerini, ...'un yıllar öncesi ihale edilen projeler bakımından belediye il devlet arasında imzalanan sözleşmelerin usulsüzlükleri nedeniyle ihalelerin ... Bakanlığı tarafından fesih edilmesinin basında geniş yer bulduğunu, açıklanan danışıklı, güven ilişkisine aykırı, dürüstlük kuralına uygun olmayan durumlar ve son iki faturanın iade edilmesinden ve görüşülen hukuki belgelerin bir türlü imzalanmamasından sonra müvekkili şirketin haklı nedenlerle daha fazla mağdur olmama adına Aralık 2015 itibariyle işi durdurarak, ekibini sahadan çektiğini ve sözleşme ilişkisine son verdiğini, gönderilen ihtarname ile alacaklarının ödenmesinin istenildiğini, ticaret sicil adreslerinde bir değişiklik olmamasına rağmen ihtarnamenin sicil adreslerine tebliğ edilemediğini, .... Belediyesinden de alacağın ödenmesi isteminin kabul edilmediğinin bildirildiğini, ¨ ... tutarındaki alacaklarından eski ünvanı \"... A.Ş.\" olan yeni ünvanı ise \".... A.Ş.\" olan dava dışı şirket ile davalı şirketin müştereken ve müteselsil sorumlu olduklarını, başlatılmak zorunda kalınan icra takibinin yetki itirazı üzerine ... sayılı dosyasında sürdüğünü, kendisine ulaşan ödeme emrine karşı davalı şirketin haksız ve kötü niyetle borca itiraz edip takibin durmasını sağladığını, diğer takip borçlusu ... A.Ş. için takip kesinleştiğini belirterek; ¨ ...  istenebilir hale gelen alacaklarından dolayı takip borçlularının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitini, itiraz üzerine duran icra takibinin iptaline davalının alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesini , yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu faturaların davacı şirket ile dava dışı ... A.Ş. arasında düzenlenmiş faturalar olduğunu, bu durumun dava dilekçesinde de ikrar edildiğini, müvekkili şirketle ilgisinin bulunmadığını, bu nedenle açılan davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, .... Belediyesi arasında imzalanan sözleşmelerin yasal biçimde ...Belediyesi tarafından müvekkili şirkete devredildiğini, hiçbir şekilde şirket devri anlamını taşımadığını, bu durumda ...'un üçüncü kişilerle imzaladığı sözleşmelerden doğan borçlardan sorumlu olmalarının mümkün bulunmadığını, dava dışı .... adına düzenlenen faturaları teslim alan kişi olarak gözüken ... isimli kişinin şirketlerinin çalışanı olmadığını, müvekkili şirketin .... isimli şirket ile aralarında organik bir bağ ve ticari ilişki bulunmadığını, davacı şirketin faturalarda açıkladığı hizmetleri verdiğini usule uygun deliller ile kanıtlaması gerektiğini, taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını, yazılan e maillerin taraflar arasında bir hizmet sözleşmesi bulunduğu anlamına gelemeyeceğini, usule uygun ispata yarar delil olmadıklarını, dava dilekçesinin 11. sayfasında taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığının davacı vekilince de ikrar edildiğini, Aralık 2015 de sözleşmeyi sona erdirdiğini ileri süren davacı şirketin Mart 2016 ya kadar fatura kesmesinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, bu durumun davacı şirketin kendisi ile çeliştiğini açıkça ortaya koyduğunu, sözleşmenin devrinden sonraki dönemde ödemelerin .... tarafından yapıldığının açıkça kabul edildiğini, bu durumunda ödemeleri yapanın sözleşmenin ve davaya konu faturaların tarafı olan ve bu faturaları teslim alan ... olduğunu gösterdiğini, davacının sunduğu toplantı tutanaklarında müvekkili şirket çalışan ve yetkililerinin imzalarının bulunmadığını, davacının bu iddialarını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, davacı şirketin ...'a Ekim ve Kasım 2015 aylarındaki verdiği hizmetlerle ilgili müvekkili şirket adına düzenlendiği faturaların kendisine iade edildiğini, 24.11.2015 tarihini taşıyan ... ve ... numaralı faturaların davacı tarafından icra takibine dayanak yapılmadığını, buna rağmen söz konusu faturalardan dava dilekçesinde söz edilmesinin mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, ... ile müvekkili şirketin ortakları ve yönetim kurulu üyelerinin farklı kişilerden oluştuğunu, şirketi temsile yetkili kişilerin ve şirket adreslerinin farklı olduğunu, bu durumun davacı tarafından da bilindiğini, açıklanan nedenlerle iki şirket arasında organik bağ bulunmadığını, sadece bir mail adresine ve isme dayalı olarak iki şirket arasında organik bağ bulunduğunun ileri sürülemeyeceğini, sunulu e postaların gerçekliğinin ve içeriğinin doğruluğunun davacı yanca kanıtlanması gerektiğini belirterek; açılan davanın öncelikle husumet nedeniyle olmak üzere tümden reddine, davacı şirketin ayrıca kötü niyet tazminatı ödemesine, dava dilekçesindeki biri birinden farklı alacak istemlerinin netleştirilmesine, eksik harcın tamamlanmasına karar verilmesini , yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, \" ... Davacı şirketin 09.04.2015-19.08.2015 tarihleri arasında değişik amaçlarla düzenlediği 18 ayrı toplantının ... isimli kişinin önce ... ... adına toplantılara katıldığı ve diğer katılımcılarla birlikte tutanakları imzaladığı, ... yönetim kurulu üyesi ...'un önce ..., sonrasında ise ... adına toplantılara katıldığı,08.07.2015 tarihinden sonraki toplantılara katılmadığı, ancak yokluğunda gerçekleşen toplantı tutanaklarının kendisine gönderildiği bilgisinin toplantı tutanağında yer aldığı, ... yönetim kurulu üyesi...'un davacı şirket yetkisine 13.07.2017 tarihinde gönderdiği e mail de \"... olarak yapmış olduğumuz sözleşmede bizim firma bilgilerimizde değişiklik meydana geldi.... Yeni firma bilgilerini size yazılı olarak bildireceğiz, buna göre zeyiiname düzenlenmesini sağlayabilir misiniz? Eski faturaları da size iade edip, yeni firmaya tekrar fatura edilmesini sağlayabilir miyiz?... şeklinde istemlerde bulunduğu,davacı şirket tarafından 27.07.2015-23.10.2015 tarihleri arasında sahada ve denizde devam eden imalatlara ilişkin haftalık gözetim raporları hazırlandığı ve elden \"...