{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br> 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br><br>ESAS NO\t: 2020/673 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/667<br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 16/03/2018<br>KARAR TARİHİ\t: 03/10/2024<br><br>DAVA : Davacı vekili Asliye Hukuk Mahkemesine ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde, dava değerini 28.862,35Euro göstererek,  davalının Almanya'da ... ... AG ünvanlı anonim şirketi kurduğunu, şirketin iki ortaklı olduğunu, davalının şirketine yatırımcı arayışına girdiğini, şirketin faaliyet konusunun Yenilenen Enerji Ve ... Enerjisi olarak ilan edildiğini, müvekkilinin de bu amaçla şirkete yatırım yaptığını ancak davalının yatırımcıların sermayelerini başka amaçlarla kullandığını, hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesince dolandırıcılıktan ceza verildiğini, davalı hakkında ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 15/07/2008 tarihli kararı ile tüketici iflası açıldığını, şirkete para yatıran ve dolandırılan alacaklıların alacaklarını iflas masasına yazdırdıklarını, müvekkilinin de alacağını iflas masasına yazdırdığını, buna göre müvekkilinin 20.761,47 Euro alacağı bulunduğunu, davalının Almanya'daki iflas tasfiyesinde kötüniyetli olarak ... ...  'de kain ... Ada ... Parseldeki taşınmaz malvarlığını beyan etmediğini, davalının şirket üzerinden gerçekleştirdiği bu eylemler sonucu tüzel kişilik perdesi kaldırılarak davalının kişisel mal varlığı ile sorumlu tutulduğunu, borç miktarının 38,9 Milyon Euro olduğunu, davalının bu meblağı ödeyemeyeceğini belirterek kişisel iflas yoluna başvurduğunu ve ... Sulh Hukuk Mahkemesince iflasına karar verildiğini, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin iflas mahkemesi olarak verdiği 18/03/2015 tarihli yazı ve ekindeki alacaklı ile borçluyu gösteren tablonun İİK 68.kapsamında belge olduğunu, kesinleşen sıra cetvelini de ibraz ettiklerini, davalı hakkında müvekkilince .... İcra Dairesinin 2017/... E. Sayılı dosyası ile ... Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından düzenlenen iflas tablosu-sıra cetveline kayıt kararına dayanılarak ilamsız takip başlattıklarını ancak borçlunun itiraz ettiğini belirterek dava değeri oranında itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP \t\t:  Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin belirtilen Berlin/Almanya adresinde ikamet ettiğini, davacının dava dışı şirketten alacaklı olduğunu, dava dışı  ....... AG ünvanlı şirketin  Almanya'da faaliyet gösterdiğini, bu nedenle müvekkilinin şirketin borcundan dolayı sorumlu olmasının mümkün olmadığının pasif husumetlerinin bulunmadığını, Mahkemenin yetkili bulunmadığını, müvekkilinin adresinin Berlin/Almanya olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLER VE GEREKÇE \t: Dava ; davalının yetkilisi olduğu dava dışı şirkete yatırılan paranın iadesi için başlatılan takibine  itirazın iptaline ilişkin olup, davanın temeli şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasıdır. <br>Deliller ; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin (iflas mahkemesi) iflas tablosu-sıra cetveli kayıt kararı-Türkçe tercümeleri, ... Asliye Ceza Mahkemesine ilişkin karar, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 15/07/2008 tarihli  davalı hakkında Tüketici iflası açıldığına ilişkin karar, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 17/02/2014 tarihli ve Müflis ...'nin malvarlığının iflas tasfiyesine yetmemesi sebebiyle iflas tasfiyesinin bitirilmesi kararı, yine aynı mahkemenin 06/05/2014 tarihli iflas tasfiyesinin kapatılması kararı, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 25/08/2014 tarihli davalı hakkındaki bakiye borçtan kurtulma kararı, davalıya ait  ... daki taşınmazın tapu kaydı, .... İcra Müdürlüğüne ait 2017/... Nolu dosya, davacı tarafından sunulan uzman görüş raporu. <br>.... İcra Müdürlüğüne ait 2017/... E. Nolu dosyası incelendiğinde , ... Sulh Hukuk Mahkemesinin iflas mahkemesi sıfatıyla düzenlediği iflas tablosu ve sıra cetveline kayıt kararı esas alınarak davacı tarafından davalı hakkında  20.761,47 Euro asıl alacak, geri kalanı da faiz olmak üzere toplam 33.153,22 Euro alacağın tahsili için ilamsız takip başlatıldığı,  borçlu tarafından süresinde verilen itiraz dilekçesinde borca ve ferilerine  itiraz edilerek takibin durdurulduğu görülmüştür. <br>... