{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/444 Esas<br>KARAR NO: 2024/1336 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/11/2021<br>NUMARASI: 2018/649 Esas - 2021/774 Karar <br>DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/09/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalının müvekkili şirkette 24.02.2012 tarihinde eğitim uzmanı olarak çalışmaya başladığını, 13,14 ve 15 Mart 2017 tarihlerinde işe gelmediğini, 16 Mart 2017 tarihinde işten ayrıldığını, taraflar arasında Anadolu 28. İş Mahkemesi'nin 2017/1230 E. sayılı işçilik alacakları davasının devam ettiğini, taraflar arasında 24.02.2014 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin “haksız rekabet” başlıklı 11. maddesine davalı tarafın aykırı davrandığını, müvekkilinin bir dönem işbirliği yaptığı ... firmasında ve müvekkilinin franchise şubesi olan ... ticari işletmesinin stüdyosunu kiralamak suretiyle rekabet ihlali oluşturacak ve gizli bilgileri ele geçirecek faaliyetlerde bulunduğunu, bunu da sosyal medya hesapları üzerinden ifşa ettiğini, 16.04.2017 tarihinde işten haksız ayrılan davalının 2 yıl süre ile İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde rekabet etmeme yükümlülüğünün söz konusu olduğunu, taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmesinin kanunun aradığı şartları taşıdığını ve geçerli olduğunu beyanla davalı tarafından ihlal edilen rekabet yasağına aykırılığın tespiti ile durdurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacının haksız feshinden sonra 01.04.2017 tarihinde davacı ile arasında franchise sözleşmesi bulunan ... yanında pilates, pilates reformer eğitmeni ve özel antrenör olarak çalışmaya başladığını, davanın franschise sözleşmesi imzalamak suretiyle Türkiye'nin farklı illerinde kadın girişimcilere bayilik verdiğini, franchise sözleşmesinin kapsamının özel nitelikteki bir egzersiz programı olduğunu, müvekkilinin davacı firmada eğitim koordinatörü olarak çalıştığını, davacı firmada çalıştığı dönemde eğitmenleri eğittiğini, birebir müşteri ile muhattap olmadığını, kaldı ki, davacı ile franchise sözleşmesi imzalamış olan ...'un yanında çalışmasının rakip işletme olarak değerlendirilemeyeceğini, dava konusunun davacı tarafından yanlış nitelendirildiğini, TTK madde 54-57 de düzenlenen maddelerin dava ile ilgisinin olmadığını, somut olayda rekabet yasağı için gerekli koşulların oluşmadığını, davacının bir üretim sırrının bulunmadığını, davacının önemli bir zararının bulunmadığın, iş akdinde rekabet yasağı maddesinin konu ve yer bakımından sınırlandırılmamasının hakkaniyete aykırı olduğunu, rekabet yasağının müvekkilinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürecek şekilde düzenlendiğini, rakip bir işletmede çalışmadığını, davacıyla rekabet teşkil eden bir iş yapmadığını, ...'ün ise antrenör olmak isteyenlere eğitim veren bir meslek edindirme kursu gibi faaliyet gösteren bir işletme olduğunu, müvekkilinin ... ile arasında bir iş akdi ilişkisinin mevcut olmadığını, zaman zaman bu işletme kapsamında eğitimlere katıldığını, davacının faaliyetlerinin özel nitelikte bir egzersiz programı olduğunu, davacıya ait hidrolik aletlerle 30 dk da spor yapılmasını sağlayan kadınlara özel bir çalışma sistemi olduğunu, işletmeler arasında tek ortak noktanın spor olduğunu, rekabet yasağı ile getirilen hükümlerin geniş yorumlanmaması gerektiğini, davacı tarafından yapılan haksız fesih sebebiyle de rekabet yasağının geçersiz olduğunu, davacı tarafın iddialarını ispat edemediğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 23/11/2021 tarih 2018/649 Esas - 2021/774 Karar sayılı kararında; \"Dava ile ilgili uyuşmazlık taraflar arasında imzalanmış olan Bila tarihli “Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi”ne dayandırılmaktadır. Davacı, davalının “İş Sözleşmesinde” düzenlenen rekabet yasağına aykırılık teşkil eden eylemde bulunduğunu iddia etmektedir. Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi”nin 11 inci maddesinde yer alan “Haksız rekabet” maddesinin BK m. 444 kapsamında şekil açısından geçerlidir. Ancak Somut uyuşmazlıkta davalının yaptığı işin, davacının müşteri çevresi veya davacının üretim sırları ya da davacının yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının, davacının önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olmadığı,  Dava konusu uyuşmazlıkta taraflar arasında imzalanmış bulunan “Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin” 11. maddesinde yer alan “Haksız rekabet” başlıklı rekabet yasağının davalının çalışamayacağı iş türünün geniş kapsamlı ele alınması sebebiyle BK m. 445 çerçevesinde, davalının ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülme ihtimalinin söz konusu olabileceği için geçersiz olduğu, davacı ile davalının sonradan çalıştığı işletmelerin rakip işletme olarak nitelendirilemeyeceği, Spor faaliyetleri kapsamında farklı müşteri çevrelerine hitap ederek farklı konularda faaliyet gösterildiği, davalının eyleminin  TTK m. 54 kapsamında bir rekabet ihlali oluşturmadığı değerlendirilmiş ve ispatlanamayan  davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile ''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından verilen kararda, taraflar arasında imzalanmış olan Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi'nin 11. maddesinde yer alan \"Haksız Rekabet\" maddesinin TBK madde 444 kapsamında şekil açısından geçerli olduğu kanaatine varıldığını, ancak davalının yaptığı işin davacı müvekkili şirkete önemli bir zarar vermeyecek nitelikte olduğu, sözleşmedeki maddenin geniş kapsamlı ele alınması sebebiyle TBK madde 445 çerçevesinde davalının ekonomik geleceğinin tehlikeye düşebileceği gerekçesiyle geçersiz olduğuna karar verildiğini, bu kararın kabul edilebilir olmadığını, Müvekkil şirketin çalışanı olan davalının, şirket bünyesinde çalışarak müşteri çevresi, üretim sırları ve yapılan işler hakkında bilgi sahibi olduğunu, müşterilerin ad, soyad, meslek, adres ve telefon numaralarını bildiğini, kök raporda da davalının müşteri çevresine erişme ihtimalinin açıkça tespit edildiğini, rekabet yasağının kararlaştırılabilmesi için gereken müşteri çevresine hakim olma koşulu için işçinin ilgili müşterilerle kişisel ilişki içinde olması veya müşterilerin ihtiyaçları, kendine has özellikleri, talepleri gibi hususları öğrenmesi gerektiğini, davalının, müvekkili şirketle aynı faaliyet alanında çalıştığını ve öğrendiği bilgileri yeni çalıştığı firmada kullanma ihtimalinin mevcut olduğunu, müvekkili şirketin Türkiye çapında şubeleşmiş ve belli bir üne sahip olduğunu, bu nedenle müşteri çevresi dahil tüm bilgilerin haksız rekabet teşkil edecek şekilde kullanılabileceğini; Müvekkili şirket bünyesinde üç yıl çalışan davalının müşteri çevresi, üretim sırları, yapılan işler, müşterilerin ad, soyad, meslek, adres ve telefon numaraları hakkında bilgi sahibi olduğunun tanık beyanları ile ispatlandığını, tanıkların, davalının şirket bünyesinde çalıştığı dönemde özel ders aldıklarını ve işten ayrıldıktan sonra da özel ders almaya devam ettiklerini beyan etmiş olduklarını, tanık ...'nün, davalının şirkette çalıştığı dönemde ödemelerini şirkete yaptığını, işten ayrıldıktan sonra ise bizzat davalıya yaptığı belirttiğini, bu durumda zarar ihtimalinin kuvvetli olduğunu ve rekabet yasağı kaydının hukuken geçerli olduğunu; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin kararına göre, işçinin işverenin müşteri çevresine ait bilgileri haiz olması halinde rekabet yasağı sözleşmesi yapılmasını haklı gösteren nedenin, işçinin müşteri çevresi ile kişisel ilişki kurması, onların kişisel özelliklerini, istek ve ihtiyaçlarını bilmesi ve bu bilgileri rakip bir işletme içinde kendi lehine ekonomik bir değer olarak kullanma ihtimali olduğunun ifade edildiğini, dolayısıyla, Yerel Mahkeme tarafından verilen kararın bozulması gerektiğini; Yerel Mahkeme'nin, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan rekabet etmeme yükümlülüğünün konu bakımından