{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">                        T.C.<br>                     İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t\t: 2022/322<br>KARAR NO\t\t: 2024/1368<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t\t: 2021/351<br>KARAR NO\t\t: 2021/124<br>DAVA TARİHİ\t\t: 24.09.2019<br>KARAR TARİHİ\t: 12.11.2021 <br>DAVA\t\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 03.10.2024<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 03.10.2024<br><br>Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.11.2021 tarih ve 2021/351 Esas, 2021/124 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı asil tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin  27.01.2022 tarih ve  2022/109 Esas, 2022/166 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen 24.09.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...i'ni işletmekte ve yönetmekte olduğunu, davalı şirketle müvekkilinin şirketi tarafından kamera sistemi kurulması için anlaşıldığını, tarafların bu anlaşmasına göre davalı, kurulum öncesinde 21.02.2017 tarihinde 3.000,00 TL ve 13.02.2017 tarihinde 4.000,00 TL ön ödeme gerçekleştirdiğini, cihazlar ve kurulum dahil toplam 18.000,00 TL bedelinde hizmet verildiğini buna ilişkin 14.04.2017 tarihli fatura düzenlendiğini, ancak  davalı tarafın 11.000,00 TL kalan ödemeyi gerçekleştirmediğini, bu sebeple Kuşadası İcra Müdürlüğü'nün 2019/11029 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını ancak karşı tarafın 16.05.2019 tarihli haksız yetkiye ve borca itirazı nedeniyle icra takibi durduğunu ileri sürerek borçlunun Kuşadası İcra Müdürlüğü'nün 2019/11029 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin 11.000,00 TL üzerinden devamına, haksız itiraz nedeniyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatın davalıdan tahsiline,  yargılama masrafları ve ücreti vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazında bulunduğunu, davalı şirketin davacı yana yaptırmış olduğu kamera sisteminin bedelini tam ve eksiksiz olarak ödediğini, bu hususun davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu banka dekontları ile de sabit olduğunu, müvekkili şirkete başkaca borcunun olmadığını, davacı tarafın  icra takibine konu yaptığı faturayı düzenlemiş ve müvekkil davalı şirket yetkilisi ...'nun yanına getirdiğini, müvekkili şirket yetkilisine KDV'den düşebileceğini kendisinin envanterinde fazlalık olduğundan bahisle bu rakamlı kestiğini beyan ederek davalı şirket yetkilisine imzalattığını, davalı şirket yetkilisinin önce imzalamasına rağmen sonradan bu fatura aslını davacı ...'a verdiğini  bu şekilde yapmak istemediğini alış verişlerinin ne ise onu kesmesini söylediğini  ve faturayı değiştirip getirmesi için fatura aslını davacıya verdiğini, davacının da bu faturayı değiştirip getirmek için müvekkili davalı şirket yetkilisinin yanından ayrıldığını, davalının hayvan çiftliğinde yapılan iş, belirtilen miktarlı bir iş olmadığını,  davalının daha sonradan kameraların arızalanmış olmasından dolayı kameraları sökülüp ve kayıt cihazını da götürdüğünü, tamir edip getirecek olmasına rağmen kayıt cihazını da getirmediğini, fatura aslını da getirmediğini, aslında müvekkili davalı şirketin, davacıdan alacaklı konumda olduğunu ileri sürerek öncelikle yetki itirazında bulunmak ve esasa ilişkin beyanları ile davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ  KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesi 12.11.2021 tarih ve 2021/351 Esas, 2021/124 Karar sayılı kararında özetle; davacının davalı ile aralarındaki eser sözleşmesi gereğince davalının işyerinde kamera sistemi kurmuş olduğu ancak alınan teknik bilirkişi raporu gereğince davacının kurduğu sistemin davalının talebini karşılar nitelikte olmadığı, yetersiz olduğu, mevcut durumda başka bir şirketten kamera sisteminin kurulmuş olduğu ve davacı tarafça yapılan hiçbir unsurunun mevcutta kullanılmadığının açıkça ortaya çıktığını, bu durumda davacı davasını faturaya dayandırmış olduğundan ve fatura tek başına alacağın varlığını ispata yeterli bulunmadığından ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapıldığını, tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğunun kabul edilebileceği, ancak eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcının alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmesi gerektiği, davacı taraf faturaya dayalı alacağını ispat edemediğinden davanın reddine dair karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı asil tarafından verilen 20.12.