{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/195 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1602<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10.11.2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/82 Esas 2021/237 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: FSEK - Tespit - Ref - Men - Tazminat - Kazanç Kaybı<br>KARAR TARİHİ\t: 26.09.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26.09.2024<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10.11.2021 gün ve 2019/82 Esas 2021/237 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacılar vekili, davacılar tarafından \" Temel Eğitim Kitabı\" başlıklı kitap çalışmasının 8. Bölümünde \"Hastane Öncesi Acil Bakımda Elektrokardiyografi (EKG)\" başlığında yer alan bilimsel eserin 2008-2010 yıllarında tamamlanarak meydana getirildiğini, 2010 yılında CV kaydı yapıldığını, davalıların \" Hastane Öncesi Acil Bakım Çalışanlarına Yönelik EKG Kitabı\" isimli 77 sayfadan oluşan bir kitap yayınladıklarını, üniversitelerde ders kitabı olarak sunup satışını yaptıklarını, davacıların bilimsel makalesinden almış olduklarını, kendi eserleriymiş gibi gösterdiklerini, intihal oluşturduklarını, davacıların hazırlamış olduğu kitabı 2011 yılında Ege Üniversitesi tarafından basılan \"Hastane Öncesi Acil Bakımda EKG ve Aritmi Yönetimi\" kitabında yer verildiğini, davalılardan ... dışındakilerin 2014-2016 yıllarında ilk ve acil yardım programlarından mezun olduklarını, bu konuda uzmanlığa sahip olmadıklarını, kitap yazamayacaklarını, belirterek; davacıların eser sahibi olduğunun tespitini, tecavüzün ref'ini, men'inini, piyasaya sürülmüş kitapların toplanmasını fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı belirsiz alacak davası olarak 1.000,00-TL manevi, üç katı tazminat taleplerine karşılık 3.000,00-TL maddi tazminat ile haksız kazanç sebebiyle 1.000,00-TL yoksun kalınan zararın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı ..., ... vekili, İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalı ...'nın kitabın hazırlanması hususunda eğitim verdiğini, sağlık çalışanlarını ve sağlık bölümünde okuyan öğrencilerini bir araya getirerek ekibi oluşturduğunu, 2004 - 2012 yılları arasında davacılardan ... ve ...'in ... ile hem iş hem dernek hem de sosyal anlamda yakın ilişkileri olduğunu, birlikte kurs, sempozyum ve ve kongre etkinlikleri yaptıklarını, ...'nın 2003 - 2006 yıllarında  detaylı bir slayt çalışması yaptığını, ... kanalında hiç bir döküman olmadan konuların anlatıldığını, evrensel olan EKG bilimine ait cümlelere sahiplik iddia edilemeyeceğini, belirterek; davanın  karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalılar ..., ... vekili, İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, dava konusu eser ile ilgili olarak davalıların bugüne kadar herhangi bir tasarrufu olmadığını, ... ile meslektaş olması sebebiyle tanışıklığı bulunduklarını, davalıların çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde birlikte faaliyet yürüttüğünü, bu faaliyetler çerçevesinde sosyal yardımlar, acil sağlık öğrencilerine yönelik eğitici faaliyetler yürüttüklerini, bu faaliyetler yürütülürken çeşitli eğitsel araçlar (slayt vb.) kullanıldığını, bunların hazırlanmasında grafik ve traselerin hazırlanması konusunda davalıların yardımı olduğunu, yalnızca bu grafik ve traseler dava konusu eserde kullanıldığını, ancak yazı kısımlarında davalılara ait herhangi bir bölüm bulunmadığını, dava konusu eser baskıya verilirken davalılarında herhangi bir muvafakat alınmadığını, belirterek; davanın  reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu fotoğrafların FSEK.m.2/1 kapsamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, davacılar tarafından 04.08.2010 tarihinde meydana getirilen çalışmanın bilimsel bir çalışma olarak davacılar tarafından birlikte meydana getirildiği ve iştirak halinde eser olduğu, eserin tümü üzerinde her iki yazarın iştiraki bulunduğu,  davalı eserinin tamamının 77 sayfa olduğu kitabı ilk 5 sayfasının kapak ve içindekiler bölümünden oluştuğu, davalı eserinin davacı eserinden alıntı yapılan bölümlerinin toplam 12 sayfa olduğu, bu kısımların içerisinde 4 sayfaya tekabül eden kısmın grafik ve şekillerden oluştuğu, bu grafik ve şekillerin davacı eseri ile aynı olmaması sebebiyle hesaplamada nazar alınmadığı, davacı eserinden yapılar altınların sayfa bazlı miktarının 8 sayfadarı ibaret olduğu, bu kısımın tüm kitaba oranının ise % 11 olduğu, davalılara ait kitapta yer alan belirli cümlelerin, ifadelerin iktibas kurallarına aykırı olarak yazarın ismi, alıntılanan eserin bilgileri ve iktibasın ölçüsü aşılarak belli bölümlerin kullanılması nedeniyle