{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/230 Esas<br>KARAR NO: 2024/1546<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/04/2021<br>NUMARASI: 2016/219 E. - 2021/173 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/09/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1989 yılında bilgelik eğitimleri vermeye başladığını, \"...\" ismiyle bu eğitimlerini yurt çapında birçok ilde devam ettirdiğini, davalılardan ...'ın, 1995-2005 yılları arasında müvekkili ile beraber çalıştığını, bu süreçte \"...\" seminerlerinin kayıtlarını yapmak dahil olmak üzere, pek çok faaliyette kendisine yardımcı olduğunu, Mayıs 2016 tarihinde davalılardan ...'ın, diğer davalı ... A.Ş aracılığıyla \"...\" isimli bir kitap yayımladığını,  kitabın gerek içeriğinin gerekse de akışının müvekkilinin  seminerleriyle tesadüfü mümkün olmayan benzerliğinin fark edilmesi ve bu surette müvekkiline ait eserin kopyalanmış olduğunun anlaşılması üzerine iki davalıya da, \"...\" isimli eserinin dağıtımının durdurulması ve piyasadaki nüshalarının toplanması talepleriyle 20.05.2016 tarihinde Beyoğlu ... Noterliğinden ... yevmiye no'lu ihtarname keşide olunduğunu , davalı ...'a ait 12.05.2016 tarihli açıklamada da kullanımın ikrar edilmiş olduğunu, bu nedenlerle  davalıların  fiillerinin 5846 sayılı FSEK kapsamında müvekkilinin haklarına tecavüz ettiğinin tespiti ile anılan tecavüzün önlenmesine, açık hukuka aykırılık ve uğranılan zarar dikkate alınarak, dava konusu \"...\" isimli eserin çoğaltılması, dağıtılması, satışının engellenmesi için \"İhtiyati Tedbir kararı\" verilmesine, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik  FSEK 68. maddesi gereği ( üç katını talep hakkıyla beraber) 5.000 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile  şimdilik  FSEK 70/2 maddesi gereğince 5.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin yazdığı kitabın davacının seminer ses bantlarında yer alan açıklamalarla ilgisinin bulunmadığını, davacının seminer sunumunun eser vasfının bulunmadığını, öğrenicinin yazdığı kitabın hocasının kitabı ile benzerlik arz etmesinin doğal olduğunu, müvekkilinin davacıdan 15 yıl seminere katılarak eğitim aldığını, bütün bu eğitim ve sentezin sonucu olarak davaya konu ... isimli eseri hazırladığını, kitabı ticari amaçla yazmadığını, 1000 adet basıldığını ve hiçbir kazanç elde edilemediğini, maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız olduğunu davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 01.04.2016 tarihinde diğer davalı ... ile \"...\" adlı eserin yazar sözleşmesini imzalamış olduğunu, ...'ın şahsi fikri, çabasının, emeğinin sonucu olarak yarattığı münhasıran kendine ait yazdığı dava konusu kitabını yayımlanması üzere müvekkili şirkete teslim ettiğini, yazarın \"...\" adli kitabının tüm yayınlanma masraflarını kendisinin karşıladığını ve haklarını müvekkili şirkete devretmemiş olduğunu, müvekkili şirketin diğer davalının izni ile eseri hiç değiştirmeden yayımlamak için aracılık etmiş olduğunu, davacının dilekçe kapsamında FSEK'te sayılan eser gruplarına giren herhangi bir eserinin ileri sürülmediğini, anılan eser gruplarına girmeyen bir fikri ürünün FSEK çerçevesinde koruma görmeyeceğini, ayrıca dava dilekçesinde ileri sürülen alıntıların  \"...\" gibi evrensel ve aleni bilgiler olup kişilerin telif hakkı iddia edebileceği nitelikte kişiye münhasıran özellik taşımalarının mümkün olmadığını, davacının iddiasına dayandırdığı ses bantlarının Kültür Bakanlığı tarafından onaylı, legal bilinir ve herkesin ulaşabileceği eser niteliği taşımadığını, müvekkili şirketin de söz konusu ses bantlarına ulaşmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin hukuka aykırı eser yayınlamadığını ve kanun hükümlerine aykırı olarak da kasten yaptığı hiçbir eyleminin söz konusu olmadığını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"5846 sayılı FSEK, mevzuat, Mahkememizce itibar edilen 01/11/2018 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve bütün dosya kapsamından: Davacı ...'ın \"...