{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/530 Esas<br>KARAR NO: 2024/949<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/02/2021<br>NUMARASI: 2019/316 Esas, 2021/159 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/09/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin uzun yıllardır davalı ... Kolejine gerek öğrenci gerekse personel yemek hizmeti verdiğini, ancak personel yemek hizmeti karşılığında düzenlenen Ekim-Kasım-Aralık 2018 ve Ocak 2019 tarihli fatura alacaklarının ödenmediğini, alacağın tahsili için Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen 01/09/2012 yürürlük tarihli Yemekhane Hizmet Sözleşmesi ile kurumun öğrenci, idari ve akademik personeline yemek temin etmek amacıyla yemekhane hizmetlerinin yürütülmesinin kararlaştırıldığını, karşılıklı olarak varılan mutabakat doğrultusunda yeni dönemde personelin öğrenci ile birlikte bila bedel yemek yemesi konusunda anlaştıklarını, verilen yemek hizmetinden beklenen verimin sağlanamaması ve veliler ile öğrencilerin memnuniyetsizliğinin oluşması sebebiyle müvekkili şirketin yeni dönemde bu şartlarda davacı ile çalışmak istemediğini kendilerine bildirdiğini, davacının ise sözleşmeye ve taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak personel için ayrı faturalar tanzim ederek müvekkili kuruma göndermeye başladığını, davanın dayanağı olarak gösterilen faturalar fahiş olduğu gibi müvekkili kurumdaki personel sayısı nazara alındığında gerçek dışı olduğunu, bu nedenle müvekkilince faturalara itiraz edildiğinden faturalara dayalı olarak açılan davanın reddi gerektiğini, faturada belirtilen hizmetlerin verildiği iddiasının da gerçek dışı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddi ile, kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; taraflar arasında yemek hizmetine ilişkin sözleşme ilişkisi kapsamında 31.01.2019, 31.12.2018, 30.11.2018, 31.10.2018 faturaya dayalı olarak icra takibi yapıldığı, davalı tarafın cevap dilekçesinde yeni dönemde  personelin öğrenci ile birlikte bila bedel yemek yemesi konusunda anlaşıldığının savunulduğu, ancak bu hususun davacı tarafça kabul edilmediği, davalı tarafın buna ilişkin delil ibraz edemediği, davalı tarafça Beyoğlu ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile faturalara itirazda bulunulduğu ve yemek hizmeti sözleşmesinin de 11/06/2019 tarihinde Beyoğlu ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiği, davaya konu fatura tarihlerinden sonraki tarihli davalı fesih ihtarnamesi içeriğinde davalı tarafın, davacı taraftan işyerinin boşaltılmasını istediği dikkate alındığında taraflar arasındaki yemek hizmetinin davaya konu faturaların düzenlenmesinden sonra da devam ettiği, davacının bu suretle hizmet verdiğinin ispat edildiği, davalı tarafın bila bedel yemek hizmetine ilişkin savunmasını ispat edemediği, ayrıca davalı tarafın fatura içeriğine itiraz ettiği, davacı tarafça düzenlenen uyuşmazlık konusu fatura içeriğinin fahiş olup olmadığı hususunun sözleşme de belirlenen ücret miktarı ile önceki yıllara ilişkin hesap ekstresi dikkate alınarak bilirkişi tarafından incelendiği, davacı tarafça düzenlenen ve davalı tarafça kabul edilen Eylül 2018 tarihli fatura ile davacı tarafça düzenlenen sonraki tarihli uyuşmazlık konusu faturaların uyumlu olduğu, bu nedenle davalı tarafın fatura içeriklerine itirazlarının yerinde görülmediği, davacının iddiasını ispat ettiği gerekçelerine istinaden davanın kabulü ile itirazın iptaline, davaya konu alacağın likit olması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesine, şartları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; deliller toplanıp değerlendirilmeden ve bilirkişi raporuna karşı itirazları gözetilmeden haksız ve hukuka aykırı olarak karar verildiğini, Mahkemece davacı yana 18/11/2020 tarihli duruşmada yemin delilinin hatırlatıldığını, ancak davacının yemin metni sunmayacağını ifade ederek işbu delile dayanmaktan vazgeçtiğini, hal böyle iken, Mahkemenin yemin deliline dayanmayan davacının taleplerini ve iddialarını ispat edemediğine kanaat getirerek davanın reddine karar vermesi gerekirken kabulüne karar verdiğini ve gerekçede bu hususa değinmediğini, davacı yana yemin hakkını hatırlatan mahkemenin taraflarına yemin teklif etme hakkını  hatırlatmamasının doğru olmadığını, davacının, hizmet vermediği dönemlere ilişkin tek taraflı, keyfi ve fahiş  