{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br> İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA N: 2021/606 Esas<br>KARAR NO: 2024/953<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 27/10/2020<br>NUMARASI: 2015/319 Esas, 2020/823 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/09/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında uzun süredir devam eden ticari ilişki mevcut olup davalı firmanın, müvekkili şirketin mağazalarındaki afişboard ve otopark raketi şeklindeki reklam alanlarına reklam alıp müvekkili şirket ile gelir paylaşımı yaptığını, müvekkili şirketin, ticari defterleri uyarınca davalı şirketten tahsil edemediği alacağının bulunduğunu, ödeme yapılması için keşide edilen ihtarnameye cevabında davalının, borcun bir kısmını kabul ettiğine dair beyanda bulunduğunu, alacağın tahsili için ... Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan takibe davalının borcun tamamı yönünden itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Yargılama devam ederken davacı şirket birleşme sebebiyle ... AŞ'ye devrolmuş olup ticaret sicil kaydı terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmıştır.<br>CEVAP: Davalı cevap dilekçesinde; davacı firma ile uzun zamandır sorunsuz olarak cari hesap şeklinde çalıştıklarını, davacı firmanın muhasebe sistemindeki karışıklık ve departmanlar arası iletişim sorunu ve mutabakat zorlukları nedeniyle talep edilen alacağın doğru olmadığını, bu nedenle borcun tamamına değil, belirtilen tutara itiraz ettiklerini, karışıklığın bir kısımının ileri tarihli verilecek hizmete istinaden kesilen ve bu nedenle iş yapıldıktan sonra tahsilatı yapılacak avans faturalardan; bir kısmının ise, yapılan bir iş olmadığı halde yanlışlıkla taraflarına kesilen faturaların geri tarihli iptal edilmesi veya mutabakata rağmen iptalin gerçekleşmemesinden kaynaklandığını, 2012 Eylül ayından itibaren yaptıkları ödemelerin dikkate alınmadığını, talep edilen, 01.09.2012 tarihli ... nolu 15.482,60 TL bedelli ve 30.12.2012 tarihli ... nolu 70.430,00TL bedelli faturaların kayıtlarında mevcut olmadığını, taraflarınca davacı firmaya kesilen 31.12.1012 tarihli 035395 nolu 140.420,00 TL bedelli faturanın davacı tarafından cari hesaba alacak olarak işlenmediğini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; davacının 25 faturadan davalının ... formlarında bildirdiği 23 fatura yönünden alacaklı kabul edildiği, davalının ... formunda bildirdiği 23 faturaya ilişkin,  iptal ve  mutabakat yapılmışsa bunu gösterir bir belge veya ödeme yapılarak borç sonlanmışsa ödeme yapıldığını gösterir kesin yazılı delillerle iddiasını ispatlayamadığı, davalının noter ihtarnamesinde sadece 78.513,00 TL borçlu olduğunu belirten yazısının neye, hangi mutabakata dayalı olduğunun, hangi faturalar nedeniyle mutabık kalındığının da somutlaştırılamadığı, davalı vekili 25/12/2019 tarihli dilekçesi ekinde, kendi ticari defterlerinde mükerrer faturaları işlediklerine dair  başlıksız tarihsiz bir sayfalık belge sunmuşsa da, davalının kendi defterine faturaya mükerrer kaydı işlemesinin faturanın mükerrer olduğuna dair mutabık kalındığını ispatlamaya yetmediği gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulüne, ... Esas esas sayılı takip dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 301.593,20 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin kısmın reddine, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar talep gibi yasal faiz uygulanmasına, asıl alacağın %20 si oranında  (60.318,64 TL tutarında) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece takip dayanağı ve alacağın sebebi  25 faturadan  23 fatura yönünden müvekkilinin alacaklı olduğunun kabul edildiğini, kabul edilmeyen 2 faturadan biri olan 16.992,00TL'lik fatura 13.08.2018 ve 29.11.2019 tarihli bilirkişi raporlarında müvekkili alacağı olarak kabul edildiğini ve bu faturaya yönelik davalının hiç bir nam altında itirazının da olmadığını, bu nedenle Mahkemenin ret gerekçesinin hukuki dayanağının mevcut olmadığını, kabul edilmeyen 1.614,24 TL bedelli diğer faturanın ise 5.000,00 TL’nin altında kalmasından kaynaklı olarak ..formuna konu edilmediğini, Mahkemenin yasal mevzuata rağmen ve davalı yan defterlerini sunmadığı için adeta davacıyı cezalandırarak bahsi geçen faturayı davacı alacağı olarak kabul etmemesinin hukuki dayanağının yasal olmadığını, davalı şirketin davacı sıfatıyla müvekkili şirkete karşı açtığı İstanbul  Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1135 Esas sayılı davasında eldeki davanın davalısının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde müvekkili şirkete 382.464,10 TL borçlu olduğunun tespit edilmesi sebebiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.   