{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/533 Esas<br>KARAR NO:2024/999<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:10/11/2020<br>NUMARASI:2014/1500 Esas, 2020/688 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:26/09/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Haziran 2006 tarihinde Taşdelen 2. Etabında dubleks bir daireyi, 158.000,00-TL bedel üzerinden dava dışı firma yetkilisi ... ile anlaşarak satın aldığını, kooperatif üyeliğine dair bir belge imzalamadığını müvekkilinin daireyi satın aldıktan 2 yıl sonra aidat taleplerinde bulunulup takipler başlatıldığını itiraz üzerine takiplerinin durduğunu davacını ihtirazı kayıt koymak suretiyle 2013 yılına kadar ödeme yaptığını aidat taleplerinin artması üzerine dairesinin mart 2013 de sattığını dairenin satılmış olmasına rağmen eylül 2013 tarihindeki genel kurul da alınan karar uyarınca talepte bulunulduğunu takibe itiraz edilemediğinden takibin şeklen kesinleştiğini müvekkilinin davalı kooperatife ortak ve üye olmadığını iddia ederek müvekkilinin davalı kooperatife üye ve ortak olmadığının tespitine, müvekkilinin kooperatife üye olmaması nedeniyle üyelik aidat borcu adı altında haksız ve sebepsiz yere ödediği 16.180,00 TL nin ödendikleri tarihten bu yana işleyecek reeskont faizleri ile birlikte istirdatı ve kendisine iadesini, müvekkilinin ... ile icra takibinin iptaline, % 20 den az olmamak üzere davacıya kötün niyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın 22/06/2006 tarihinde Kooperatif'e ortak olmak üzere müracaatta bulunduğunu, davacı tarafın taşınmazı herhangi bir 3 şahıstan değil doğrudan kooperatiften aldığını, davacının taşınmazı kooperatiften doğrudan aldığı için kooperatif ortaklığına girdiğini ve  kooperatiften haberdar olmamasının imkansız olduğunu, davacının halen kooperatif ortağı olduğunu, davacının aidatları ödeme yükümlülüğü olduğunu, davacının kötün niyet tazminat talebinin yerinde olmadığını ve bu hususu ispatlayamadığını  belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davacı tarafça tüm borçları ödenen evin karşılığında tapuya ferdileştirme kaydı koyularak adına tahsis edilmiş olunan konut neticesinde davacının kooperatif üyesi olduğu, diğer yandan davacı tarafça Mart 2013 tarihinde taşınmazın satıldığı ve bu satım ile de kooperatif üyeliğinin son bulduğu belirtilmiş olup bu hususta kooperatif ana sözleşmesinin 13. Maddesi kapsamında değerlendirme yapıldığında kooperatif yönetim kurulu tarafından davacının üyelikten çıkarılmasına dair herhangi bir karar alınmadığı, davacının üyeliğinin bu satışla birlikte son bulmayacağı ve halen devam eden bir üyeliğin bulunduğu, davalının davacıdan incelenen defter ve kayıtlar kapsamında 7.500,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, fakat davacı tarafından yapılan 5.000,00 TL lik ödemenin davalının kayıtların 500,00 TL olarak kaydedilmesi nedeni ile davacının aslında borcunun 3.000,00 TL olması gerektiği, davalının alacaklı olduğu miktar 7.500,00 TL olsa da takipte yalnızca bir kısmı olan 7.050,00 TL si talep edildiği, davacı tarafın borcunun 3.000,00 TL olarak tespit edildiğnden  davacının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında 4.050,00 TL asıl alacak ve bu alacağın işlemiş faizi olan 2.871,38 TL üzerinden borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin hiç bir zaman Kooperatif üyesi olma iradesi ile hareket etmediğini, kooperatife üyelik müracaatında bulunmadığını, bu konuda sunulan hiçbir belgede kendi imzasının yer almadığını, kendisine bu konuda atfedilen bir imza var ise, müvekkilinin bu imzayı da inkar ettiğini, Yerel Mahkemenin 6100 sayılı Yasanın 293.maddesini açıkça yok saydığını, Mahkeme kararında 19.12.2017 tarihli bilimsel mütalaadan bahsetme gereği dahi duyulmadığını, esasa etkili olabilecek bir usulü eksiklik olarak delillerin tam olarak değerlendirilmemesi nedeniyle de kararın eksik, hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, Kooperatifler Kanunu m.38/4 uyarınca, müvekkilinin Kooperatife ait bir daireyi satın almasının otomatik olarak Kooperatife üye olması sonucunu doğurmayacağını, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olarak kabul edilmesinin şekil kurallarına aykırılık nedeniyle \"yok\" hükmünde olduğunu, müvekkili ile davalı kooperatifin bir \"ortaklık Senedi\" de imzalamadığını, davacının taşınmazı sattıktan sonra dahi boş kooperatif üyeliğinin devam ettiğini kabul etmenin hiçbir hukuk ilkesi ile bağdaşmadığını, kooperatiften daire satın alınmakla otomatikman üye olunmayacağını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bir çok kararında bu hususun belirtildiği halde bu kararların da dikkate alınmadığını, kooperatif üyelik aidatı belirleme yetkisinin yönetim kuruluna değil, genel kurula ait olduğu, bu yetkinin devredilemez bir yetki olduğunu, amacına ulaşmış olan kooperatifin dağılması ve artık üyelerinden aidat toplamaması gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kooperatif üyesi ve borçlu olmadığının tespiti ile daha önceden itirazi