{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  13. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/101 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1861<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t  <br>ESAS NO \t\t:  2021/708<br>KARAR NO\t\t:  2022/724<br>KARAR TARİHİ\t: 04/10/2022<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)<br>DAİRE KARAR TARİHİ\t: 19/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20/09/2024<br><br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2022 Tarih ve 2021/708 Esas 2022/724 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili  tarafından istinaf edilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; davalı yan yetkilileri, Ağustos 2017 tarihinde kooperatifin kurulu bulunduğu alana gelerek, kooperatife ait kuyudan elde edilen suyun kullanılması ile atık su oluştuğunu beyan ederek, bu durumu tespit ettiklerine dair tutanak tanzim ettiklerini, tutanağı, kooperatifi temsil yetkisi bulunmayan ... adlı üyeye tebliğ ettiklerini, ...un, davalının yetkililerine kooperatifin atıksu arıtma sistemini gösterdiklerini, atıksuyun arıtmadan geçerek ...'ün bahçesinin sulamasında kullanıldığını, bertaraf edilmesi gereken atıksuyun bulunmadığını açıkladığını, davalı yan, yeraltı suyu kullanılsa da kendi suyunu temin ederek kullanan özel ve tüzel kişilerin ...'ya başvurarak, abonelik sözleşmesi yapmak zorunda olduğunu belirttiğini, davalı yanın daha sonra, müvekkil kooperatife; 21/11/2018 tarih 91340 ve 21/11/2018 tarih 91349 sayılı Hukuk İhbar Yazıları ve ekinde Atıksu Faturalarını tebliğ ettiğini, müvekkili kooperatif, 05/12/2018 tarihli dilekçesi ile ihbar yazıları ile ekinde bulunan faturalara itiraz ettiklerini, müvekkili kooperatif aynı zamanda, 01/10/2018 tarihli ve ... abonelik numaralı su ve atıksu aboneliği tesis ederek, şebeke suyundan faydalanmaya başladığını, kooperatifin, 01/10/2018 tarihli ve ... abonelik numaralı Su ve Atıksu Aboneliği Sözleşmesinde daire çarpanı 167 olmasına rağmen, ...'nun resen tesis ettiği ... numaralı Kuyu Atıksu Örnekleme Aboneliğinde daire çarpanı 216 olarak esas alındığını, bu durumda davalının, kooperatifin aboneliğinden ayrı olarak su ve atıksu aboneliği tesis ettiği bu 49 kişiye ait atıksu bedelini müvekkil kooperatiften talep etmesi mümkün olmadığını,  müvekkili kooperatifin aboneliği üzerinden değil, farklı bir abonelik üzerinden hareket eden bu kişilere davalının ayrıca işlem yapması gerekmekte olduğunu, ...'nun resen tesis ettiği ... numaralı Kuyu Atıksu Örnekleme Aboneliğinde, hane başı aylık 10 m3 su tüketimi varsayımı ile tahakkukk yapıldığının öğrenildiği,  ... numaralı Kuyu Atıksu Örnekleme Aboneliğine dayalı olarak tahakkuk ettirilen 2017 Ağustos ayı fatura bedeli 38.340,73-TL olduğunu, kooperatifin, 01/10/2018 tarihli ve ... abonelik numaralı Su ve Atıksu Aboneliği Sözleşmesine dayalı olarak  tahakkuk ettirilen 2018 Ağustos ayı fatura bedeli ise 5.999,68-TL olduğunu,  itiraz  üzerine yapılan ve faturadan 87 günlük olduğu anlaşılmayan bu bildirimi kabul etmemekle birlikte; 38.340,73-TL/87 gün=440,70-TL olduğu  5.999,68-TL/30 gün=199,99-TL olduğu görüldüğünü, bu durumun, m3 fiyat farkı ile açıklanamayacağı ortada olduğunu, kooperatif yönetim kurulu üyelerinin açtığı ve bu nedenle kooperatifi temsil kayyımının temsil ettiği, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/354 E sayılı davası, 13/01/2021 tarihinde reddedildiğini, böylece ... numaralı kuyu atıksu örnekleme aboneliğinden ve bu aboneliğe dayalı olarak yapılan tahakkuklardan kaynaklı olarak kooperatifin borçlu olmadığı,  İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/354 E sayılı davası ile de açıklığa kavuştuğunu, açıklanan nedenlerle; arabuluculuk sürecinde de uyuşmazlığın çözümlenememesi nedeniyle davalı yanca resen gerçekleştirilen ... numaralı kuyu atıksu örnekleme aboneliğinden ve bu aboneliğe dayalı olarak yapılan tahakkuklardan kaynaklı olarak davacı kooperatifin borçlu olmadığının tespiti ve davalı yan yetkililerinin, dosyanın hukuk biriminde olduğunu ve icra takibi açılacağı söylemesi nedeni bu aboneliğe bağlı faturalara mahsuben, davacı kooperatifin ödemek zorunda