Davalı vekili istinaf dilekçesinde; 19/09/2017 tarihli bilirkişi raporunda açıkça belirtildiği üzere 31.12.2012 tarihli 140.420,00 TL bedelli iade faturası noter tasdikli teslimatlı olduğu halde davacının kayıtlarına alınmadığını, 01.09.2012 tarihli 985435 numaralı 59.000 TL tutarındaki faturanın ise müvekkili şirkete gönderilmediği gibi teslim edildiğine dair belge ve faturanın da davacı tarafından ibraz edilemediğini, dolayısıyla bu iki faturanın ödeme yükümlülüğünün müvekkili şirketin sorumluluğunda olmadığını, 23.10.2013 tarihli ... nolu 6.372,00 TL bedelli ... uygulaması açıklamalı ve 23.10.2013 tarihli ...nolu 5.664,00 TL bedelli ... Uygulaması açıklamalı faturaların mükerrer olduğunu, 24.06.2013 tarihli ... nolu 7.080,00 TL bedelli ...Kullanım faturasının ise alkollü içki reklamı yasağı nedeniyle uygulaması mümkün olmayan bir hizmetin karşılığı fiktif olarak kesildiğini, ayrıca iade edilmiş ancak kayıtlara geçmemiş yaklaşık 20.000,00 TL değerindeki fatura bedellerinin bilirkişi raporunda ve Mahkemece dikkate alınmadığını, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatının koşullarının oluşmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. ... AŞ'nin (devreden davacı), davalı şirket hakkında ... Esas sayılı dosyasında 320.199,44 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Davacının ticari defterlerinin incelenmesi için yazılan talimat üzerine Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesine bilirkişi tarafından sunulan 11/07/2016 tarihli raporda; davacının 2012-2013-2014 takvim yıllarına ait tutmak zorunda olduğu defterler incelendiğinde, şirketin özel hesap dönemine tabi olduğu (01 Mart - 28 Şubat), 2012 ve 2013 defterterinin yasal süresi içinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, 2014 yılının açılış tasdikinin görüldüğü, kapanış tasdiki bilgilerine ulaşılamadığı, yapılan inceleme neticesinde taraflar arasında 2010 yılında başlayan ve halen devam eden bir ticari ilişkinin bulunduğu, yapılan defter incelemesindeki muhasebe kayıtlarına göre davacının bu ticari ilişkiden dolayı icra takip tarihi itibarı ile 320.199,44 TL davalıdan alacaklı olduğu bildirilmiştir. Davacının ticari defterlerinin incelenmesi için yazılan talimat üzerine İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesine farklı bilirkişi tarafından sunulan 19/09/2017 tarihli raporda; davacı şirketin 2011-2012-2013-2014/Kasım ayına ait yasal defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, muhasebe kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, yevmiye defteri kayıtları ile kebir defterlerinin uyumlu olduğu, davacı tarafından 22/09/2010-03/05/2014 (icra takip tarihine kadar) KDV dahil 1.117.080,04 TL tutarında toplam 59 adet fatura düzenlendiği, davacı tarafından düzenlenen 494.290,20 TL tutarındaki 7 adet faturanın davacı tarafından iptal edilerek davalı şirketin cari hesabına alacak kaydı olarak işlendiği, davalı tarafından 07/12/2011-03/05/2014 tarihleri arasında banka aracılığı ile toplam 300.122,00 TL ödeme yapıldığı, davacı tarafından davalının cari hesabına 2.468,40 TL tutarında alacak kaydı işlendiği, davalının cari hesabının 03/05/2014 icra takibi tarihi itibariyle 320.199,44 TL tutarında borç bakiyesi verdiği, 01/09/2012 tarihli ... nolu 59.000,00 TL ve 30/12/2012 tarihli ... nolu 140.420,00 TL bedelli faturaların davalı sorumluluğunda olduğunun kabulü halinde davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 320.199,44 TL tutarında alacağı olduğu, söz konusu faturaların davalı sorumluluğunda olmadığının kabul edilmesi halinde davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 120.779,44 TL tutarında alacağı olduğu, 01/09/2012 tarihli ... nolu 59.000,00 TL bedelli faturanın davalının sorumluluğunda olduğu ve 30/12/2012 tarihli ... nolu 140.420,00 TL bedelli faturanın ise davalının sorumluluğunda olmadığının kabul edilmemesi halinde davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 179.779,44 TL tutarında alacağı olduğu bildirilmiştir.Yazılan talimat üzerine İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesine aynı bilirkişi tarafından sunulan 13/08/2018 tarihli 1. ek raporda; taraflara ait ...formlarına göre 2012-2013-2014 yılı faturalarının değerlendirilmesinde davacı tarafından davalı şirket adına 2012 yılında çeşitli tarihlerde KDV dahil 392.822,00 TL tutarında toplam 11 adet fatura düzenlendiği, işbu faturaların tamamının davalı şirket tarafından ilgili dönem BA Bildirim Formları ile beyan edildiği, işbu faturaların davalının kabulünde olduğu, davacı tarafından davalı şirket adına 2013 yılında çeşitli tarihlerde KDV dahil 254.452,84 TL tutarında toplam 34 adet fatura düzenlendiği, ancak BS Bildirim Formları ile 252.838,60 TL