{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/549 - 2024/1119<br>\t\t\tT.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/549 <br>KARAR NO\t: 2024/1119<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/02/2023<br>NUMARASI\t\t: 2020/146 Esas - 2023/81 Karar<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 25/09/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 30/09/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 14/01/2018 tarihinde karşıdan karşıya geçmek isteyen müvekkili davacıya plakası tespit edilemeyen aracın çarparak olay yerinden kaçtığını, meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin ağır yaralandığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/70543 nolu soruşturma dosyasında tüm aramalara rağmen şüphelilerin tespit edilemediğini ve şüpheliler hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma şuçları nedeniyle 04/03/2019 tarihinde 8 yıl süre ile geçerli olmak üzere daimi arama kararı verildiğini, müvekkili adına 05/07/2019 tarihinde kaza tarihindeki gerçek ücretini gösteren belge asılları ve gerekli tüm evrakla davalı ... başvurularak geçici ve daimi iş göremezlik tazminatı talep edildiğini, 11/12/2019 tarihinde 68.964,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin 1978 doğumlu ve makine  mühendisi olduğunu, kaza tarihinde ... İnşaat - ... İnşaat İş Ortaklığı emrinde çalıştığını, müvekkili hesabına düzenli olarak resmi hesaptan maaş+asgari geçim indirimi ibaresiyle SGK'ya bildirilen maaşı ve hemen akabinde de ... adına kayıtlı başka bir hesaptan maaş elden ödeme ibaresi ile maaş farkı yatırıldığını, dolayısıyla kaza tarihinde davacının gerçek maaşının net 4.500,00 TL olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları  saklı kalmak üzere; müvekkili davacının bakiye zararının (maddi tazminatın) sigorta limiti aşılmamak üzere 6100 sayılı Yasa'nın 107. maddesine göre belirlenmesine ve 05.07.2019 temerrüt tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde, davacının dava tarihinden önce başvurusu neticesinde davacı ...'a 11.12.2019 tarihinde 68.964,00-TL tazminat ödendiğini, müvekkili tarafından sorumluluğun yerine getirildiğini, 14.01.2018 tarihinde davacı ...'ın yaralanmasına neden olan trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur oranın tespit edilmesinin gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası bulunmayan/ plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kazanın oluşumundaki kusuru ile gerçek zarar ile sınırlı olduğunu, davacının başvurusu neticesinde SGK'ya bildirilen vergilendirilmiş gelirine göre hesaplama yapıldığını, belgelenmeyen ve vergilendirilmeyen gelirin tazminat hesabına esas alınmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının %60, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %40 oranında kusurlu olduğu, dava dilekçesinde davadan önce davalıya başvuru neticesinde yapılan ödemeye esas alınan %20 maluliyet oranına itiraz edildiği bildirilmiş ise de, davacı vekilince sunulan dilekçe ile müvekkilinin talimatı doğrultusunda maluliyet raporuna itirazlarından vazgeçildiğinin bildirilerek bu orana göre hesaplama yapılmasının talep edildiği, dosya arasında mevcut hasar dosyasının incelenmesinde dava tarihinden önce davacının başvurusu üzerine davacının %20 maluliyetine ve davacının %60 kusur oranına göre ödeme yapıldığı, buna göre davacının %20 maluliyetinin tarafların kabulünde olduğu gözetilerek bu oranın esas alınması gerektiği, kazanın oluşumunda %40 oranında kusurlu olan aracın tespit edilememesi nedeniyle davacının zararından davalının sorumlu olduğu, davacının banka hesap hareketlerinin incelenmesinde düzenli olarak elden ödeme açıklaması ile dava dışı ... tarafından ödeme yapıldığı ve ...'nin davacının kaza tarihi itibariyle çalışmakta olduğu şirketin sigortalı çalışanı olduğu, buna göre davacının gerçek gelirinin tazminat hesabında esas alınması gerektiği değerlendirilmekle bilirkişi ek raporunda belirtilen davacının kaza tarihinde asgari ücretin 2,80 katı geliri üzerinden yapılan hesaplamaya itibar edildiği ve dava tarihinden önce davalı tarafından yapılan 68.964,00 TL'nin güncelenmiş tutarının mahsubu neticesinde davacının 429.075,93 TL zararı olduğunun kabul edildiği, ne var ki kaza tarihi itibariyle Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası teminat limitinin 360.000,00 TL olduğu ve davalı tarafından dava tarihinden önce yapılmış olan 68.964,00 TL ödemenin teminat limitinden mahsubu neticesinde davalının sorumluluğunun 291.036,00 TL olduğu, davalının davadan önce 11/12/2019 ödeme tarihi itibariyle temerrüde düştüğü anlaşıldığından; “Davanın kabulüne, 291.036,00 TL maddi tazminatın 11/12/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,” karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde; davadan önce yaptıkları ödeme ile davacının zararının karşılandığını, sorumluluklarının kalmadığını, kaldı ki hükme esas alınan hesap raporunun 1,8 teknik faize göre düzenlenmesi gerektiğini, davacının gelirinin yüksek esas alındığını, hesap raporu güncel asgari ücrete göre düzenlenirken yapılan ödemenin yasal faizle güncellenmesinin adalet ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece yapılan ödeme yetersiz bulunmasına rağmen, Güvence Hesabının ödemesine esas alınan kusur ve maluliyet oranının esas alınmasının doğru olmadığını, bu durumda kusur ve maluliyet yönünden de yeniden araştırma yapılması gerektiğini, ödemenin yetersizliği için ayrıca bir başvuru daha yapılması gerektiğini, bu başvurunun yapılmaması nedeniyle faize hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf talebinde bulunan davalı vekili istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan bakiye geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.<br>\tYerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tDosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davacı-yayaya plakası tespit edilemeyen bir aracın çarpması sonucu davacının yaralandığı, hükme esas alınan ve oluşa uygun olup, davalının başvuru üzerine ödemesine esas olan kusur oranına uygun olan kusur raporuna göre davacının kazada %60, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %40 kusurlu olduğu, davalıya başvuru sırasında davacı tarafından sunulan rapor kabul edilmeyerek Güvence Hesabı tarafından alınan maluliyet raporu esas alınarak ödeme yapılması ve davacının da bu ödemeye esas %20 maluliyet oranını kabul etmesi nedeniyle bu oran esas alınarak maddi tazminatın hesaplanmasında ve hesap raporunda Yargıtay içtihatlarına uygun olarak TRH 2010 Yaşam Tablosu ve Prograsif Rant Yönteminin esas alınmasında, hesap raporunda esas alınan gelirin de yine davacının eline geçen net gelirin esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, hükme esas alınan raporun usul ve yasaya uygun denetime elverişli olmasına göre davalının tüm istinaflarına itibar edilmemiştir.<br>\tAçıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 19.880,67TL istinaf karar harcından peşin alınan 4.975,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.905,67 TL harcın istinaf edenden alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\t5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c446aa5ff9bf6970","SID":"ad3b6842ff39415f"}}