\"isimli \"...\"çalışanı olduğu yazılı kişiye imza karşılığı teslim edildiği, İş kapsamında görev alanlar arasında gerçekleşen e-mail yazışmalarında maillerin davacı şirket ile birlikte ... mail adresini kullanan kişilere de gönderildiği, davacı şirket tarafından sağlanan hizmetlerle ilgili düzenlenen hakkedişlerin ve buna uygun düzenlenen faturaların öncesinde ve sonrasında aynı kişi tarafından imza karşılığı teslim alınması, yine davacı şirket tarafından düzenlenen haftalık denetim raporlarının aynı kişiye teslim edildiği...\" Taraflar arasında 08.11.2015 ve 23.12.2015 tarihli mailler yazısı içeriğinden bir mutabakat protokolü düzenlendiği, davalı şirketin müşteri olarak protokole eklenildiği, Davalı şirket yönetim kurulu üyesi ve yetkilisi ... isimli kişi tarafından davacı şirket yetkilisine 17.11.2015 tarihinde gönderilen e mail ile KDV istisna belgesinin ve adres değişikliği nedeniyle güncellenmiş Vergi Levhasının gönderildiği ... Şeklinde saptanan maddi olgular ve kanıtlar gözönüne alındığında davalı şirketin dava dışı ilk yüklenici ... ile davacı arasında 13.04.2015 tarihinde imzalanan \"... Sözleşmesini \" benimsediği ve bu sözleşmeye bağlı kalmayı ve bu sözleşmeden kaynaklanan sorumlulukları eylemli olarak kabul ederek üstlendiği,devirden önce davacı tarafından düzenlenen 3 adet faturanın ... isimli kişiye tebliğ edildiği ve bu faturaların ödemesinin dava dışı şirket tarafından yapıldığı,davalı şirket adına toplantılara katılan ...'ya sonraki  faturalarında tebliğ edildiği,sonuç olarak davalı şirketin dava dışı şirket ile davalı arasında yapılan sözleşmeyi devraldığının kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. Öncelikle eser sözleşmesi ve hizmet sözleşmesine ilişkin yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. Dava tarihinde yürürlükte olan ve uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde eser sözleşmesi;\"Yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme\" olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir. Bir sözleşme ilişkisinin kurulabilmesi için sözleşme yapmaya ehil (ehliyet) olanlar arasında, öneri ve kabulün gerçekleşmesi, yani tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları (tarafların anlaşması), sözleşme içeriği ve amacının kanunda kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi tutulmamış yani yasaklanmamış (meşru içerik) ve sözleşmenin kanunda öngörülen biçimi varsa buna uyularak (şekil) yapılması, sözleşmenin genel unsurlarıdır. Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir. Eser sözleşmesinde tarafların edimleri birbirinin karşılığını oluşturmakta olduğundan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Ayrıca niteliği itibariyle sürekli bir sözleşme olmayıp ani edimli bir sözleşmedir.  Bu sözleşmenin unsuru olan meydana getirilecek eser, aynı zamanda sözleşmenin konusunu oluşturur. Ayırt edici diğer bir temel unsuru ise bedeldir. Meydana getirilecek bir sonuç bulunmasına rağmen bedel ödenmeyeceği kararlaştırılmış ise eser sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Bedel, eser sözleşmesinin unsuru ise de tarafların anlaşırken bedeli kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceğini taraflar biliyor veya bilmesi gerekiyor ise eser sözleşmesinin bulunduğu yine kabul edilecektir.Eser sözleşmesinin konusu, meydana getirilmesi istenen sonuçtur. İstenen sonuç, bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi, ortadan kaldırılmasına, iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir. Diğer bir ifadeyle baştan yeni bir eser meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi mevcut bir eserde yapılacak değişiklik veya ilavelerle farklı bir hale getirilmesine de ilişkin olabilir.Eser sözleşmesi tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları ile kurulur ve sözleşmenin geçerliliği kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir. 6098 sayılı TBK’nın 393. maddesinde hizmet sözleşmesi;\"Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.İşçinin işverene bir hizmeti kısmi süreli olarak düzenli biçimde yerine getirmeyi üstlendiği sözleşmeler de hizmet sözleşmesidir.Genel hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler, kıyas yoluyla çıraklık sözleşmesine de uygulanır; özel kanun hükümleri saklıdır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Bir sözleşme ilişkisinin eser sözleşmesi mi yoksa hizmet temini sözleşmesi mi olduğunun belirlenmesine gelince;  6098 sayılı TBK’nın 393. maddesinde hizmet sözleşmesi emek ağırlıklı iken, eser sözleşmesi beceriye dayalı sonuç ağırlıklıdır. Hizmet sözleşmesinde ortaya konan emek nedeniyle ücrete hak kazanılır. Eser sözleşmesinde ise ortaya konan beceri ile oluşturulan eser nedeniyle ücret alınır. Hizmet temini  sözleşmesinde; zamana bağlı süreç ağırlıklı çalışma söz konusu iken, eser sözleşmesinde sonuca bağlı çalışma esastır ve hizmet temini sözleşmelerinde hizmet veren taraf işçi veya hükmü şahıs olabilir. Eser sözleşmesinde yüklenici, iş sahibinin istemi üzerine kural olarak bir şey meydana getirmeyi ve bedel karşılığında teslim etmeyi üstlenmektedir.Sözleşmede beceriye dayalı sonuç unsuru yerine emek verilmesi üstün ise eser sözleşmesi değil, hizmet sözleşmesi söz konusu olacaktır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; davacı,dava dışı yüklenicinin  yüklendiği eser sözleşmesinde dava dışı şirkete tasarım uygunluk kontrolü ve proje yönetim asistanlığı hizmeti vermeyi üstlenmiş, sözleşmenin devri ile bu hizmeti davalı şirkete vermeyi üstlendiği,sözleşmede hizmetin görülmesi amaçlanmakta olup  buna göre de  taraflar arasında hizmet temini sözleşmesinden kaynaklanan bir ilişkinin olduğu ortaya çıkmaktadır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır . Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu  ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille  bu külfeti yerine getirebilir (....).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da  imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya .... aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin  kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra  iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde  alacaklının HMK'nın 222. maddesi  uyarınca alacağını ispatladığının  kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. Dava itirazın  iptali davasıdır.Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesi uyarınca itirazın  iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir  yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(...) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki  bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu usulü dairesinde ispat etmesi gerekir. İspatın konusu , ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu 6100 sayılı ...nun 187 ,190 ve 200'ncü maddelerinde açıkça belirtilmiştir. İspatın konusu ...nun 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” Şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise ...nun 190'ncı  maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur. İspat vasıtaları ise ...nun 200'ncü maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.”düzenlemesi ile ispatın nasıl yapılacağı gösterilmiştir.Akdi ilişki taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme ile , faturaya konu malların teslim edildiğine dair bir irsaliye , teslim fişi ve teslim alındığına dair yazılı bir belge ile ispat edilebilir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/07/2011 tarihli kararında “Hemen belirtmelidir ki, satılanın tesliminin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ve devamındaki hükümler) göz önünde tutulması gerekir.Bunun sonucu olarak ta; herhangi bir hukuki işlem gibi, teslim de anılan hükümdeki senetle (yazılı delille) ispat kuralı çerçevesinde, ilişkin bulunduğu malın miktar ve değerine göre belirlenmelidir. (Kuru Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1990 5.basım,C:2,S:1534, S:1603, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/11/2002 gün 2002/13-875 E., 2002/885 K. sayılı ilamı da bu yöndedir.). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre  “faturanın onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden evvel borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatabı tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklinde görüş hem mantıki hem de hukuki dayanaktan yoksun olur. O halde öncelikle taraflar arasında böyle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının göz önünde tutulması zorunludur.”Akdi ilişki ispat edilemediği sürece davacının davalı adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin davalıyı bağlayıcı bir yanı yoktur. \"<br>Davacı/ hizmet veren, iş bedeline karşılık olduğunu ileri sürdüğü faturalara dayanarak davalı/borçlu aleyhine ilamsız takibe girişmiş; ¨551.122,63 toplam alacağın tahsilini istemiştir. Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Davalı şirketin,dava dışı ... A.Ş. İle 13/04/2015 tarihli hizmet temini sözleşmesi imzaladığı,sözleşme imzalanan dava dışı şirket adına toplantılara katılan ...'nın ihaleyi sonradan dava dışı şirketten devralan ve işi bitiren davalı adına da toplantılara katılması ve e-posta içeriklerine göre,dava dışı şirket ile imzalanan hizmet temini sözleşmesinin davalı tarafından devralındığının kabulünün gerektiği,davacının akdi ilişkiyi ispat ettiği,icra takibine konu faturaların davalı şirket adına hareket ederek toplantılara katılan ... isimli kişiye tebliğ edildiği,davalının devraldığı sözleşmede ödeme konusunda kesin vadenin belirlendiği, buna göre faiz hesabının faturaların tebliğ tarihinden 30 gün geçmekle yapılması gerektiği,neticeten davacının hizmet temini sözleşmesi uyarınca  düzenlediği ve faturalardan  kaynaklı olarak ¨485.953,28 asıl alacak ve  ¨51.768,83L işlemiş faiz olmak üzere toplam ¨537.722,11 alacağı olduğu \"  gerekçesiyle \tDavanın kısmen Kabul kısmen Reddi ile davalının ... sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın ¨485.953,28 asıl alacak ve  ¨51.768,83 işlemiş faiz olmak üzere toplam ¨537.722,11 yönünden iptali ile takibin icra takip talebindeki şartlar çerçevesinde devamına, davacının, fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmedilen alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen ¨107.544,42 icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davaya konu faturaların tamamı davacı şirket tarafından dava dışı ...'a kesildiğini,  davacı da, ilgili sözleşmeyi ... ile imzalandığını, eldeki davaya/icra takibine konu faturaların da işbu sözleşmeye istinaden ...'a kesildiğini dava dilekçesinde ikrar ettiğini, davacının sunmuş olduğu ekler incelendiğinde, yukarıda bahsi geçen ve işbu davaya konu olan faturaların ... adlı kişi tarafından teslim alındığı açık olduğunu, ancak müvekkil şirket bünyesinde .. adlı bir kişi çalışmamakta olup bu husus dosyaya celp edilen ... kayıtlarıyla da teyit edildiğini, görüleceği üzere, işbu davaya konu faturalar, müvekkil şirkete kesilmediğini, müvekkil şirket tarafından teslim alınmadığını, faturaların dayanağını oluşturan sözleşme, davacı ile dava dışı .. arasında imzalanmış olup, müvekkil şirket tarafından imzalanmadığını, söz konusu devir işlemi, ... Belediyesi ile dava dışı.. arasında imzalanan sözleşmelerin belediye tarafından müvekkil