tutarında 33 adet faturanın bildirildiği, buna göre davacı şirket tarafından 2013 yılında düzenlenen fatura toplamının 252.838,60 TL olduğu, bu faturalardan 235.846,60 TL tutarındaki 32 adedinin BA bildirim formu ile beyan edilerek davalı şirketin kabulünde olduğu, 16.992,00 TL tutarındaki 23.08.2013 tarih ... nolu faturanın ise davalı şirket tarafından ....Bildirim formu ile beyan edilmediği, ancak davalı şirket vekilinin 12.10.2017 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde işbu faturanın davalının kabulünde olmadığı ile ilgili herhangi bir beyanda da bulunulmadığı, davalı şirket vekilinin 12.10.2017 havale tarihli dilekçesinde bahsi geçen ve mükerrer olduğu beyan edilen 23.10.2013 tarih ... nolu 6.372,00 TL, 23.10.2013 tarih ... nolu 5.664,00 TL ve 24.06.2013 tarih ... nolu 7.080,00 TL olmak üzere 19.116,00 TL tutarındaki toplam 3 adet faturanın, ilgili dönem ... Bildirim Formları ile beyan edilerek davalı şirketin kabulünde olduğu, buna göre davacı tarafından düzenlenen 26.12.2013 tarih ... nolu 1.614,24 TL tutarındaki fatura, taraflarca ilgili dönemin BA-BS formları ile beyan edilmediğinden yapılacak hesaplamalarda işbu fatura bedelinin davacı alacağı olarak kabul edilemeyeceği, davalının kabulünde olmayan 199.420,00 TL tutarındaki faturaların (01/09/2012 tarihli ... nolu 59.000,00 TL ve 30/12/2012 tarihli ... nolu 140.420,00 TL bedelli), davalı tarafından ilgili dönemin .... Bildirim Formları ile beyan edildiği, bu durumda yapılacak hesaplamalarda işbu fatura bedellerinin davacı alacağı olarak kabul edileceği, yapılan ek incelemelerde davalı şirketin iddialarını kanıtlar somut bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, davacı şirketin işbu icra takibine konu alacak bakiyesinin 24 adet faturaya istinaden 318.585,20 TL olabileceği, 30/12/2012 tarihli ... nolu 140.420,00 TL bedelli faturaların davalı sorumluluğunda olduğunun kabulü halinde davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 318/585,20 TL tutarında alacağı olduğu, söz konusu faturanın davalı sorumluluğunda olmadığının kabul edilmesi halinde davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 178.165,20 TL tutarında alacağı olduğu bildirilmiştir. Yazılan talimat üzerine İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesine aynı bilirkişi tarafından sunulan 29/11/2019 tarihli 2. ek raporda; davacı tarafından icra takibine konu edilen 320.199,44 TL tutarındaki cari hesap bakiyesinin 25 adet faturadan oluştuğu, işbu faturalardan 318.585,20 TL tutarındaki 24 adedinin ilgili dönemlerde davacının BS bildirim formu ile beyan edildiği, 26/12/2013 tarihli 936910 nolu 1.614,24 TL bedelli faturanın ilgili dönemde davacının .... formu ile beyan edilmediği, işbu faturalardan 301.593,20 TL tutarındaki 23 adedinin ilgili dönemlerde davalının ... bildirim formu ile beyan edildiği, 26/12/2013 tarihli 936910 nolu 1.614,24 TL ve 23/08/2013 tarihli ... nolu 16.992,00 TL bedelli faturaların ilgili dönemde davalının ....bildirim formu ile beyan edilmediği, ... bildirim formu ile beyan edilmeyen 16.992,00 TL bedelli faturaya karşı davalının önceki bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bu faturanın kabulünde olmadığı ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmadığından davacı şirket alacağı olarak kabul edilebileceği, BA bildirim formu ile beyan edilmeyen 1.614,24 TL bedelli faturanın davacı alacağı olarak kabul edilemeyeceği, bu durumda davacının 25 adet faturaya istinaden icra takibine konu ettiği 320.199,44 TL tutarındaki asıl alacağından 24 adet faturaya istinaden 318.585,20 TL tutarındaki kısmını talep edebileceği, davacının icra takibine konu ettiği 442.320,64 TL tutarındaki faturaya istinaden 03/05/2014 icra takip tarihinden önce 121.517,40 TL tutarında ödeme yaptığı, bu sebeple işbu faturalardan kaynaklanan 320.199,44 TL tutarındaki bakiye alacağın icra takibine konu edildiği, davalının cevabi ihtarnamesi ile kabulünde olan 78.513,00 TL borç bakiyesinin hangi faturadan kaynaklandığının tespit edilmesinin mümkün olmadığı bildirilmiştir. Somut olayda, dava konusu icra takibi cari hesaba dayalı olup bu husus davacı tarafın da kabulündedir. İcra takibinden önce davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen borcun ödenmesine ilişkin İzmir ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesine konu 25 adet faturadan kaynaklı bakiye 320.199,44 TL'nin ödenmesi talep edilmiş olup aynı tutar icra takibine konu edilmiştir. Davalı şirket söz konusu ihtarnameye cevabında borcunun 78.513,00 TL olduğunu kabul etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde 25 adet faturadan 23 adedi yönünden davacı taraf alacaklı kabul edilerek hüküm tesis edilmiştir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Bu