\" konulu konuşmalarının kendine özgü kolay anlaşılır bir üslup, kolay anlaşılır metin ve basit ömeklerle dinleyenleri ve okuyanları sıkmadan hazırlanmış FSEK 2/1 maddesi anlamında \"...\" olduğu, davalı ...'a ait kitapta yer alan belirli cümlelerin, ifadelerin iktibas kurallarına aykırı olarak yazarın ismi, alıntılanan eserin bilgileri ve iktibasın ölçüsü aşılarak belli bölümlerin kullanılması nedeniyle FSEK 22 ve 23. maddelerinde düzenlenen çoğaltma ve yayma hakkını ihlal ettiği kanaatine varıldığından davacının 5846 sayılı yasadan kaynaklanan haklarına davalılarca tecavüz edildiğinin tespitine, önlenilmesine, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere FSEK 68. maddesi uyarınca yapılan hesaplamada dava konusu kitabın satış fiyatının 77 TL olup bu bedelden ( 77,00 TL- KDV ), kitabın KDV düştükten sonraki fiyatının 71,30 TL olduğu, basılan kitap adedinin 1000 adet X 71,30 = 71.300,00- TL elde edildiği, bu miktarın %10'u unun ise 7.130 TL olduğu, FSEK 68. maddesine göre hesaplanan 7.130 TL nin 3 katı olan 21.390,00-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, FSEK 68.maddeye göre tazminat hesaplandığından ve davacının lehine olduğundan aynı anda FSEK 70.maddeye dayalı talepte bulunulamayacağından, FSEK 70.madde kapsamındaki talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, eser sahibinin ismi belirtilmediğinden eser sahibinin manevi haklarından olan \"eser sahibi olarak tanıtılma hakkı\" (FSEK 15. madde) ihlal edilmiş olduğundan, davacının manevi tazminat talebinin haklı olduğu bu nedenle takdiren 5.000TL manevi tazminatın davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine ve fazlaya ilişkin istemin reddine,  hükmün ilanında davacının hukuki yararı bulunduğundan karar kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafı davalılardan alınarak Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına\" şeklindeki gerekçeleri ile \"1-Davacının 5846 sayılı yasadan kaynaklanan haklarına davalılarca tecavüz edildiğinin tespitine, önlenmesine, 2-FSEK 68.maddesine göre hesaplanan 7.130 TL nin 3 katı olan 21.390,00-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-FSEK 68.maddeye göre tazminat hesaplandığından ve davacının lehine olduğundan aynı anda FSEK 70.maddeye dayalı talepte bulunulamayacağından, FSEK 70.madde kapsamındaki talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 4-5.000TL manevi tazminatın davalı ... Başardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 5-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalılardan tahsiline,\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Öncelikle gerek davalı ... tarafından ikrar edildiği gerekse dosya nezdinde yapılan incelemelerle tartışmasız olarak ortaya konduğu üzere; davalı ...'ın “...” isimli kitabını, müvekkilinin seminerlerine ait ses kayıtlardan birebir kopyalayarak oluşturmuş ve bu nedenle müvekkilinin FSEK uyarınca sahip FSEK m. 21, 22, 24 ve 25. Maddelerinde düzenlenen mali haklarına tecavüz ettiğini, bu hususun yerel mahkeme’nin 08.04.2021 tarihli ve 2016/219 Esas, 2021/173 Karar. sayılı kararı ile de teyit edildiğini ve FSEK m.68 çerçevesinde talep ettikleri tazminat talebinin kabul edildiğini, müvekkilinin zararının FSEK 68 uyarınca hükmedilen bedeli aşıp aşmadığının ise bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkacak bir husus olduğunu, yerel mahkemece davalının eylemleri nedeniyle, müvekkilinin kendi emek ve birikimlerini kullanarak hazırlıklarını yaptığı kitabı yayınlayamayacak olması sebebiyle uğradığı zararın araştırılması gerektiğini, ancak yerel mahkemece, bu şekilde bir inceleme yapılmadığından, FSEK 70/2 kapsamındaki taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece verilen kararda, manevi tazminata ilişkin kısmen kabul kararında gerekçe olarak yalnızca FSEK m.15 gösterilmiş ise de, davalıların eylemleri nedeniyle ...’