{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/405 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1640<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19.10.2021 - 20.01.2022 (Ek Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2020/618 E. - 2021/816 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 03.10.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03.10.2024<br><br>\tİzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.10.2021 tarih 2020/618 E. - 2021/816 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davacı şirketin ... Mah. .... Cad. No:... ... ... adresinde kafe-restaurant olarak faaliyet gösterdiğini, davacıya ait bu işletmedeki demirbaşların da tüm hasarlara karşı 30.07.2019-30.07.2020 tarihleri arasındaki dönem için 001011004314689 nolu poliçe ile her türlü hasara karşı sigorta ettirildiğini, söz konusu demirbaşların içindeki en önemli ve en değerli parçanın da ... model yüksek hızlı fırın olduğunu, bu fırına ait 08.04.2016 tarihli ve ... nolu Proforma faturada görüleceği üzere bedelinin KDV hariç 18.700,00 USD olduğunu, davacının proforma faturada belirtilen makineyi satın alarak bu bedeli ödediğini, davacının iş yerini davalı sigorta şirketine sigorta ettirirken davalı şirket yetkililerinin işyerini gezdiğini, sigorta edecekleri tüm demirbaşları tek tek incelediklerini ve söz konusu demirbaşlara ait olan fatura örneklerini de teslim aldığını, bu inceleme sonucunda söz konusu demirbaşların sigortalanabileceğine karar verdiklerini, bu karar sonrasında dava konusu poliçenin keşide edildiğini ve bedelinin davalı şirkete ödendiğini, davacıya ait işyerinde 08.09.2019 tarihinde servis bilgilerine göre şebekedeki ani voltaj iniş çıkışından kaynaklanan teknik bir problemin meydana geldiğini ve bunun sonucu dava konusu fırında ciddi hasar oluştuğunu, bunun üzerine davalı sigorta şirketine hasar bildiriminde bulunulduğunu, yine aynı zamanda fırının yetkili servisine müracaat edilerek hasarın oluşum sebebi, giderilip giderilemeyeceği ve maliyetinin sorulduğunu, servis tarafından yapılan inceleme neticesinde; hasarın ciddi olduğu, voltaj iniş çıkışlarından kaynaklandığı, belirlenen hasarlı bölgelerin değiştirilmesi halinde bile eskisi gibi çalışıp çalışmayacağı konusunda kesin bir bilgi verilemeyeceği, çok daha ciddi yapısal onarımların gerekeceğinin bildirildiğini, davalı sigorta şirketine yapılan müracaat sonrasında davalı şirketin Kurumsal Hasar Grup Müdürlüğünün 30.10.2019 tarihli cevabında; 'İncelemeler ve araştırmalar sonucu; meydana gelen hasarın poliçede ilgili cihazlar için geçerli olan yaş şartını sağlamamış olması sebebiyle teminat dışı olarak değerlendirildiğini, bu nedenle söz konusu hasarla ilgili olarak tarafınıza herhangi bir ödeme yapılmayacağını bilgilerinize sunarız şeklinde yanıt verilerek, hasar taleplerinin reddedildiğini, davalı şirket yetkilileri ile bilahare yapılan görüşmede; 5 yıllık yaş şartı İle anlatılmak istenen şeyin ne olduğunun sorulduğunu, davalı şirket tarafından da makinenin üretim yaşının sigortalanma tarihinde 5 yıldan fazla olduğu, bu sebeple şartın oluşmadığının ifade edildiğini, davalı şirketin poliçe bedelini ödememek üzere kötü niyetli olarak davrandığını, davacının davalı şirkete işyerindeki demirbaşları sigortalatmak isteğini bildirdiğinde, davalı şirketin fiili olarak işyerine gelerek incelediğini, fotoğrafladığını ve söz konusu fırının da faal olarak çalıştığını gördüğünü, yine makinenin yaşından bahseden davalının söz konusu makineye ait proforma fatura, fatura vb. belgelerin bir suretinim de aldığını, bu inceleme sonucunda sigorta poliçesinin