{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/138 <br>KARAR NO: 2024/1554<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 29/04/2021<br>NUMARASI: 2020/176 E. - 2021/483 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/09/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Takibe dayanak bonoyu imzalama nedeni olan ticari ilişki 08.04.2009 tarihinde sona erdiği ve davacının borçlu olmadığı, merhum .. (Bundan böyle \"Muris\" olarak anılacaktır.) 20.07.2005 tarihinde Kadıköy ... Noterliği'nin ... Yevmiye No'lu \"Kati Taşıt Satış Sözleşmesi\" ile ... Plakalı ... markalı servis aracını ... isimli şahıstan satın aldığı, muris ile  diğer davalılardan kızı ...'ın eşi olan davacı arasında araç satış işlemlerinin yapıldığı esnada işbu servis aracına ilişkin 20.07.2005 tarihinde Kadıköy ... Noterliği'nin ... Yevmiye No'lu \"Vekaletname\" düzenlenilmek suretiyle vekalet ilişkisi doğduğu, muris ve davacının işbu vekaletname ile davacının murise ait aracı işletmesi konusunda da anlaşmışlar, bunun üzerine davacının söz konusu aracı kullanacağı şirketin talep etmiş olduğu evraklar arasında söz konusu aracın murise ait olması nedeniyle bunun karşılığı bir teminat düzenlenmesi gerekli olduğu düşünülerek muris ile davacı arasında $15.000,00 bedelinde iki adet bono düzenlenmeye çalışıldığı, aynı anda böyle bir teminatın gerekli olmadığının ve meblağın da yanlış yazıldığının fark edilmesi üzerine murisin icraya konu bonoyu yırtıp atacağı hususunda anlaşılarak, bono muriste bırakıldığı, söz konusu olaya da o sırada aracın satış işlemlerini gerçekleştiren ... tanıklık ettiği,26.10.2005 tarihinde ise Muris tarafından söz konusu aracın şoförü olarak Davacının SGK girişi yapılmıştır. hatta müvekkilin sigorta primleri muris tarafından eksik yatırıldığı, 08.04.2009 tarihine kadar murise ait araçta şoför olarak çalıştığı, daha sonra da söz konusu araç 24.06.2009 tarihinde Kadıköy ... Noterliği'nde gerçekleştirilen satış işlemleri ile satıldığı, daha sonra davacı 08.04.2009 - 20.06.2011 tarihleri arasında ...'e ait ... Plakalı araçta ticari taksicilik yapmaya başladığı, 05.07.2011- 02.02.13 tarihleri arasında davacı ...a ait ... Plakalı araçta, 02.02.2013 - 10.09.2014  tarihleri arasında ...'e ait... Plakalı araçta, 20.09.2014 - 10.12.2016 tarihleri arasında ...'e ait ...  Plakalı araçta şoför olarak çalıştığı, 26.01.2017 - 03.09.2018  ise ... Turizm firmasında servis şoförü olarak çalıştığı, daha sonra ... ameliyatı olan davacının çalışmaya ara verdiği, görüleceği üzere icra takibine konu bononun daha sonradan üzerine başka bir el yazısı ile yazılmak suretiyle düzenlenen 2012 tanzim ve 2017 ödeme günü tarihleri arasında Muris ile arasında herhangi bir borç ilişkisi doğuracak bir ticari anlaşması olmadığını, murisin vefatından önce son 5 seneye yakın bir süreyi hasta olarak geçirmiştir ve kendisine Alzhiemer teşhisi konulduğu, murisin hastalığına ilişkin evraklardan davacının elinde sadece 2013 ve 2014 yıllarının reçeteleri bulunduğu, İşbu takibe konu bononun düzenlenme tarihi 2012 olup, 2012 yılında Alzheimer hastası olan ve bu sebeple borçlandırıcı işlem ehliyetine sahip olmayan bir insanın bono düzenlenmesi de mümkün olmadığı, merhum ...  Davacının kayınpederi olup kızı ... İstanbul Anadolu 18. Aile Mahkemesi'nde 2019/477 E. No ile davacıya  karşı boşanma davası açtığı ve dosya derdest olduğu, davacının ise eşinden boşanmak istemediğini, ... ve diğer murisler davacının boşanmayı kabul etmesi için kötü niyetli olarak bu takibi başlattığı, dava öncesi anlaşmalı boşanma teklif eden diğer davalı ...'