şirkete devrine ilişkin olup, hiçbir şekilde şirket devri anlamına gelmediğini, bu nedenle dava dışı ...'un tüm borçlarından veya ..'un ... Belediyesi ile yapmış olduğu sözleşmeye bağlı olarak üçüncü şahıslarla yapmış olduğu sözleşmelere istinaden meydana gelen borçlardan müvekkil şirketin sorumlu tutulması mümkün olmadığını, Davacı tarafından kesilen faturalar da işbu projenin dava dışı ... tarafından yürütülmesi nedeniyle, ... ile imzalamış olduğu sözleşmeye istinaden kesildiğini, Bu halde ... Limanı'nın yapımı ve kullanımına ilişkin olarak sözleşme/sözleşmeleri devralan müvekkil şirketin  salt işbu projeyi devralması nedeniyle dava dışı ...' un borçlarından sorumlu olmayacağını, müvekkil şirket ile dava dışı ... arasında herhangi bir organik bağ bulunmadığını, bu husus dosya kapsamında mübrez belgeler ve alınan bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğunu, iki şirketin de hem ortakları hem de temsile yetkili şahısları ve merkez adresleri de farklı olduğunu, Davacı tarafından lehine delil yaratma gayesiyle sonradan düzenlenmesi kuvvetle muhtemel olan toplantı tutanaklarında katılımcı olarak ....ı'nın gösterilmesi ve isminin yanında .. Yazması hiçbir şekilde ..nın müvekkil şirketi temsilen toplantıya  katıldığını göstermeyeceğini, zira müvekkil şirketin ... adında çalışanı olmadığını, ayrıca davacının dosyaya sunmuş olduğu çoğu toplantı tutanağının altında ya imza bulunmamakta ya da imzaların kime ait olduğu bile tespit edilemediğini, işbu toplantı tutanakları tamamen davacı inisiyatifinde, istediği zaman düzenlenebilir nitelikte alalade bir belge olduğunu, yine ...un da müvekkil şirket çalışanı olmadığı dosyaya celp edilen ...kayıtları ile sabit olduğunu, ...'nın ve ...'un müvekkil şirkette çalışmadığı sabit olmakla birlikte; toplantı tutanaklarının gönderildiği iddiasına ilişkin davacı tarafından herhangi bir belge sunulmamasına rağmen mahkeme tarafından toplantı tutanaklarında ismi yazılı şahıslara bu tutanakların gönderildiği kanaatine nasıl varıldığı  tarafımızca anlaşılamadığını, zira gerekçeli kararda yer alan “yokluğunda gerçekleşen toplantı tutanaklarının kendisine gönderildiği bilgisinin toplantı tutanağında yer aldığı,” ifadesi ile dahi, mahkeme tarafından salt işbu tutanakta yer alan davacı ifadesine dayanılarak bu kanaate ulaştığını açıkça gösterdiğini, yine davacı tarafından dosyaya sunulmuş olan söz konusu e-mailde “firma bilgilerimizde değişiklik meydana geldi, yeni firma bilgilerini size yazılı olarak bildireceğiz, eski faturaları iade edip yeni firmaya tekrar fatura edebilir miyiz\" şeklinde istemlerde bulunan ...'un müvekkil şirket çalışanı olmadığını, bu nedenle söz konusu mailin müvekkil şirket aleyhine yorumlanması mümkün olmadığı gibi mail içeriğinin doğruluğu da davacı şirket tarafından ispatlanamadığını, Davacı tarafından dosyaya sunulan gözetim raporlarının da tıpkı toplantı tutanakları gibi davacının kendi lehine delil yaratma gayesiyle sonradan düzenlenmiş olması kuvvetle muhtemel olup, söz konusu gözetim raporlarının, hak ediş raporlarının ve faturaların ...e elden teslim edilmesinin müvekkil şirket açısından herhangi bir bağlayıcılığı olmadığı hususunda tereddüt bulunmadığını, kaldı ki bu imzaların da ...'ya ait olup olmadığı dahi belli olmadığını, Davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu  08.11.2015 ve 23.12.2015 tarihli maillere istinaden davacı şirket ile müvekkil şirket arasında bir mutabakat protokolü düzenlendiği, müvekkilin şirketin müşteri olarak protokole eklendiği ifade edilse de, dosyaya davacı tarafından müvekkil şirketin imzasını içerir herhangi bir protokol/sözleşme sunulmadığını, bu nedenle söz konusu mail içeriklerinin doğruluğunu destekler bir delilin davacı tarafından dosyaya sunulmadığı ortadayken davacının akdi ilişkiyi ispat ettiği kanaati son derece isabetsiz olduğunu, Davalı şirket yönetim kurulu üyesi ve yetkilisi olduğu iddia edilen ... isimli kişi tarafından davacı şirket yetkilisine 17.11.2015 tarihinde gönderilen e-mail ile KDV istisna belgesinin ve adres değişikliği nedeniyle güncellenmiş Vergi Levhasının gönderildiği belirtilen söz konusu mailin atıldığı tarihte... şirket yetkilisi veya yönetim kurulu üyesi olmadığı gibi (12.09.2017 tarihinde yönetim kurulu üyesi olduğu) söz konusu mail müvekkil şirketle davacı şirket arasında bir ticari ilişkinin varlığını göstermeyeceğini, asla kabul ve yukarıda yer alan beyanlarımızdan sarfınazar ettiğimiz anlamına gelmemekle birlikte; Başkanlığınızın da malumu olduğu üzere; ticari hayatta iki şahıs/tüzel kişi arasında herhangi bir sözleşmenin yazılı olarak kaleme alınıp imzalanabilmesi için sözlü ve/veya e-mail üzerinden görüşmeler yapılması tabii iken, taraflar arasında sözlü ve/veya e-mail üzerinden yapılan görüşmeler tek başına taraflar arasında sözleşme imzalandığı veya sözleşmeye konu hizmetin/ürünün alındığı sonucunu doğurmayacağı izahtan vareste olduğu, davacı tarafından da müvekkil şirketle imzalanmış herhangi bir protokol/sözleşme dosyaya sunulmamış olup, bu nedenle içeriğinin doğruluğu ispat edilmemiş bir mail ile müvekkil şirketin davacı şirketten almadığı hizmetlere istinaden kesilen faturalardan sorumlu tutulmasının tarafımızca kabulü mümkün olmadığını, Davaya konu faturaların dayanağı olan ve davacı şirket tarafından verildiği iddia edilen hizmetlere ilişkin düzenlenen hak edişlerde ne dava dışı ...'un ne de müvekkil şirketin kaşe/imzası bulunmadığını, bu nedenle söz konusu hak edişlere göre düzenlenen faturaların içeriğindeki hizmetin verilip verilmediği hususunda mahkemece bir inceleme dahi yapılmamışken, salt davacının dosyaya sunduğu belgeler üzerinden davacının müvekkil şirkete hizmeti verdiği kanaatine ulaşılması son derece isabetsiz olduğunu, Müvekkil şirketin tarafı olmadığı sözleşme  hükümleri doğrultusunda davacının talep etmiş olduğu faizin yerel mahkeme tarafından kabul edilmesi hukuka aykırı olup tarafımızca kabulü mümkün olmadığı gibi müvekkil şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi  haksız ve hukuka aykırı olduğunu olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;  Davalı firma ile dava dışı ... A.