ın eserini kendi istediği zamanda ve şekilde yayınlamasına engel olunmuş olduğundan FSEK 14 uyarınca düzenlenen manevi hakkın da ihlal edildiği son derece açık olduğunu, 5.000 TL manevi tazminat, 30 yıllık emeği izinsiz olarak kullanılmış bulunan müvekkilinin yaşadığı zorlukları ve emeğinin boşa gitmesi nedeniyle duyduğu üzüntüyü karşılamaktan oldukça uzak kaldığını, bu nedenlerle, davalıların eylemleri nedeniyle müvekkilinin uğradığı maddi zararın, FSEK 68 uyarınca hükmedilen bedeli aştığından, buna yönelik herhangi bir inceleme yapılmadan FSEK 70/2 kapsamındaki taleplerinin reddine ilişkin hüküm eksik inceleme ile verildiğini ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, aynı şekilde müvekkilinin hem FSEK 14/1 hem de FSEK 15 çerçevesindeki manevi hakları ihlal edilmiş olup 5.000 TL tutarında hükmedilen manevi tazminat müvekkilin yaşadığı zorluklar ve emeğinin hiçe sayılması nedeniyle duyduğu üzüntüyü karşılamaktan oldukça uzak olduğundan 100.000 TL tutarındaki manevi tazminat taleplerinin davalıya ait kitabın basım tarihi olan Mayıs 2016 tarihinden itibaren işletilecek ticari faiz ile beraber de kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, FSEK 70/2 çerçevesindeki tazminat taleplerinin reddine ilişkin 3 no’lu hükmün istinaf incelemesi ile kaldırılarak tazminat taleplerinin Mayıs 2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte kabulüne, Manevi tazminat olarak 5.000 TL'ye hükmedilerek fazlaya dair taleplerinin reddine ilişkin 4 no’lu hükmün istinaf incelemesi kaldırılarak 100.000 TL manevi tazminat taleplerinin Mayıs 2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte kabulüne, karar verilmesini talep etmişir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin delillerin incelenmesinde hatalı olduğunu, başka bir anlatımla davacının dayanağının yalnız konuşma kasetleri olduğunu, bu kasetler dışında davacıya ait başkaca bir yazılı kitap, yazı, teksir vs. bulunmadığını, dava dayanağı sadece konuşma kasetleri olduğunu, yazılı bir eser bulunmadığını, kitaptan kitaba intihal tespitinin olmadığını, bilirkişi kurulları bu kasetlerle müvekkiline ait kitap mukayesesi yaparak 610 intihal sonucuna vardığını, bunun teknik olarak hatalı olduğunu, konuşma sözcükleri yazılı hale getirilmeden yazılı bir eserle (davada hacimli bir kitapla) ihtihal mukayesesi yapılmasının mümkün olmadığını, davalı yazdığı kitaptan mali kazanç elde etmediğini, bu amaçla da yazmadığını, kitapta “...” işlendiğini, yararlanılan yazarlar ait oldukları konu içersin de, aynı sahifede zikredildiğini, kitap da genelde evrensel düşünürlere yer verilmiş olup, yazarın kendi sentezinde evrensel konuları kitabında işlendiğini, “...” isimli kitap felsefi konulara ilgi duyanlara anahtar olduğunu, böyle bir kitabın yasaklanmasının genç bir yazarın önünün kesilmesinin Türkiye için büyük kayıp olduğunu, bu kitabın davacı kasetleri ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, tek kelime kasetlerden alınmadığını, yıllarca (20 yıl) aldığı eğitim sonucu kendisinin de kurs hocası olduğunu ve edindiği bilgileri kendi sentezinde değerlendirerek bu kitabı yazdığını, intihal asla söz konusu olmadığını, davacı iddiaları tamamen gerçek dışı olup, iftiradan ibaret kaldığını, bu davadan sonra da yazarın “...” ismiyle ikinci kitabını da yayınladığını, halen 3.kitabının çalışmasını yaptığını, bu suretle yazarlık kabiliyetini yazdığı ikinci kitabı ile de ispatladığını, dosya incelendiğinde görüleceği üzere, mahkemece delillerin takdirinde hata yapıldığını, davalının savunmasının haksız olarak nazara alınmadığını, bilirkişi raporunun hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kasetlerle, yazılı bir eserin eserinin dair bilirkişi tespiti yapıldığını, bu tespitten sonra, aynı rapora itibar edilerek, \"intihal\" yönünde hüküm kurulamayacağını, kitabın 3 yıllık süreçte yazıldığına dair bilgisayar mühendisi raporunun, davacı arasında “hoca-öğrenci” ilişkisinin bulunmasının, dolayısıyla benzerliğin bulunmasının kabul edilmesi gerektiğini, (Hoca-öğrenci ilişkisi olsa da yazar kendi sentezinde kitabını yazmıştır)  dava dilekçesinde ileri sürülen alıntıların, davalıya ait olmayıp, ..., ... gibi bilge insanlara ait, evrensel ve aleni bilgiler olması durumunun birlikte değerlendirildiği intihalin bul sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ileri