{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/301 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1607<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18.11.2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/116 E. - 2021/1024 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 26.09.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26.09.2024<br><br>\tİzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.11.2021 tarih  2019/116 E. - 2021/1024 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... arafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalının davacı şirketin ortağı ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduğunu,  davalı tarafın şirket ana sözleşmesi ve TTK'nun 396. Maddesinde yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağını düzenleyen hükümlerini ihlal ettiğini, davalının aynı iş kolunda faaliyet gösteren ve davacı şirketin rakibi konumundaki ... Kuaförde işe girdiğini, rekabet yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve bunun halen devam ettiğini, davalı ...'un da bu durumu bilerek davalıyı çalıştırmaya devam ettiğini, davalıya ve rakip firmaya durumun  ihtarname ile bildirildiğini, rakip firma olan aynı iş kolunda faaliyet gösteren diğer davalının davalı ...'nin yönetim kurulu üyesi ve fiilen iş yerinde çalışıp müşterileri olduğunu bilerek onu ayarttığını, davalının yönetim kurulu üyesi ve ortağı olarak müvekkili şirkette fiilen iş yaptığı tüm müşterileri iyi bildiğini, bu şekilde rakip firmaya geçince çalıştığı yeni firmayı müşterilere vererek bir kısım müşterileri yeni geçtiği şirkete aktardığını, bu şekilde davacının iş ve gelir kaybına sebebiyet verdiğini belirterek 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini istemiştir.<br>\tCEVAP : Davalı ... vekili davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, TTK'nun 396/3. Maddesine göre taleplerin şirket ortağının rekabet yasağına aykırı davranıldığının öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay içinde talep edilmesinin gerektiğini, davacının bu süreyi geçirdiğini, davacının delil listesinde bulunan ihtarnamelerin 24/12/2018, 25/12/2018 tarihli olup, arabuluculuk sürecine başvuru tarihinin 27/03/2019 olduğu, arabuluculuk sürecinin sonlandığı tarihin 12/04/2019, dava tarihinin de 22/04/2019 olduğunu, davacının taleplerinin dayandığı olayları 24/12/2018 tarihinde öğrendiği kabul edilecek olsa bile arabuluculuk sürecine başvurduğu anda ve her halükarda davanın açıldığı tarihte 3 aylık zamanaşımı süresinin sona erdiğini, TTK'nun 396. Maddesindeki hakkın kullanılabilmesi için usulüne uygun olarak alınan bir yönetim kurulu kararı olması gerektiğini, böyle bir karardan bahsedilmediğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının taleplerinin neye dayandığı, ya da davalının hangi yükümlülüğünü ihlal ettiğinin anlaşılamadığını,  aynı alanda faaliyet gösteren farklı tüzel kişiler arasında rekabet yasağının ön görülmediğini, bir şirketin müşteri potansiyeli olan işinde başarılı bir personel istihdam etmesinin ticari faaliyetleri için zaruri olduğunu, bunun rekabet yasağı ihlali gerekçesi sayılamayacağını, davacının davasını dayandırdığı TTK'nun 396. Maddesinin açıkça yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağını düzenlediğini ve yönetim kurulu üyelerinin yükümlülüklerinden bahsettiğini, davacı firma ile herhangi bir bağı bulunmayan davalının söz konusu taleplerin muhatabı olmadığını, davalının ticari faaliyetleri kapsamında işinde başarılı olduğunu düşündüğü bir personeli istihdam ettiğini, bu noktada davalının diğer davalının bir şirket ortağı olup olmaması konusunda araştırma yapma zorunluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili; davalının davacı şirket yönetim kurulu başkanı ...'ün ortak olduğu bir başka şirkette 2009 yılında çalışmaya başladığı ve 2017 yılında davacı şirkete %20 payla ortak olduğunu, 1 yıla aşkın bir sürede şirkette çalışmaya devam ettiğini ancak bu çalışmasında ortak gibi değil önceki çalışmasında olduğu gibi işçi olarak emek verdiğini, yönetim kurulu başkanının hesapları kontrol ederek kasaya el koyduğunu, mobing uyguladığını, hiçbir zaman yönetim kurulu toplantısı yapmadığını, gelir gider tablosu konusunda ortakları bilgilendirmediğini, son olarak davalıyı iş yerinden kovduğunu, işten çıkarılan davalının emeğini satarak başka bir iş yerinde maaş karşılığı çalışmasının haksız TTK'nun 396. Maddesinin yapılış amacına uygun düşmeyeceğini, işten kovulan davalının davacı şirket hakkında İzmir 6. İş Mahkemesinin 2019/129 sayılı dosyasında işçilik alacaklarına yönelik dava açtığını, eldeki davanın iş mahkemesindeki davayı öne almak ya da davalıyı baskı altında tutup davalardan feragat etmesini sağlamaya yönelik dava olduğunu,  davacı şirketin n eylemlerden dolayı zararının oluşmadığını, maddi ve manevi kaybının olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Davacı şirket yönetim kurulu üyesi davalı ...'