{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2024/103 <br>KARAR NO: 2024/677<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2023/375 Esas, 2023/738 Karar<br>TARİHİ: 31/10/2023<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/09/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili; müvekkili ile davalı/borçlu arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkili firmanın, davalı/borçlunun belirlediği/gösterdiği bölgelerde ..., ... gibi restaurant, kafe ve işyerlerinde tadilat, tamirat ve onarım işi yaptığını, yapılan tüm işlemler faturalandırılarak davalı/borçlu firmaya fatura edildiğini, davalı firmaya eksiksiz ve ayıpsız hizmet verildiğini, davalı tarafın yasal süresi içerisinde bu işlere ihtirazı kaydı olmamasına ve faturalar düzenlenip tebliğ edilmesine rağmen müvekkili şirkete ödeme yapılmadığından yasal işlem başlatıldığını, davalı/borçlu tarafın yasal süresi içerisinde takibe, borca ve tüm ferilerine haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz ettiğini, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk süreci  de olumsuz olarak sonlandığını belirterek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabul edilerek şimdilik 129.194,33 TL üzerinden İtirazın İptali İle takibin devamına, davalı/borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle hükmolunacak tutarın %20'sinden az olmamak şartıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep  etmiştir. Davalı vekili dava dilekçesinde; \"Müvekkil ile davalı/borçlu arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkil firma, davalı/borçlunun belirlediği/gösterdiği bölgelerde ..., ... gibi restaurant, kafe ve işyerlerinde tadilat, tamirat ve onarım işi yapmıştır.\" denildiğini, ancak müvekkilinin şirkete ait herhangi bir restoran, kafe vb. bir iş yerinin  bulunmadığını,  davacı tarafın ... ve ve ... diye belirttiği işletmeler müvekkili şirkete ait olmadığını, söz konusu fast-food marka zincirlerine ait restoranlar dava dışı ... A.Ş.'ye ait olup işbu davanın muhatabının müvekkili şirket olmadığını, bu bakımdan ilgili dava kapsamında husumet itirazında bulunduklarını, pasif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddini talep ettiklerini, husumete ilişkin itirazları saklı kalmak kaydıyla, davacı tarafın müvekkili şirketten talep edebileceği ödenmemiş herhangi bir fatura alacağının bulunmadığını belirterek, davanın esastan reddine, davacı tarafın İİK 67. maddesi uyarınca davaya esas değerin %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.  Mahkeme; somut olayda davacı tarafından borçlu davalı şirket hakkında ilk olarak 28/03/2023 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesinin... sayılı takip dosyası ile toplam 129.194,33 TL alacağın tahsili için takibe girişildiği, ödeme emrinin 03/04/2023 tarihinde davalı borçluya tebliğ edildiği , borçlu davalı vekilinin 06/04/2023 tarihli dilekçesi ile yetkiye ve borca itiraz ettiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklı davacı vekilinin 07/04/2023 tarihli talebi üzerine dosyanın 11/04/2023 tarihinde Beykoz İcra Dairesine gönderildiği ve ... esas dosya numarasını aldığı, 11/04/2023 tarihli ödeme emrinin düzenlendiği, ödeme emrinin  davalı borçluya hiç tebliğe çıkarılmadığı,  eldeki davanın ise yetkili icra dairesinde ödeme emri tebliği yapılmadan  ve borca itiraz edilmeden 01/06/2023 tarihinde açıldığı, İcra dairesinin yetkisine itiraz kabul edilerek dosyanın aktarıldığı yetkili icra dairesinde ödeme emri  çıkartılmadan yetkisiz icra dairesi tarafından gönderilen ödeme emri üzerine yapılan borca itiraz üzerine elde ki davanın açıldığı, itirazın iptali davasının görülmesinin ön koşulu yetkili icra dairesinde usulen ödeme emri üzerine borca geçerli bir itiraz bulunması gerektiği, dava tarihi itibariyle yetkili Beykoz İcra Dairesince  ödeme emrinin tebliğe çıkartılmadığı görüldüğü gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında; müvekkili lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, arabuluculuk vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin arabuluculuk faaliyetine katılmış olmasına rağmen vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı vekili yapılan onarım iş bedelini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi ise yetkisiz icra dairesinin yetkisizliğinin davacı tarafından kabul edildikten sonra yetkili icra dairesince ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmemesi sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermiştir. Somut olayda dava tarihinde yetkili icra dairesi tarafından tebliğ edilmiş yeni bir ödeme emri ve bu yeni ödeme emrine yapılmış yeni bir itiraz dilekçesi yoktur. Yerel mahkeme davayı dava şartı yokluğundan, usulden reddetmiş ve davalı lehine ...Ü.T.'ye göre 17.900,00 TL. maktu vekalet ücretine hükmetmiştir. Dava usulden reddedilmiş olması sebebiyle yerel mahkemenin vekalet ücretine dair kararında hukuka ve usule aykırılık söz konusu değildir. Davalı vekilinin istinaf talepleri  yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 - İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/10/2023 tarih ve 2023/375 Esas, 2023/738 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2 - Davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3 - Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA, 4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 25/09/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"60f9012ab76d2293","SID":"89362255e6dd66ca"}}