kayıtla ödediğini iddia ettiği üyelik aidat bedellerinin istirdatı istemine ilişkindir. Davalı kooperatif tarafından ... sayılı dosyası ile davacı aleyhine bir kısım aidat borçlarının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, takip toplam tutarının ise 7.050,00 tl asıl alacak + 3.234,16 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.284,16 TL olduğu görülmüştür. <br>Mahkemece, davalının defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılamasına karar verilmiş, uyuşmazlık konularında bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından 09.03.2016 tarihinde sunulan raporda, incelenen kooperatif defterlerine göre davalı kooperatifin davacıdan 7.500,00-TL alacaklı göründüğü, davalı kooperatif tarafından sunulan 04.07.2006 tarihli ... no.lu makbuz ile davacıdan 5.000,00 TL ... mahsuben yapıları ödemenin yukarıdaki hesap ekstresinde 500,00 TL olarak girildiği ve davacının lehine 4.500,00 TL davalı kooperatifin alacağından düşülmesi gerektiği, buna göre davalı kooperatifin 7.500,00 TL görünen davacıdan alacağından -4.500,00 TL düşülmesi gerektiğini, buna göre de davacının davalıdan 3.000,00 TL alacağının kalacağı, davacının 2008 ve 2010 yılları genel kurulunda vekaleten temsil edildiği, davalı kooperatifin 22.06.2006 tarihli ... nolu kararı ile davacının ortaklık müracaatına yönetim kurulunca oybirliği ile karar verildiği, bir tapunun ferdileşme suretiyle kooperatif tarafından devrinin ancak ortaklık ilişkisinde mümkün olduğunu, bunun dışında kooperatifin herhangi bir gayrimenkul satışını yönetim kurulu kararı ile yapamayacağı, böyle bir satış için mutlaka genel kurul kararı alması gerektiği, kooperatiflerde tahsisli dairenin 3. Kişiye satışının ortaklığı sona erdirmeyeceği, davacının, davalı kooperatifin ortağı olmadığının tesbiti yönündeki taleplerinin haklı olmadığını bildirilmiştir.Mahkemece, davacı vekilinin rapora itirazları doğrultusunda dosya üzerinde yeni bir kooperatif bilirkişisi vasıtası ile bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup bilirkişi tarafından sunulan tarihli 23.11.2016 tarihli raporda, her ne kadar davacının davalı kooperatife üye olduğuna dair hiçbir belgede imzasına rastlanmasa da, hiç bir genel kurula katılmadığını iddia etmiş ise de, davacının açık kabulü ile Kooperatif tüzel kişiliğinden ferdileşme yoluyla adına tahsis ile tescil edilen taşınmaz ile kooperatifin muteber ortağı(üyesi) olduğu, kooperatif üyesi olmanın haiz olduğu hukuki sorumluluklarını taşıdığının kabulü gerekeceği, ferdileşme ile 23.06.2006 tarihinde kooperatif üyesi olduğu anlaşılan davacının taşınmazını Mart 2013 tarihinde sattığını beyan etse de bunun yanında hissesini de devrettiğine dair herhangi bir belge sunmadığı, sadece taşınmaz satışı ile kooperatif üyeliğini sonlanmayacağı, satış sonrasında da üyeliğin devam edeceği, takip tarihi itibariyle davacının davalı kooperatifin üyesi olduğu, dolayısıyla üyeliği devam eden davacının davalı kooperatifin genel kurul kararlarında alınan kararlardan sorumlu olacağı, ferdileşme ile kooperatif üyesi olduğu kabul edilen davacının kendisine tahsis edilen konutunu satmasına rağmen üyeliğini ayrıca devretmediğinden takip tarihi itibariyle kooperatif üyesi sayılmakla davalı kooperatife 3.000,00-TL asıl alacak, 362.78-TL faiz olmak üzere toplam 3.362,78-TL borçlu olduğu, açıklanan nedenlerle davacı borçlunun 3.000 TL asıl alacak, 362,78-TL konusundaki menfi tespit talebinde haklı olduğu, ancak davacının daha önce itirazi kayıtla ödediğini iddia ettiği aidat bedellerine istirdat talebinin yerinde olmadığı bildirilmiştir. Davacı, kendisinin kooperatif ortağı olmadığını, 23/06/2006 tarihinde davalı kooperatiften aldığı daireyi Mart 2013 tarihinde satarak devrettiğini ve bu nedenle borcu da olmadığını savunmaktadır. Ancak, ferdi ilişkiye geçilmeyen kooperatiflerde bağımsız bölüm satılması ancak hisse devri suretiyle dolayısıyla alıcının kooperatife üye yapılması ile mümkün olur, aksi halde kooperatif ferdi ilişkiye geçerken taşınmaz devri gerçekleştirilemez. Bu itibarla, dosya kapsamında yer alan tapu kaydına göre, davacının, Kooperatif tüzel kişiliğinden ferdileşme yoluyla adına tahsis ile tescil edilen taşınmaz ile kooperatifin ortağı(üyesi) olduğu ve 2008 yılı olağan genel kurul hazirun cetvelinde 237. Sırada ve 2010 yılı  olağan genel kurulu hazirun cetvelinde 227. Sırada  adının yer aldığı, davacının taşınmazını Mart 2013 tarihinde sattığını beyan etse de bunun yanında hissesini de devrettiğine dair herhangi bir belge sunmadığı, sadece taşınmazın tapuda devri ile kooperatif üyeliğinin sona ermeyeceği, davacının daha önce bir kısım aidatlarını ödediği ve itirazi kayıtla ödediği yönündeki iddiasını da ispat edemediği anlaşıldığndan Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine  dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1500 Esas, 2020/688 Karar sayılı ve 10/11/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.26.09.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b9240f61205b02f3","SID":"c4c02854222f0141"}}