sürerek ilk derece mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Tic. A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı müvekkilinin iş bu davada taraf sıfatının olmadığını, husumet itirazlarının olduğunu, müvekkilinin davacının yönelttiği hakkın istenebileceği kişi  olmadığını, dava hakkı kural olarak o hak sahibine ait olduğundan davacının iş bu davayı müvekkiline açma sıfatının da olmadığını, davanın müvekkilinin davalı sıfatı olmadığından pasif husumet yokluğundan  ve davacının   hak sahibi olmaması sebebiyle husumetten reddi gerektiğini, tarafların taraf ehliyetinin bulunmamasının dava şartı olduğunu, (HMK m114/1-d). Dava şartlarının oluşmadığını dava şartı yokluğu nedeniyle  esasa girilmeden davanın  sıfat yokluğundan reddi gerektiğini, dava dilekçesindeki iddiaların tümünü reddettiklerini, 5846 sayılı FSEK hükümlerinde bir eseri yazan kişinin eserin sahibi olduğu, bilgi ve görüşlerin hemen hemen her ülkede ortak ve evrensel olduğu; bu bilgi ve görüşlerin herhangi bir kişinin original fikir ve görüşleri olmayıp aleni, anonim bilgiler olduğunu, birtakım bilgilerin benzerlik taşımasının  ancak esinleme olabileceği ve kanunun serbestlik çerçevesinde değerlendirebileceğinin görülmekte olduğunu, bir eserin gerçek  sahibi vücuda  meydana getiren olduğunu, davacının dilekçe kapsamında FSEK‘te sayılan eser gruplarına giren herhangi bir eseri ileri sürülmediğini, FSEK’te eser grupları sınırlı sayı (numerus clasus) ilkesine göre belirlendiğini, anılan eser gruplarına girmeyen bir fikri ürün, FSEK çerçevesinde koruma göremeyeceğini, keza dava dilekçesinde ileri sürülen alıntılar ‘...’ gibi evrensel ve aleni bilgiler olduğunu, kişilerin telif hakkı iddia edebileceği nitelikte kişiye münhasıran özellik taşımalarının mümkün olmadığını, FSEK kapsamında kanun tarafından eser sayılmayan  davacının dilekçesindeki iddialarının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, eser niteliği kazanılamadan esere sahip de olunamayacağından ve yok olan şeyin  kopyalanması gerçekleşemeyeceğinden davanın konusuz olduğunu, iki eser arasındaki intihal hesaplamalarının bilinen objektif programlar aracılığıyla hesaplanması gerekirken, bilirkişilerce hatalı bir şekilde tamemen subjektif olarak intihal oranının hesaplanmamasının hukuka aykırılık teşkil edeceğinden, bu haliyle ilk derece mahkemesinin kararının da kaldırılması gerektiğini, ayrıca mahkemece vekalet ücretleri hususunda da eksik ve hatalı karar verildiğini, müvekkilinin lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin, cevap dilekçesi ve devamında sunmuş oldukları dilekçelerde açıkça talep olunmasına rağmen karara bağlanmadığını, bu hususunda gözetilerek taraflarına hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin de hesaplanarak hükme konu edilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... Tic. A.Ş 'nin taraf sıfatı bulunmadığını ve pasif husumet yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini iddia ettiğini, bu savunmanın hukuken kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davalı ... Yayıncılık, mali ve manevi hakları müvekkiline ait seminere ilişkin ses kayıtlarından faydalanarak hukuka aykırı şekilde oluşturulmuş yazılı eser için bir yazar sözleşmesi imzaladığını, diğer Davalı ...’ın, bu eseri meydana getirirken müvekkiline ait mali ve manevi hakları ihlal etmiş olması sebebiyle, ... Yayıncılığın, iyi niyetli olsa dahi korunamayacağını, müvekkiline ait seminere ilişkin ses kayıtlarından faydalanarak ve bu kayıtlardan birebir örnekler alınarak davalı ... tarafından hazırlanmış dava konusu kitabın “ESİNLENME” sınırı içinde kaldığının ifade edilmesinin hukuka aykırı ve kötü niyetli bir iddia olduğunu, zira dava dilekçelerinde delil olarak da sunmuş oldukları seminer kayıtlarının ve diğer davalı ...’a ait kitabın karşılaştırılmasında, hayatın olağan akışına oldukça aykırı benzerlikler olduğunun sabit olduğunu, zaten bu durumun hükme esas alınan 17.04.2019 tarihli bilirkişi raporu dahil olmak üzere dosyada yapılan incelemeler ve keza davalı ...’