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde 09/05/2019 tarihli 2018/... esas 2019/... karar numarası ile Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle, görevsizlik kararı verildiği, söz konusu görevsizlik kararının istinaf edilmeyerek kesinleşmesi üzerine dosyanın mahkememizin 2019/416 esasına kayıt edildiği, mahkememizin 2019/416 esas 2019/1018 karar sayılı 05/12/2019 tarihli gerekçeli kararı ile , \" Davalı taraf esasa cevap süresi içerisinde ilk itiraz olan yetki itirazını ileri sürmüş ve MÖHK hükümlerine göre mahkememizin yetkisiz olduğu savunulmuştur. Davacının Alman uyruklu olması nedeni ile bu dava da yabancılık unsuru koşulunun gerçekleştiği görülmektedir. Yekiye ilişkin ihtilafı MÖHK hükümlerine göre çözülmesi gerekmektedir. MÖHK 40.maddesinde \" Türk mahkemelerinin Milletler Arası yetkisinin, iç hukukun yer itibari ile yetki kuralları tayin eder\" denilmiştir. Bu düzenlemeye göre yabancılık unsuru taşıyan davalarda Türk Hukukuna göre Türkiye'de yetkili bir mahkemenin olmamaması halinde artık Türk mahkemesinin davaya bakma yetkisinin olmadığı kabul edilmelidir.Davacı taraf davalının yetkilisi olduğu ve ... da kurulu şirkete yatırım amacıyla verdiği sermayenin başka amaçlarla kullanılarak verildiği hedefe uygun şekilde değerlendirlemidiğini ve bu hususun ... Asliye Ceza Mahkemesince verilen mahkeme kararı ile sabit olduğunu, şirketin ortağı ve temsilcisi olan davalınında şirkete verilen ve iade edilmeyen para bakımından sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürmektedir. Yukarıda belirtilen Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere ortağı ve yetkilisi olarak yatırımcılardan toplanan şirkete yatırılan paraların başka amaçlarla kullanılmış olması haksız fiil olup 6762 sayılı TTK nun 336/5.maddesi kapsamında kalmaktadır. Bu maddeye göre yönetim kurulu üyeleri şirket alacaklılarına karşı müteselsilen sorumludur. 6102 sayılı TTK nun 553/1.maddesinde de 6762 sayılı TTK'nun 336/5.maddesine benzer bir düzenleme yer almaktadır ve TTK 561.maddeye göre sorumlular aleyhine açılacak davanın şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerekmektedir. Davalının eyleminin haksız fiil oluşturduğu gerekçesine dayanarak bu davanın açılmış olması sonucu değiştirmeyecektir. Dava konusu şirket ise tarafların kabulünde olduğu üzere Almanya da faaliyet gösteren bir şirkettir. Davalı tarafça milletlerarası yetki itirazında bulunulmuştur. Kaldı ki TTK'nun 561.maddesi kesin yetki halini düzenlemektedir. Dava konusu şirketin Almanya da kurulan şirket olması nedeniyle mahkememiz yetkisizdir. Yetkili mahkeme söz konusu şirketin faaliyet gösterdiği Almanya ... Mahkemesidir. Dava yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna ilişkin dava olup biran için haksız fiile dayalı bir dava olduğu düşünüldüğünde de HMK 16.maddesinde haksız fiilden doğan davalarda yetkili mahkemenin gösterildiği ve anılan madde de haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer yada zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Bu düzenleme somut olay bakımından değerlenderildiğinde, zarar gören davacının Alman uyruklu olup, yerleşim yerinin .../Almanya olduğu, zararın meydana geldiği yerin yine aynı şekilde dava dışı şirketin ve davacının bulunduğu .../Almanya olduğu görülmektedir. HMK 6.maddesine göre davalının mernis adresinin Berlin/Almanya