keşide edilmesinle onay verdiğini, bu durdmda davalı şirketin hasar meydana geldikten sonra ''hasar ödemesi için koşulların uygun olmadığına karar verdik'' demesinin kötü niyetin ötesinde davacı açısından sigortalanması mümkün olmayan bir demirbaşı iradesini yanıltmak suretiyle sigorta ettirilmesi sonucunu doğurduğunu ve bu şekilde açıkça hile yapıldığını, davalı şirketin hasar ödememe gerekçesi haklı olarak kabul edilecek olursa, bu defa poliçe düzenlenirken davalının suç işlediğini, görsel ve belgesel anlamda tüm bilgileri aldıktan sonra poliçeyi keşide eden davalı şirketin, yine mevcut bilgilere dayanarak hasar ödemesi yapamayacağını ileri sürmesinin mümkün olamayacağını, davacının davalı taraftan hiçbir bilgiyi saklamadığının açık ve net olduğunu, bu durumda poliçe şartlarının davalı tarafça kabullenilmiş olduğunu, davacı şirket yetkilisinin davalının sigortalılık ilişkisinin taraflar arasındaki iyi niyetli ilişkilere ve sigorta ettirenin beyanlarına dayalı olduğunun iddia edildiğini, özetle kendilerinin poliçenin düzenlenmesinden önce fiilen ve belgesel anlamda yapmış oldukları İncelemelerin hiçbir hukuksal değer taşımadığını, her kim neyi beyan ederse onu sigortalayabileceklerini anlattığını, durumun tam tersi olup sigorta şirketinin konu ile ilgili her türlü incelemeyi yapması ve daha sonra sigorta işleminin yapılıp yapılamayacağının beyan edilmesinin gerektiğini, herhalükarda bir an için bütün bunların somut olayda mevcut olmadığı varsayılsa dahi, 28.11.2007 tarihli Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik içeriğine aykırı olarak Yönetmeliğin 5.maddesi ve devamında yer alan bilgilendirmelere uyulmadığını, açıklanan nedenlerle; 141.000 TL hasar bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalı şirkete müracaat tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiz oranı ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, meydana gelen hasarın Poliçe Genel ve Özel Şartları gereği poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu, davaya konu ...'nde ... sigorta A.Ş., sigorta ettirenin beyanına dayanarak, iş bu poliçede yazılı kıymetleri ekli İşyerim Sigortası Poliçe kitapçığında yer alan özel ve genel şartlar ve iş bu poliçedeki sigortalıya özel şartlar dairesinde ilişik enflasyon klozu hükümleri gereğince yukarıda belirtilen sigorta bedeline kadar temin eder düzenlemesinin mevcut olduğunu, yine Poliçede Elektronik Cihaz Teminatı bölümünde; ... Sigorta A.Ş. sigortalısının beyanı gereğince sigorta süresi içerisinde meydana gelecek ani ve beklenmedik hasarları. Elektronik Cihaz Genel Şartları, ekli Genel ve Özel Şartlar, klozlar ve tamimler çerçevesinde teminat altına alır' açıklamasının yer aldığını, açıklamanın devamında ise; 'Üretim Tarihi 2012 ve Öncesi olan tüm cihazlar teminat dışıdır' özel notu - klozunun yer aldığını, hasarlandığı beyan edilen ...-... marka fırının üretim tarihinin 2010 olduğunun tespit edildiğini, poliçede yer alan özel şart-kloz gereği meydana gelen hasarın poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığını, hal böyle olunca davanın esastan reddinin gerektiğini, kendi beyanı ile sigorta bedellerini bildiren ve poliçenin düzenlenmesini sağlayan ve tacir konumunda olan davacı tarafın TTK madde 1423/2 düzenlemesi de dikkate alındığında kendisine poliçe düzenlenirken bilgilendirme yapılmadığına dair iddialarının da mesnetsiz ve yasal düzenlemelere aykırı olup reddinin gerektiğini, davayı ve hadisenin poliçe teminatı kapsamında kaldığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın tazmin talebinin fahiş olduğunu, müvekkili şirketçe görevlendirilen