nedenle bir üst paragrafta yapılan açıklamalar dikkate alındığında, eldeki dava bakımından taraflar arasındaki alacak borç tutarının tespitinde cari hesap ilişkisi kapsamında değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken Mahkemece ihtarnameye konu faturaların esas alınması ve buna göre karar verilmesi isabetli olmamıştır. İncelenen davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlara göre, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına icra takip tarihine kadar toplam 1.117.080,04 TL tutarında 59 adet fatura düzenlendiği,buna karşılık 8 adet faturanın davacı tarafından iptal edilerek karşılığı olan toplam 494.290,20 TL tutarın davalının cari hesabına alacak kaydı olarak işlendiği, davalı tarafından icra takip tarihine kadar banka aracılığı ile toplam 300.122,00 TL ödeme yapıldığı, sonuç olarak icra takip tarihi itibariyle davalı şirketin cari hesabının 320.199,44 TL borç bakiyesi verdiği ve bu miktar üzerinden dava konusu icra takibinin başlatıldığı anlaşılmıştır. \"...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre:Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü  tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil  olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır...\" (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı). Taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, Mahkemece davacıya ait ticari defterlerin incelenmesi neticesinde -talimat yoluyla- sunulan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Mahkemece, davalı vekilinin hazır olduğu celsede davalıya ait ticari defterlerin incelenmesi yönünde ara karar oluşturularak ihtarat da yapılmasına rağmen davalı vekilinin 17/01/2017 tarihli dilekçesi ile davacının, müvekkili şirkete ait defterlere dayanmadığını, bu nedenle müvekkili şirkete ait ticari defterleri, ibraz zorunluluğu olmadığından bahisle ibraz etmediklerini belirtmiştir. Gerçekten de davacı vekili davayı açarken sadece müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtlara dayanmıştır. Ancak bir üst paragrafta paylaşılan Yargıtay ilamı uyarınca, davacı taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise de karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. O halde davalı taraf, defterlerini inceleme gün ve saatinde sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ispatlandığından bu gerekçe ile davanın tamamı yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken Mahkemece hatalı gerekçe ve değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar ve belirtilen sebepler dikkate alındığında, davacı taraf istinaf başvurusunda haklıdır. Davalının ise, alacağın esası yönünden istinaf sebepleri yerinde olmadığı gibi borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla icra inkar tazminatına yönelik istinaf sebebi de yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise yukarıda belirtilen nedenlerle kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında farklı gerekçe ile ve davanın tam  kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/319 Esas, 2020/823 Karar ve 27/10/2020 tarihli kararının HMK'nun 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,3-a)Davanın KABULÜNE,... Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin 320.199,44 TL üzerinden DEVAMINA, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar talep gibi yasal faiz UYGULANMASINA, b)Asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 64.039,88 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE  d)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 21.872,82 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 5.468,21 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.404,61‬ TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, )Davacı tarafından yatırılan 27,70 TL başvurma harcı, 5.468,21 TL peşin harç ile 4.892,40 TL yargılama gideri toplamı olan 10.388,31‬ TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,f)Davalı tarafından karşılanan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,g)Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 50.029,92 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden -Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 5.150,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.722,4‬0 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,6-Davacı tarafından yatırılan 203,00 TL istinaf harçları ile 58,10 TL yargılama gideri toplamı olan 261,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,8-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.2 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.19/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"341dcbc8a6c33bb9","SID":"8125ea1aae8b25b0"}}