geniş şekilde düzenlendiği, davalının sonradan işe başladığı işletmelerdeki görevi dikkate alındığında rekabet sözleşmesinin ihlal edilmediği yönündeki değerlendirmesinin kabulünün mümkün görülmediğini, müvekkili şirketin spor salonları, zayıflama merkezleri, aerobik salonları, estetik ve güzellik salonları gibi alanlarda faaliyet gösterdiğini, rekabet etmeme yükümlülüğünü düzenleyen sözleşme maddesinde konu bakımından sınırın aşılmadığını, nitekim işbu hükümle sadece müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği alan bakımından bir sınırlama yapılmış olup, bu sınırlamanın yapılan işin ruhuna uygun olduğu ve müvekkili şirketin bu anlamda kendisini korumak zorunda olduğunun aşikar olduğunu, emsal Yargıtay kararları uyarınca, rekabet yasağına ilişkin konu bakımından sınırlandırma getirilmemesi halinde doğrudan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu bakımdan taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin hükmün konu, süre ve coğrafi bakımından sınırlandırıldığı hususu göz önünde bulundurulduğunda sözleşmenin amir hükmünün geçerli olduğunu; Yerel Mahkeme'nin, davacı ile davalının sonradan çalıştığı işletmelerin rakip işletme olarak nitelendirilemeyeceği yönündeki değerlendirmesinin kabulünün mümkün olmadığını, nitekim müvekkili şirket, spor faaliyetlerine ilişkin franchise vermekte olup, davalının herhangi bir spor alanında faaliyet göstermesi ve hizmet vermesinin haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının, davacı müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra, müvekkili şirketin bir zamanlar iş birliği yaptığı ... firmasında, müvekkili şirketin franchise şubesi olan ... ticari işletmesinde (...) işletmenin stüdyosunu kiralamak ve ...'in spor işletmesinde spor faaliyetinde bulunmak suretiyle yine eğitim uzmanı olarak hizmet verdiğini, davalının yanında çalışmaya başladığı her iki işletme sahibinin de öncesinde müvekkili şirketin franchise'ı olarak hizmet veren ve fakat sonrasında müvekkili şirketle ilişkisini sona erdirerek kendi işletmelerini açan kişiler olduklarını, kaldı ki, davalının fesihten sonra bünyesinde çalıştığı ...'in müvekkili şirketle aynı alanda faaliyet gösterdiği hususunun Erenköy Vergi Dairesi cevabı ile sabit olduğunu, davalının müvekkili şirket bünyesinde üç yıl çalıştıktan sonra bu kişilerin yanında hizmet vermesinin haksız rekabet teşkil ettiğini; Müvekkili şirketle arasındaki iş ilişkisini haksız suretle sona erdiren davalının feshin hemen ardından, müvekkili şirkette çalıştığı dönemde aldığı eğitimler sayesinde ve şirketin müşteri çevresini kullanarak müvekkili şirketin faaliyette bulunduğu alanın birebir aynısı olan spor alanında faaliyet göstermesinin rekabet etme yasağına aykırılık teşkil ettiğini, nitekim taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin rekabet etmeme yükümlülüğünü düzenleyen 11'nci maddesinin; \"İşçi sözleşmesinin devamı süresince, ücretli veya ücretsiz olarak herhangi bir kişi/kuruluş ile/için ve/veya kendi nam ve hesabına çalışmayacak, danışmanlık vb. Hizmetleri vermeyecektir. İşçi, sözleşmenin sona ermesinden itibaren 2 (iki) yıl süre ile İstanbul, Ankara, İzmir il sınırları içerisinde, işverenin faaliyet alanına giren konularda kendi veya başkası adına, doğrudan veya dolaylı olarak rekabet edecek bir iş yapamayacak, aynı işi yapan rakip kişi veya kuruluşlarda çalışmayacak ve böyle bir kişi veya kuruluş ile ortak veya başka bir sıfatla doğrudan veya dolaylı olarak ilgili olmayacak, ücretli veya danışman olarak hizmet vermeyecektir. İşverenin rekabet yasağının ihlalinden dolayı meydana gelebilecek her türlü zararlarını talep etme hakkı saklıdır. Böyle bir durumda işveren, haksız rekabetin durdurulmasını ve ortadan kaldırılmasını talep edebilir.