{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/209 <br>KARAR NO:2024/1558<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:03/11/2021<br>NUMARASI:2017/895 E. - 2021/720 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/09/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ::Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ...sayılı dosyası kanalıyla 10 örnek icra takibi başlatıldığını, takibinn konusunun değişik vade ve her biri 15.000 TL 'lik üç adet senet olduğunu, takip sonrası müvekkilinin maaşından bir kısım kesintiler yapılarak icra dosyasına tahsilatlar yapıldığını, senetteki imzaların müvekkili ...'ya ait olmadığını, müvekkilinin imzaları başkası tarafından atıldığını senetlerin bu nedenle sahte olduğunu, müvekkili aleyhine açılan ... Esas sayılı dosyasıyla kanalıyla açılmış olan takibin öncelikle olarak tedbiren durdurulmasını, davalı alacaklıya takip tarihi itibariyle borçlu olmadığının tespitine, yargılama sürecinde cebri icra nedeniyle ödenmek zorunda kalınacak tutarın istirdadını, davalı alacaklı aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yasal süresi içerisinde icra mahkemesi nezdinde dile getirmediği imzaya itirazının huzurdaki davaya konu edilmesi hukuka aykırı olup, davacının işbu davada hukuki yararı bulunmadığını, Yargıtay kararları gereğince davacı imzaya itiraz edebilecek durumda ise menfi tespit davası açmasında hukuki yararının olmadığının kabulü ile hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesini, davacının menfi tespit ve istirdat davasını beraber açmasında hukuki yarar olmadığını, mahkeme aksi kanaatte ise davacının istirdata ilişkin talep sonucunun HMK'nın 119. maddesi uyarınca açıklattırılması ve taleplerinin ayrıştırılması gerektiğini, davacı borçlu aval veren sıfatı ile borçtan sorumluluğu esas olup davacının imzasının sahte olup olmadığına ilişkin araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkili şirketin ağır kusuru ve kötüniyeti olmadığından, davacı tarafça aksi yönde hiçbir ispata yarar delil sunulmadığından, müvekkili aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ilişkin haksız talebinin reddi gerektiğini, kambiyo senedine özgü icra takibine karşı süresinde imza itirazında bulunmayan, maaş hacizleri ile yapılan tahsilatlara karşı süresinde istirdat talep etmeyen, tamamen art niyet ile hareket edip müvekkili şirketin haklı alacağını sürüncemede bırakan davacının haksız davasının reddi ile alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, süresinde imzaya itiraz etmeyen davacının menfi tespit davası açmasında davacının hukuki yararının olmadığının kabulü ile hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun taleplerin reddi ile davanın esastan reddini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Davacının kötü niyet tazminatı istemi bakımından yapılan değerlendirmede; davaya konu senetlerde / bonoda lehtarın davalı, avalistin ise davacı olduğu, takibin de taraflar arasında gerçekleştiği, arada başkaca cirantaların ya da kişilerin olmadığı, bu nedenle davalı lehtarın senelerdeki imzanın davacı avaliste ait olmayacağını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu, öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/1465 E., 2019/79 K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, bir kambiyo evrakı olan bononun lehtar, keşideci ve aval veren arasında hazır bulunmaları esasına göre düzenleneceği, dolayısıyla davalı lehtarın senetlerdeki imzanın davacıya ait olmadığını bilen yahut bilmesi gereken kişi olduğu, bu durumu bilerek icra takibine girişen davalı alacaklının davacı borçlu aleyhine takip yapmakta haksız ve kötü niyetli olduğu, İİK'nın 72/5 maddesinde düzenlenen kötü niyet tazminatından sorumlu tutulması gerekmekle, davalı aleyhine yasal koşulları oluştuğundan kötü niyet tazminatına\" şeklindeki gerekçeleri ile; \"Davanın KABULÜ ile, 1-... sayılı takip dosyası ve takibe dayanak senetler nedeniyle davacının davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Davacının cebri icra nedeniyle ödemek zorunda kaldığı 7.392,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından takibe konu alacağın (152.822,31 TL) %20'si oranındaki 30.564,46 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,\" <br>İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından hukuki itarazlarının dikkate alınmadığını, hukuki savunma argümanlarına karşın, yetersiz gerekçe ile mevcut yasal düzenlemelere aykırı olarak bilirkişi raporuna ve ek bilirkişi