ın ikrarları ile de tartışmasız bir şekilde ortaya konulduğunu, öte yandan müvekkiline ait bir eser olmadığına yönelik afaki iddialarının da kabul edilmesinin mümkün olmadığını, nitekim dosyada defalarca kez izah edildiği gibi bir şeyin ilim ve edebiyat eseri olarak kabul edilmesi için illa yazı ile ifade edilmiş olmasının gerekli olmadığını, fikir ve sanat eserleri yaratım anında koruma kazandığını, davalı ... Yayıncılık, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de buna ilişkin herhangi bir itirazın yasal süresi içerisinde sunulmadığını, dolayısıyla anılan raporun ... Yayıncılık tarafından kabul edildiğini, dosyada mübrez beyan ve itirazlarının saklı olarak; daha önce alınan 15.01.2018 ve 01.11.2018 tarihli bilirkişi raporlarında olduğu gibi 17.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda da  müvekkiline ait seminer kayıtlarının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca eser niteliğine sahip olduğu, davalıya ait “...” adlı dava konusu kitapta yer alan ifadelerin müvekkilinin maddi ve manevi haklarını ihlal ettiğinin tespit edildiğini, davanın haklılığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konduğunu, dolayısıyla hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazların yargılamayı uzatmaya yönelik olduğunun açık olduğunu, son olarak vekalet ücretlerine ilişkin istinaf taleplerinin de yersiz olduğunu, huzurdaki davada haklılıklarının tartışmasız olarak ortaya konduğundan herhangi bir vekalet ücretine hükmedilmesine hak kazanılmadığını, belirtilen nedenlerle, davalı ... Tic. A.Ş’nin haksız ve kötü niyetli istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu FSEK ten kaynaklanan maddi- manevi tazminat talebidir. Davacı dava  dilekçesi ile, davalı ...'ın “...” isimli kitabını, kendisinin seminerlerine ait ses kayıtlardan birebir kopyalayarak oluşturulduğunu kitabın gerek içeriğinin gerekse de akışının davacının  seminerleriyle tesadüfü mümkün olmayan benzerliğinin bulunduğu, eserin kopyalandığı, böylece davalıların  eylemlerinin 5846 sayılı FSEK kapsamında  haklarına tecavüz ettiğinin tespiti, önlenmesi, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik  FSEK 68. maddesi gereği ( üç katını talep hakkıyla beraber) 5.000 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile  şimdilik  FSEK 70/2 maddesi gereğince 5.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  15/01/2018 bilirkişi kurulu raporunda özetle: Dosyada mübrez davacının konuşmalarını içeren seminer sunumlarına ilişkin CD içeriği incelendiğinde davacının hayatı anlamaya yönelik kişisel gelişimi içeren açıklamaları kendi uslüp ve özel örnekleriyle belirli bir sistematik dahilinde anlattığı bu yönüyle FSEK 2/1 anlamında “dil ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri” olduğu, dosyada mübrez davacının konuşmalarını içeren seminer sunumlarına ilişkin CD içeriği incelendiğinde davacının hayatı anlamaya yönelik kişisel gelişimi içeren açıklamaları yapan kişi olduğu anlaşılmakla davacının CD içeriğindeki seminer sunumundaki ifadeleri söyleyen kişi olarak eser sahibi olduğu, davalıya ait kitapta yer alan belirli cümlelerin, ifadelerin davalıya ait kitapta iktibas kurallarına aykırı olarak yazarın ismi, alıntılanan kitabın bilgileri ve iktibasın ölçüsü aşılarak belli bölümlerinin kullanılması nedeniyle FSEK 22 ve 23. maddede  düzenlenen çoğaltma ve yayma haklarının ihlal edildiği, davacı tarafın FSEK 68. madde çerçevesinde 7700 TL X 3= 23.100 TL bedel ile FSEK 70. maddesi çerçevesinde tespit edilen 3.000-TL arasında seçim yapmak durumunda olacağı, intihal halinde eser sahibinin ismi belirtilmediğinden eser sahibinin manevi haklarından olan “eser sahibi olarak tanıtılma hakkı'(FSEK m.15) ihlal edilmiş olacağından davacının manevi tazminat talebin haklı olduğu, manevi tazminatın türü ve miktarını takdir hakkının Mahkemeye ait olacağı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. 01/11/2018 bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacının seminer konuşmalarının \"...