\" şeklinde olduğunu beyanla Yerel mahkeme tarafından verilen hatalı ve hukuka aykırı kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin rekabet yasağını ihlal ettiğinden bahisle TBK'nın 444 ve devamı maddeleri ile sözleşme uyarınca rekabet yasağının ihlal edildiğinin tespiti ve ihlalin önlenmesi taleplerine ilişkindir. Davacı taraf, davalının müvekkili şirkette eğitim uzmanı olarak çalışmakta iken üst üste üç gün işe gelmediğini ve haksız sebeplerle işten ayrıldığını, taraflar arasında 24.02.2012 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşmede rekabet yasağı hükümlerinin bulunduğunu, davalının işten ayrıldıktan sonra aynı faaliyet alanında çalışan iki ayrı firmada çalışarak rekabet yasağına aykırı davrandığını iddia ederek rekabet yasağının ihlal edildiğinin tespiti ile ihlalin önlenmesine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, rekabet yasağının ihlal edilmediğini, iş sözleşmesinin davacı tarafından haksız olarak feshedildiğini, bu nedenle rekabet yasağının ortadan kalktığını, çalıştığı firmaların rakip firmalar olmadıklarını, davacının herhangi bir zarara uğramadığını, rekabet yasağının ihlali koşullarının oluşmadığını, kaldı ki çok geniş olarak düzenlenmesi nedeniyle geçersiz olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin haksız rekabet başlıklı 11. maddesi; \"İşçi sözleşmenin devamı süresince, ücretli ya da ücretsiz olarak herhangi bir kişi/kuruluş ile/için ve /veya kendi nam ve hesabına çalışmayacak, danışmanlık vb. hizmetleri vermeyecektir. İşçi, sözleşmenin sona ermesinden itibaren 2 yıl süre ile İstanbul, Ankara, İzmir il sınırları içerisinde, işverenin faaliyet alanına giren konularda kendi veya başkası adına, doğrudan veya dolaylı olarak rekabet edecek bir iş yapmayacak, aynı işi yapan rakip kişi veya kuruluşlarda çalışmayacak ve böyle bir kişi veya kuruluş ile ortak veya başka bir sıfatla doğrudan veya dolaylı olarak ilgili olmayacak, ücretli veya danışman olarak hizmet vermeyecektir. İşveren’in rekabet yasağının ihlalinden dolayı meydana gelebilecek her türlü zararlarını talep etme hakkı saklıdır. Böyle bir durumda İşveren, haksız rekabetin durdurulmasını ve ortadan kaldırılmasını talep edebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Rekabet Yasağının Koşulları başlıklı 444. maddesinde \"Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.\" hükmü ve rekabetin sona ermesine yönelik 447. maddesinde; \"Rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının olmadığı belirlenmişse sona erer. Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer.\"  hükmü yer almaktadır. Davalı, davacıya ait iş yerinden 06/03/2017 tarihinde ayrılmış, 14/03/2017 tarihinde İstanbul 28. İş Mahkemesi'nin 2017/1230 Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine işçilik alacaklarının tahsili talepli dava açmış, 01/04/2017 tarihinde ...'ye ait işyerinde çalışmaya başlamıştır. Davalı tarafından açılan işçilik alacakları davasında, iş sözleşmesinin davalı işveren (bu davada davacı) tarafından haksız şekilde feshedildiği iddia edilerek kıdem ve ihbar tazminatı gibi kalemlerin tahsili talep edilmiş olup, yapılan yargılama neticesinde iş sözleşmesinin kim tarafından ve ne şekilde feshedildiği tespit edilecektir. Bu minvalde İstanbul 28. İş Mahkemesince verilecek kararda iş sözleşmesinin davacı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespiti ve bu kararın kesinleşmesi halinde taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin, az yukarıda açılanan yasa maddesi gereği sona erdiğinin kabulü gerekecektir. Bu durumda Mahkemece davanın sonucuna doğrudan etkili olan İstanbul 28. İş Mahkemesi'nin 2017/1230 Esas sayılı dosyasının neticesinin beklenmesi ve sonucuna göre tüm dosya kapsamı değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, anılan dosya bekletici mesele yapılmadan karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur. Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/11/2021 tarih ve 2018/649 Esas- 2021/774 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte İlk Derece Mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/09/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c4bd793ca6a001e","SID":"6f1e071a1e2a5a74"}}