{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/243 <br>KARAR NO: 2024/1559<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/12/2021<br>NUMARASI: 2021/56 E. - 2021/288 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/09/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin kuruluş tarihi olan 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yaptığını, Türkiye ve dünyada birçok noktaya ihracat gerçekleştirdiğini, müvekkilinin 2003 yılından bu yana \"...\" ibaresini marka olarak ... sayı ile tescilli ettirdiğini, \"...\" markasını piyasada saygın bir marka haline getirmek için büyük emek ve sermaye harcadığını, söz konusu müvekkili markasının TPMK nezdinde tanınmış marka olarak da kayıt altına alındığını, ancak hal böyle iken davalının, müvekkiline ait tescilli \"...\" ibaresini ticari unvanında kullandığını, bu unvanı TTK ve SMK'ya aykırı olarak oluşturduğunu ve davalının söz konusu eylemlerinin müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarına tecavüz oluşturduğunu iddia ederek, müvekkilinin tescilli markasına yönelik tecavüzün önlenmesini, men'ini, müvekkilinin tescilli markasının kullanıldığı tabelaların sökülmesini, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasını, davalının müvekkilinin tescilli markasını internet ve sosyal medya üzerinde kullanımının durdurulmasını ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. Cevaba cevap dilekçesi ile, talebini genişleterek ayrıca davalı ticaret unvanından \"...\" ibaresinin terkinine karar verilmesini istemiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının taleplerinin yerinde olmadığını, müvekkilinin ticari hayatın olağan akışı içerisinde dürüst ve iyi niyetli davranış sergilediğini,  müvekkilinin ticaret unvanında kullanılan \"...\" ibaresinin bir ürün markası olarak kullanılmadığını,\"...\" kelimesinin ... ve ... isimlerinin ilk iki harflerinin birleşmesi üzerine oluşturulmuş bir kelime olduğunu, davacı firması ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin eğitim alanında faaliyette bulunduğunu, davacı ile farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini ve bu sebeple de herhangi bir tecavüz iddiasının yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \" Usulüne uygun olarak tescil edilmiş ticaret ünvanının tescil edildiği şekliyle kullanılması hukuka aykırılık oluşturmayacaktır. Buna göre, taraf şirketlerin nev'ileri farklı olduğu gibi, iştigal alanları da tamamen birbirinden farklıdır. Unvanlardaki \"...\" ek ibaresi müşterek ise de, şirket nev'ileri ve iştigal alanları tamamen farklı olduğundan, davalı tarafın tescilinin iyi niyetli olup, karıştırmaya sebebiyet verecek mahiyette bulunmadığından unvan terkinine ilişkin talep yönünden de davanın reddi\" şeklindeki gerekçeleri ile; \"Davacının davasının REDDİNE,\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, kuruluş tarihi olan 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yapmakta olan ve halihazırda Türkiye’de 1800 perakende noktasına satış ve dünya’nın elliden fazla ülkesine ihracat gerçekleştiren olan bir şirket olup, sektörünün en çok bilinen ve tanınan markalarından birisi olarak ticari faaliyetlerini yürütmekte olduğunu, davalı şirketin, müvekkiline ait ''...'' isimli tescilli markayı ticari unvanında kullandığını, bu unvanı TTK ve Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine aykırı olarak oluşturulduğunu ve ... ibaresini müvekkilinin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullanmaya devam etmekte olduğunu, davalının bu hareketi müvekkilinin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu, bu suretle de haksız rekabete yol açtığını, nitekim, TTK md. 55/a-4 itibariyle, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak haksız rekabet oluşturan sebepler arasında sayıldığını, ilk derece mahkemesi yargılamasında müvekkilinin tanınmış marka tescili ve tanınmış marka haklarının dikkate alınmadığını, eksik inceleme yapıldığını, davalı yanın \"...