\" konulu konuşmaların metni incelendiğinde kendine özgü kolay anlaşılır bir üslup, kolay anlaşılır metin ve basit ömeklerle dinleyenleri ve okuyanları ( çıktılar içi ) sıkmadan hazırlanmış FSEK 2/1 maddesi anlamında ”dil ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri\" olduğu, davalıya ait kitapta yer alan belirli cümlelerin, ifadelerin iktibas kurallarına aykırı olarak yazarın ismi, alıntılanan eserin bilgileri ve iktibasın ölçüsü aşılarak belli bölümlerin kullanılması nedeniyle FSEK 22. ve 23 maddelerde düzenlenen çoğaltma ve yayma hakkının ihlal edildiği, davacı tarafın FSEK 68. maddesi uyarınca yapılan hesaplamada davacının CD içeriklerinde yer alan konuşmalarının davalı kitabına oranının ortalama %10 mesabesinde olduğunun tespit edildiği, dava konusu kitabın satış fiyatının 77 TL olup bu bedelden ( 77,00 TL- KDV ), kitabın KDV düştükten sonraki fiyatının 71,30 TL olduğu, basılan kitap adedinin 1000 (adet) X 71,30 (Fiyat ) 71.300,00- TL elde edildiği, bu miktarın %10'u unun ise 7.130 TL olduğu, FSEK 68. madde çerçevesinde bu miktarın 3 katı olan 3 X 7.130= 21.390,00 TL olduğu, bu rakama hükmedilip hükmedilmeyeceği hususundaki takdirin Mahkemeye ait olduğu, FSEK 70. madde çerçevesine tespit edilen tutarın BK.50-51 maddeleri uyarınca 2.000-TL civarında olduğu, FSEK 68. maddesi uyarınca varsayımsal bedel talebinde bulunan davacının  70/2 maddesi uyarınca talepte bulunulup bulunamayacağı hususunun  Mahkemenin takdirinde olduğu, intihal hâlinde eser sahibinin ismi belirtilmediğinden eser sahibinin manevi haklarından olan “ eser sahibi olarak tanıtılma hakkı “ (FSEK m.15 ) ihlal edilmiş olacağından davacının manevi tazminat talebinde haklı olduğu, manevi tazminatın türü ve miktarının takdir hakkının Mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. 17/04/2019 bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacı ses kayıtlarının FSEK  2/1 maddesinde yer alan \"Herhangi bir şekilde dil\" ve \"yazı ile ifade olunan eserler\" ifadeye istinaden eser niteliği taşıdığı, davalı ...'ın “...” isimli kitabının özgünlüğü hususuna bakıldığında kitabın özgün bir eser olmadığı; ana fikir, içerik, örnekler ve kitabın iskeleti bakımından davacı ...'ın eserine çok benzer olduğu ve bu benzerliğin ;tesadüf ile açıklanamayacak derecede çok olduğu, ayrıca dava dosyasında mübrez ...'ın sosyal medya hesabındaki paylaşımlarda kitabın büyük ölçüde ...'ın eserinden alıntılarda bulunduğunu ikrar da ettiği, her ne kadar iki eseri birebir karşılaştırarak intihal oranını hesaplamak dava konusu durumda teknik olarak mümkün olmasa da ana fikir, içerik, örnekler ve iskelet bakımından davacı ...'ın eserinden çok büyük ölçüde intihal yapıldığı, davacının FSEK 21-22-23. maddelerinde belirtilen işleme, çoğaltma, yayma haklarının davalı tarafından ihlal edildiği, davacının, dava konusu “...” isimli kitabın çoğaltılmaması, dağıtılmaması ve satışının engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı talebinin uygun olduğu, yayımcılık sektöründe kitabı bir yazara yayımlatması için başka bir yazar ile sözleşme yapılmasının uygulamada pek görülen bir durum olmamakla birlikte istisnai durumlar söz konusu olsa dahi daha önce kitabı yayınlanmamış biri için bu bedelin belirlenmesinin mümkün olmadığı, FSEK 68. maddesi gereği “sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir” hükmünün söz konusu davada uygulanamayacağı, yapılacak olan maddi tazminat hesaplamasının FSEK 70/2 maddesine istinaden yapılabileceği, “...” isimli kitabın 1.000 adet basıldığı bilgisinin dosyada yer aldığı, bu bilginin doğruluğu, başkaca basım olup olmadığı, basıları 1.000 adet kitabın satışının gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşen adet üzerinden net karın ne kadar olduğu hususunun davalı  ... muhasebe kayıtlarından kontrol edilmesi ve muhasebe kayıtlarındaki hesaplama ile elde edilecek olan net satış karının davacıya ödenmesi gerektiği, davalının, davacı ses kayıtları ve sunumlarından alıntıladığı/kopyaladığı kısımlarla oluşturduğu eserini kitap olarak yayımlamakla tarzını değiştirdiği ve eser sahibinin FSEK 14. maddesinde belirtilen manevi hakkını ihlal ettiği, bunun yanı sıra eser sahibi isminin belirtilmemesiyle de FSEK 15'. maddesinde yer alan manevi hakkını da ihlal ettiği, davacının davalı ...'dan manevi tazminat talebinin haklı olduğu, manevi tazminatın türü ve miktarının Mahkeme'nin takdirinde olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.