{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/718 - 2024/1193<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/718 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1193<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>KATİP\t\t: ...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 12/01/2023<br>NUMARASI\t: 2022/610 Esas - 2023/16 Karar<br><br>DAVACI \t: ...<br>VEKİLİ\t : Av. ...<br>DAVALI \t: TEKMOD OTOMOTİV METAL SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 03/08/2022<br>KARAR TARİHİ\t\t : 25/09/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t \t: 01/10/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tekmod Otomotiv Metal Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin  2022 yılı olağan genel kurul toplantısının  29.03.2022 ve 04/05/2022 tarihlerinde ... adresinde icra edildiğini, toplantıda itiraz ettikleri kararların gerek Şirket’in menfaatlerine gerekse pay sahibi olarak davacı müvekkili ...’ın haklı menfaatlerine kasıtlı olarak zarar verecek nitelikte olmaları nedeniyle bahse konu kararların iptali talebiyle işbu davanın ikamesinin zaruri hale geldiğini, müvekkilinin hali hazırda şirkette %42 pay sahibi olduğunu, müvekkili ve ... arasında  imzalanan 21.01.2021 tarihli ve “Ortaklık ve Mutabakat Protokolü” başlıklı sözleşme ile ...’ye bakiye borçların ödenmesi ile %8 (80 adet) daha pay devri yapılması ve müvekkilinin pay oranının %50’ye yükseltilmesine tekrar karar verildiğini, bu hususun 14.12.2021 tarihli “Tekmod Otomotiv Metal Sanayi ve Ticaret Anonim Şirket’i Olağanüstü Toplantı Tutanağı” başlıklı belgenin 7. maddesi ile de vurgulandığını, müvekkilinin kuruluşundan itibaren Şirket’te fiilen yönetim kurulu başkan vekili ve genel müdür sıfatıyla çalıştığını, 2021 yılı sonlarına gelindiğinde Şirket’in tüm borçlarını derhal ödeyecek kadar başarılı olmasına rağmen ...'nin banka borçlarının vadesinden önce kapatılmasını reddettiğini,  sonuçta 14.12.2021 tarihinde müvekkilinin iradesini fesada uğratmak ve tuzağa düşürmek suretiyle bir genel kurul toplantısı düzenlendiğini, kanuna ve dürüstlük ilkesine aykırı olarak, önceden planlanmış bir senaryo dâhilinde müvekkilinin yönetimden ve şirketten uzaklaştırılmasına yönelik kararlar alınması için fiili uygulamalar başlatıldığını; ...’nin genel kurulda sahip olduğu çoğunluk oyu sayesinde  yönetim kuruluna kendi talimatlarıyla hareket eden bir kişiyi yerleştirmek suretiyle tüm kararların kendi istediği yönde oluşmasını sağlamak maksadıyla şirkette ön muhasebeci olarak çalışan ...’u yönetim kurulu üyesi olarak seçtiğini, yönetim kurulu yapısında meydana getirilen bu değişiklikle; Kanuna, mevzuata ve dürüstlük ilkesine aykırı olarak alınan kötü niyetli kararlar ve fiili müvekkiline ağır ekonomik ve mobbing derecesinde psikolojik baskılar yapıldığını, sonuç olarak müvekkilinin bu baskılar karşısında 03.02.2022 tarihinde gerekçelerini de bildirmek suretiyle Şirket yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmek zorunda kaldığını, bu kapsamda açtıkları davanın  Mahkememizin 2022/184 E. Kayıtlı dosyasında derdest olduğunu,  halen Şirket çoğunluk pay sahibi ve Şirket yönetim kurulu başkanı olan ...'nin Şirket’i tek başına ve münferit imzası ile ahzu kabz yetkisi de dahil olmak üzere temsil ettiğini, mezkûr genel kurul toplantısında  kabul edilen finansal tablolar ve alınan kararların tamamının da şirkete ve  müvekkiline zarar vermeye yönelik, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde, şirket kaynaklarını kendisine ve 3. Kişilere aktarılmasını amaçlayan ve dürüstlük kuralına aykırı işlemler olduğunu, tarafı olduğu ve şirket hisselerinin müvekkiline devrini öngören sözleşmeye dayanarak şirketten tahsilat yapan ardından sözleşmeyi feshetmeye çalışan, şirketi kağıt üzerinde sürekli olarak kendisine borçlandıran ve bu borçlanmayı da sürekli artırarak şirket mali kaynaklarını kendisine aktaran, şirket kredi kartlarını şahsi harcamaları ve başka şirket veya şahıslar adına kayıtlı araçların yakıtları için kullanan  şirket finansal tablolarını gerçeğin hilafına düzenleten  ...’nin dava süresince de Şirket yönetim kurulunda karar alma gücünü ve Şirket’i temsil ve ilzam yetkisini tek başına kullanmasının müvekkilinin hali hazırda gördüğü zararının artmasına ve Şirketin de zarar görmesine yol açacağını, azınlık pay sahibi olan müvekkilinin haklarını korumak için  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince Şirket’e atanacak bir yönetim veya denetim ve onay kayyumu vasıtasıyla, Şirket yönetiminin faaliyetlerinin ana sözleşmeye ve ortaklar ile hak sahiplerinin hakkını korumaya dönük olup olmadığının denetlenmesi ve bu şekilde bir kontrol