kaldığı 70.000,00-TL'nin iadesine karar verilmesi için dava açılması gerektiğini,  menfi tespit davası açılması icra takibini tek başına durdurmaya yeterli olmadığından,  teminat gösterilmesi karşılığında,  olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, davalı ... tarafından resen gerçekleştirilen ... numaralı kuyu atıksu örnekleme aboneliğinden ve bu aboneliğe dayalı olarak yapılan, ana para  tahakkuklarından ve feri'lerinden kaynaklı olarak davacı kooperatifin borçlu olmadığının tespitine,  İcra takibi açılacağı söylenmesi nedeni bu aboneliğe bağlı faturalara mahsuben, davacı kooperatifin ödemek zorunda kaldığı 70.000,00-TL'nin iadesine, davacı kooperatifin ödemek zorunda kaldığı 70.000,00-TL'nin iadesine,  ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.<br>YANIT :<br>Davalı avukatı tarafından verilen yanıt dilekçesinde özetle; davacı vekili tarafından ... nolu aboneliğe tahakkuk eden faturalardan davacı kooperatifin borçlu bulunmadığının tespitine ve daha önce kooperatifin ödediği 70.000 TL'nin iadesine karar verilmesini talep ettiğini, açılan işbu dava haksız ve yasal dayanaktan uzak olup reddi gerekmekte olduğunu,  dava konusu ... içinde 199 hanenin evsel nitelikli atıkları mevcut olup, siteye ait arıtma tesisini çalıştırmadığından atıklar idarelerinde belirlenen döküm noktalarına boşaltılarak bertarafi yapıldığını, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/354 E. sayılı dosyasında İdarenin taraf sıfatı bulunmadığını ancak davacı tüm davetlere rağmen İdareye gelerek atıksu abonelik sözleşmesi yapmaktan imtina etmesinden dolayı sayaç takılmasının mümkün olmaması sebebi ile ... tarifeler Yönetmeliğinin 12-e maddesine istinaden konutlarda aylık hane başına 15m3 olarak koşullara bağlanması nedeni ile örnekleme atıksu tahakkuku çıkartılmadığını, davacı vekili tarafından itiraz konusu ... numaralı örnekleme kuyu atıksu konut aboneliği faturaları ile ... numaralı şebeke suyu konut aboneliği faturaları birbirine karıştırılmakta ve aslında var olmayan bir çelişki varmış gibi gösterilmeye çalışıldığını,  fatura bedelinin düşük olduğu belirtilen ... numaralı şebeke suyu aboneliği abone tipi 40 numaralı Orman Köyü ve Eski Köyler konut tarifesi olduğundan tarife bedeli kademesiz 0,81 TL/m3 su bedeli + 0,40 TL/m3 atıksu bedeli olmak üzere toplam 1,21 TL/m3 (KDV hariç) üzerinden hesaplanırken; ... numaralı kuyu atıksu konut aboneliği abone tipi 15 numaralı kuyu atıksu konut tarifesi olduğundan tarife bedeli 1,60TL/m3 (KDV hariç) üzerinden hesaplandığını, bu nedenle sayaç taktırmayan atıksu abonelerine tahakkuk işleminin nasıl yapılacağına dair ... tarifeler Yönetmeliğinin 12-e maddesinde açıkça hüküm bulunduğundan bilirkişi raporunda bahsi geçen (şebeke suyu sarfiyatları ile karıştırılarak) şekilde hesaplanması mümkün bulunmadığını belirterek davacının haksız ve yasal  dayanaktan uzak bulunan davasının reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>  İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesi 04/10/2022 Tarih ve 2021/708 Esas, 2022/724 Karar sayılı kararında özetle; \"...davacı kooperatif yönünden yapılan atık su aboneliğine ilişkin, davalı idarenin kooperatifte kanalizasyon hizmetinin bulunmadığı,  davacının atık su bertaraf işlemini arıtma sistemi kurarak gerçekleştirdiği, davacının atık su aboneliği yapıldığı tarihte Çevre Kanunu'nun 11.maddesi kapsamında atık su altyapı tesisi yönetimi olarak atık su bertaraf işlemini kendisinin gerçekleştirdiği, davacı kooperatifin bulunduğu bölgede kanalizasyon sisteminin bulunmadığı, davacı kooperatif tarafından foseptik tesisinin kullanılmadığı, foseptik ile taşınan atık sularının davalı idare tarafından herhangi bir bertaraf hizmeti sağlanmadığı ve mevzuat kapsamında bertarafa ilişkin tüm sorumlulukların davacı kooperatife ait olduğu, olay tarihinde arıtma tesisinde çıkan atık suların bahçe sulamasında kullanıldığı, bu nedenlerle Çevre Kanunun'nun 11.maddesi ve yargıtay içtihatları göz önünde bulundurulduğunda davalı tarafından kanalizasyon hizmeti sunulmayan ve atık su arıtma işleminin  davacı kooperatif tarafından gerçekleştiği ve arıtılan suyun bahçe sulamasında kullanıldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde  davacı kooperatifin dava konusu atık su aboneliğinden dolayı davalıya borçlu olmadığı ve bu abonelik nedeni ile ödenen 70.000,00 TL'nin  davacı kooperatife iadesi gerektiği kanaatine varılmakla davanın kabulüne davacının ... numaralı  atık su aboneliğinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, bu aboneliğe bağlı olarak düzenlenen fatura bedeline mahsuben ödenen 70.000-TL'nin davacıya iadesine...