ın bono karşılığı davacıdan boşanmayı kabul etmesini talep ettiği, davalılardan ... 13.06.2019 tarihinde davalıya gönderdiği Whatsapp mesajında dahi icra takibi bonoyu boş olarak gönderdiği, sonuç olarak davalıların boş bir bonoyu doldurmak suretiyle icra takibi başlatmış oldukları davacının, muris ile arasında 08.04.2009 tarihinden sonra hiç bir ticari veya borç ilişkisi doğuracak herhangi bir anlaşması olmadığı, işbu sebeplerle sonradan doldurulmak suretiyle borç ilişkisi yaratılmaya çalışıldığı açık olduğu, takibe dayanak bono incelendiğinde kambiyo vasfını yitirmiş olduğu görüldüğü, yazı ile yazılan meblağ ve rakam ile yazılan meblağ farklılık gösterdiği  ve \"On Beş Bin Amerikan Doları\" olarak yazı ile doldurulan meblağın, rakam ile \"15.000.000 $\" olarak yazıldığı, müvekkilimin elinde bulunan asıl bono örneğinde ve  ...'ın 13.06.2019 tarihli göndermiş olduğu mesajda bulunan işbu bono üzerinde düzenleme tarihi, yeri ve ödeme günü mevcut değilken, takibe dayanak bonoda bu kısımların sonradan farklı bir el yazısı ile ödeme günü 19.07.2017, düzenleme yeri Kadıköy/İstanbul ve düzenleme tarihi 23.07.2012 olarak eklendiği, takibe dayanak bono üzerinde ki 2000 yılına ait 100000 Lira'lık damga pulunun dahi yukarıda sonradan eklenen hiçbir tarihle bağdaşmadığı da açıkça görüldüğü, işbu sebeplerle ihtiyati tedbir talebimizin kabulü ile takibin durdurulmasına, haksız yapılan haciz işlemlerinin kaldırılmasına, haksız olan alacaklı-davalıların asıl alacağın %20′ sinden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. numaralı icra takibinin öncelikle tedbiren durdurulması, icra dosyasındaki hacizlerin kaldırılması ve davacının borçlu olmadığının tespiti ile asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi talep edildiği, bu kapsamda işbu davaya konu olan ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. numaralı icra takibine dayanak belge olarak gösterilen bonoda; meblağ kısmında yazı ile yazılan miktar ile rakam ile yazılan miktar arasında farklılık bulunduğu, ödeme günü, düzenleme yeri ve düzenleme tarihi kısımlarının sonradan doldurulduğu, İcra takibine dayanak senedin, senet vasfını haiz olmadığı ve teminat senedi olduğu  gibi soyut ve ispata muhtaç iddialarda bulunulduğu, öncelikle belirtmek gerekir ki; borçlu davalının tüm bu iddiaları asılsız olup, haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen davanın reddi gerektiği, dava dosyasına konu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. numaralı dosyasındaki takip talebi incelendiğinde görüleceği üzere; borçlu aleyhine takip öncesi işleyen faiz ile birlikte 17.866,85 USD (Amerikan Doları) bedel üzerinden icra takibi başlatıldığı,  ancak davacı tarafından huzurdaki dava ikame edilirken işbu bedel göz ardı edilmiş ve oldukça düşük bir bedel üzerinden eksik harç yatırıldığı, nitekim bu husus Sayın Mahkeme'ce tespit edildiği ve 05.06.2020 tarihli tensip zaptının (2) numaralı ara kararı ile;\"dava dilekçesinde icra dosyasına konu bononun 15.000,00 $ değerinde olduğu anlaşıldığından dava tarihi olan 20/11/2019 tarihindeki  harca esas değerin 85.728,00-TL  olduğu göz önünde tutularak harca esas değerin  85.728,00-TL olup bu miktar üzerinden yatırılması gereken peşin harcın 1.464,019-TL olduğu davanın açılışında yatırılan 170,78-TL peşin harcın indirilmesinden sonra geriye kalan eksik 1.293,239TL harcın tamamlanmadan Harçlar Yasası'nın 30 ve 32. maddeleri hükmü dikkate