mekanizması kurulmak suretiyle Şirket yönetiminin, Şirketle ilgili her türlü karar ve tasarruf işlemlerinin geçerliliğinin dava süresince denetlenmesi gerektiğini beyanla; ihtiyati tedbir niteliğinde olmak üzere, dava süresince  davalı Tekmod Otomotiv Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne yönetim kayyımı atanmasını, mahkeme farklı kanaatte olursa denetim ve onay kayyımı atanmasını,16 Mayıs 2022 tarihli ve 10578 sayılı Ticaret Sicil gazetesinde ilan edilen toplantı tutanağının; a. 5. Maddesi ile kabul edilen yönetim kurulu faaliyet raporunun kabul edilmesi kararının iptaline karar verilmesini, b. 6. Maddesi ile yönetim kurulu üyesi ...'un ibra edilmesi ve müvekkil ...'ın ibra edilmemesi kararlarının iptaline karar verilmesini, c. 7. Maddesi ile alınan kar dağıtımı yapılmaması ve tüm geçmiş yıllar karlarının olağanüstü yedek akçe olarak tutulması kararının iptaline karar verilmesini, d. 8. Maddesi ile alınan bilanço ve kar/zarar hesaplarının kabul ve tasdik edilmesi kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davacının kendisine yeni bir şirket kurup müvekkili şirkete savaş ilan ettiğini, davacının kendisine yönelik komplo iddiasının gerçeği yansıtmadığı gibi davacının müvekkili şirketle aynı sektörde ve çok yakın bir yerde ... ve ... ile yeni bir şirket kurduğunu, müvekkili şirkete zarar verdiğini, davacının müvekkili şirkete savaş açarken kendisine bir mevzi hazırladığını ve müvekkilinin hisselerini satmaktan vazgeçtiği ...'ın yönetim kurulu başkanı ve bu kişinin babası ... ortak olduğu \"Heas Endüstri Kalıp A.Ş. sonradan unvan değişikliği ile \"Bertay Endüstri Kalıp AŞ firmasını 04 Şubat 2022 tarihinde kurduğunu, müvekkili şirketle aynı faaliyet alanında, birkaç yüz metre mesafede aynı bölgede ... adresinde faaliyete geçtiğini, davacının 4 Şubat 2022 tarihinde bu kişilerle şirket kurduğunu, fabrika kurduğuna ve müvekkili şirketin personelini ayartıp işten ayırıp yanına almaya, müvekkili şirketin iş yaptığı müşterilerini ayartmak için sürekli faaliyette bulunmaya başladığını, ... ile davacı arasındaki rehin sözleşmesinin incelenmesi gerektiğini, şirketin 2021 yılı bilançolarına bakıldığında davacının temelsiz beyanlarının ortaya çıkacağını, davacının hayali beyanlarla şirketin 2021 sonunda şirketin tüm borçlarını derhal ödeyecek kadar başarılı olduğunu savunduğunu, hâlbuki davacının da dilekçesinde ileri sürdüğü gibi tek kuruş koymadığı, şirketin ... ve sahip olduğu şirketi Şuz Makine A.Ş tarafından finanse edildiğinin bilançolardan anlaşılacağını, ...'nin borçlarını vadesinden önce kapatmaya ikna olmamış olmasının müvekkili şirketin iyiliğine olup davalının neden böyle akıl dışı bir öneride direttiğinin anlaşılamadığını, davacının müvekkili şirkete zarar verdiği için genel kurulda ibra edilmediğini, davacının kendisine tahsisli şirket aracı olan ... plakalı aracı km bakımlarını maille uyarılmasına rağmen zamanında yapmadığını ve araçta meydana gelen sorun sebebiyle şirketi zarar uğrattığını, keyfi şekilde şirket ödemelerini durdurduğunu ve şirketi bankalar nezdinde, piyasada zor durumda bıraktığını, dava konusu genel kurul kararının davacının haklı menfaatlerine kasıtlı olarak zarar vermesinin mümkün olmadığını, dava konusu yönetim kurulu faaliyet raporunun kabulüne ilişkin kararın yokluğunun tespitinin mümkün olmadığını, kar payı dağıtılmamasının şirketin mali bilançoları gereği alınmış bir karar olduğunu, genel kurul kararlarında geçerli olan etki kuralı gereği davacının taleplerinin reddi gerektiğini, davacının dilekçesindeki taleplerinin anonim şirketler alanında geçerli olan çoğunluk ilkesine aykırı olduğunu bu sebeple; tamamıyla haksız ve kötüniyetli dava ve taleplerin reddine; haksız ve kötüniyetli şekilde açılan dava sonucu müvekkili şirketin görebileceği zararların telafisi bakımından davacının uygun bir teminat göstermesine karar verilmesine; haksız ve kötüniyetli olarak açılan dava sebebiyle müvekkilinin uğrayabileceği zararlar için Mahkeme tarafından kadri marufan bir tazminatın takdir yetkisi kullanılarak belirlenmesini ve hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,<br>a) 04/05/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 5,7 ve 8 nolu Genel Kurul Kararlarının iptali talebinin, HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,<br>b) 04/05/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 6 nolu Genel Kurul Kararının iptali talebinin KABULÜ İLE, 6 nolu Genel Kurul Kararının yokluğunun tespitine, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...'un ibrasında diğer yönetim kurulu üyesinin oy kullanmasında hukuki sakınca olmadığından yerel mahkeme tarafından verilen \"6 Nolu