\" ifadelerini içeren gerekçelerle karar verilmiştir.<br>İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN:<br>Davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davalı avukatı tarafından verilen 28/11/2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle;<br>-davacı kooperatife ait arıtma tesisinin devre dışı olduğu ve uzun zamandır çalıştırılmadığı tespit edilmesi nedeniyle tespit tarihinden sonra abonelik oluşturulduğunu, arıtma tesisinin çalıştığı dönemler için herhangi bir atıksu bedeli talebinin olmadığını,<br>-her iki tutanağa rağmen kooperatif yönetimince idarece atıksu aboneliği yaptırmak üzere müracaat edilmediğinden idarece 10.07.2017 tarih ve 51331 sayılı atıksu abonelik davet mektubu adrese gönderildiğini, <br>-karar gerekçesinde arıtılan suyun bahçe sulamasında kullanıldığı hususunun hatalı olduğunu, arıtılmayan dönemler için atıksu aboneliği yapıldığını, <br>-idarece arıtmanın çalıştığı dönemlere ilişkin herhangi bir talebi bulunmadığını, arıtmanın devre dışı kaldığına dair tespitinin yapıldığı 05.06.2017 tarihinden itibaren atıksu bedeli talep ettiklerini beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:<br>Davalı ... tarafından, re'sen gerçekleştirilen ... numaralı kuyu atıksu aboneliğinden ve bu aboneliğe dayalı olarak yapılan tahakkuklardan kaynaklı olarak ana para ve ferilerinden, davacı kooperatifin borçlu bulunmadığının tespiti ve icra takibi açılacağı söylenmesi nedeni ile bu aboneliğe bağlı faturalara mahsuben, davacı kooperatifin ödemek zorunda kaldığı 70.000,00-TL'nin iadesine karar verilmesi talepli dava açılmıştır.<br>Belediyelerin yerine getirmekle yükümlü bulundukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği harcamaların karşılığını oluşturan ve büyük bir bölümü kamu hukukuna dayalı olan gelir kaynakları, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda sayılmıştır. Anılan kanunun “Ücrete tabi işler” başlıklı 97. maddenin birinci fıkrası; “Belediyeler bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet ve belediye mücavir alan sınırları içerisinde yer altı sularından kamu ve özel kişiler tarafından elde edilen kullanma ve sanayi suları için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir. Belediye'ye tekel olarak verilmiş işler kendi özel hükümlerine tabidir.” hükmünü içermekteydi. Ancak, madde metnindeki “…ve belediye mücavir alan sınırları içerisinde yer altı sularından kamu ve özel kişiler tarafından elde edilen kullanma ve sanayi suları…” ibaresi ve ayrıca “Yer altı sularından kamu ve özel kişiler tarafından elde edilen kullanma ve sanayi sularına ait ücretler İstanbul`da İSKİ, 3030 sayılı Kanunun uygulandığı yerlerde Büyük Şehir Belediyeleri tarafından tahsil edilir.” hükmünü taşıyan ikinci fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 31.3.1987 gün ve 1986/20 Esas 1987/9 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.<br>Belediyelerin gelir kaynaklarının büyük bir bölümü kamu hukukuna dayandığından ve üstlenilen kamu hizmetlerinin gerektirdiği harcamaların karşılığını oluşturduğundan, belediyelerin alacakları vergi, resim, harç ve benzerlerinin Anayasa'nın 73. maddesinde öngörülen esaslar dairesinde kanunla konulması zorunludur. Başka bir ifadeyle; belediyeler, kanunla düzenlenmemiş olan herhangi bir gelir kaynağını oluşturamazlar ve kullanamazlar. Aksi takdirde, o gelir kaynağı hukuksal dayanaktan yoksun olur.