faturalar tanzim ettiğini, söz konusu fatura içeriği hizmetlerin müvekkiline verildiğine dair dosyada hiçbir somut delilin olmadığını, davacının, müvekkili şirkete hizmet verdiğini ispat etmesi gerektiğini, usul ve esas bakımından hukuka uygun şekilde tutulan müvekkili şirkete ait defter ve evraklarda dava konusu faturaların ve davacı tarafından varlığı iddia olunan hizmet/ürün alımının görünmemesinin de bu faturaların ve iddia olunan hizmet/ürün alımının gerçekleşmediğinin açıkça ispatı olduğunu, davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen belgenin ticari anlamda fatura olmadığının sabit olduğunu, müvekkili kurumda çalışan ve yemek yiyen personel sayısı ile aylık olarak tanzim edilen yemek bedeli karşılaştırıldığında bedelin son derece fahiş olarak belirlendiğini, piyasanın çok üzerinde birim fiyatlar esas alınarak fatura tanzim edildiğini, Mahkemece gerek usul gerek içerik bakımından son derece fahiş hatalar içeren bilirkişi raporlarının denetime elverişli olduğunun ifade edilmesinin kabul edilebilir olmadığını, emsal birim fiyatı araştırmasına yer vermeyen, davacı tarafından sunulduğu iddia olunan hizmetten yararlanan kişi sayısını araştırmayan ve bu hususlara ilişkin hesaplamada bulunurken değerlendirme ve tespit barındırmayan bilirkişi raporunun eksik bir incelemenin ürünü olduğunu ve varsayımlara dayandığını, davacının ticari defterlerinde alacak söz konusu iken müvekkili şirketin defterinde ise herhangi bir borç bulunmadığını, bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere mahkemenin kararına mesnet yaptığı davacı ticari defterlerinin delil vasfı bulunmadığını, davacının ticari defterlerindeki kayıtlara ve varsayıma dayalı olarak oluşturulan kararın hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, zira taraflar arasında yapılan sözleşmede herhangi bir birim fiyatının belirlenmemiş olması, hangi miktarda kaç kişiye hizmet verildiğinin belirsiz olması karşısında dava konusu sözde alacağın belirlenmesi için konusunda uzman bir bilirkişiden alınan rapora ihtiyaç duyulacağının kuşkusuz olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının, davalı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 4 adet faturaya dayalı toplam 291.589,29 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan 03/02/2020 havale tarihli raporda; davacı şirkete ait ticari defterlerin 6102 sayılı yeni TTK'nun ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tasdik ettirildiği, 25.02.2019 tarihinde başlatılan icra takibi tutarının 291 589,29 TL olduğu, davacı cari hesap ekstresinde alacak tutarının icra takip tutarı ile aynı olduğu, davacı şirketin 2018 yılı BS dökümlerinde davalı şirkete ait 2018 yılı BS beyan tutarının 13 adet fatura karşılığı 820.873,00 TL ve 2019 yılı BS beyan tutarının 4 adet fatura karşılığı 287.988,00 TL olarak beyan edildiği, davalı şirkete ait ticari defterlerin 6102 sayılı yeni TTK'nun ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tasdik ettirildiği, davalı şirketin cari hesap ekstresinde icra takip tarihi itibariyle borcunun bulunmadığı, 11.10.2018 tarihinde yapılan 34.600,00 TL havale tutarı ile borcun kapatıldığı, davacı ve davalı ekstreleri arasındaki farkın davacı tarafından davalı adına düzenlenen takip konusu faturaların davalı tarafça kayıt edilmemesinden kaynaklandığı, Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğünün yazı cevabında, davalı şirketin 2018 yılı BA dökümlerinde davacı şirkete ait 10 adet fatura karşılığı 607.445,00 TL olarak beyan ettiği, 2019 yılı beyanlarının ise olmadığının görüldüğü, 2018-2019 yılı davacı ve davalı arasındaki BA-BS farkının davaya konu dört adet fatura ile dava dışı üç adet faturadan kaynaklandığı, davacı tarafça düzenlenen faturada verilen hizmetin açıklamasında hizmet bedelinin birim adetinin, birim fiyatının yer almaması ve davacı tarafından verilen hizmet içeriğine, adetine ait belgenin sunulmaması sebebiyle verilen hizmet ve adetinin aynı kaldığı varsayımı ile, davacı tarafından incelemede sunulan 2012,2013,2014,2015,2016,2017,2018,2019 yılları hesap ekstresinde düzenlenen fatura tutarları baz alınarak birim fiyat hesaplamasının tarafınca yapıldığı, buna göre 2012 yılından 2019 yılına kadar birim fiyata KDV dahil 8,74 TL (19,00 TL - 10,26 TL = 8,74 TL) tutarında artış yapıldığının tespit edildiği, dava konusu olan dört adet faturanın davalının fesih ihtarından