\" ibaresini öne çıkaran bir şekilde markasal kullanımının ispat edilemediği kabul edilse dahi;  SMK 7/3-(e) bendine göre, tescilli bir markayı oluşturan işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak başkaları tarafından kullanılması halinde, marka sahibi bu kullanımları yasaklama hakkına sahip olduğunu, bu hükmün marka sahibine, marka işaretinin sadece tescilli bir ticaret unvanı veya işletme adında kullanılması halinde dahi  yasaklama yetkisi verdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ortaya hukuki bir değerlendirme ortaya konulmakta olup usule aykırı rapor tanzim edildiğini, zira HMK md. 279 uyarınca \"bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.\" ancak dosyaya sunulan bilirkişi raporunda bilirkişi adeta hakim rolüne soyunarak davanın tümünü değerlendirdiğini ve hakim yerine karar verdiğini, nitekim mevcut davanın konusu marka tecavüzünün tespiti olduğunu, bilirkişi raporunda doğrudan bu hususa ilişkin görüş verilmiş olup usule aykırı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, tüm bu hususlar karşısında öncelikle Tehir-i İcra taleplerinin kabul edilerek istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın icrasının geriye bırakılmasına, sunmuş oldukları istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın istinaf sebebi olarak ileri sürmüş olduğu sebep tanınmış markanın bir başka mal veya hizmet gurubunda ticaret unvanı olarak kullanılmasının başlı başına ticaret unvanının terki için yeterli olacağına ilişkin olduğunu, bu hususa ilişkin Ticaret Bakanlığı'nın Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ düzenlemesinde ticaret unvanının nasıl belirlenmesi gerektiğine ilişkin açık hükümlerin yer aldığını, müvekkilinin tamamen bu tebliğdeki hükümlere uygun olarak ticaret unvanı tescili yaptığını, müvekkilinin ticaret unvanının ek kısmını, çekirdek kısmından ayrı olarak kullanılması söz konusu olmadığını, müvekkilinin tüm kullanımlarında ticaret unvanı ek ve çekirdekleri ile beraber kullanıldığını, dosya içerisinde alınmış olan bilirkişi raporunda da bu hususa değinildiğini, bilirkişi raporunda da isabetle belirtildiği üzere \"tescil edildiği şekliyle yasal mevzuata uygun olarak kullanılması ve markanın işlevlerine zarar vermemesi durumunda karıştırılma tehlikesi oluşmaz. Dolayısıyla ticaret unvanının \"markasal kullanıldığı\" veya \" markasal kullanılmasa da markanın işlevine zarar verdiği kullanımlar\" ayrı tutulduğunda, unvanın tescil edildiği şekliyle kullanılması marka hakkını ihlal etmez veya haksız rekabete sebep olmaz\"  şeklindeki tespit yapıldığını, dosya kapsamında da müvekkilinin, davacı yanın tanınmış markasına tecavüz edecek şekilde kullanımının bulunmadığı ve davacı yan tarafından da buna ilişkin delil sunulmadığı isabetle belirtilerek hükmün kurulduğunu, davalı yanın konu ile ilgili olarak yapmış olduğu açıklamalarda tamamen matbu ifadeler kullanmış olup, davacı firmanın muhtemel daha önceki dosyaları ile birebir aynı dilekçeleri kopyala yapıştır yapılması suretiyle sunulan dilekçeler olduğunun da ortada olduğunu, dilekçesinin 11. Sayfasının ilk paragrafında müvekkilinin ticaret unvanının \"...