ın TTK'nun 396. Maddesi gereğince rekabet yükümlülüğüne aykırı davranışta bulunduğu, davalı ...'un ise TTK'nun 54 ve devamı maddeleri gereğince haksız rekabet teşkil eden davranışlarda bulunduğundan bahisle oluşan şirket zararının giderilmesine yönelik olarak davalılar hakkında dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı ... yönünden davanın reddine karar verildiği, karara  karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. \t<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili; alınan raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi ek raporundaki hesaplamanın kendilerinin itirazı doğrultusunda yapılmadığını, bilirkişi tarafından ihtar tarihi ile dava tarihi arasındaki dönemde diğer davalının gelirindeki artıştan, haksız rekabet dolayısı ile meydana gelen artışı tahmini bir şekilde belirleyerek bir hesaplama yaptığını, bir de davalının yönetim kurulu üyesi olduğu dönem ile ihtar tarihine kadar olan dönemi hesapladığını, oysa kendilerinin istediği hesaplama şeklinin bu olmadığını, davalı ...'ın yönetim kurulu üyesi sıfatını kazandığı tarih olan Temmuz/2017-24/12/2018 tarihleri arasındaki tecavüzlü olmayan dönem yönünden defterlerin incelenerek müvekkili şirketin ortalama gelirinin saptanması, her ikişi şirketin giderlerinin de karşılaştırılması ile tecavüzlü dönem için aylık ortalama gelirin belirlenmesi ve yine davalı şirketin de temmuz 2017-aralık 2018 arası aylık ortalama gelirinin belirlenmesi ile tecavüzlü dönem için de aynı hususun ortaya konması, gelirin saptanmasında da giderlerdeki azalma ve yıllara göre fiyatlarda meydana gelen olası fiyat artışlarının da dikkate alınması gerektiğini, oysa bilirkişi tarafından gerek müvekkil şirketin gerekse davalı şirketin belirtilen dönemlerde ortalama gelirlerinin denetime elverişli şekilde belirlenmediğini, bu şekilde tecavüzlü olmayan dönem ile tecavüzlü dönemin tüm net ve brüt gelirlerinin gerek davacı şirket ve gerekse davalı şirket açısından ortalamasının belirlenmesi, her iki dönem arasındaki farkın ortaya konulması ve bu şekilde yoksun kalınan karın belirlenmesi gerekmesine karşın, davalı şirketin defterleri üzerinden tecavüzlü dönemde gelirlerinde % 23 artış olduğu ve bunun sadece % 3'ünün rekabet yasağından kaynaklandığı varsayımının hatalı olduğunu, davalı ... kuaför olup bu meslekte müşterilerin şahıs ismine geldiklerini, tesadüfen gelmediklerini, kendisinin rekabet yasağına aykırı olarak rakip firmada işe başladığını, bu nedenle davalı şirketin gelirlerinde davalının çalışmaya başlamasından sonra artış meydana gelmesinin tabii olduğunu, davalı ...'ın çalışmaya başladıktan sonra davalı şirketin gelirlerinde meydana gelen artış oranının tamamının nedeninin rekabet yasağına aykırılı olduğunu, bilirkişi tarafından işçi sayısının belirlenmesinin uzmanlık alanında olmadığı belirtilmiş ise de, her iki şirketin de anılan dönemlerdeki SGK işçi bordrolarının istenmesi halinde bunun belirleneceğini, zira işçi sayısındaki artış veya azalışın maliyete ve giderlere etki edeceğinden işçi sayısının çok olup giderin fazla olması halinde bunun gelire de yansıyacağını, davalı ... tacir olup kendisine ... ile ilgili ihtarnamede çekilerek rakip firması olan müvekkil şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu ve rekabet borcunu ihlal ettiğini bildiği ve ihtarnameye rağmen de çalıştırmaya devam ettiğini, bu şekilde ... için gelen müşterilerin kendi işyerine gelmesini dolayısı ile müşterisinin artmasını sağladığını, müvekkilin yönetim kurulu üyesini ayartması ve kendi nezdinde çalışmaya ikna etmesinin dürüstlük kuralına aykırı satış yöntemi olup haksız rekabet fiilini oluşturduğunu, bu davalı yönünden de haksız rekabet şartları gerçekleşmiş iken davanın reddinin yasaya aykırı olduğunu, mahkemece 7.743,95 TL üzerinden davanın kabulüne karar verildiğini, davalılar arasında dava arkadaşlığı söz konusu olup tek vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olduğunu, ayrıca reddedilen kısım 2257,95 TL olup, maktu vekalet ücretinin reddedilen kısmı geçemeyeceğinden hükmedilecek vekalet ücretinin 2257,95 TL  olması gerektiğini belirtimiştir.