önce olması sebebiyle hizmetin ihtar tarihine kadar alındığının kanaatine varıldığı, dava dosyası ve incelemeye ibraz edilen ticari defter, belgeler üzerinden yapılan tetkikler neticesinde davacı şirketin, davalı şirketten 25.02.2019 tarihinde 291.589,29 TL tutarında alacaklı olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Bilirkişi tarafından sunulan 26/06/2020 havale tarihli ek raporda, kök raporda varılan görüş ve kanaatte bir değişiklik olmadığı görülmüştür. Uyuşmazlık icra takibine konu edilen 2018 yılı Ekim, Kasım, Aralık ve 2019 yılı Ocak ayı yemek bedeline ilişkin 4 adet faturadan kaynaklanmaktadır. Davacı taraf sözleşme uyarınca faturalara konu hizmeti yerine getirdiğini iddia etmiş olup davalı taraf ise hizmetin ayıplı olduğundan bahisle sözleşmenin feshedildiği ile birlikte ayrıca söz konusu faturalar kapsamındaki hizmeti almadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki Yemekhane Hizmet Sözleşmesi 01/09/2012 tarihinde yürürlüğü girmiş olup davalının 11/06/2019 tarihli fesih ihtarnamesine kadar devam etmiştir. Sözleşmenin 10. maddesi uyarınca fesih ihbarında bulunulmadığı sürece sözleşmenin bir sonraki dönem kendiliğinden devam edeceği kararlaştırılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde, karşılıklı mutabakat ile yeni dönemde personelin, öğrenci ile birlikte bila bedel yemek konusunda anlaşıldığını belirtmiş olup sözleşmenin ile başlangıç tarihi dikkate alındığında bahsi geçen yeni dönemin 01/09/2018 tarihinden sonrası olduğunu kabul etmek gerekir. Davalı vekili aynı zamanda, yemek hizmetinden beklenen verim sağlanamadığından ve veliler ile öğrencilerin memnuniyetsizliğinden yeni dönemde müvekkilinin, davacı ile çalışmak istemediğini davacıya bildirdiğini ileri sürmüş olup bahsi geçen bildirim ise 11/06/2019 tarihli fesih ihtarnamesi ile yapılmıştır. Davacı tarafından düzenlenen yeni döneme ait 2018 yılı Eylül ayı faturası davalı tarafından ödendikten sonra devam eden 4 aya ilişkin takibe konu faturalar düzenlenmiştir. Davalının fesih gerekçesi hizmetin ayıplı olmasına dayalı ise de takip konusu faturalara yönelik açıkça böyle bir iddiası bulunmayan davalı, hizmet alınmadığından bahisle ödeme yapmamaktadır ki takip konusu faturaların iadesine ilişkin 18/02/2019 tarihli ihtarnamesi ile de bu sebebi ortaya koymuştur. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Davalı taraf  takip konusu faturalara yönelik açıkça hizmet almadığını ileri sürdüğünden bu durumda davacının, bu faturalara konu hizmetin verildiğini usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerekir. Mahkemenin kabulünde olduğunun aksine, davalının fesih ihtarnamesinin içeriğinde davacının, işyerini boşaltılmasını istemesi sözleşmenin fesih tarihine kadar devam ettiğini gösterir ise de fatura konusu hizmetlerin de yerine getirildiği anlamına gelmez. İspat külfeti üzerinde olan davacının bu hususu yazılı ve usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekir ki dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibariyle bu yönde bir ispatın sağlandığından söz edilemez. Ayrıca davacının icra takibinde kötüniyetli olduğu da kanıtlanmış değildir. Bu nedenle ispatlanamayan davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/316 Esas, 2021/159 Karar ve 17/02/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davacı tarafından açılan DAVANIN REDDİNE, b)Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.521,67 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.094,07 TL harcın talep halinde davacıya İADESİNE, c)Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 45.738,39 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, d)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA, e)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,<br>İstinaf Giderleri Yönünden; 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 4.979,61 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.552,01 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE, 5-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan 589,7‬0 TL istinaf harçları ve yapılan 48,50 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 638,20 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2 bendi ile aynı yasanın 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.19/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1ba42c0d9f5a0e35","SID":"1e8e7de74a62bd15"}}