sigorta eksperince söz konusu fırının onarımı için 5.651,75 USD tutarında parça ve 600 TL işçilik bedeli olmak üzere toplam 32.834,76 TL harcama yapılması gerektiğinin hesaplandığını, fırının ikame değerinin ise 18.675,00 USD (106.512,86 TL) olduğunun tespit edildiğini ve onarım maliyetinin ikame değerinden düşük olduğunun tespit edildiğini, düzenlenen poliçede; elektronik hasar cihaz başına sigorta bedeli 25.000,00 USD'ye kadar olan elektronik cihazlarda minimum İOO USD olmak üzere tazminat tutarının %10'u oranında muafiyet düşüleceğinin özel şart- Kloz ile belirlendiğini, bu durumda hesaplanan tazminat tutarı olan 32.834,76 TL sından %10  muafiyet düşüldüğünde davacı tarafın talep edebileceği tazminat tutarının 29.551,28 TL olduğunu, bu nedenle davacı tarafın  fahiş tazminat taleplerinin esastan  reddinin gerektiğini, hasarın poliçe teminatı kapsamı dışında kalmakla davalı şirketin temerrüdü gerçekleşmediğinden davacı tarafın faiz talebinin de reddinin gerektiğini, açıklanan nedenlerle; dava dilekçesinin HMK'nun 194.maddesi gereği davacı tarafa açıklattırılarak 141.000,00 TL talebinin somutlaştırılmasını, davalı şirket hakkında açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın iş yerinde bulunan demirbaşlarını tüm hasarlara karşı 30/07/2019 başlangıç ve 30/09/2020 bitiş tarihli poliçe ile sigorta ettirdiği, iş yerinde bulunan ... Model yüksek hızlı Turbo fırında 08/09/2019 tarihinde teknik bir problem meydana geldiği ve söz konusu fırında ciddi bir hasar oluştuğu, poliçe kapsamında hasarın giderilmesi için davacı tarafın sigorta şirketine müracaat ettiği, hasarın voltaj iniş çıkışlarından kaynaklandığı ve hasarlı bölgelerin değiştirilmesi halinde dahi söz konusu fırının eskisi gibi çalışıp çalışmayacağı konusunda kesin bir bilgi veremeyeceklerini, çok daha ciddi yapısal onarımların gerekebileceğini rapor ettikleri ve sigorta şirketine yapılan müracaat sonucunda 30/10/2010 tarihli cevabı yazı ile hasarın poliçe kapsamında olmadığı belirtilerek talebinin reddedildiği ve bu nedenle davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ve poliçe teminatı süresinde arızalanan ve bu nedenle sigorta şirketi tarafından ödenmesi gereken zararın karşılanmadığı iddiası ile davalı sigorta şirketinden hasar bedelinin tahsili talepli dava açıldığı, hasarın poliçe kapsamında olup olmadığı ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve varsa sorumluluğunun miktarının belirlenmesi için Elektrik mühendisi, Makina mühendisi ve sigorta mevzuatından kaynaklanan nitelikli hesaplamalar ve aktüerya bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından rapor düzenlendiği, düzenlenen raporda; davaya konu fırının 2010 yılı imalatı olduğu, fırındaki hasarın 2019 yılında meydana geldiği, her elektrikli ya da elektronik cihazın bir kullanım ömrünün mevcut olduğu, bu kullanım ömrünün elektrikli ya da elektronik cihazın kullanım sıklığına, kullanıldığı yerdeki koşullara, periyodik bakımın ve temizliğinin düzgün yapılıp yapılmadığına, cihaz koruyan elektriksel koruma aygıtlarının düzgün çalışıp çalışmadığına, cihazın imalatında kullanılan malzemelerin kalitesine ve buna benzere çok sayıda etkene bağlı olarak değiştiği, Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan amortisman listesinde fırınlar için amortisman süresinin 10 yıl olduğu, amortisman süresi bir bakıma cihazların ekonomik ömürlerin de göstergesi olduğu, bu amortisman süresi dikkate alındığında davaya konu fırının ekonomik ömrünü zaten dolmak üzere olduğu, teknik servis raporunda her ne kadar fırının voltaj dalgalanması sebebi ile arızalandığı belirtilmekte ise de, iş