<br>Somut olayda;  Davacının seminer konuşmaların “...\" konulu konuşmaların metni incelendiğinde kendine özgü kolay anlaşılır bir üslup, kolay anlaşılır metin ve basit örneklerle dinleyenleri ve okuyanları ( çıktılar için )sıkmadan hazırlanmış FSEK 2/1 anlamında ” dil ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri olduğu,2. Davalıya ait kitapta yer alan belirli cümlelerin, ifadelerin iktibas kurallarına aykırı olarak yazarın ismi, alıntılanan eserin bilgileri ve iktibasın ölçüsü aşılarak belli bölümlerin kullanılması nedeniyle FSEK m.22 ve 23'te düzenlenen çoğaltma ve yayma hakkını ihlal edildiği her 3 bilirkişi heyet raporunda da tespit edildiği üzere davalıların eyleminin  sabit olduğu anlaşılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda, FSEK 68 madde anlamında Dava konusu kitabın satış fiyatı 77-TLbedelden ( 77,00 TL- KDV ), kitabın KDV düştükten sonraki fiyatı 71,30 TL üzerinden  basılan kitap adedinin 1000 (adet ) X 71,30 (Fiyat )—71.300,00- TL elde edildiği, bu miktarın \"4 10” ise 7.130 TL ve  FSEK 68 çerçevesinde bu miktarın 3 katı olan 3 X 7.130- 21.390,00 -TL tazminata hükmedilmesi dosya kapsamına uygundur. Ayrıca FSEK’in 68. maddesinde düzenlenen “bedelin üç kat fazlası” ile hak sahibini, zararını ispat külfetinden kurtarmak ve böylece ispat edilemeyen zararın hak sahibinin sırtında kalmasına engel olunmak istenmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2002 tarihli ve 2002/11-176 E., 2002/214 K sayılı kararı). Mali haklara tecavüz hâlinde ref yöntemlerini belirleyen ve özel bir hüküm olan FSEK’in 68. maddesi gereğince açılacak “bedel” davası kusurlu davranış unsuru aranmadan açılan bir dava olup, haksız fiil sebebiyle açılan tazminat davalarıyla karıştırılmamalıdır. Zira mali haklara tecavüz hâlinde kusurlu davranış unsuruna bağlı olarak ve haksız fiile ilişkin hükümler çerçevesinde açılacak maddi tazminat davası FSEK’in 70/2 maddesinde düzenlenmiştir. FSEK’in 68. maddesine dayanılarak açılan bir davada ayrıca FSEK’in 70/2 maddesi gereğince maddi tazminat talep edilmesi mümkün değildir. (Yargıtay HGK'nun 30.06.2020 tarih,  2017/11-71 esas, 2020/483 karar sayılı kararı.) Davacı tarafça FSEK 68.maddeye göre tazminat talep edildiği, ayrıca 70/2 maddesine göre de tazminat talep edildiği anlaşılmışsa da, aynı fiil nedeniyle iki ayrı tazminat talep edilemeyeceğinden, mahkemece ayrıca haksız fiil hükümlerine göre talep edilen tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, ancak mahkemece karar verilmesine yer olmadığına  karar verildiği anlaşıldığından, istinaf başvuru aleyhe sonuç doğuramayacağından davacı vekilinin bu hususa yönelik istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalılardan  ... Tic. A.Ş. istinafında Davalı müvekkilinin iş bu davada taraf sıfatının olmadığını, husumet itirazlarının olduğunu, müvekkilinin davacının yönelttiği hakkın istenebileceği kişi  olmadığını ileri sürmüş ise de, FSEK 54. Madde gereğince, davalı yayıncı  tarafça ileri sürülen bu istinaf sebebine  itibar edilmemiştir. Ayrıca Davalılardan ... Tic. A.Ş lehlerine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise davacı tarafından dava dilekçesi ile FSEK 70/2 ye göre tazminat ve manevi tazminatı davalılardan ...' dan talep ettiğinden dolayı bu davalı yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesi de dosya kapsamına uygundur. Davalı tarafça eser sahibinin manevi haklarından olan “ eser sahibi olarak tanıtılma hakkı “ (FSEK m.15 ) ihlal edildiğinden ayrıca davalının, davacının  pek çok seminerinin kaydını yapan, davacıya pek çok faaliyetinde yardımcı olan kişi olduğu gözetilerek, olayın oluş şekli, ihlalin boyutu ve tarafların kusur durumu göz önüne alındığında mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu,  Dairemizce olayın oluş şekli ve tarafların kusur durumuna