Ş. arasındaki organik bağ, icra takibine konu faturaların dayanak hak ediş raporları ile birlikte davalı tarafa teslim edildiği, taraflar arasındaki ilgili sözleşme hükmü vs. diğer ilgili tüm hususlar bir arada değerlendirildiğinde, dava konusu icra takibinde de uygulandığı üzere davacı müvekkil firmanın takip öncesi faize de hak kazandığı ortada olup bilirkişilerce yapılan eksik hesaplamaya ilişkin itirazlarımızı yineleyerek, ilk derece mahkemesi tarafından takibe konu esas alacak yanı sıra hükmedilen faiz tutarını kabul etmediklerini, Dairenizce yapılacak inceleme sonucu, kararın kısmen kaldırılarak takibin 551.122,63-TL yönünden devamına karar verilmesi gerektiğini, İlk derece mahkemesince yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu takip konusu alacağın çok büyük bir kısmının devamına hükmedildiğini, mahkeme tarafından reddedilen kısım, toplam borcun (asıl alacak + faiz talebimiz) %3'üne dahi tekabül etmediğini, bu nedenle davalı şirketin borcu sabit hale geldiğini, müvekkil şirketin büyük miktarda alacaklı olduğu, davalı aleyhine 107.544.42-TL değerinde icra inkar tazminatına hükmedildiği, davalı tarafın kötü niyet tazminatının reddi ile müvekkil şirketin kötü niyetli davranmadığı, davalı tarafça inkar edilmesine rağmen davalı firma ile dava dışı ... ... A.Ş. arasındaki organik bağ olduğu bilirkişi raporları ve yargılama neticesinde sabit hale geldiğinden, davalı vekili lehine hükmedilen vekalet ücretine itiraz etme zorunluluğu doğduğunu, Faize ilişkin itirazlarımızı tekrarlayarak, ilk derece mahkemesince takip sonrası aylık %1 oranında gecikme faizinin gerekçeli kararda açık bir şekilde belirtilmemiş olması sebebiyle, işbu hükmün eklenmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kısmen kaldırılarak davanın kabulü ile talep doğrultusunda karar verilerek takibe yapılan itirazın 551.122,63-TL yönünden iptali ile takip talebinde belirtilen  aylık %1 oranında gecikme faizinin işleyeceği eklenmek suretiyle devamına,davalı yana hükmedilen vekalet ücretinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, proje danışmanlığı hizmetinden kaynaklanan faturalara dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. ... ( ... İcra Dairesi'nin kapatılması ile güncellenen ....) sayılı dosyası incelendiğinde; davacının  13/04/2015 tarihli sözleşme ve sözleşme kapsamında düzenlenen 6 adet faturaya istinaden davalıY... ile dava dışı ...Şirketi ( yeni ünvanı ...A.Ş.) aleyhine 485.953,28 TL asıl alacak 65.169,35 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 551.122,63 TL alacağın tahsili amacıyla ... esasına kayıtlı takip başlatıldığı, borçlulardan davalı ... şirketinin yasal süresinde icra müdürlüğünün yetkisine, takip konusu borca ve tüm ferilerine itiraz edildiği, diğer borçlu şirket yönünden itiraz olmaması nedeniyle takibin kesinleştiği, yetkisizlik kararı üzerine davalı şirket yönünden takibe   .... Dosyası ile devam edildiği, davalı şirkete yeniden gönderilen ödeme emrine, davalının  yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.  Takip konusu faturaların ; Dava dışı  ... şirketi adına düzenlenen Haziran 2015 hizmet bedeli açıklamalı 27.07.2015 tarihli 82.830,22 TL, Temmuz 2015 hizmet bedeli açıklamalı 19.08.2015 tarihli 92.316,95 TL, Ağustos 2015 hizmet bedeli açıklamalı 27.08.2015 tarihli 82.563,95 TL, Eylül 2015 hizmet bedeli açıklamalı 28.09.2015 tarihli 88.337,34 TL bedelli faturalar ile davalı şirket adına KDV'siz düzenlenen Ekim 2015 hizmet bedeli açıklamalı 24.11.2015 tarihli 65.005,65 TL bedelli  ... numaralı ve Kasım 2015 hizmet bedeli açıklamalı 24.11.2015 tarihli 53.557,75 TL bedelli...numaralı faturaların davalı şirket tarafından iade edilmesi nedeniyle söz konusu faturalara istinaden davadışı ... şirketi adına düzenlenen 10/02/2016 tarihli KDV dahil 76.706,67 TL ve 63.198,15 TL bedelli faturalar olduğu görülmüştür. Dosya kapsamına göre ; Dava dışı ... A.Ş. ile davacı arasında 13.04.2015 tarihinde \"... Sözleşmesi\" başlıklı bir sözleşme imzalanmış, davacı şirket tarafından gerçekleştirilecek hizmetlerin sözleşmenin 3. maddesinde \"....\" hizmetleri olarak detaylı bir şekilde sıralanmış, sözleşmenin 2.1. maddesinde hizmetlerin bedelinin ne şekilde belirleneceği, 2.2. maddesinde faturaların teslim tarihinden itibaren 30 gün içinde ödenmesinin, aksi halde aylık %1 oranında gecikme faizi uygulanacağı, 2.6. maddesinde sözleşmenin ve sözleşmeden doğan hakların devrinin ve temlikinin diğer tarafın yazılı onayına bağlandığı kararlaştırılmış, akabinde  davalı şirketin, dava dışı .... 2. ... limanı Yaptırma ve İşletme Sözleşmelerini,  Üsküdar ... Noterliğinde düzenlenen 19/06/2015 tarihli  İhale Sözleşmesi Devri Sözleşmeleri ile yüklenici sıfatıyla devralmış ve bu sözleşmelerden ve eki protokollerden doğan tüm yükümlülükleri açıkça üstenlenmiş, istemin Belediye Başkanlığınca yerinde görülerek 19.06.2015 tarihinde sözleşmenin devrine izin verilmiş olduğu konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak taraflar ve dava dışı ... arasında davacı şirket ile dava dışı ...arasında imzalanmış 13.04.2015 tarihli sözleşmenin devrine ve bu sözleşmeden doğan borçların davalı şirket tarafından üstlenildiğine ilişkin imzalanmış yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Somut olaydaki uyuşmazlık; davacı ile dava dışı ... Şirketi arasında yapılmış olan sözleşmenin davalıya devredilip devredilmediği, sözleşmeye davalı şirket tarafından muvafakat edilip edilmediği, davalı ile dava dışı ... arasında organik bağ bulunup bulunmadığı, dava dışı şirket adına düzenlenen faturalardan davalı şirketin sorumlu olup olmadığı, takibe konu faturalara ilişkin davalı şirkete hizmetin verilip verilmediğine ilişkindir. Mahkemece İnşaat mühendisi, mimar, mali müşavir, hukukçu bilirkişilerden oluşan heyetten rapor aldırılmış olup alınan 21/08/2019 tarihli raporda özetle; \"Davacı şirketin 09.04.2015-19.08.2015 tarihleri arasında değişik amaçlarla düzenlediği 18 ayrı toplantının... isimli kişinin önce \"...