alınarak sonraki işlemlere devam edilmesinin mümkün bulunmadığı anlaşılmakla 1.293,239 TL eksik peşin harcın yatırılması ve makbuzunun dosyaya sunulması konusunda Harçlar Yasası amir hükmü uyarınca davacı tarafa bugünden  itibaren 10 günlük kesin süre verilmesine,\" karar verildiği, Sayın Mahkeme tarafından eksik harcın tamamlanması için 10 günlük kesin süre verilmesine rağmen davacı tarafından eksik harç kesin süre içerisinde mahkeme veznesine yatırılmadığı, davacı ancak 10 günlük kesin süre geçtikten sonra 19.06.2020 tarihinde eksik harcı tamamlandığı, davacı tarafından dava dilekçesinde özetle; takibe konu bononun davacıya ... plaka numaralı aracın işletilmesine teminat olarak verildiği iddia edildiği halbuki takip konusu bononun, gerek ... plaka numaralı araçla gerekse bu aracın işletilmesiyle herhangi bir ilgisi bulunmadığı, davacının aksi yöndeki beyanları soyut ve mesnetsiz olduğu kadar ispata muhtaç iddialardan ibaret olduğu, buna rağmen davacı tarafından takibe konu bono ile ilgili araç arasında ilişki bulunduğunu gösterir hiçbir somut ve yazılı delil dosyaya sunulmadığı,  kaldı ki Türk Ticaret Kanunu'nun 776. maddesinde bononun \"kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini\" içerdiği açık bir şekilde belirtildiği, dava konusu bono üzerinde \"nakden, malen ve teminat olarak\" verildiğine ilişkin herhangi bir bedel kaydı da bulunmadığı, bononun düzenlenmesiyle mücerret (soyut) bir borç ilişkisi doğduğu,  davacı takibe konu bonoyu imzalayıp murise teslim ederek işbu borç ilişkisini kabul ettiği, davacının imza itirazı da bulunmadığını, takibe konu bono nedeniyle müvekkillere borçlu olduğunun açık olduğu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an olsun takibe konu bononun teminat olarak verilebileceği düşünülse bile, davacı takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu ve işbu senet nedeniyle borçlu olmadığı iddiasını yazılı delille ispat etmek ile yükümlü olduğu, bu kapsamda takibe dayanak senedin 15.000,00 USD (Amerikan Doları) değerinde olduğu da göz önünde tutulduğunda davacının aksi yöndeki iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiği açık olduğu ancak davacı senedin teminat olarak verildiğine ilişkin iddialarını yazılı delille ispat edemediği gibi tanık dinleterek ispatlamaya çalışıldığı, söz konusu kanun hükümleri uyarınca, senede karşı tanıkla ispat yasağı kuralı göz önünde bulundurulduğunda, davacının senedin teminat olarak verildiğini ispatlamak için alelade bir tanık dinletmesi hukuken mümkün olmayıp davacının tanık dinletme talebine kesinlikle muvafakatleri olmadığını, kaldı ki dava dilekçesinde teminat verilmesinden vazgeçilmesi nedeniyle senedin yırtılıp atılacağı yönünde iddialarda bulunan davacının tam olarak ne demek istediği de anlaşılmadığı, zira teminat olarak bono düzenlenmesine karar vermek hemen akabinde bu karardan teminata gerek olmadığı gerekçesiyle vazgeçmek ancak düzenlenmiş senedi imha etmemek çelişkili beyanları olduğu,  senedin yırtılıp atılacağına karar verilmesine rağmen imha edilmemesi en başta akla, mantığa ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu, somut olaya ilişkin davada dava konusu senedin sebepten mücerret olduğu da sabit olduğundan davacı iddialarını hiçbir yazılı  ve somut delille ispatlayamadığı ve sırf bu nedenle dahi huzurdaki davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Eldeki dosya bakımından davalı yönünden İİK 72/4 maddesinde belirtilen şartların oluştuğu, davacının iş bu dosyaya konu