olduğu ve Türkiye'de herhangi bir ikametgahının bulunmadığı görülmektedir. Buna göre bu halde de Türk Hukukuna göre Türkiye'de bu davaya bakmaya yetkili mahkemenin olmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı tarafından 5718 sayılı MÖHK 41.maddesinde Türkiye'de yer itibari ile yetkili mahkemenin olmaması halinde ilgilinin sakin olduğu yer, Türkiye'de sakin değil ise Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesinde, o da bulunmdığı takdirde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde göreleceğini belirtildiği ileri sürülerek mahkememizin bu davaya bakma konusunda yetkili olduğu ifade edilmiştir. MÖHK 47.maddesinin başlığı \"Türklerin kişi hallerine ilişkin davalar\" olarak belirtilmiş olup, huzurdaki bu davanın kişi hallerine ilişkin bir dava niteliğinde bulunmadığı, tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşıldığnıdan davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir. HMK 9.maddesinde, Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayanlar bakımından genel yetkili mahkemenin davalının mutat meskeninin bulunduğu yer mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Davalının Türkiye'de mutat meskeninin bulunduğu yönünde herhangi bir delil olmadığı, davalı tarafından verilen vekaletnamede bildirilen adresin ofis adresi olduğu, dosyaya sunulan belgelerle sabit olduğundan somut olayda HMK 9.maddesi anlamında da mahkememizin yetkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Toplanan deliler ve yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda 5718 sayılı yasının 40,41.maddeleri,  TTK 553,561.maddeleri, HMK 6,9 ve 16.maddeleri dikkate alınarak mahkememizin bu davaya bakma konusunda yetkili olmadığı süresinde ileri sürülen yetki itirazının yerinde bulunduğu kabul edilerek davanın yetki yönünden usulden reddine...\" denilerek , Davanın Uluslararası Yetki - Dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir. <br>Kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine, ...  Mahkemesi  ... Hukuk Dairesinin 2020/ ...  Esas , 2020/...  Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun kabulü ile mahkememizce verilen karar kaldırılmıştır. <br>İstinaf ilamında , \"Dava, İİK 67. Maddesine göre açılmış bulunan itirazın iptali davasıdır. Davacı vekili, davalının Almanya' da kurduğu bir şirket ile yatırımcı arayışı içine girdiğini, davacının şirkete yatırım yaptığını, davalının yatırım için kendisine verilen paraları şirket amacı doğrultusunda kullanmadığını bu yüzden Almanya' da dolandırıcılık suçundan cezalandırıldığını ayrıcı davalı hakkında Almanya ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15/07/2008 tarihli kararıyla tüketici iflası davası açıldığını, davacının da 28/08/2008 tarihinde 20.761,47 € alacağını iflas masasına yazdırdığını, müflisin ve iflas idaresinin itirazlarının reddedildiğini, davalının Türkiye'de adına kayıtlı bulunan taşınmazını iflas masasına bildirmediğini, davalı hakkında Türkiye'de ilamsız icra takibi yaptıklarını, davalının  takibe haksız itiraz ettiğini, takibin durduğunu belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı vekili süresinde verdiği cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunmuştur. Mahkemece davalının yetki itirazı kabul edilerek, uluslararası yetki dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı Alman vatandaşı olduğundan davada yabancılık unsuru bulunmaktadır. Buna göre olayda MÖHUK hükümleri uygulanacaktır.  MÖHUK 1. Maddede \"Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizi bu Kanunla düzenlenmiştir.