\" sonrasında ise \"...\" adına toplantılara katıldığı ve diğer katılımcılarla birlikte tutanakları imzaladığı, ... yönetim kurulu üyesi...un önce..., sonrasında ise... adına toplantılara katıldığı, 08.07.2015 tarihinden sonraki toplantılara katılmadığı, ancak yokluğunda gerçekleşen toplantı tutanaklarının kendisine gönderildiği bilgisinin toplantı tutanağında yer aldığı,...yönetim kurulu üyesi ..'un davacı şirket yetkisine 13/07/2017 tarihinde gönderdiği e-mail ile \"... olarak yapmış olduğumuz sözleşmede  bizim firma bilgilerimizde değişiklik meydana geldi.... Yeni firma bilgilerini size yazılı olarak bildireceğiz, buna göre zeyiiname düzenlenmesini sağlayabilir misiniz? Eski faturaları da size iade edip, yeni firmaya tekrar fatura edilmesini sağlayabilir miyiz?... şeklinde istemlerde bulunduğu,  Davacı şirket tarafından 27.07.2015-23.10.2015 tarihleri arasında sahada ve denizde devam eden imalatlara ilişkin haftalık \"gözetim raporları hazırlandığı ve elden \"...\" isimli \"...\" çalışanı olduğu yazılı kişiye imza karşılığı teslim edildiği,İş kapsamında görev alanlar arasında gerçekleşen e mail yazışmalarında maillerin davacı şirket ile birlikte .... mail adresini kullanan kişilere de gönderildiği,Davacı şirket tarafından dava dışı....A.Ş. adına KDV dahil;Haziran 2015 hizmet bedeli açıklamalı 27.07.2015 tarihli 82.830,22 TL. Temmuz 2015 hizmet bedeli açıklamalı 19.08.2015 tarihli 92.316,95 TL. Ağustos 2015 hizmet bedeli açıklamalı 27.08.2015 tarihli 82.563,95 TL. Eylül 2015 hizmet bedeli açıklamalı 28.09.2015 tarihli 88.337,34 TL. bedelli faturalar düzenlendiği, bu tarihten sonra ise KDV istisnasından yararlanan davalı şirket adına KDV' siz: Ekim 2015 hizmet bedeli açıklamalı 24.11.2015 tarihli 65.005,65 TL. ... numaralı, Kasım 2015 hizmet bedeli açıklamalı 24.11.2015 tarihli 53.557,75 TL. bedelli ... numaralı faturaların düzenlendiği, açıklanan şekilde düzenlenen 6 adet faturanın imzası karşılığı ...arafından elden imza karşılığı teslim alındığı, davalı adına düzenlenen son iki faturanın sehven düzenlendiği ileri sürülerek davacı şirkete iade edildiği, iade tarihinin belli olmadığı,Yukarıda yazılı 6 adet faturanın ekinde davacı şirket tarafından hazırlanan ancak davalı şirket ve dava dışı ....A.Ş. imza ve kaşelerinin yer almadığı hakkedişlerde faturada yazılı alacağı oluşturan hizmetlerin ve birim fiyatlarına göre hesaplanan toplam bedellerinin yazılı olduğu, Davacı şirketin dava dışı ....A.Ş. adına yukarıda yazılı faturalar dışında: 25.03.2015\ttarihli 34.630,64 TL. Bedelli,  29.04.2015 tarihli 41.637,48 TL, bedelli 19.06.2015 tarihli 54.846,28 TL bedelli faturalar dışında   \"... numaralı faturaya istinaden\" açıklamalı 76.706,67 TL ve \"... numaralı faturaya istinaden\" açıklamalı 63.198,15 TL bedelli faturaları da düzenlediği, düzenlenen son iki faturanın davalı şirket adına önceden KDV' siz düzenlenen ve iade edilen fatura tutarlarının bu kez KDV'li olarak düzenlenen faturalar şeklinde olduğu, aradaki farkın KDV nedeniyle ortaya çıktığı, son iki adet faturanın dava dışı şirkete veya davalı şirkete tebliğine ilişkin dava dosyasında kanıt bulunmadığı, bu şekilde düzenlenen 9 adet toplamı 617.067,68 TL. olan faturalara karşılık dava dışı ...A.Ş. tarafından 14.04.2015 tarihinde, 29.348,00 TL., 05.08.2015 tarihinde 46.920,12 TL., 08.09.2015 tarihinde ise 54.846,28 TL. olmak üzere toplamda 131.114,40 TL. ödeme yapıldığı, yapılan ödemelerin ilk düzenlenen üç adet faturanın toplamına eşit olduğu, bir başka anlatımla ilk üç fatura bedelinin ödenmiş olması nedeniyle sonradan düzenlenen 6 adet faturanın icra takibine konu yapıldığı,Taraflar arasında 08.11.2015 ve 23.12.2015 tarihli mailler yazısı içeriğinden bir mutabakat protokolü düzenlendiği, davalı şirketin müşteri olarak protokole eklenildiği,Davalı şirket yönetim kurulu üyesi ve yetkilisi .. isimli kişi tarafından davacı şirket yetkilisine 17.11.2015 tarihinde gönderilen e mail ile KDV istisna belgesinin ve adres değişikliği nedeniyle güncellenmiş Vergi Levhasının gönderildiği, Davacı şirket tarafından davalı şirkete ve dava dışı ... Belediyesi ile ....A.Ş. ye Beşiktaş ...Noterliğinden 30.09.2016 tarihinde gönderilen ihtarname ile dava dilekçesinde açıklanan maddi olaylar özetlendikten sonra sözleşme kapsamında düzenlenen faturalar ve bu faturalara karşılık yapılan ödemeleri gösterir tablo da eklenerek kalan alacakları 485.953,28 TL. nin tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde ödenmesinin istenildiği, ihtarnamenin davalı şirketin yazılı adresten taşınmış olması nedeniyle tebliğ edilmeksizin çıkış yerine iade edildiği,...'dan gelen 29.11.2018 tarihli cevabi yazı ekindeki belgelerin incelenmesinde, 2015-2016 yıllarında davalı şirkette ... isimli bir çalışanın bulunmadığı,Davacı ticari defterlerinde, icra takip tarihinde davacının dava dışı ...'dan 485.953,38 TL alacaklı olduğu, davalıya ait herhangi bir işleme rastlanmadığı, davalı tarafından ibraz edilen ticari defterlerde, davacıya ait herhangi bir işleme rastlanmadığı, ancak davalı ticari defterlerinde, dava dışı ... A.