{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>\t                 T.C.<br>\t               BURSA\t\t\t\"Türk Milleti Adına\"<br>\t2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t        KARAR\t<br><br>Esas No\t: 2018<br>Karar No\t: 2018<br><br>Hakim \t: <br>Katip\t: <br><br>Davacı\t: <br>Vekili\t: Av. \t<br>Davalı\t: <br>Vekili\t: Av<br>Dava\t: Tazminat<br>Dava Tarihi\t: 19/03/2018<br>Karar Tarihi\t: 02/07/2018<br>Kararın Yazım Tarihi                  : 04/07/2018<br>Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldı. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı dava dilekçesinde özetle; Davacının davalı bankadan 27/10/2008 tarihinde 33.750,00.TL miktarlı 36 ay vadeli konut kredisi kullandığı rekabet kurulunun davalı bankanında içinde bulunduğu 12 bankanın 21/08/2007 ve 24/10/2011 tarihleri arasında mevduat kredi ve kredi kartı hizmetleri bakımından anlaşma suretiyle rekabetin korunması hakkındaki kanuna göre ihlal yaptıklarının tespit edildiği rekabet korunmasındaki hakkındaki kanunun 58.maddesine göre bu durumda davalı bankanın davacıya tazminat ödemesi gerektiği açıklanarak fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 3.650,00.TL. nin davacı bankadan alınarak davalıya ödenmesinin karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. <br>Davalı banka vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle : dava konusu olayda tazminatın koşullarının oluşmadığı, davacının işbu uyuşmazlık hakkında herhangi bir delil ileri sürmemekle beraber bu iddialar hakkında herhangi bir açıklama dahi yapmadığı, Rekabet Kurulunun kararının hukuka aykırılık unsurunun bir kanıtı olarak kabul edilse de Tüketici Kredileri, Konut Kredileri ve Oto Kredileri yönünden tek bir dönemin değerlendirildiği, Rekabet Kurulu Kararında bu krediler yönünden tek belgenin 6.nolu belge olduğu, bu belgede uzlaşmanın 23/10/2008 tarihinde ve bundan birkaç gün içinde ilan edilen faiz oranları kapsadığı sonucuna varıldığı, bu durumda banka açısından 24/10/2008 tarihinden başlayarak bu faiz oranının uygulandığı dönem olan 24/10/2008 - 27/10/2008 tarihleri arasında kullanılan krediler yönünden Rekabet Kurulu kararının dikkate alınabileceği, diğer dönemler açısından ise bir delil ve tespit bulunmadığından bu dönemler yönünden bir sonucu varılmasının hukuken mümkün olmadığı, bununla birlikte Rekabet Kurulunun bu dönem içerisinde belirlediği artış oranının diğer dönemler içinde de aynen geçerli olduğunu kabul ile bu dönemde 12 baz puan artış olmuştur diğer dönemlerde de bu oran dikkate alınır şeklinde bir uyarlama veya örnekleme yapılmasının imkansız olduğu,davacının varsa başka bankalardan kredi kullanmış ise bu kredilerin faiz oranları ve diğer bankaların faiz oranlarının tespitinin önem arz ettiği, eğer kişi gerçekten başka bankalardan daha farklı bir oranda kredi kullanma imkanına sahip iken bu hakkını kullanmıyorsu bu kişinin faiz oranını kabul ettiğinden bir zarardan bahsedilemeyeceği, bununla birlikte söz konusu davranış Medeni Kanun'un II. Maddesinde ifadesini bulan iyi niyet kuralına ve çelişkili davranma yasağına aykırılık teşkil ettiği belirtilerek davanın görev ve yetki yönünden reddine, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, esasa ilişkin cevaplar doğrultusunda davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesitalep edildiği anlaşılmıştır.  <br>Bursa 6. Tüketici Mahkemesi 19/12/2017 tarih .................. esas, ............... karar sayılı ilamı ile görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesine  gönderilmesine kararı verilmiştir.<br>   Dava, bankanın 21/08/2007-22/09/2011 tarihleri arasında kartel faizi uyguladığından bahisle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki kanun gereğince tazminat istemine ilişkindir.<br>Davanın 4054 sayılı yasa gereğince açılmış olduğu, davacının tacir değil gerçek kişi olduğu ve kullanılan kredilerin tüketici kredisi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.<br>   Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3. maddesine göre,tüketici,  ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi , tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileride dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan ,eser ,taşıma ,simsarlık, sigorta ,vekalet  , bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.6502 sayılı yasanın 73. maddesi bu Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez .Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.6502 sayılı yasanın 83/2. fıkrasında “Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması ,bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.”düzenlemesine yer verilmiştir, ilgili yasa maddesi ile görev konusunun tartışılmasının önüne geçilmiştir.Somut uyuşmazlık , taraflar arasındaki Kredi sözleşmelerinden kaynaklanmaktadır.Açıklanan yasal düzenlemer  kapsamında uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığından davaya bakmakta görevli mahkeme  tüketici mahkemesidir.6102 sayılı TTK nun 4. maddesinde, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, bu kanunda düzenlenen ve diğer yasalarda düzenlenmekle birlikte ticari dava olduğu belirtilen davaların ticari dava olduğu düzenlenmiş, aynı yasanın 5. maddesinde ise, ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler olarak, aksine bir hüküm bulunmadıkça , dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye ticaret Mahkemesi  olarak belirtilmiştir.  Yasal düzenlemeler kapsamında yukarıda açıklandığı üzere görevli mahkeme tüketici Mahkemesi olup ticaret Mahkemesi değildir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.HD 31/01/2018 tarihli, 2018/49  Esas 2018/138 karar sayılı ilamı)<br><br>Yukarıda açıklanan gerekçelerle mahkememizin görevsizliğine karar verilmiş,mahkemeler arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından kararın kesinleşmesi halinde görevli mahkemenin tayini için dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesine gönderilmesine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK 116-138 md. uyarınca dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE, görevli Mahkemenin BURSA 6. TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNA,<br>2-Mahkememiz kararı kesinleştiğinde, Mahkememiz ile Bursa 6. Tüketici mahkemesi  arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından, görevli Mahkemenin tayini için Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi'ne GÖNDERİLMESİNE, <br>3-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin yetkili mahkemede dikkate alınmasına,<br>4-Görevli mahkeme belirlendikten ve kararın tebliğinden sonra iki haftalık süre içinde tarafların müracaatı halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,<br>Davacı vekilinin yüzüne karşı  kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.02/07/2018<br><br><br>Katip <br>    ¸e-imzalıdır.      <br>Hakim¸e-imzalıdır.   <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"439718ee3adadd98","SID":"e5523e6202886ef5"}}