{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1295 - 2024/1448<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1295 <br>KARAR NO\t: 2024/1448<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/170 E.  -  2022/109 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/04/2022 tarih ve 2021/170 Esas - 2022/109 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: <br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 19.06.2006 tarihinden bu yana kesintisiz biçimde sigortacılık ve sigorta acenteliği alanında faaliyet gösterdiğini, “... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.” olan ticaret unvanını 01.06.2012 tarihinde “... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.” olarak değiştirdiğini, uyuşmazlık konusu edilen “...” markasını da 2006 yılından beri tescilsiz olarak ticari faaliyetlerinde kullandığını, acentesi olduğu firmalar nezdinde de “...” markası ile tanındığını, \"www.....com.tr\" uzantılı web sitesinin, \"...@gmail.com\" e-posta adresinin ve “...” ibareli Instagram hesabının da sahibi olduğunu, davalı şahsın davacıya 29.05.2021 tarihinde bir e-posta göndererek “...” markasının sahibinin kendisi olduğunu iddia ederek markanın kullanımının durdurulmasını talep ettiğini, halbuki “...” markasının gerçek hak sahibinin davacı olduğunu, zira bu ibareyi davacının 15 yıldır kesintisiz ve ciddi bir biçimde ticari faaliyetleri kapsamında markasal hüviyette kullandığını, ayrıca davacının ticaret unvanından doğan korunması gereken üstün hakkının da bulunduğunu, zira davacının ticaret unvanının kılavuz unsurunun dava konusu edilen marka ile birebir aynı olduğunu,  davalının dava konusu markayı kullanmak amacıyla değil yedekleme ve marka ticareti yapma amacıyla tescil ettirdiğini, zira davalının sigortacılık sektöründe faaliyet gösteren ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.’nin ortağı olarak davacının ticari faaliyetlerinden ve tescilsiz olarak kullandığı markasından haberdar olduğunu, bu şirketin de davacı gibi ...’nın acentesi olduğunu, bütün bu hususların davalının marka tescilini kötü niyetli yapmış olduğunun açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, 2020/155022 sayılı markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili, süresinde davaya cevap vermemiş, yargılama sırasındaki beyanlarında davanın reddini savunmuştur.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının, dava konusu edilen “...” markasının eskiye dayalı kullanımına dair dava <br>dosyasına sunduğu delillerin incelenmesinde ve bilirkişi heyeti tarafından 04.02.2022 tarihinde <br>yapılan yerinde incelenmede tespit edilen bulguların değerlendirilmesinde; davacının “...” tanıtma vasıtasını, dava konusu edilen markanın başvuru/koruma <br>tarihi olan 09.12.2020 tarihinden önceki dönemlerde, sigortacılık/sigorta acentalığı <br>hizmetlerinde, tabelalarında, kartvizitlerinde, promosyon malzemelerinde, <br>poliçelerinde hizmet markası hüviyetinde kullandığı, davacının 2016-2020 yılları <br>arasında ... ve ... acentesi olarak toplam 203 sayfalık bir listeyi oluşturan <br>nicelikte sigorta poliçesi düzenlediği ve bu poliçelerde “...” hizmet markasını <br>kullandığı, ... tarafından davacıya verilen teşekkür plaketlerinde davacının <br>tanıtma vasıtasının “...” şeklinde yazılmış olduğu ve “davacının 20 yıllık <br>hizmetleri”nden bahsedildiği görülmekle, davacının gerçek hak sahipliğine <br>gerekçe olarak gösterdiği bu kullanımların niteliğinin, niceliğinin ve içeriğinin, SMK m. 6/3 hükmünde aranan “ciddi/uzun yıllara sarih kullanım” hususunu teşvik edebildiği, diğer bir ifadeyle huzurdaki uyuşmazlıkta davacı tarafın, dava konusu “...” ibaresini, markasal hüviyette, dava konusu edilen markanın koruma <br>tarihinden önce kullanarak bu kullanım sonucu işarete/ibareye sigortacılık/sigorta <br>acentalığı hizmetleri açısından “tescilsiz dahi olsa korunmaya değer ekonomik bir değer <br>kazandırdığını” teşvik edebilen yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil sunabildiği, sonuç olarak uyuşmazlık konusu edilen işaretler ayniyet derecesinde benzer ve bu <br>işaretlerin marka/tanıtma vasıtası olarak kullanıldığı/tescilli olduğu “sigorta <br>hizmetleri” aynı/türdeş/benzer hizmetler olduğundan, davacının “...” ibaresini SMK 6/3 maddesi hükmünün gerektirdiği derecede yoğun ve uzun süredir <br>kullandığını ispatladığı, diğer taraftan dava konusu markayı oluşturan ibarenin davacının, dava <br>konusu edilen markanın başvuru tarihi olan 09.12.2020 tarihinden 8 yıldan daha fazla bir <br>süre önce, 01.06.2012 tarihinde tescil ettirdiği ticaret unvanının kılavuz unsuru olan \"...