<br>Yukarıda açıklandığı üzere; Belediyelere, mücavir alan sınırları içerisinde yer altı sularından elde edilen kullanma ve sanayi sularından ücret alma yetkisini veren Kanun hükmü iptal edilmiş ve onun yerine, aynı yetkiyi içeren herhangi bir kanun hükmü konulmamış bulunduğuna; mevzuatımızda bu yönde başkaca bir kanuni düzenleme de mevcut olmadığına göre; somut olayda davalı idarenin, kendisine ait Tarifeler Yönetmeliğindeki düzenleme çerçevesinde,yani davadaki menfi tespit isteminin konusunu oluşturan atık su bedeli tahakkuk ettirmesinin, hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunun kabulü gerekir. (HGK'nın 2008/4-321 E. 2008/303 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir).<br>Diğer taraftan, davacıya ait iş yerinin bulunduğu adreste, davalı idarenin kanalizasyon hattının bulunmadığı, uyuşmazlık konusu değildir. Diğer bir anlatımla, davalı idare, bahse konu yerde bir kanalizasyon hizmeti vermemektedir. Bu durumda, davalı idare tarafından Tarifeler Yönetmeliğindeki düzenleme uyarınca, kanalizasyon hizmeti verilmiş gibi atık su bedeli tahakkuk ettirilmiş olması da, hukuki dayanaktan yoksundur. (HGK'nın 22.01.2014 gün ve 2013/13-508 E. 2014/39 K. ve 20.01.2016 gün ve 2014/13-193 E. 2016/16 K. sayılı ilamları da aynı yöndedir)<br>Kaldı ki; 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 11. Maddesini değiştiren 5491 sayılı Kanunun 8. maddesi ; \"...atıksu altyapı sistemlerini kullanan ve/veya kullanacaklar, bağlantı sistemlerinin olup olmadığına bakılmaksızın, arıtma sistemlerinden sorumlu yönetimlerin yapacağı her türlü yatırım, işletme, bakım, onarım, ıslah ve temizleme harcamalarının tamamına kirlilik yükü ve atıksu miktarı oranında katılmak zorundadırlar. Bu hizmetlerden yararlananlardan, belediye meclisince ve bu maddede sorumluluk verilen diğer idarelerce belirlenecek tarifeye göre atıksu toplama, arıtma ve bertaraf ücreti alınır. Bu fıkra uyarınca tahsil edilen ücretler, atıksu ile ilgili hizmetler dışında kullanılamaz.\" hükmünü içermekte olup, \" kanalizasyon sistemini kullanacak olanlardan \" bağlantı sistemlerinin olup olmadığına bakılmaksızın atıksu ücreti alınması hususunu düzenlemektedir. Davacının işletmesinin bulunduğu yerde kanalizasyon hizmetinin bulunmadığı hususu birlikte değerlendirildiğinde, anılan kanun hükmünün işbu davada uygulama yeri bulunmamaktadır.(Yarg. 3HD  2018/ 7917 Esas- 2019/8164 Karar )<br>Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; Somut olayda, davacı kooperatif yönünden yapılan atık su aboneliğine ilişkin davalı idarenin kooperatifte kanalizasyon hizmetinin bulunmadığı,  davacının atık su bertaraf işlemini arıtma sistemi kurarak gerçekleştirdiği, davacının atık su aboneliği yapıldığı tarihte Çevre Kanunu'nun 11.maddesi kapsamında atık su altyapı tesisi yönetimi olarak atık su bertaraf işlemini kendisinin gerçekleştirdiği, davacı kooperatifin bulunduğu bölgede kanalizasyon sisteminin bulunmadığı, davacı kooperatif tarafından foseptik tesisinin kullanılmadığı, foseptik ile taşınan atık sularının davalı idare tarafından herhangi bir bertaraf hizmeti sağlanmadığı ve mevzuat kapsamında bertarafa ilişkin tüm sorumlulukların davacı kooperatife ait olduğu, olay tarihinde arıtma tesisinde çıkan atık suların bahçe sulamasında kullanıldığı, bu nedenlerle Çevre Kanunun'nun 11.maddesi ve Yargıtay içtihatları göz önünde bulundurulduğunda davalı tarafından kanalizasyon hizmeti sunulmayan ve atık su arıtma işleminin  davacı kooperatif tarafından gerçekleştiği ve arıtılan suyun bahçe sulamasında kullanıldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde  davacı kooperatifin dava konusu atık su aboneliğinden dolayı davalıya borçlu olmadığı ve bu abonelik nedeni ile ödenen 70.000,00 TL'nin  davacı kooperatife iadesi gerektiğinden yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olmakla davalının tüm istinaf taleplerinin  6100 sayılı HMK 353/(1)-b-1 maddesi uyarınca esastan reddi  gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:<br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2022 Tarih ve 2021/708  Esas 2022/724 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olmakla davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yatırılan 3.553,05 TL istinaf karar harcının mahsubu ile kalan 10.659,03 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br> İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 19/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f643d914806cddd","SID":"95e166f05c693dc6"}}