{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/346 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1618<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21.10.2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/663 Esas 2021/862 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 27.09.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27.09.2024<br><br>\tİzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.10.2021 tarih 2020/663 Esas 2021/862 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalı ZMM sigortacısı olduğu aracın  karıştığı trafik kazası neticesinde temlik edene ait araçta maddi hasar meydana geldiğini, davalının  oluşan zararından sorumlu olduğunu, davacının alacağı temlik aldığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000,00-TL hasar ve 10,00-TL değer kaybı bedeli olarak toplam 10.010,00-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davalının sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, belirsiz alacak davası açılamayacağını, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, hasarlı araç bedelinin bilirkişi tarafından tespitinin gerektiğini, davalının gerçek zararın tazmini ile sorumlu olduğunu, yeni genel şartlar uyarınca değer kaybı bedelinin tespit edilmesi gerektiğini, dava tarihinden faiz talep edilebileceği, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kaza ile hasarlı olduğu anlaşılan parçaların uyumlu olduğu, aracın tüm özellikleri dikkate alındığında ikinci el muadil araç rayiç bedelinin 65.000,00-TL, hasarın giderilmesi için onarım bedelinin 28.300,00-TL ve bu haliyle dava konusu aracın onarımının ekonomik olduğu, değer kaybının ise 1.000,00,-TL olduğu, belirtilerek; davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı  davalı  tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, hükme esas alınan kusur raporuna davalının itirazları dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, trafik sigortası genel şartları ekinde yer alan değer kaybı hesaplama formulüne göre hesaplama yapılması gerektiğini, aracın daha önce karıştığı kazasının bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, dayanak bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın fahiş olduğunu, davalının ekspertiz ücretinden sorumlu olmadığını, davalı şirket aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hatalı olduğunu, belirterek; kararın kaldırılması talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan hasar ve değer kaybı zararının ZMMS kapsamında tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın   kabulüne, karar verilmiştir.<br>\t1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\tEldeki uyuşmazlığa konu somut olayda; 26.06.2020 tarihli alacağın temliki sözleşmesiyle, davalı nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın poliçenin yürürlükte olduğu tarihte meydana gelen trafik kazası neticesinde zarara uğraması nedeniyle poliçe kapsamında dava dışı araç malikinin sigorta şirketi nezdinde doğacak alacağının 27.500,00-TL karşılığında davacıya devredildiği, anlaşılmaktadır.<br>\t3.\tHukuki bir işlem (tasarrufi işlem) olan alacağın temliki sonrasında alacak üçüncü kişiye intikal etmektedir. Bu andan itibaren üçüncü kişi, borçlu karşısında alacaklı sıfatını kazanmaktadır. Niteliği itibariyle alacağın temliki, alacaklının tasarruf işlemidir. Temlik, alacağın tamamı için yapılabileceği gibi bir kısmı için de yapılabilir. Tam temlikte alacağın aslı ve fer’ileri temlik alana geçmekte olup alacaklı borç ilişkisinde taraf olmaktan çıkar. Temlik alan, temliki ve alacağın varlığını ispat ederek borçludan talepte bulunur. Temlik ile birlikte temlik alan, alacağın aslı ve fer’ileriyle birlikte, alacağa bağlı rüçhan haklarını da iktisap eder. Dolayısıyla temlik konusu alacak itibariyle dava ve takip hakkı da temlik alana geçer. Alacağın temlikinde esasen borç değişmez, sadece onu talep edecek taraf değişmiş olur.<br>\t4.\t28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na eklenen Ek Madde 6.’da “(1) Bu Kanun uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilecek tazminat alacağı ancak; a) Alacaklı tarafından bizzat, b) Alacaklının kanuni temsilcisi veya kanuni temsilcinin bizzat vekâlet verdiği avukat vasıtasıyla, c) Alacaklının bizzat vekâlet verdiği eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı vasıtasıyla, takip edilebilir. Takip yetkisi, sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlar ya da Hesap nezdinde yapılacak işlemleri kapsar.