<br>Davalı ... vekili; Davalılar  açısından red sebepleri farklı olması nedeniyle davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, müvekkili yönünden haksız rekabet faaliyetinde bulunduğunun tespit edilememesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesine karşın, diğer davalı ... yönünden rekabet yasağına aykırılık fiilleri tespit edilerek zarar tespit edildiğini, bu kapsamda müvekkil lehine  hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin avukatlık asgari ücret tarifesinin 3/2 maddesi gereğince ayrı olması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin yazıldığı tarih itibari ile avukatlık vekalet ücreti önceki tarife üzerinden hesaplandığını, gerekçeli  karar tarihi 18.11.2021 olarak gösterilmiş ise de, kararın yazıldığı tarihin  24.11.2021 tarihi  olduğunu, 18.11.2021 tarihinin son duruşmanın yapıldığı tarih olsa da gerekçeli kararın yazım tarihi 24.11.2021 tarihi olup, 20.11.2021 tarihinde yeni yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre  5.100,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davanın zorunlu arabulucuğa tabi olup, bu kapsamda haklı çıkan taraf lehine mahkemece arabuluculuk vekalet ücretine hükmedilmediğini,  Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi madde 16/2-c de gerekçeli kararının yazım tarihinde arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde lehlerine 1.350,00 TL maktu ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.<br>Davalı ... vekili; Bilirkişilerin 31.12.2020 tarihli kök raporunun sonuç bölümünde davalı müvekkilinin eylemlerinin haksız rekabet ve rekabet yasağına aykırılık teşkil etmediği gibi, davacının zarara uğradığının da tespit edilemediğini belirtmelerine karşın, ek raporda davacı tarafın net satışlarında 25.12.2018-22.04.2019 tarihleri arasında (tecavüz olduğu iddia edilen dönem) davacının satışlarının %77 oranında arttığı, dolayısı ile davalının eylemlerinden etkilenmediği ancak haksız rekabetin teorik olarak oluşabileceği konusunda takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirdikleri, davalı defterlerinin incelenmesinde de 25.12.2018- 22.04.2019 tarihlerinde davalının satışlarının %23 arttığı ve bu dönemde 171.845,11 TL net satışının olduğu, bu bedelin %3'ü tazminat olan 5.155,36 TL kadar kardan yoksun olabileceği, 25.07.2017-24.12.2018 tarihleri arasında davalının net satışlarının artışının 86.286,11 TL olduğu ve be değerin %3'ü olan 2.588,09 TL zarara uğramış olabileceğini tespit ettikleri, baz alınan %3 rakamının hangi bilimsel esasa dayandığının ve davacının satışlarının artmasına rağmen neden zarara uğradığının belirtilmediğini, kök raporda haksız rekabet ve rekabet yasağına rağmen davalının eyleminin tanık ifadeleri ve defter kayıtlarında yapılan inceleme ile satışlarının %77 oranında artmasıyla zararın oluşmadığı belirlenmesine rağmen, ek raporda aynı verilerle hiç bir yasal ve bilimsel açıklaması olmadan %3 zarar oranına göre tazminat belirlenmesinin ve mahkemenin anılan raporu gerekçeli kararına temel oluşturmasının yasaya aykırı olduğunu, dosyadaki belgeler incelendiğinde davacının iddia edilen dönemlerde hem brüt satışlarının, hem net satışlarının hem de dönem karının önceki dönemlere oranla arttığı ve zararın oluşmadığının açık olduğunu ayrıca davalı vekillerine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.  <br>GEREKÇE :Dava, davalı ...'ın TTK 396 ve davacı şirket ana sözleşmesi 16. Maddesi gereğince rekabet yasağına aykırı davranışı ile davalı ...'un TTK'nun 54 ve devamı maddeleri  gereğince haksız rekabet hükümlerini ihlali nedeniyle oluşan şirket zararının giderilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda  davalı ...'ın TTK 396 ve davacı şirket ana sözleşmesi 16. Maddesi gereğince rekabet yasağına aykırı davrandığı gerekçesiyle  bu davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne; TTK'nun 54 ve devamı maddeleri  gereğince  davalı ...'un  aldatıcı hareket ve dürüstlük kurallarına aykırı şekillerde ekonomik rekabeti kötüye kullanıma dair haksız rekabet teşkil eden herhangi bir eylemin söz konusu olmadığı ve davacının zarara uğradığının tespit edilemediği gerekçesiyle davanın davalı ... yönünden reddine karar verilmiştir.  <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 132,24 TL'nin mahsubu ile bakiye 295,36 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t4-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 528,99 TL'den peşin alınan 133,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 395,99 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e373ce8f02946ad3","SID":"c6d306d1c4feb8b7"}}