göre  15.000 TL manevi tazminatın somut olayın özelliklerine göre uygun olduğu kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince KISMEN kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, Davacının 5846 sayılı yasadan kaynaklanan haklarına davalılarca tecavüz edildiğinin tespitine, önlenmesine, FSEK 68.maddesine göre hesaplanan 7.130 TL nin 3 katı olan 21.390,00-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, FSEK 68.maddeye göre tazminat hesaplandığından ve davacının lehine olduğundan aynı anda FSEK 70.maddeye dayalı talepte bulunulamayacağından, FSEK 70.madde kapsamındaki talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 15.000TL manevi tazminatın davalı ... Başardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği  kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 3-İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİnin 08/04/2021 tarih, 2016/219 E., 2021/173 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 4/a-Davacının 5846 sayılı yasadan kaynaklanan haklarına davalılarca tecavüz edildiğinin tespitine, önlenmesine,  4/b-FSEK 68.maddesine göre hesaplanan 7.130 TL nin 3 katı olan 21.390,00-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4/c-FSEK 68.maddeye göre tazminat hesaplandığından ve davacının lehine olduğundan aynı anda FSEK 70.maddeye dayalı talepte bulunulamayacağından, FSEK 70.madde kapsamındaki talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-15.000TL manevi tazminatın davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4/d-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalılardan tahsiline, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken tecavüzün tespiti  yönünden 427,60 TL- maddi tazminat yönünden  1.461,15 TL harcın, manevi tazminat yönünden 1.024,65‬  karar harcından, peşin alınan 1.878,5 TL' harç ve  280,00 TL ıslah harcının mahsubu  ile 754,9‬ TL harcın davalılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 29,20 TL başvurma harcı,1.878,53 peşin harç, 4,30 TL vekalet harcı, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 597,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.009,03‬ TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 3.589,32 TL'nin davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ... A.Ş'nin  yaptığı  50,00 TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı ... tarafından yapılan 4.750,00 TL bilirkişi ücreti, 328,00 TL tebligat- müzekkere gideri olmak üzere toplam 5.078,00 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak 1.438,76 TL nin  davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine 8- 5846 sayılı yasadan kaynaklanan haklarına tecavüz edildiğinin tespitine, önlenmesine yönelik davada Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre  25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, 9-Manevi tazminat yönünden Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine, 10-Maddi tazminat yönünden Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 21.390,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, -FSEK 70. maddeye dayalı talep yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, -Reddedilen manevi tazminat yönünden  Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak  davalı ...'a verilmesine, 11-Taraflarca yatırılan fazla gider avansının karar kesinleştiğinde ve talepleri halinde taraflara iadesine 12- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 12/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.802,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.722,00-TL  harcın davalılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 12/b-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 12/c-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 12/d-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 73,90-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 264,60-TL'nin davalılardan  tahsiliyle davacıya verilmesine, 12/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 13-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e67b796f6feb5f9e","SID":"338da38d5928e1ca"}}