Ş.'nin 2016 yılı sonunda davalıya, 118.397.033,52 TL borçlu olduğu görüldüğü, Saptanan maddi olgular ve kanıtlar gözönüne alındığında davalı şirketin dava dışı ilk yüklenici ... ile davacı arasında 13.04.2015 tarihinde imzalanan \"... Sözleşmesini \" benimsediği ve bu sözleşmeye bağlı kalmayı ve bu sözleşmeden kaynaklanan sorumlulukları eylemli olarak kabul ederek üstlendiği şeklinde değerlendirildiğinde, davalı şirketin sözleşmeyi devir aldığı 19/06/2015 tarihinden sonra davacı şirketin kendisine yaptığı ve kabul ettiği hizmet bedellerini ödemek borcu altına girdiği söylenebileceği, Bu tarihten önce düzenlenen 3 ayrı hizmet faturasının dava dışı ... tarafından ödenmiş olması ve kalan alacağı oluşturan faturaların, eki hakkedişlerin Haziran 2015 den itibaren sürekli olarak ... isimli aynı kişiye teslim edilmesi ve gerek hakkedişlere ve gerekse faturalara süresinde itiraz edilmemesi karşısında, hakkedişlerin ve dava konusu alacağı oluşturan 6 adet faturanın sözleşmeye uygun şekilde düzenlendiği ve kabul gördüğü şeklinde açıklanabileceği,Dosya kapsamına göre dava konusu faturalarda yazılı alacakları oluşturan hizmetlerin gerçekte verilip verilmediği ve fiyatlandırmanın sözleşmeye uygun olup olmadığını belirleyebilmenin mümkün bulunmadığı,Davacı vekili icra takip talebinde işlemiş faizin başlangıcı olarak sözleşmenin “2.2.” maddesindeki düzenlemeye göre hesaplama yaptığı, dava konusu 6 adet faturadan 4 tanesinin davalı şirkette çalışmadığı anlaşılan ... isimli kişiye elden teslim edildiği tarih belli iken, son iki adet faturanın kime teslim edildiği belirsiz olup diğer yandan, davacı şirket noterden gönderdiği 30.09.2016 tarihli uyarı ile direnim faizi istemeksizin davalı şirkete asıl borcu ödemesi için 10 günlük süre tanımış bulunmasına rağmen, noter uyarısı açıklandığı gibi davalıya ulaşmadığından  icra takibinden önceki dönem için işlemiş direnim faizi hesabı yapılamadığı, Sonuç olarak;  Mahkemece davalı şirketin, davacı şirket tarafından verilen hizmetleri aldığı, davacı şirket ile dava dışı ... arasında imzalanan 13.04.2015 tarihli sözleşmeyi benimsediği, bu sözleşmeden doğan yükümlülükleri üstlendiği kabul edildiği taktirde İcra takip tarihi itibariyle 6 adet hizmet faturasından kaynaklı asıl alacağın 485.953,28 TL olduğu\" hususlarında görüş ve tespitte bulunmuşlardır.Tarafların itirazı doğrultusunda alınan 08/11/2019 tarihli birinci ek raporda; dava konusu edilen 4 faturanın aynı gün...'ya teslim edildiği dikkate alınarak 4 fatura için toplam 51.851,83 TL  temerrüt faizi hesaplanmış,  taraf vekillerinin davanın esasına yönelik açıklamaları şeklindeki dilekçelerinde yer alan iddia ve savunmalarının kök raporları ile birlikte  Mahkeme tarafından değerlendirilebileceği ifade edilmiştir. 28/05/2020 tarihli ikinci ek raporda ise ; dava dışı ...A.Ş. ile davacı arasında 13.04.2015 tarihinde İmzalanan \"... Sözleşmesinin\" \"2.2. maddesinde yazılı\" \"...faturaların teslim tarihinden itibaren 30 gün içinde ödenmesi, aksi halde aylık %1 oranında gecikme faizi uygulanacağı...\" şeklindeki düzenlemenin geçerli kabul edilmesi halinde, 27.12.2016 icra takip tarihi itibariyle söz konusu 4 ayrı faturadan dolayı istenebilir temerrüt faiz  bu kez ¨38.314,53 TL olarak hesaplanmış olup 20/12/2020 tarihli  üçüncü ek raporda ;  2. Ek raporlarında da yapılan bir maddi hata sonucu istenebilir direnim faizinin ¨ 38.314,53 olarak gösterildiğini ifade ederek söz konusu 4 ayrı faturadan dolayı istenebilir direnim faizinin  ¨ 51.768,83 TL olarak hesaplamıştır. Türk Borçlar Kanunun, \"A. Sözleşmenin Devri\" başlıklı MADDE 205- Sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte  bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır. Sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da, sözleşmenin devri hükümlerine tabidir.Sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır.Kanundan doğan halefiyet hâlleri ile diğer özel hükümler saklıdır.\" hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda sözleşmeyi devralanın, asıl sözleşmenin konumuna geçmesi ve asıl sözleşmenin tüm hükümlerinin kendisini bağlayıcı hale gelebilmesi için  sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında  geçerli bir anlaşma ya da sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan geçerli anlaşmaya sözleşmede kalan diğer tarafça önceden  izin yada sonradan anlaşmanın onaylanması gerekmektedir. Ayrıca TBK'nun 205. maddesinin  3.fıkrasında ise sözleşmenin devrinin geçerliliğinin devredilen sözleşmenin şekline bağlı olduğu gösterilmiştir. Diğer bir ifade ile geçerli bir sözleşmenin varlığı için, sözleşmenin devrinin, devredilen sözleşmenin şeklinde yapılması kurucu şekil şartı olarak kabul edilmiştir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirket, dava dışı ...'un, Büyükçekmece Belediyesi ile imzaladığı ... Limanı'nın yapımı ve kullanımına ilişkin sözleşmeyi dava dışı ... şirketinden devralmış ise de davaya konu söz konusu ihale işi kapsamında proje danışmanlığı hizmeti verilmesi konusunda davacı ile dava dış ... arasında  düzenlenen 13.04.2015 tarihli \"... Sözleşmesi\"nin devri konusunda taraflar arasında imzalanmış adi yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır.  