raporuna itibar edilerek gerekçeli kararın oluşturulduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve bilirkişi ek raporunda imza incelemesinde mukayese amaçlı kullanılan belgelerin tarihi ile incelemesi yapılan evrakın tarihi arasında 12 yıl bulunduğundan söz konusu raporların eksik ve hüküm kurmaya elverişli olmadığından kararın kaldırılması gerektiğini, inceleme konusu kıymetli evrakların 23.08.2005 düzenleme tarihli 18.09.2005, 30.09.2005 ve 17.10.2005 ödeme tarihli üç adet senet aslı olduğunu,  2014, 2015, 2016, 2017 tarihlerine ait imza örneklerinin, dava konusu borcu oluşturan ve 2005 tarihli senetlerin imza incelemesi için esas alındığını, bu şekilde tanzim olunan raporların hüküm kurmaya elverişli olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle eksik inceleme yapıldığını, bilirkişi incelemesinde 2005 yılına ait imza örneklerinin incelemeye alınması gerektiğini, ancak mahkeme tarafından kapsamlı ve detaylı araştırma yapılmadığını, 2005 yılına ait davacının imzasını ihtiva eden herhangi bir çek, senet vs. olup olmadığının tespit edilmediğini, bilirkişi raporunda bahse konu imzaların davacıya ait olmadığı sonucuna ulaşıldığını, ancak bu sonucun sağlıklı bir görüş olmayıp bahsedilen tarihlere ait belgeler üzerinden bir inceleme yapılması gerektiğini, imza sahibi davacının 2005 yılından 2017 yılına kadar geçen 12 yıllık sürede  imzasında değişmeler yaşandığını, imzanın atılış şekli, harf geçişleri vs. açısından birtakım değişmeler olacağının kabulünün gerektiğini, dolayısıyla davacının 2005 yılındaki imzası ile 2017 yılındaki imzasının aynı olmasının mümkün olamayacağını, yerel mahkemece sağlıklı bir sonuca ulaşmaya yetersiz olan verilerle tanzim edilmiş olan bilirkişi raporuna ve bilirkişi ek raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, takibe konu senetlerin üç adet ve her biri 15.000 TL tutarında senetler olduğunu, senet miktarlarının toplamı olan 45.000 TL üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesi mümkünken 152.822,31 TL'nin %20'si oranındaki 30.564,46 TL kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin bozmayı gerektirdiğini, nitekim davalı alacaklı müvekkiline bahse konu senetler dava dışı borçlu tarafından verildiğinden davalının imza sahteliğini bilme imkanının bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesince kurulan hükmün istinafen incelenerek kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece müvekkilinin imza örnekleri alınarak dosyanın bilirkişiye gönderildiğini ve hazırlanan raporlar doğrultusunda senetteki  imzaların  müvekkilinin eli ürünü olmadığının ispat edildiğini, 22.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda;  23.08.2005 düzenleme tarihli alacaklısı ..., borçlusu ..., kefili ... olarak görünen 18.09.2005 - 30.09.2005 ve 17.10.2005 ödeme tarihli üç adet senet aslında yer alan imzaların ...'ya ait olmadığının tespit olunduğunu, 10.02.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda, yine senetlerde yer alan imzaların ...'nın eli ürünü olmadığının tespit edildiğini, böylece senetlerde yer alan imzaların müvekkiline ait olmadığı dosyada yer alan iki ayrı rapor ile sabit olduğunu, müvekkilinin tarafı dahi olmadığı borç nedeniyle yıllarca maaşından kesintiler yapıldığını, 2 motorsikletine haciz konularak mağdur edildiğini, hatta bu süreçte müvekkilinin yüksek başarı ile ... mühendislik bölümünü kazanan tek oğlunun masraflarını karşılayabilmek adına kredi dahi çekemediğini, müvekkilinin ... Belediyesi bünyesindeki toplama şirketinde evsel katı atık toplama görevinde çalıştığını, bir diğer deyişle temizlik görevlisi olduğunu, bir baba olarak yapılan icra takibi nedeniyle çocuğunun eğitim  masraflarını karşılayamayacak duruma geldiğini, müvekkilini ve ailesinin tek geçim kaynağının, takip süresince kesintilere uğramış olan maaşı olduğunu, müvekkilinin ve ailesinin yalnızca bu maaş ile hayatlarını idame ettirmeye çalıştığını ve oğlunun eğitim masraflarını karşılamaya çalışmakta iken nedensiz ve hukuka aykırı bir şekilde borçlu duruma getirilerek uzun yıllar mağdur edildiğini maddi gerçek apaçık ortada iken, ülkece zor zamanlarda olduğumuz bu dönemde, davalı tarafın nereden yakalarsam mantığı ile yapılmış olan ve yargılamayı uzatma amacı taşıyan işbu istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu  ... sayılı icra dosyasında takibe konu bonolardaki imzaların  davacıya ait olmadığı bahisi ile icra takibinden sonra  açılan menfi tespit davasdır. Davacı  cebri icra nedeniyle ödemek durumunda kalınan paranın istirdatını da talep etmiştir. ... sayılı dosyasında,  ... tarafından borçlular (dava dışı) ... ve  ... hakkında 3 adet bonoya istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. İcra takibine konu bonolar, 18/09/2005 vade tarihli, 15.000,00 TL bedelli; 30/09/2005 vade tarihli, 15.000,00 TL bedelli ve 17/10/2005 vade tarihli, 15.000,00 TL bedelli bonolardır. Davacı ...' nın senedin ön yüzünde ve kefil ibaresi ile imzası mevcuttur. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve  Adli Tıp Uzmanı ... Bilirkişisi ...'a ait 22.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"Laboratuar ortamında, büyüteç stereomikroskop,UV ışık kaynağı beyaz ışık değişik açılardan verilen ışik işinları altında ve yüksek çözünürlü scanner tarayıcı,... ,... cihazları ve bilgisayar programları ile taranarak analitik incelemeye ve objektif denetime uygun hale getirildikten sonra grafolojik ve kaligrafik esaslar dahilinde tarafımdan yapıları incelemede; Tetkik konusu senet asıllarındaki kefil ve ciro olarak görünen ... ismine atfen atılı imzaların ...'ya ait mukayese imzalar arasında; Tersim tarzı bakımından mukayese imzaların (T) harfi ile başladığı, harfin inen kolu sağa eğimli yapılarak dairesel bir hareket oluşturulup sağa doğru gramalar yapıldığı son gramanın alt ucundan sağa-sola-sağa çizgi çekilerek imzaların bitirildiği bu şablon içerisinde kısmi farklılıklar gösterebildiği, tetkik konsu imzaların da (T) harfi ile başladığı, inen kolundan (u) harfine benzer gramalar yapıldığı son gramanın ucundan sağa ve sola çizgiler çekilerek imzaların bitirildiği bu itibarla imzaların başlangıcı olan (T) harfinin gövdelendirilişi, kol yapılanması, gramaların oluşturuluşu, çizgisel hareketlerin biçimlenmesi, devinim noktaları, işleklik derecesi, ebat, meyil, istikamet, seyir, sürat, istif, kalem alışkanlıkları ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlik bulunmadığı, Tetkik konusu 23.08.2005 düzenleme tarihli alacaklısı ... borçlusu ..., ... kefili ... olarak görünen 18.09.2005 - 30.09.2005 ve 17.10.2005 ödeme her bir 15.000,00 TL'lik üç adet senet aslındaki kefil ve ciro ... ismine atfen atılı imzalarının ...'nın eli ürünü olmadığı kanaatine varılmıştır.\" şeklinde tespit edilmiştir. 10.02.2021 tarihli EK  bilirkişi raporunda özetle ; \"Tetkik konusu 23.08.2005 düzenleme tarihli alacaklısı ... borçlusu ...,..., kefili ... olarak görünen 18.09.2005-30.09.2005 ve 17.10.2005 ödeme her biri 15.000,00 TL'lik üç adet senet aslındaki kefil ve ciro ... ismine atfen atılı imzalarının ...'nın eli ürünü olmadığı kanaatine varılmıştır.\" şeklinde belirtilmiştir.Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa,  kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü  davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır.  “imzanın sahte olması” iddiası  senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.Somut olayda, davacı tarafından icra takibine konu bonolardaki imzanın müvekkiline ait olmadığı gerekçesi ile menfi tespit davası açılmış olup HGK kararlarına göre imzaya itiraz davasında ispat yükümlülüğü davalı alacaklıya ait olduğu, dava konusu bonoların düzenleme tarihinin 23/08/2005 tarihi olduğu mukayese imzaların bonoların düzenleme tarihinden çok sonrasına ait olduğu ve davacının huzurda imza örnekleri alınmadan eksik incelemeye dayalı rapora istinaden davanın kabulüne dair verilen karar hukuken yerinde değildir.Kaldı ki kabule göre de; davanın imza inkarına dayalı menfi tespit davası olduğu, davacının kefil olup, dava dilekçesinde dava değerinin 74.066,50 TL olduğu, mahkemece yargılama sırasında dosya kapak hesabına göre, dava değerinin 152.822,31 TL olarak belirlenerek bu miktar üzerinden harcın tamamlatılması ve davalının imzanın davacıya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olup olmadığı tartışılmaksızın, %20 oranında tazminatın tamamlatılan miktar üzerinden hesaplanmasının da yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle davaının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davacının huzurda imza örnekleri alınarak ve bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması için dosyanın  ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2021 tarih ve 2017/895 E. 2021/720 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,  4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.26/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dbd78e0ea6399e68","SID":"15ce7f1688edbabb"}}