çoğaltma ve yayma hakkının ihlal edildiği, eser sahibinin adının belirtilmediğinden eser sahibinin eser sahibi olarak tanıtılma manevi hakkının ihlal edildiği, davalılar ..., ... ve ... yönünden davadan feragat edildiği, belirtilerek; davacıların, davasının ..., ...,  ..., ... , ... yönünden kabulüne, davacılara ait çalışmaların sahibini hususiyetini taşıyan ilim ve edebiyat eseri olduğunun tespitine, davalılara ait eserde yer alan davacılara ait çalışmalarda alınan alıntıların davacı eserlerine tecavüz oluşturduğu, tecavüzün refine, davalılara ait başılmış eserlerin toplatılmasına, yeni basımların önlenmesine, hüküm özetinin ilanına, davalılar ..., ... ve ... yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.\t<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalılar ..., ...,  ..., ..., ... vekili, EKG bilgilerinin kamuya mal olmuş bilgilerden olduğunu, daha önce davalılara ait slaytlarla davalılar ile aynı çatı altında eğitimler veren davacıların kötü niyetli olduklarını, delilerin incelenmediğini, aynı konuya ve taraflara ilişkin davacılar tarafından da delil olarak sunulan, davacı tarafın aleyhine sonuçlanmış olan 2019/58312 soruşturma dosyası ve alınan bilirkişi raporu istenmeden davalılar tarafından sunulacak yazılı ve dijital deliller sunulmadan bilirkişi raporu alındığını, raporun hükme esas alınamayacağını, EKG kitapları arasında olan % 11 benzerliğin tıp dilinden kaynaklandığını, davanın konusunu oluşturudan ve davalılar tarafından yazılmış olan  kitabın Paramedik Derneği çatısı altında daha iyi sağlık çalışanları yetiştirmek adına öğrencilere ve eğitim alanlara hediye edilmek üzere hazırlandığını, intihale konu edilen paragrafların ortak kaynak kitaplardan alındığını, kitap yazımında kullanılan slaytların davalı tarafından hazırlanan eğitim araçları olduğunu, davalıların dava konusu slaytları izinsiz ve habersiz kullandığının isapt edilemediğini, bilirkişi raporları arasında bulunan çelişki giderilmeden karar verildiğini, soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen raporda intihal bulunmadığının belirtildiğini, belirtilerek;  kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, eser sahibi olduğunun tespiti, tecavüzün ref'i, men'i ile intihal nedeniyle maddi ve manevi tazminat ile yoksun kalınan kazanç kaybı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın bir kısımın davalılar yönünden kabulü ile davacıların eser sahibi olduğunun tespitine, tecavüzün ref'i ile mennine feragat nedeniyle bir kısım davalılar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.<br>\t1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\tDavacılar kendisinin hak sahibi olduğu kitaplardan davalıların intihal yaparak  haksız kazanç elde ettiklerini ve kendisini zarara uğrattıklarını iddia etmiştir. “İntihal” kavramı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda (FSEK) açıkça tanımlanmamış olmakla birlikte sözlük anlamı itibariyle aşırma, başkasına ait eseri kendininmiş gibi gösterme, kaynak göstermeksizin başkasının eserinden parça alma (Yılmaz, Ejder; Hukuk Sözlüğü, Ankara, 1976, s. 72.) anlamında olup, hukuk düzenince de bu anlam yüklenmiş ve yasaklanmıştır. İntihal tam veya kısmi nitelikte olabilir. Açıktır ki, ister tam, ister kısmi nitelikte olsun, intihalin (aşırmanın, çalıntının) varlığı hâlinde, buna maruz kalan hak sahibi, hukukun kendisine tanıdığı yasal yollara başvurma hakkına sahiptir. Zira intihal, hak sahibinin mali ve manevi haklarının ihlali anlamı taşımaktadır. İntihalden bahsedebilmek için her şeyden önce kıyaslamaya konu fikri ürünlerin FSEK anlamında eser olması gerekmektedir. FSEK’e göre eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleridir. Başka bir deyişle, bir fikri ürünün eser olarak kabul edilebilmesi için sahibinin hususiyetini taşıması ve kanunda sınırlı sayıda belirtilmiş olan eser türlerinden birine dâhil edilebilmesi koşulları bulunmalıdır.<br>\t3.\tİntihal, özü itibariyle haksız fiilin fikir ve sanat eserleri hukukuna yansıyan bir görünümüdür. O hâlde iki eser arasında intihal incelemesi yapılırken; sonraki eser sahibinin eyleminin, ilk eser sahibinin mali ve manevi haklarından en az birisini ihlal edip etmediği; sonraki eserin ilk eserden hareketle oluşturulup oluşturulmadığı; eserler arasında benzerlik varsa ilk eser sahibinin hususiyetinin sonraki esere aynen geçirilip geçirilmediği ve son olarak da tespit edilen benzerliğin FSEK’in 35. maddesinde belirlenen iktibas serbestisi veya esinlenme kapsamında kalıp kalmadığı hususlarının bir bütün olarak araştırılması gerekmektedir. (Yavuz, Levent/ Alıca, Türkay/ Merdivan, Fethi; Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu C.I, Ankara, 2013, s. 1282).