(2) Tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemez. ” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Böylelikle, kanun yürürlüğe girdiği tarihten sonra anılan düzenlenme kapsamında tazminat alacağının sadece hak sahibine veya avukatına ödeneceği, hiç kimseye devredilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.<br>\t5. Şu halde; 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na Ek Madde 6'nın eklendiği, bu maddenin temlik yasağına ilişkin olduğu mahkemece, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 57 nci maddesi ile Sigortacılık Kanunu’na eklenen Ek Madde 6 hükmü ile Sigortacılık Kanunu Ek 6. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Genelge hükümleri de değerlendirilerek sonucuna göre başvuranın aktif husumet ehliyetin değerlendirilmesi gerekir.( Yargıtay 4. HD'nin 23.11.2023 tarih ve 2023/10493 E.  - 2023/12521 K. )<br>\t6. Somut olay muvacehesinde, her ne kadar temlik alan davacı tarafından sunulan adi yazılı temliknamenin düzenleme tarihi 25.06.2020 olarak belirtilmiş ise de bu tarihten sonra davacı vekili tarafından araç maliki temlik eden adına davalı sigorta şirketine 13.07.2020 tarihinde elektronik posta aracılığıyla başvuru yapıldığı ve başvuru ekinde temliknameye yer verilmediği gibi başvurunun temlik alan adına değil doğrudan doğruya temlik eden araç maliki adına yapıldığı gözetildiğinde, taraflarca her zaman düzenlenmesi mümkün olan adi yazılı temliknamenin düzenlenme tarihinin gerçeği yansıtmadığı, temliknamenin düzenleme tarihine ilişkin belirsizlik oluştuğu, temliknamenin dava tarihinden önce düzenlendiğini hususunda ispat yükün temliknameye dayalı hak ileri süren davacı üzerinde bulunduğu, davacının sunduğu delillerden söz konusu temliknamenin kanun yürürlük tarihinden önce düzenlendiğinin ispat edilmediği, bu nedenle geçerli bir temilikin ve dolayısıyla temlik alan davacının tasarruf yetkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br>\t7.Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı (dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.\tDava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, şeklen (biçimsel açıdan) o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Bu husus, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d ve e maddesi gereğince dava şartıdır. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan şartlar olup mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince kural olarak davanın esası hakkında inceleme yapamaz. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracak, taraflar da dava şartı noksanlığını yargılamanın her aşamasında ileri sürebilecektir.<br>\t8. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; temlik eden araç maliki ile temlik alan davacı arasında 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun Ek Madde 6. Maddesinin yürürlük tarihi olan 28.07.2020 tarihinden önce düzenlenmiş geçerli bir temliknamenin söz konusu olmaması nedeniyle davacının aktif dava ehliyeti ile davayı takip yetkisinin bulunmadığı kabul edilmek suretiyle davanın dava şartı yokluğunda usulden reddine karar verilmesi gerekirken, aksi yönde dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde dava şartı hususunda hataya düşülüp yargılamaya devam edilerek esas hakkında yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla, istinaf talebi yerindedir.<br>\tBu durumda, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak dava şartı hakkında karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.10.2021 tarih 2020/663 Esas 2021/862 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\t2-Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;\t\t<br>\tDavacının davasının aktif dava ehliyeti ile davayı takip yetkisi bulunmadığından DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,<br>\t492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harçtan başlangıçta peşin olarak alınan 170,95-TL harç ve 330,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 500,95-TL'den mahsubu ile fazla yatan 73,35‬-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine <br>\tDavalı taraf  kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden yürürlükteki avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\tDavacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDavalı taraf yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>\tKullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek halinde yatıran taraflara iadesine,\t <br>\tDava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,\t<br>\t3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, <br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 162,10-TL başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 27.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4c3faee5448c0c25","SID":"73aa356c2e519af8"}}