yerinde teknik servis tarafından voltaj ölçümü yapıldığı ve yüksek voltaj geldiği yönünden her hangi bir tespit bulunmadığı belirtilerek fırında meydana gelen hasarın iş yerindeki voltaj dalgalanması sonucu değil, fırının kullanımına bağlı olarak yıpranmasından ve kendi iç yapısından kaynaklandığı görüşünün beyan edildiği, ayrıca yine bilirkişi, raporunda dava konusu fırının üretim tarihinin 2010 olduğu ve sigorta poliçesinde üretim tarihi 2012 ve öncesi olan tüm cihazların teminat dışı bırakıldığının belirtildiği de dikkate alındığında dava konusu fırının teminat altında olduğunun söylenmeyeceği yönünde rapor düzenlendiği, bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, elektrik ve makina mühendisi tarafından cihazın yaşı da dikkate alınarak cihazda meydana gelen hasarın kaynağının fırının kullanımına bağlı doğal yıpranmasından ve kendi iç yapısından kaynaklandığının tespit edildiği,  cihazın üretim tarihinin 2010 yılı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde cihazdaki hasarın poliçe genel şartlarının 3/e maddesinde yer alan sigortalı kıymetlerin normal işletmesinden ve mutad kullanılmasından doğan aşınma ve yıpranmalardan veya çürüme, paslanma, korozyon, erozyon ve oksidasyondan, atmosferik vesair şartların sebebiyet verdiği tedrici bozulmalardan kaynaklandığı ve bu nedenle poliçe teminatı dışında olduğu, ayrıca fırının üretim tarihinin 2010 yılı olması nedeni ile poliçe teminat dışında kaldığı kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, usule ilişkin olarak dava konusu makinenin teknik bir cihaz olduğunu, olay tarihinden beri kullanılmadığını ve davadaki keşif<br>talepleri için depoda bekletildiğini ve dava dilekçesinde keşif taleplerinin olduğunu, bilirkişiye keşif yapıldıktan sonra gidilmesi gerektiği yönündeki taleplerinin yerine getirilmediğini, eksik hususlarla bilirkişi raporu alındığını, bu durumun yerleşmiş içtihatlar doğrultusunda bozma sebebi olduğunu, esasa ilişkin olarak davalı tarafın sigorta şirketi olmakla, kendi uzmanlık alanları dahilinde uymaları gereken 28.11.2007 tarihli Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik içeriğine aykırı olarak Yönetmeliği olduğunu, yerel mahkemeye gerek yazılı gerek duruşmalarda bildirilmesine rağmen 5.maddesi ve devamında yer alan bilgilendirmelere uyulmadığını, davalı tarafın hak ve yükümlülüklerini kullanırken Medeni Kanun'un 2.maddesinde belirtilen \"dürüstlük kuralı\"na aykırı davrandığını ispat bakımından bu yönetmeliğe uyulup uyulmadığının dahi başlı başına bu davanın en temel unsurunu teşkil ettiğini, hal böyle olmakla birlikte sanki davacı taraf olarak böyle iddia olmamış gibi bilirkişi raporunda bu iddiaların hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, bu konuda teknik bir rapor alınmadığını, dosyanın eksik inceleme neticesinde esastan bozulması gerektiğini, dava konusu hasar gören makinenin kapsamının elektronik cihaz olarak belirlendiğini, davalı yanın tüm gerekçelerini bu bilgi üzerine oturttuğunu, dava konusu olan fırının elektronik bir cihaz olmadığını, elektrikle çalışan bir cihaz olduğunu, buradaki değerlendirmenin ise hasar bedelini ödememeye yönelik kötüniyetli bir hareket olduğunu, elektrik ve elektronik kelimelerinin benzerliğinden yola çıkan fakat özünde birbirinden farklı sistemleri anlatan kavramlar olduğunu, bu sebeple dava konusu ilgili fırının elektronik cihaz kapsamında değerlendirilmesinin hiçbir şekilde doğru olmadığını, hasarın elektronik sistemlerde değil fırının ısıtıcı sistemlerinde meydana geldiğini, bilirkişilerin gelip cihazı yerinde keşif yapmadan raporlarını