O halde geçerli bir devir sözleşmesi bulunmadığından sözleşmeden doğan tüm hak ve borçların davalı şirkete geçtiğinden söz edilemeyecektir. Kabule göre de; Mahkemece her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre davacının,  dava dışı ... şirketi ile yapılan sözleşmenin benimsendiği, takibe konu faturaların davalı şirket çalışanına tebliğ edilmesine rağmen 8 gün içinde itiraz edilmemesi nedeniyle faturalara konu hizmetin verildiği kabul edilmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere sözleşmenin devri için, sözleşmenin davalı tarafça benimsenmesi yeterli değildir. Bu konuda davacı ile davalı arasında yazılı bir devir sözleşmesi yada yazılı muvafakat düzenlenmesi zorunludur. Kaldı  ki karara dayanak yapılan tespitlerdeki ...ile ...'un gerçekte davalı şirket çalışanı olup olmadığı, davacı tarafça dosyaya sunulan adi belgelerdeki içeriğinin gerçekliği tespit edilmeden ve söz konusu belgelerin davalı şirketi bağlayıp bağlamadığı belirlenmeden eksik inceleme ile karar verilmesi de hatalı olmuştur.Öte yandan, takibe konu faturalar dava dışı ... şirketi adına düzenlenmiş ancak söz konusu faturalardan davalı şirket ile birlikte dava dışı ... şirketinin sorumlu olduğundan bahisle her ikisi yönünden takip başlatılmıştır. Davacının, diğer bir talebi ise;  davalı şirketin ... ile arasındaki organik bağ nedeniyle sorumlu olduğu iddiasına ilişkindir. Tüzel kişiler, kendilerini oluşturan kişi veya mal topluluklarından bağımsız ve ayrı hukuki kişiliğe sahip olup, kendilerini oluşturan kişilerden bağımsız olarak hukuki işlemelere taraf olurlar. Tüzel kişi ile onu oluşturan üyeleri arasındaki, kişilikler ve malvarlıkları yönünden ayrılık prensibi geçerlidir ve bu prensipten ancak istisnai olarak tüzel kişiliğin kötüye kullanılması halinde uzaklaşılabilir. Organik bağ kavramı ve perdenin kaldırılması teorisi arasında kimi benzerlikler olsa da farklı kavramlardır. Ancak her iki uygulamanın da temellerini dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılmaması ilkesine dayanmaktadır.  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/02/2022 tarihli ve 2021/(19)11-659 E. 2022/82 K. sayılı ilamında;  \"...Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ  kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s. 210). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli olmadığı gibi şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması da organik bağ için yeterli değildir (Baycık, Gaye: İşverenin Tespitinde Birlikte İstihdam ve Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Kurumları, İş Uyuşmazlıklarında Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Değerlendirme Toplantısı (Seminer Bolu/Abant – 06 Nisan 2019), ... Sendikası, Ankara 2019, s. 20). Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir...\" şeklinde organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramları açıklanmıştır.Mahkemece, geçerli bir devir sözleşmesi bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle organik bağ konusunda bir değerlendirme yapılmamıştır. Yukarıda ifade edildiği üzere, organik  bağın genel ve kapsayıcı bir tanımı bulunmamakla birlikte,  her somut olayın özelliğine göre tespit edilmesi gerekir. Emsal Yargıtay kararlarında,  şirketlerin ortaklarının  aynı olması, şirketlerin iç içe geçmiş olarak ticari faaliyet yürütmeleri,  firmalar arasında sıklıkla işçi geçişi olması, şirketin faaliyet konularının aynı olması gibi durumlarda şirketler arasında organik bağın bulunduğu kabul edilmektedir.  Dosya dosya kapsamı itibariyle davalı ile dava dışı ... şirketi arasında organik bağ bulunduğuna ve  alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığına ilişkin dosyaya sunulan bilgi ve belge bulunmamaktadır. O halde, davacının takibe konu faturalardan dolayı davalıdan alacak talebinde bulunabilmesi için, ... Limanı ihalesini devir alan davalı şirkete, devir tarihinden sonra iddia olunan faturalara konu proje danışmanlık hizmetinin verilmesi konusunda taraflar arasında sözlü yada yazılı anlaşma yapıldığı ve faturalara ilişkin hizmetin verildiğinin ispatlaması gerekmektedir. Davacı yan sunmuş olduğu belgelerde, söz konusu faturaların davalı şirket çalışanı ...'ya teslim edildiğini, düzenlenen toplantılara.. ile..'un katıldığını, tutanaklarda imzasının bulunduğunu, sahada ve denizde devam eden imalatlara ilişkin hazırlanan haftalık gözetim raporlarının imza karşılığı ...edildiğini iddia etmiştir. Ayrıca  ...'ya teslim edilen  faturanın ekinde, davacı şirket tarafından hazırlanan ancak davalı şirket ve dava dışı ..'nın imza ve kaşelerinin yer almadığı hakkedişlerde faturada yazılı alacağı oluşturan hizmetlerin ve birim fiyatlarına göre hesaplanan toplam bedelleri gösterilmiş ise de ...kayıtlarına göre davalı şirketin ... adında kayıtlı bir çalışanı olmadığı anlaşılmakla mahkemece bu yönde bir araştırma yapıldığı, söz konusu şahısların dinlenmediği görülmüştür. O halde mahkemece yapılacak iş; dosyaya sunulan belgelerde imzası bulunan  davalı şirket adına yapılan işlemlerde yer aldığı iddia olunan ... ile ...maya çağrılarak davalı şirket çalışanı olup olmadığı, ...Limanı ihalesini devreden dava dışı..ile devralan davalı şirkette söz konusu ... Limanı ihalesinden kaynaklı  davacı tarafça verildiği iddia olunan proje danışmanlığı hizmeti kapsamında çalışıp çalışmadıkları, çalışıyorlar ise işyerindeki  konumları, faturalar ile ekindeki hak ediş raporlarını şirket adına teslim almaya yetkilerinin olup olmadığı, davacı tarafça dosyaya sunulan belgelerdeki yapılan işlemlerin içeriği ile belgelerde belirtilen hizmetin davacı tarafça verilip verilmediği sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusu şimdilik incelenmeksizin eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda  kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın  353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatindeyim.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/73 E. 2021/140 K. Sayılı 12/02/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan  istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/09/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c175f00d296a797","SID":"bec7d84ad218bfb9"}}