bono yönünden kendisini borçlandırıcı işlem altına soktuğu sabit iken  dava dışı  lehtar/muris/...'nun borçlandırıcı işlem yapma ehliyeti olmadığını ileri sürmesi ve dosya kapsamındaki diğer belgeler dikkate alındığında davacının iş bu davayı açmakta kötüniyetli olduğu, davalı tarafından bu hususun ispat edildiği anlaşılmakla, davalının tarafın tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 17.12.2015 tarih ve 4479 E., 13565 K., Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 22.05.2012 tarih ve 2011/18354 E., 2012/13259 K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, harç ve vekalet ücreti dava konusu yabancı paranın karar tarihindeki TL. karşılığı üzerinden belirlenmesi gerekir. Davacı tarafça menfi tespite konu bono USD olduğu anlaşıldığından karar tarihindeki kur üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi\" gerekçeleri ile; \"1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının tazminat talebinin kabulü ile, davalı lehine dava konusu asıl alacağın icra takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Merhum ... /Muris 20.07.2005 tarihinde Kadıköy ... Noterliği'nin ... Yevmiye No'lu \"Kati Taşıt Satış Sözleşmesi ile ... Plakalı ... markalı servis aracını ... isimli şahıstan satın aldığını, müvekkilinin söz konusu aracı kullanacağı şirketin talep etmiş olduğu evraklar arasında söz konusu aracın murise ait olması nedeniyle bunun karşılığının bir teminat düzenlenmesi gerekli olduğu düşünülerek muris ile müvekkili arasında 15.000,00 $ bedelinde iki adet bonoya imza attığını ancak daha sonraki süreçte böyle bir teminatın gerekli olmadığının ve meblağın da yanlış yazıldığının fark edilmesi üzerine murisin icraya konu bonoyu yırtıp atacağı hususunda anlaşılarak, bononun muriste bırakıldığını, söz konusu olaya da o sırada aracın satış işlemlerini gerçekleştiren ...'ın tanıklık ettiğini, davalıların müvekkili ile olan senedin varlığının sebebini ispatlamalarının gerekli olduğunu, davanın İİK. 72 maddesine göre menfi tespit davası olduğunu, kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükünün; davalı olan alacaklılar üzerinde olduğunu, davalı olan alacaklılar aralarındaki alacak ilişkisini yazılı belgelerle ispat etmek zorunda olduğunu, aksi halde son hamilin senedi kötü niyetle iktisap ettiğinin ortaya çıkacağını, haksız ve usulsüz bir şekilde başlatılan icra takibi ile müvekkilinin maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, davalıların söz konusu icra takibini kötü niyetle yaptığını, müvekkilinin alacaklılara karşı borcunun bulunmadığını, müvekkilinin söz konusu senedi imzaladıktan sonra yırtılıp atılması için vermiş ve aradan uzun süre geçtikten sonra icraya konulduğunu, buna ilişkin olarak dosya da mübrez bulunan pullardan ve dosyada bulunan diğer delillerden anlaşılabilir olduğunu, müvekkilinin alacaklı görünen taraf ile söz konusu senet sebebiyle herhangi ticari veya hukuki ilişkisi nin bulunmadığını, alacaklı tarafın boşanma davasından dolayı müvekkiline zarar vermek amacıyla söz konusu icra takibine işlemini başlattığını, takibe konu senette yapıştırılan damga pulunda \"10.000,00 TL yazdığını, söz konusu pulun yapıştırıldığı tarihte Türk Lirasından sıfırlar dahi atılmadığını, bu durumda dahi davalıların söz konusu senetleri daha sonradan müvekkilinin iradesi olmadan doldurduklarını gösterdiğini, ancak yerel mahkeme bu konuda herhangi değerlendirme yapmadığını, takibe konu senetlerle ilgili olarak daha sonradan başkası tarafından doldurulup