\" hükmü getirilmiştir. MÖHUK 40. Maddesinde Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarının tayin edeceği düzenlenmiştir. HMK'nın 6. Maddesinde genel yetkili mahkemenin davalı gerçek kişi veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu, 9. Maddesinde de Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayanlar hakkında genel yetkili mahkemenin davalının Türkiye'de mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Somut olayda davalının Türkiye'de yerleşim yerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayanlar hakkında genel yetkili mahkeme davalının Türkiye'de mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesidir. Buna göre davalının mutad meskeninin bulunduğu yerin tespiti önem taşımaktadır. Görevsizlik kararı veren .... Asliye Hukuk Mahkemesince ... ne müzekkere yazılmış olup, ... den gelen cevabi yazıya göre davalı ..., sicil kayıtlarında  ... Ltd. Şti. Ortağı ve  ... ...  A.Ş.  Ortağı ve yetkilisi olup ticaret sicil müdürlüğüne bildirdiği adresleri  ...  Cad. No; ... /İstanbul'dur. Dosya içine sunulan vekaletnamede de davalı adres olarak burayı bildirilmiştir. Buna göre davalının mutad meskeninin Şişli/İstanbul olduğunun kabulü gerekir. MÖHUK 40 ve HMK'nın 9. Maddesine göre davada mahkeme yetkili olup, mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi hatalı olmuştur. Bu nedenle davacı istinaf başvurusunun kabulü ile davalının Türkiye'de mutad meskeni bulunmakta olup, buna göre ilk derece mahkemesi yetkili olduğundan mahkemenin yetkisizlik kararının kaldırılmasına, tarafların delillerinin toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine.\" denilmiştir. <br>İstinaf ilamından sonra dosya mahkememizin 2020/ ...  nolu esasına kayıt edilmiştir. <br>Davacısı  ...  davalısı ... olup, benzer dava konusu olan dava da, mahkememizce yetkisizlik kararı verilmesi üzerine, kararı inceleyen ...  BAM ... HD'nin 17/04/2020 tarihli 2020/... esas 2020/... karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, dava yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna ilişkin tazminat davası olup, davacı doğrudan uğramış olduğu zararın tahsilini istemektedir. <br>... icra müdürlüğünün 2011/... esas sayılı dosyasında borçlu taraf icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz etmiş olup, yukarıda özetlenen istinaf kararı gereğince, İstanbul İcra Daireleri yetkilidir.<br>Davalı taraf husumet itirazında bulunmuş olup, şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayanak olarak davanın açılması nedeniyle davalının pasif husumet ehliyeti bulunmaktadır. <br>Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu başlıklı TTK 553.maddesinde \"  Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…)71 hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.\" denilmektedir. <br>Davalı tarafın zaman aşımı defi olup, şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat davalarının zaman aşımı, davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vuku tarihinden itibaren 5 yıldır. Fiil cezayı gerektiriyor ise Ceza Kanuna göre müddeti daha uzun zaman aşımına tabi bulunuyorsa tazminat davasına da Ceza Kanundaki uzamış ceza zaman aşımı uygulanacaktır. Davacı alacağını 28/08/2008 tarihinde iflas masasına yazdırmıştır. TBK'nın 154/2.maddesine göre \"alacaklı dava veya defi yolu ile mahkemeye veya hakeme başvurmuş ise , icra takibinde bulunmuşsa yada iflas masasına başvurmuş ise\" zaman aşımı kesilir ve  BK157 .maddeye göre \"bir dava veya defi yolu ile kesilmiş olan zaman aşımı dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden  veya hakimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar\" zaman aşımı icra takibi ile kesilmiş ise alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra, iflas masasına başvurması sebebi ile kesilmiş ise iflasa ilişkin hükümlere göre alacağın yeniden istenmesi imkanının doğumundan itibaren yeniden işlemeye başlar. Davacı taraf 28/08/2008 tarihinde iflas masasına başvurmuş ise de başvuru neticesinde alacağına kavuşamamıştır. İflas tasfiyesi 06/05/2014 tarihli karar ile kapatılmıştır, tüm itirazların sonuçlandırılması ile davacının alacağı bu tarih itibari ile kesinleşmiştir. Diğer taraftan davalı hakkında