düzenlediğini, bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, itiraz sebebinin başında ise cihazın teknik bir cihaz olması ve yerinde inceleme talep ettiklerini, bu doğrultuda öncelikle keşfe gidilip sonrasında yeni bir bilirkişi heyetince dava dilekçesindeki hususların aydınlatılmasını talep ettiklerini, hakim değişikliği sebebi ile hiçbir taleplerin kabul görmediğini, yeni bilirkişi taleplerinin reddedildiğini, dosya kesinleşinceye kadar Hukuk Usulu Muhakameleri Kanunu'nun tarafa tanıdığı \"Uzman Görüşü\" alma hakkını kendi çabalarıyla gerçekleştirdiklerini, adliyede iş bu alanında uzman mahkemelerin çalıştığı tarafsız bilirkişiden makinenin keşfi sağlandıktan sonra \"hasar tutarı, poliçenin teminat durumu, hasarın teminat dahilinde olup olmadığı\" hususlarında uzman raporunun alındığını, mahkemece alınan bilirkişi raporu ile uzman görüşü raporunun çelişkili olup bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavacı vekili 20.01.2022 tarihli ek karara karşı verdiği istinaf dilekçesinde, gerekçeli kararın usulsüz olarak tebliğ edildiğini, karar tebliğine ilişkin tebligat evrakındaki imzanın kendisine ait olmadığını, tebligattan haberinin bulunmadığını, HMK çerçevesinde bakıldığında usulsüz tebligatta, tebligatı öğrenme tarihi tebliğ tarihi sayıldığını,  iş bu usulsüz tebligatı öğrenme tarihinin de UYAP sisteminden öğrenme tarihi olan 21.12.2021 tarihi olduğunu, aynı gün kararın davacı vekilince istinaf edildiğini, usul ve yasa ilgili HMK ve Tebligat Kanunu maddeleri gereğince ve dosyaya sunulan emsal diğer mahkeme tebligatları üzerindeki imzalarının yapılan tebligatın usulsüz olduğunu ispata elverişli ve yeterli olmakla birlikte UYAP sisteminden tesadüfen denk gelip görülen gerekçeli kararın öğrenilme tarihi 21.12.2021 tarihinde de gecikmiş istinaf başvuru dilekçesini sistem üzerinden gönderdiklerini ve süresi içerisinde istinaf dilekçesi sunduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle, asıl karara yönelik istinaf nedenlerini tekrar etmiştir. <br>\tGEREKÇE : Dava, 08.09.2019 tarihinde meydana gelen hasarın, sigorta poliçesi kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine, 20.01.2022 tarihli ek karar ile süre aşımı nedeniyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.\t<br>\t Somut uyuşmazlıkta gerekçeli kararın davacı vekili Av. ...'a 06.12.2021 tarihinde tebliğ edildiği, iki haftalık istinaf süresi geçtikten sonra 21.12.2021 tarihinde davacı vekilince istinaf yoluna başvurulduğu, mahkemece 20.01.2022 tarihli ek kararla süre aşımı nedeniyle istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmüştür. <br>\tDavacı vekiline gerekçeli kararın da tebliğ edildiği aynı adrese çıkarılan ek kararın 04.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği, ilk derece mahkemesince verilen ek kararda sürenin bir hafta olarak açık şekilde yazıldığı, ancak davacı vekilinin ek karara karşı verdiği 15.02.2022 tarihli istinaf dilekçesinin de yine süresinden sonra olduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince süre aşımı nedeniyle istinaf isteminin reddine dair verilen ek kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin istinaf isteminin reddine dair ek kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, ek karar yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.01.2022 tarih 2020/618 Esas 2021/816 Karar sayılı ek kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 159,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 268,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeni ile davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ad501bcfe61ca3ca","SID":"91c76781797a12df"}}