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçesinde HGK kararı uyarınca alıcının faturayı işlememesi halinde akdi ilişkinin diğer delillerle ispatlanması  gerektiğinin belirtildiğini ve davanın reddedildiğini söz konusu kararın sadece satıcının kendi kendine fatura düzenlemesi halinde geçerli olduğunu, dava konusu olayda faturayı düzenleyip alıcıya bizzat kendisinin teslim ettiğini, mali bilirkişinin raporunda belirttiği gibi davalı firmanın yetkilisinin faturayı teslim aldığını, imzası ve kaşesinin bulunduğunu, Ticaret Kanunu uyarınca faturayı teslimden itibaren 8 günde itiraz edilmişse faturanın münderecatının alıcı tarafından kabul edilmiş sayıldığını, Medeni Kanun uyarınca da kimsenin kendi kötü niyetinden istifade edemeyeceğini, alıcının malı teslim alıp faturayı kabul edip itiraz etmedikten sonra kötüniyetle ticari defterlerine işlememesinin kendi kabahati olmadığını, ayrıca mahkemenin bu gerekçesi kabul edilse dahi akdi ilişkinin varlığı gerektiğinden bahsettiğini, hukuk davalarında mahkemenin tarafların sunduğu deliller ve iddialarla bağlı olduğunu, davalının hiçbir zaman akdi ilişkinin kurulmadığı, işin yapılmadığına ilişkin bir iddiasının olmadığını, aksine akdi ilişkinin olduğunu ancak arızalı çıktığı iddiasında bulunduğunu, yani akdi ilişkinin kurulduğunu, davalının iddiasının cihazların bozuk olduğuna ilişkin olduğunu, cihazların kurulmadığına ilişkin olmadığını, ama Tüketici Kanunu uyarınca mal ayıplı ise ayıplı olduğunun öğrenilmesinden itibaren ya malın iadesini ya da ayıplı kısmın bedelinin geri verilmesini talep etmesi gerekeceğini mahkemeye bilirkişi kanalı ile tespit yaptırarak kendisine ihtar çekmesi ya da dava açması gerekeceğini, 1,5 sene kullandığını hiçbir iddiada bulunmadığını, teknik bilirkişi raporunda kendisinin taktığı cihazların bulunmadığının belirtildiğini, bunun doğru olduğunu, çünkü davalının, kendisine hiçbir bildirimde bulunmadan cihazları sökerek kendi isteği ile başka firmaya yaptırdığını, kendisinin bunu engelleme şansının olmadığını, keyfi ve parası ile ilgili olduğunu, mahkeme dosyasında da görüleceği üzere fotoğraf vesaire hizmeti sunduğunun açık olduğunu, zaten davalının hizmeti sunmadığına ilişkin bir iddiasının olmadığını, davalının tüm tanıkları dinlendiği halde kendisinin tanıklarının dinlenmediğini, tek tarafın iddiaları ile karar verilerek eksik inceleme yapıldığını ve hukuken mağdur edildiğini hukuki gerçekliğin ortaya çıkmadığını, tanıklarının dinlenmesi durumunda faturada belirtilen tüm işlerin eksiksiz yapıldığının ortaya çıkmış olacağını, davalının alacaklı olduğu iddiasının ise safsata olduğunu, öncelikle faturada ne iş yapıldığı ve tutarının belli olup itirazda bulunmadığını, yapılan ödemelerin de belli olduğunu, alacaklı ise neden icra takibinde bulunmadığının sorgulanması gerektiğini, amacının mahkemeyi yanıltmak olduğunu, davalının tüm tanıklarının ifadelerinin kopya gibi aynı olduğunu, kendi aralarında önceden ağız birliği bulunduğunu, bunun tanık ifadelerini çürüttüğünü, davalının, kurduğu cihazları söküp aldığını iddia ediyorsa herkesin iddiasını ispatla mükellef olduğunu,  cihazların kendisi tarafından söküldüğüne dair bir belge bulunmadığını, kendisine iftira atıldığını, aralarında hizmet akdinin kurulduğunu hizmet yapıldığını ve iade alınmadığını, faturanın bizzat alıcı tarafından teslim alındığın hizmete ve bedele itiraz edilmediğni ve borcun ödenmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın  reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir.  TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddelerine göre kural olarak yapılan işlerin miktarını ve bedelini ispatlamak yükleniciye, yapılan ödemeleri ispat etmek ise iş sahibine aittir.<br> Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır.<br>Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 359-363. maddeleri) ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir.<br> Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir. Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır.  Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. maddesi (BK, m. 359/1) maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. Gerek TBK’da gerekse mülga BK’da iş sahibinin muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup, işin niteliği ve olayın özelliğine, imal edilen eserin büyüklüğü ve genişliğine göre süreler farklı olacak ve işin uzmanı bilirkişiler tarafından belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi veya ayıbın belirlenmesini iş sahibi bizzat yapabileceği gibi, TBK’nın 474/2. ve mülga BK’nın 359/2. maddesine göre mahkeme aracılığıyla bilirkişi raporu ile de tespit ettirmesi mümkündür. Gizli ayıplarla ilgili mülga BK’nın 359/1. maddesindeki makul sürede muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin düzenleme mevcut değildir. Ancak TBK’nın  477/3. maddesi  ile mülga BK’nın 362/3. maddesinde, eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması hâlinde, iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi takdirde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilerek gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin  yükleniciye ayıbı ihbar etmek yükümlülüğü getirilmiştir. <br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve BK’da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir.<br>Dava  tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 477/3. (818 sayılı BK'nın 362/3.) maddesi, 'Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır' hükmünü içermektedir. Yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, açık ayıplarda 6098 sayılı TBK'nın 474 (818 sayılı BK'nın 359), gizli ayıplarda ise 6098 sayılı TBK'nın 477. ( 818 sayılı BK'nın 362.) maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, 6098 sayılı TBK'nın 475. (818 sayılı BK'nın 360.) maddesinde tanınan hakları kullanabilir.<br> 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.<br>Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde  tam  yapılmayan iştir. Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede (TBK m.474); gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir (TBK m. 477). Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eksik işler bedeli  ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde (TBK m. 147/son ) talep edilebilir. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E., 1979/80 K. sayılı ve  Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 16.01.2013 tarih ve 2012/5835 E., 2013/129 K. sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.)<br>Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/3890 Esas ve 2018/368 Karar sayılı ilamında; \"Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır.\" şeklinde belirtildiği görülmüştür.<br>Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/4742 Esas, 2018/652 Karar sayılı ilamında; \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir.\" şeklinde belirtildiği  görülmüştür.<br>Somut olayda, davacı, davalı ile kamera sistemi kurulumu işine dair anlaşma yaptıklarını, iş bedelinin cihazlar ve kurulum dahil 18.000,00 TL olduğunu, davalının 7.000,00 TL ödeme yaptığını, kalan 11.000,00 TL'yi ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine faturaya dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, takibe davalı tarafça haksız olarak itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptalini istemektedir.<br>Davalı, davacının, icra takibine konu ettiği faturayı düzenleyip, davalı şirket yetkilisine getirdiğini ve imzalattığını, KDV'den düşebileceğini belirterek faturaya yüksek miktar yazdığını söylediğini, şirket yetkilisinin bu faturayı imzaladığını ancak bu şekilde yapmak istemediğini, alış veriş tutarı ne ise  o miktarda fatura kesmesi gerektiğini belirterek fatura aslını davacıya verdiğini, davacının faturada yazılı tutarda iş yapmadığını, davacının taktığı kameraların arızlandığını, kameraların ve kayıt cihazının davacı tarafından sökülüp götürüldüğünü, tamir edilip getirilmediğini, davacının fatura aslını da getirmediğini, esasen davacıdan alacaklı olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>Taraflar arasında davalının iş yerine kamera sistemi kurulmasına ilişkin eser sözleşmesi kurulmuş olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Akdi ilişkinin varlığı uyuşmazlık konusu olmayıp, tarafların yapılan işin bedeli ile işin eksiksiz ve ayıpsız şekilde yapılıp yapılmadığı hususlarında uyuşmazlık içerisinde oldukları anlaşılmaktadır.<br>İcra takibine dayanak yapılan 18.000,00 TL tutarlı faturada, davalı şirketin kaşesi ve yetkili imzası yer almaktadır. Faturanın davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı saptanmıştır.  Faturaya davalı tarafça yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiştir. Davalı tarafça akdi ilişki inkar da edilmediğine göre faturaya itiraz etmeyen davalı fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak, dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge ve beyanlara göre; davalının,  davacı tarafından kurulan sistemden faydalanamadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan keşif ile,  dava konusu sistemin hiçbir unsur ve malzemesinin davalının iş yerinde mevcut olmadığı, yeni bir sistem kurulduğu belirlenmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp, ihbarın yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. Dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarına göre davalı tarafça, davalıya ayıp ihbarının yapıldığı anlaşılmakta olup, eser sözleşmesine konu işten fayda sağlayamayan davalının, davacıya borçlu olmadığı , davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının netice olarak doğru olduğu, davacının istinaf itirazlarının isabetli olmadığı kanaatine varılmıştır.<br>Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacının tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.11.2021 tarih ve 2021/351 Esas, 2021/124 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacının bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 427,60 TL istinaf  karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile kalan 368,30 TL harç bedelinin davacıdan  alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca dava değeri itibarıyla kesin olmak üzere 03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a09bd9a036a19c1b","SID":"d00132e54633aded"}}