dolandırıcılık sebebi ile 2013 yılında verilmiş 5 yıllık bir ceza mahkemesi kararı bulunduğundan dava uzamış ceza zaman aşımına (8 yıllık) tabi olacaktır. İflas masasına başvuru tarihi 28/08/2008 , davalının 5 yıl hapis cezası aldığı tarih 2013 , iflas tasfiyesinin kapatıldığı tarih 06/05/2014 , icra takibinin başlatıldığı tarih 13/01/2017 tarihi olup BK'nın 154/2 ve 157.maddeleri dikkate alınarak uzamış ceza zaman aşımına göre, açılan iş bu dava da zaman aşımı dolmamıştır. <br>Yargılamanın devamı sırasında davalı tarafından ... Asliye Ceza Mahkemesinden verilen kararın kesinleşmediği hatta bozulduğunu belirterek temyiz mahkemesine ilişkin karar ve tercümesini sunmuş, incelendiğinde, davalı tarafın şirket konusuyla ilgili yatırım yapmayarak davacılardan toplanan paralarla sanat eseri alındığı konusunda ibarelerin bulunduğu görülmüştür. Mahkememizin 2020/ ...  esas sayılı dosyasında görülmekte olan davacının farklı, dava konusunun ise benzer olduğu dava da davacı vekili,  02/12/2020 tarihli dilekçesinde davalı tarafından sunulan Alman Federal Mahkemesi Kararının iddia edildiği gibi ceza  davasında beraat ettiğini gösteren karar olmadığını, kararın 13/b maddesinde \"sözleşmenin imzalanmasıyla makbuz dolandırıcılığı yapıldığının tespit edildiği\" 13-c de \"Yatırım dolandırıcılığının söz konusu olduğu ancak gerçek zararın tespit edilememiş olduğundan\" bahsedildiğini, Federal Mahkemenin beraat kararı vermediğini aksine kararın 12 ve 20.maddelerinde görüleceği üzere \"Zararın (faiz alacağının) ekonomi bilimleri kullanılarak bilirkişi yardımıyla tespit edilmesi gerektiği\" yönünde karar verdiğini, söz konusu kararın genel olarak müvekkilini ve diğer dolandırılan müvekkillerinin zararının belirlenmesi yöntemlerine ilişkin olduğunu belirterek ayrıca ... Bölge Mahkemesi ile 05/10/2020 tarihindeki yaptıkları yazışma uyarınca davalı hakkındaki 620KL S 1/11 Numaralı Ceza Dosyasının 8 nolu Büyük Ceza Dairesine gönderildiği ve henüz duruşma tarihinin verilmediği yönünde bilgilendirildiklerine belirterek söz konusu yazının yabancı ve Türkçe metnini dilekçesine eklediği görülmüştür. <br>Davalı taraf cevap dilekçesinde ve diğer dilekçelerde davacının iddia ettiği paraların alınmadığına yönelik itiraz ileri sürmemekte, davacının dava dışı şirketten alacaklı olduğunu iddia etmektedir.  Davacının ...'ye ait Almanya'da faaliyet gösteren şirkete yatırım amacıyla  20.761,47Euro verdiği subut bulmuştur. Davalı tarafın ise şirket amacına uygun yatırımlar yapmayarak davacı alacaklıyı zarara uğrattığı anlaşılmıştır. Takip talebi incelendiğinde asıl alacağa 28/08/2008 (iflas masasına kayıt tarihi) tarihinden itibaren takip tarihine kadar 3095 sayılı kanunun 4/a maddesine göre işlemiş faiz hesabı yapıldığı, bu hesaba ilişkin tarihler ve alınan faiz oranının ödeme emrinde faiz dökümü altında yer aldığı görülmüştür. Faiz başlangıcı olarak iflas masasına kayıt tarihi esas alınmış olup, dava konusu, şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı dava olduğundan haksız fiil hükümlerine göre haksız fiil tarihinden itibaren faiz hesabı talep edilebilir, davacının vermiş olduğu parayı alamadığı tarih olarak, iflas masasına kayıt tarihini esas alması nedeniyle mahkememizce de bu tarihten takip tarihine kadar işlemiş faiz hesabı yapılacaktır, T.C Merkez Bankasının sitesinde kamu bankalarınca Euro üzerinden açılan 1 yıl vadeli  döviz hesaplarına uygulanan faiz oranlarını gösteren tablo alınarak dosya içerisine bırakılmıştır. <br>Davacı tarafın ödeme emrindeki faiz dökümü tablosunda istemiş olduğu faiz oranları ile Merkez Bankası'na ait liste karşılaştırıldığında talep ile bağlılık kuralı dikkate alınarak 28/08/2008 - 14/10/2010 tarihleri arasında %7,50, 15/10/2010 - 08/06/2011 tarihleri arasında %6 , 09/06/2011 - 28/08/2012 tarihleri arasında %6,50, 29/08/2012- 13/01/2017 tarihleri arasında %7 oranı esas alınarak faiz hesabı