<br>\t4.\tİntihal iddiası araştırılırken yukarıda açıklandığı üzere eser sahiplerinin hususiyetleri dikkate alınarak eserler arasındaki farklılıklar ve benzerlikler belirtilmeli, eserler arasında benzerlik varsa benzerliklerin neden kaynaklandığı ve ilk eser sahibinin hususiyetinin sonraki esere aynen geçirilip geçirilmediği açıklanmalı, tespit edilen benzerliğin FSEK’nin 35. maddesinde belirlenen iktibas serbestisi veya esinlenme kapsamında kalıp kalmadığı incelenmeli ve nihayetinde intihal yapılıp yapılmadığı hususu tüm deliller değerlendirilerek kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmelidir. ( Yargıtay HGK'nun 07.02.2019 tarih ve  2017/11-63 E.  2019/86 K.)      <br>\t5.\tMahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Bu çerçevede; somut olaya konu eylemler nedeniyle soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu ile yargılama sırasında düzenlenen bilirkişi ek ve kök raporları arasında açık bir çelişki söz konusu olup, raporlarındaki bulgular ile mahkemece alınan bilirkişi raporu arasında doğan çelişkiye dayalı olarak davacı tarafça rapora karşı ciddi itirazlar ileri sürüldüğü halde mahkemece bu itirazları karşılayan yeni bir bilirkişi heyetinden çelişkiyi gideren bir rapor alınmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli değildir. Zira, soruşturma aşamasında alınan raporda intihal bulunmadığı beliritirlmiş olması karşsında, intihalin varlığına işaret eden hükme esas alınan raporda, raporlar asındaki çelişkiyi giderecek, itirazları karşılayacak şekilde yeterli gerekçeye yer verilmemiş olması nedeniyle yukarıda açıklanan ilkeler ışığında söz konusu rapor yetersiz, davalının sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırma eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.<br>\t6.\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından dosyanın, tarafların tüm delilleri ile birliklte eksiksiz olarak üniversitelerin acil tıp alanında görevli akademik ünvana sahip bir acil tıp uzmanı, bir fsek uzmanı bir de adli bilişim uzmanından oluşacak yeni bir bilirkişi kuruluna tevdi edilerek davacının intihal iddiasına ilişkin olarak, eser sahiplerinin hususiyetleri dikkate alınarak, eserler arasındaki farklılıklar ve benzerlikler belirtilmek suretiyle eserler arasında benzerlik varsa benzerliklerin neden kaynaklandığı ve ilk eser sahibinin hususiyetinin sonraki esere aynen geçirilip geçirilmediği gösterir tarafların iddia ve savunmalarını karşılayacak şekilde açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli rapor alınarak, bu şekilde teknik inceleme eksikliği tamamlandıktan ve bu yöndeki itirazlar da giderilip oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek infazda tereddüte neden olmayacak şekilde davacının tazminat da dahil tüm talepleri hakkında karar infaza elverişli şekilde bir karar verilmesi, gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\t7. Kabule göre de; bir hükmün neleri içermesi gerektiği HMK’nın 297. maddesinde; düzenlenmiş olup, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu ifade edilmiştir. Bu hüküm, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Anılan madde uyarınca mahkemece, taleplerin hepsi hakkında karar verilmesi gerekir. Mahkemenin taleplerden biri hakkında olumlu veya olumsuz hiçbir karar vermemiş olması halinde hakkında karar verilmemiş olan talep, reddedilmiş sayılamaz. Çünkü, bu talep hakkında ortada olumlu veya olumsuz bir mahkeme kararı yoktur. Somut olayda davacı taraf davacıların eser sahibi olduğunun tespitini, tecavüzün  ref'ini, men'ininin yanında maddi ve manevi tazminat ile haksız kazanç sebebiyle yoksun kalınan zararın tahsilini talebinde bulunmuş olup İDM tarafından davacının tazminat ve yoksun kalınan kazanç talebine yönelik kararda her hangi bir tartışma ve gerekçeye yer verilmediği gibi bu hususta bir karar da verilmemiştir. Mahkemece tarafların tüm delilleri muvacehenesinde iddia ve savunmanın hangisine üstünlük tanındığı belirtilip gerekçelendirilmek suretiyle söz konusu talep hakkında da bir karar verilmesi gerekirken; aksi yönde varılan hukuki kabulde isabet görülmemiştir.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince anılan tebligat eksiklikleri giderilmeden davanın esası hakkında karar verildiğinden istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tH Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalılar ..., ..., ..., ..., ...'ın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10.11.2021 gün ve 2019/82 Esas 2021/237 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. \t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"babf8d0a58a7c6eb","SID":"46db85844d1385ae"}}