doldurulmadığı konusunda herhangi inceleme yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesince kurulan kararın kaldırılmasını ve lehe hüküm kurulmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın istinaf dilekçesinde de davaya konu bononun imza hariç kalan kısımlarının iradesine aykırı şekilde doldurulduğunu beyan ettiğini, ancak senet metninde yer alan bu kısımların davacının iradesine aykırı şekilde sonradan doldurulmadığını, davacının işbu beyanları müvekkillerinin alacağına kavuşmasını engellemeye yönelik, haksız, mesnetsiz ve ispata muhtaç iddialardan ibaret olduğunu, davaya konu bono üzerinde yer alan damga pulunun eski bir tarihe ilişkin olmasının da senedin davacının iradesine aykırı şekilde doldurulduğunu göstermeyeceğini, damga pulunun eski tarihli olması dava konusu senedin geçerliliğine etki edebilecek bir neden olmadığını, ticari hayatın aksamaması ve işlerin hızlı ve pratik şekilde ilerleyebilmesi için önemli olan tarafların iradelerine uygun şekilde kıymetli evrak düzenlenebilmesi olduğunu, bu kapsamda üzerinde geçmiş yıllara ait pul bulunan senedin yıllar içinde kullanılabilir veya bir bonoyu doldururken kalemin bitmesi dahi farklı kalem kullanılmasını gerektirebilecek bir neden olduğunu, davacıunın, dava dilekçesinde bononun 2009 yılında, 11.09.2020 tarihli talep dilekçesinde ise 2005 yılında imzalandığını ileri sürerek kendi içinde dahi çelişmekte olduğunu, davacının gerçeğe aykırı beyanlar ile huzurdaki davaya uzatmaya yönelik kötü niyetli bir tutum içinde bulunduğunu salt bu çelişki dahi gözler önüne serdiğini savunarak davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine, ilk derece mahkemesince kurulan kararın onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava konusu,   kambiyo senedine (bono) dayalı açılan  menfi tespit davasıdır. Davacı, dava dilekçesi ile, davalı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibine  konu bononun sonradan doldurulduğunu, senedin teminat senedi olarak dava dışı  lehtar/muris/...'na  (Kayınpederi) verdiğini, mirasçıların kötüniyetli olarak dava konusu bonoyu sonradan doldurarak icra takibine geçtiğini,  dava konusu bononun tanzim tarihi itibariyle dava dışı  lehtar/muris/...'nun fiil ehliyetinin olmadığını, dolayısı ile borçlandırıcı işlem yapmasının mümkün olmadığını, bononun kambiyo vasfına haiz olmadığını belirterek menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu önem taşımaktadır. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir. Somut  olayda davacı tarafından icra takibine konu bononun davalıların murisine teminat amaçlı verildiğini ileri sürdüğü teminat amaçlı verildiğinin yazılı belge ile davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği davacı tarafından herhangi bir yazılı belge ibraz edilmediği ve davacı davalıların murisi lehtarın bono düzenleme tarihi itibarı ile hukuki ehliyetinin bulunmadığını ileri sürmüş ise de murisin keşideci olmadığı lehtar olduğu davacı tarafından bu iddianın ileri sürülmesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğundan bu iddia dinlenemeyeceğinden bu beyana itibar edilmemiş  ve  davacı tarafından iddiaları yazılı belge ile ispatlanamadığından davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/04/2021 tarih ve 2020/176 E. 2021/483 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan  269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75-TL  harcın davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"342a0c4b07ca3f78","SID":"110bddba23c1eeeb"}}