yapılması gerektiği buna göre  ; <br>28/08/2008 - 14/10/2010 tarihleri arasında 776 gün olup, 20.761,47 X 776 X %7,50 / 36000 = 3.356,43 Euro , <br>15/10/2010 - 08/06/2011 tarihleri arasında 233 gün olup, 20.761,47 X 233X %6 / 36000 = 806,23 Euro , <br>09/06/2011 - 28/08/2012 tarihleri arasında 444 gün olup, 20.761,47 X 444 X %6,50 / 36000 = 1.664,37 Euro , <br>29/08/2012- 13/01/2017 tarihleri arasında 1594 gün olup, 20.761,47 X 1594 X %7 / 36000 = 6.434,90Euro , <br>Hesap edilen işlemiş faizler toplandığında ( 3.356,43 Euro + 806,23 Euro + 1.664,37 Euro + 6.434,90Euro =) 12.261,93Euro yapmaktadır. <br>İlamsız takipteki ödeme emri incelendiğinde davacı taraf 20.761,47Euro asıl alacak  , 12.391,75Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 33.153,22Euro üzerinden takip başlatılmış ise de , davacıya ait dava dilekçesi incelendiğinde, asıl alacak miktarının 20.761,47Euro olduğu belirtildikten sonra itirazın iptali istenen miktarın 28.862,35Euro olarak belirtildiği, dava dilekçesinin sonuç kısmında da dava değeri oranında itirazın iptaline karar verilmesi talep edildiğinden talep ile bağlılık kuralı gereğince davacının talep edebileceği miktarın 20.761,47Euro asıl alacak, 8.100,88Euro'a işlemiş faiz alacağı olduğu tespit edilmiştir. <br>Toplanan tüm deliller, yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak davacı tarafça davalının yöneticisi olduğu şirkete yatırım amacıyla 20.761,47 Euro para verildiği, davalı tarafın şirket amacı dışında söz konusu parayı kullandığı, sanat eserleri aldığı, bu nedenle yargılandığı, dosya içerisinde mevcut olan ... Asliye Ceza Mahkemesi kararı ile bu karara karşı temyizen inceleme yapan ... Mahkeme kararında davalının eylemlerinden bahsedildiği böylelikle davalı şirket yöneticisinin davacı alacaklıyı zarara uğrattığı, davalı tarafça davacıdan dava konusu paranın alınmadığına yönelik itiraz olmadığı, zarar miktarının 20.761,47 Euro asıl alacak ve  8.100,88 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.862,35 Euro olduğu anlaşıldığından bu miktar üzerinden davalının itirazının iptaline, alacak şirket yöneticisinin sorumluluğuna  dayalı haksız fiil olduğundan alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatının reddine aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM  : Yukarıda açıklanan nedenlerle   ; <br>1-Davacının davasının kabulü ile, .... İcra müdürlüğünün 2017/... esas sayılı takip dosyasına 20.761,47 Euro asıl alacak, 8.100,88 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.862,35 Euro alacak yönünden davalının yapmış olduğu itirazın iptaline,<br>Asıl alacağın takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca 1 yıl vadeli Euro cinsinden açılmış mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranının uygulanmasına,<br>Davacının icra inkar tazminat talebinin reddine,<br>2-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>3-Dava tarafından peşin yatırılan 1.675,37TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4-Davacı tarafından yapılan 601,9‬0 TL tebligat ve tezkere giderinden ibaret yargılama giderinin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>5-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürlüğünce resen  ilgilisine iadesine, <br>6-Bu dava sebebiyle 9.515,07 TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan (başta   1.675,37TL + icrada 680,04TL  olmak üzere toplam =)   2.355,41TL'nin mahsubu ile kalan 7.159,66‬TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak  hazineye irad kaydına, <br>Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde  ... Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.  03/10/2024<br><br><br><br>Başkan ...<br>   ¸e-imzalıdır   <br>Üye ...<br>   ¸e-imzalıdır   <br>Üye ...<br>    ¸e-imzalıdır  <br>Katip ...<br>    ¸e-imzalıdır  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"af0e5bd0bad13ac9","SID":"ee95b7ea067ac803"}}