\" olduğuna yönelik kullanımı olduğuna yönelik ifadesi bu hususu da ispatlar nitelikte olduğunu, davalı yanın bilirkişinin eksik inceleme ve hukuki görüş bildirir nitelikte rapor sunduğu ve bu rapora göre hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığına yönelik istinaf sebepleri de kabul edilebilir olmadığını dosyaya sunulmuş olan bilirkişi raporunun tüm dosya kapsamı ve yapılan incelemelere göre tam ve eksiksiz tespitler içerdiğini, denetime elverişli olarak düzenlenen raporda tespit niteliğindeki ifadelerin hukuki görüş olarak değerlendirilmesinini mümkün olmadığından bahisle, davacı tarafından sunulan istinaf başvurusunun reddine, ilk derece mahkemesince kurulan hükmün kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davalının davacının tescilli markasına yönelik tecavüzünün önlenmesi, men'i ve  ticaret unvanının terkini talebidir. TPMK kararı ile,“...” markasının ayak giysileri (terlikler) alanındaki tanınmışlığı dikkate alınarak itirazın kabulüne; \"...\" markasının tanınmış marka olarak tespitine oybirliği ile karar verilmiştir. 04/11/2021 tarihli Marka Patent Vekili tarafından düzenlenen  raporda özetle;  davacının ticaret unvan tescilinin (14 Ekim 1994), davalının ticaret  unvanının tescilinden (09/07/2020) daha önceki tarihli olduğu, davacının \"...\" esas unsurlu ilk marka tescilinin (...- başvuru tarihi 31/01/1996) davalının ticaret unvanının tescilinden (09/07/2020) daha önceki tarihli olduğu, dolayısıyla davacının gerek ticaret unvanı tescili ve gerekse de marka tescili açısından tarihsel önceliğinin olduğu, davalının tescilli unvanını tescil edilmiş bir bütün olarak unvan gibi kullanmayıp, davacı markasının ve ticaret unvanının ana unsuru olan \"...\" sözcüğünü öne çıkarıp bunu çağrıştıracak şekilde vurgulayarak marka gibi  kullanması durumunun tespit edilemediği, kaldı ki davalıya ait “...” ibareli  herhangi bir mal/ürün/emtianın mevcut olmadığı, kullanımın ticaret unvanının kullanımını aşarak markasal kullanıma dönüşmediği ve iltibasın oluşmadığı, keza tarafların ticari faaliyet alanlarının ve iştigal konularının tamamiyle birbirinden farklı olduğu, davacı markası tanınmış marka olmakla birlikte, söz konusu tanınmışlığın ayakkabı (terlik) emtiasında olduğu ve tanınmışlığın bu alanın dışına taşıp özellikle davalının faaliyet alanı olan “Özel Eğitim Sektöründe” tanınır olduğunu gösterir dosya içinde belge/delil olmadığı, mevcut duruma göre davalı unvan kullanımının davacının marka haklarına ve ticaret unvanından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil etmeyeceği ve belirtilen sebeplerle davalı şirketin unvanının terkini koşullarının oluşmadığı, belirtilmiştir. Somut olayda, davacı tarafından kendi adına tescilli ve tanınmış markasına davalının tecavüz ettiğini belirterek tecavüzün önlenmesini talep etmiş olup  04/11/2021 tarihli Marka Patent Vekili tarafından düzenlenen  raporda da belirtildiği üzere, davalıya ait “...” ibareli  herhangi bir mal/ürün/emtianın mevcut olmadığı, kullanımın ticaret unvanının kullanımını aşarak markasal kullanıma dönüşmediği ve iltibasın oluşmadığı, keza tarafların ticari faaliyet alanlarının ve iştigal konularının tamamiyle birbirinden farklı olduğu, davacı markası tanınmış marka olmakla birlikte, söz konusu tanınmışlığın ayakkabı (terlik) emtiasında  olduğu ve tanınmışlığın bu alanın dışına taşıp özellikle davalının faaliyet alanı olan “Özel Eğitim Sektöründe” tanınır olduğunu gösterir dosya içinde belge/delil olmadığı, anlaşılmış olmakla mahkemece davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve soncuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/12/2021 tarih ve 2021/56 E. 2021/288 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL  harcın davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/09/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5e978dfdd526fd95","SID":"4badc359e316fb1e"}}