\" ibaresi ile aynı olduğu, davacının ana faaliyet alanı olan “sigorta hizmetleri” yönünden SMK'nın 6/6 maddesindeki koşullarında oluştuğu, kötü niyet iddiasının ise ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2020/155022 sayılı markanın \"sigorta hizmetleri.\" bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davada dava konusu markanın tescilli bulunduğu \"sigorta hizmetleri\" yönünden hükümsüzlüğünün talep edildiği, bu durumun dava dilekçesi içeriği ile de sabit olduğunu, mahkemece de markanın talep ettikleri hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesine rağmen kısmen ret kararı verilerek müvekkili aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kısmen ret ile müvekkili aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını ve müvekkilinin yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesini istemiştir,<br>Davalı vekili,  dava dilekçesinin müvekkiline tebliğinin usule aykırı olduğunu, müvekkiline çıkarılan tebligatta, tebligatın TK 21/2 maddesine göre tebliği edildiği belirtilmişse de, tebligatın üzerine yazılanlardan komşuya haber verme yükümlülüğünün yerine getirilmediğinin anlaşıldığını, mahkemenin SMK'nın 156/5 maddesi gereğince yetkisiz olduğunu, mahkemece dosyaya sundukları beyanlarının yok sayıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ile hazırlandığını, bilirkişi raporunun tescilsiz markanın korunması için aranan şartlar bakımından çelişkili olduğunu, davacının \"gerçek hak sahipliği\" bakımından gerekli olan tanınmışlık şartını ispatlayamadığını, davacının tanınmış olduğu kabul edilse dahi bu tanınmışlığın Ankara ile sınırlı olduğunu, bu sebeple gerçek hak sahipliği için aranan tanınmışlık şartının sağlanmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava dilekçesinin davalıya Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak tebliğ edildiği, bun rağmen davalının süresinde davaya cevap vermediği, süresinde ileri sürülmeyen yetki itirazının reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının dava konusu markayı oluşturan \"...\" ibaresini, dava konusu markanın başvuru tarihinden önce, dava konusu markanın tescilli olduğu 36. sınıf \"sigorta hizmetleri\" bakımından SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında hak bahşedecek biçimde markasal olarak kullandığının, davacının iş yeri ile  ticari defter ve kayıtları incelenerek hazırlanan bilirkişi raporu ile belirlendiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğu, ayrıca davacının dava konusu markanın başvuru tarihinden önce tescil ettirdiği ticaret unvanı nedeniyle de, fiilen faaliyette bulunduğu  36. Sınıf \"sigorta hizmetleri\" bakımından SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca marka hükümsüzlüğü isteminin de yerinde bulunduğu, diğer taraftan  dava konusu marka 36. sınıfta yer alan tüm hizmetler yönünden tescilli olup dava dilekçesinde herhangi bir sınırlandırma yapılmaksızın dava konusu markanın hükümsüzlüğünün talep edildiği, yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu markanın sadece tescil kapsamında yer alan 36. Sınıf \"Sigorta hizmetleri\" yönünden  SMK'nın 6/3 ve SMK'nın 6/6 maddesi uyarıca kısmen hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, bu itibarla mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca davacı ve davalıdan ayrı ayrı alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı ve davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90-TL bakiye harcın davacı ve davalıdan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı ve davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,<br><br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 20/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2024  \t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bc199ea7ff617977","SID":"5d86801445376297"}}