{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO: 2022/177 Esas<br>KARAR NO: 2024/632<br>DAVA: Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle)<br>DAVA TARİHİ: 26/05/2017<br>KARAR TARİHİ: 17/09/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının borcuna karşılık ---------Ş. ---------- şubesine ait olan 18/12/2004 keşide tarihli, 6.200,00 TL tutarlı ve 25.12.2004 keşide tarihli, 6.300,00 TL tutarlı (toplam 12.500,00 TL) 2 adet çeki kendilerine verdiğini, çeklerin karşılıksız çıktığını ve arkasının yazdırıldığını, ---------- İcra Müdürlüğünün --------- E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak ---------- Sayılı kararı ile zamanaşımı nedeniyle takibin iptaline karar verildiğini, ---------- İcra Hukuk Mahkemesi'nce yalnızca şekli hukuk bakımından karar verildiğini, alacağın esasına ilişkin bir karar verilmediğini, taraflar arasındaki temel ilişkinin varlığında şüphe bulunmadığını belirterek; davanın kabulüne, davacının alacağının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine yapılan icra takibinin konusu olan çeklerin tarihlerinin 18/12/2004 ve 25/12/2004 olduğunu, çek tarihleri itibariyle 10 yıllık zamanaşımının dolduğunu, açılan davanın yasal dayanağının kalmadığını, söz konusu borcun zaten ödendiğini, davacının gerekirse defter ve belgeler ile alacağını ispat etmesi gerektiğini belirterek; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.------------ No.lu Bozma Kararında Özetle; “…Çeklerin keşide tarihi itibariyle zamanaşımı hususunda 818 sayılı BK’ nun 132, 133 ve 136. maddeleri hükümlerinin de bu çerçevede gözetilmesi gerekecektir. Davacı yanca da somut olayda icra takip dosyasında takip tarihi 20.06.2005 tarihinde zamanaşımının kesildiğini ve sonrasında icra takip dosyasında yapılan işlemlerle 818 sayılı BK 133/2 ( TBK 154/2) maddesi uyarınca zaman aşımı süresini kesen işlemler bulunduğu, en son işlemin ise 11.11.2015 tarihli olduğunu ileri sürülmüş, mahkemece icra takip dosyasının celbine karar verilmiş ise de icra dosyası getirtilip incelenmeksizin ve davacının icra takip dosyasında zaman aşımını kesen işlemi bulunup bulunmadığı, zamanaşımı süresini kesen en son işleme göre (818 sy BK 136/2) dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı değerlendirmeden yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece icra takip dosyası getirtilip incelenerek davacının zamanaşımını kesen son işleminin ne olduğu da gözetilerek, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının değerlendirilmesi gerekirken esasa etkili delil niteliğindeki icra takip dosyası celp edilip incelenmeksizin ve davacı iddiaları değerlendirilmeksizin hüküm kurulması doğru olmayıp, bu yönde davacı istinafının kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına…” Şeklinde karar verildiği görülmüştür.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:Eldeki dava, delil başlangıcı niteliğinde olan ----------Ş. ----------- Şubesi'ne ait 18/12/2004 tarih 6.200,00 TL bedelli ve ----------Ş. ------------ Şubesi'ne ait 25/12/2004 tarih 6.300,00 TL bedelli çeklere dayalı alacak davasıdır.Mahkememizin ---------- esas ----------- kararı ile zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verildiği, ---------- sayılı ilamı kararın kaldırılmasına karar verilmesi üzerine dosya işbu esasa kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davacı tarafından davaya konu çeklerin tahsili amacıyla --------- İcra Müdürlüğü'nün ----------- esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, ---------- sayılı kararı ile davaya konu çeklerin zaman aşımına uğradığından bahisle icra takibinin iptaline karar verildiği ve mezkur kararın kesinleştiği, davacının da davaya konu çeklere istinaden işbu alacak davasını ikame ettiği anlaşılmıştır.Taraflar arasında uyuşmazlığın çözümü için öncelikle davanın zaman aşımına uğrayıp uğramadığının tespiti gerekmektedir. Zaman aşımını kesen hâller İİK’da özel olarak düzenlenmediğinden Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. Zamanaşımını kesen sebepler 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun 133 ilâ 136. maddeleri (TBK m. 154-157) arasında düzenlenmiştir. BK’nın 133. maddesinin 2. fıkrasına (TBK m. 154/2) göre takip talebi ile zamanaşımı kesilir. Yalnız takip talebinde bulunulması ile zamanaşımı kesilir; bunun için, ödeme emrinin (icra emrinin) borçluya tebliğ edilmiş olması gerekli değildir. Alacaklı tarafından Kanun’a uygun biçimde yapılan bir takip talebi, icra müdürünün hatasından (yanılmasından) veya ihmalinden dolayı işlemsiz kalmış olsa bile, gene zamanaşımını keser  BK’nın 135. maddesinin 1. fıkrası (TBK m. 156/1) gereğince zamanaşımının kesilmesi ile yeni bir süre işlemeye başlar. BK’nın 136. maddesinin 2. fıkrası (TBK m. 157/2) gereğince de zamanaşımı icra takibi ile kesilmiş ise zamanaşımı takibe yönelik her muameleden itibaren yeniden işlemeye başlar.Bu aşamada BK’nın 136. maddesinin 2. fıkrası hükmünde yazılı olan “takibe müteallik her muamele” ifadesinin açıklanması gerekmektedir. İcra takip işlemleri öğretide yapılan tanımlamaya göre icra organları tarafından borçluya karşı yapılan, borçlunun hukuki durumuna zarar vermeye elverişli olan ve cebrî icranın alacaklı yararına ilerlemesi amacına yönelmiş bulunan işlemlerdir . Taraf icra işlemleri ise takibin taraflarınca yapılan takibe yön ve şekil veren, çoğunlukla da icra organlarını işlem yapmaya yönelten işlemlerdir .BK’nın 136. maddesinin 2. fıkrasında söz konusu edilen “takibe müteallik her muamele” kavramı icra organlarını işlem yapmaya yönelten hem taraf icra işlemi hem de icra takip işlemi olarak anlaşılmalıdır. BK’nın 136. maddesinin 1. fıkrasında (TBK m. 157/1) davalar yönünden hem taraf hem de mahkeme usul işlemleri ile kesilip işlemeye başlayacağı belirtilmiş olup, takipler bakımından da bu ayrımın geçerli olmaması için bir sebep bulunmamaktadır. Alacaklı taraf icra işlemi (örneğin borçlu veya icra kefilinin mallarının haczedilmesi talebi) yaptığı anda zamanaşımının kesilmesi gerekmekte olup, ayrıca icra takip işlemi yapılmasına ihtiyaç yoktur. Çünkü alacaklı taraf icra işlemi ile kendi üzerine düşeni yapmaktadır.  Somut olayda UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede davacı tarafça 11.11.2015 tarihinde davalıya ait taşınmazlara haciz konulması için talepte bulunulduğu, bu talep ile 11.11.2015 tarihinde zaman aşımının kesildiği, işbu dava tarihinin 26.05.2017 tarihi olduğu, davanın genel zaman aşımı olan 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu dikkate alındığında yukarıda belirtilen Yargıtay Hukuk Kurulu'nun içtihadı da gözetildiğinde işbu davanın süresinde açıldığı ve zaman aşımına uğramadığı hususunda mahkememizce tereddüt bulunmamaktadır.Alacağın var olup olmadığının tespiti amacıyla davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması için dosya bilirkişiye tevdii edilmiş ancak davacı tarafça ticari defterler sunulmadığı ancak buna rağmen bilirkişi tarafından rapor tanzim edildiği, 17.09.2024 tarihli celsede raporun bilirkişi raporu mahiyetinde olmadığı anlaşıldığından taraflara tebliğine yer olmadığına ve bilirkişiye takdir edilen ücretin bilirkişiden geri alınmasına karar verilmiştir.  --------- sayılı emsal kararında \"...Somut olayda, davalı taraf, davacının aracını tamir ettiğini kabul etmekte, ancak davacının talep ettiği bedeli ödediğini ve borcunun bulunmadığını iddia etmektedir. Bu durumda, davalı bağlantılı bileşik ikrarda bulunmakta olup, ispat yükü davalı tarafa ait olacaktır...\" şeklindedir. Somut olayda ise davalı vekili tarafından sunulan 20/12/2017 tarihli cevap dilekçesi ile borcun ödendiği savunulmuştur. Hal böyle olunca davalı tarafından yapılan ödeme iddiası bileşik ikrar niteliğinde olup davaya konu çeklerden kaynaklı borcunu ödediğini ispat yükü davalıdadır. Cevap dilekçesi incelendiğinde davalının tanık deliline dayanmadığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamında davalının borcu ödediğine ilişkin bilgi ya da belge bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir.Her ne kadar davacı vekilince davaya konu çeklerin keşide tarihlerinden itibaren faiz talep edilmiş ise de çeklerin zaman aşımına uğradığı, davalının ---------İcra Müdürlüğü'nün ----------- esas sayılı dosyası ile temerrüte düştüğü anlaşıldığından icra takip tarihi olan 20.06.2005 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekmiştir. Ancak mahkememizce sehven 20.06.2015 tarihinden itibaren faiz işletilmiş ise de bu hususun maddi hata olduğu kabul edilerek tahsis şerhi düzenlenmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davanın kısmen kabulü ile 12.500,00 TL'nin 20.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, faiz başlangıç tarihi yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 853,88-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 213,47-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 640,41-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan; 31,40-TL Başvuru Harcı, 213,47-TL Peşin Harcı, 1.522,70-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 1.767,57TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir edilen 12.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Taraflarca yatırılan gider avansının bakiye kısmının karar kesinleştiğinde 6100 sayılı HMK 'nun 333.maddesi uyarınca taraflara iadesine,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/09/2024     <br><br><br>TASHİH ŞERHİ<br><br>Mahkememizin 17/09/2024 tarihli ---------- Esas, ---------- Karar sayılı ilamın Hüküm kısmının 1 numaralı bendinde; <br>\"1-Davanın kısmen kabulü ile 12.500,00 TL'nin 20.06.2005 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, faiz başlangıç tarihi yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine,\" yazılması gerekirken sehven,<br>\"1-Davanın kısmen kabulü ile 12.500,00 TL'nin 20.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, faiz başlangıç tarihi yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine,\" yazıldığı anlaşıldığından;<br>HÜKMÜN;<br>Mahkememizin 17/09/2024 tarihli --------- Esas, ------------ Karar sayılı ilamın Hüküm kısmının 1 numaralı bendinde; <br>\"1-Davanın kısmen kabulü ile 12.500,00 TL'nin 20.06.2005 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, faiz başlangıç tarihi yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine,\" şeklinde  HMK.304  ve devamı  maddeleri uyarınca TASHİHİNE, bu hususta gerekçeli karara tashih şerhi verilmesine ve işbu tahsis şerhinin gerekçeli karara eklenmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verildi. 17/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"78186939a465b1b2","SID":"692fbb93b770bd24"}}