Genel Kurul Kararının yokluğunun tespitine\" yönelik verilen kararın kaldırılması gerektiğini, ... sorumluğuna gidilebilmesi için genel kurulda karar alınması için müvekkilin oy kullanması dışında seçenek kalmadığını, davalı şirketin ortağının sorumlu davranışlarda bulunan ortağın ibra edilmemesi hakkında oy kullanması hukuka aykırı olmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin muhalefet şerhleri konusunda inceleme yaparken gündem madde numaraları ile tutanak madde numaraları arasındaki ilişkiyi gözden kaçırdığını, toplantı tutanağının iptalini talep ettiklerini numaralandırılmış bölümleri incelendiğinde de görülecektir ki bu bölümler iptalini talep ettikleri gündem maddeleri ile ilgili kararlar olduğu ve hangi gündem maddesine ilişkin oldukları da gündem madde numarasıyla birlikte açıkça yazılı olduğunu, muhalefet şerhlerinin de gündem madde numaraları esas alınarak yazıldığını, bu nedenle eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı kararın kaldırılması gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın sadece muhalefet ettiğini, fakat gerekçelerini yazdırmadığını, kar dağıtımı yapılmaması ve tüm geçmiş dönem karlarının yedek akçeye aktarılması kararının iptali taleplerinin yerinde olmadığının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, davacı yanın yönetim kurulu üyesi ...’un ibra edilmemesi ile ilgili bir gerekçesinin dahi olmadığını, davacı tarafın aleyhine bir durumun olmadığının tespit edildiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin gerekçesi usul ve yasaya uygun olup bu nedenle davalının istinaf talebinin reddi gerektiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/01/2023 tarih, 2022/610 Esas - 2023/16 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; şirket genel kurulunun iptali talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacının davalı şirkette %42 pay sahibi olduğu, 04.05.2022 tarihinde davalı şirketin ertelenmiş olağan genel kurulunun yapıldığı, anılan genel kurulun 5.maddesinde kabul edilen yönetim kurulu faaliyet raporunun, bizzat yönetim kurulunda olan ...’nin oylarıyla kabul edildiğini, faaliyet raporunun onaylanmasında anılan yönetim kurulu üyesinin menfaati olduğu, bu nedenle oylamaya katılmaması gerekirken katıldığı, bu nedenle anılan 5.maddesinin yokluğunu veya iptalini talep ettiği; toplantıda alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ve davacının ibra edilmemesine dair 6. Kararın yönetim kurulu üyesi<br>...’nin oylarıyla kabul edildiğini, bu kararın iptalini talep ettikleri; kar payı dağıtılmamasına ve dönem karı dahil tüm karların yedek akçe olarak ayrılmasına dair 7. Maddenin davacıya zarar verme kastıyla yapıldığını, bu nedenle iptalini talep ettiği, bilanço kar/zarar hesaplarının gerçeği yansıtmaması nedeniyle genel kurulun 8. Maddesinin de iptalini talep ederek eldeki davayı açtığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda 5,7 ve 8 nolu Genel Kurul Kararlarının iptali talebinin usulden reddine, 6 nolu genel kurul kararının yokluğunun tespitine, karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre butlan, yokluk veya iptal edilebilirlik olarak karşımıza çıkmaktadır.<br>Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, TTK’nın 447. maddesi ile açıkça düzenlenmiştir.  Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. <br>Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur.<br>Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, TTK’da düzenlenmemiştir. Yokluk yaptırımının kanunda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanunî şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dâhi meydana gelmiş değildir (...: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378).<br>Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik ise TTK’nın 445. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan madde gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez. <br>Görüldüğü üzere TTK’nın 445. maddesinde genel iptal sebepleri düzenlenmiştir. Dolayısıyla kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralına aykırılık nedenlerine dayalı olarak mahkemeden genel kurul kararlarının iptali talep edilebilir. Bu kapsamda kanuna aykırılık, butlan ve yokluk halleri dışındaki hükümlere aykırı olan genel kurul kararlarını ifade etmektedir. Zira iptal davası hukuken mevcut ve geçerli, ancak sakat doğmuş olan bir genel kurul kararına karşı açılabilir. Mutlak emredici hükümlere aykırılık halinde esasen ortada şeklen bir genel kurul kararı yoktur ve dolayısıyla bu karar hükümsüzdür. Hükümsüz sayılan bir genel kurul kararının da iptali değil, hükümsüzlüğünün tespiti söz konusu olur. Kanuna aykırılık, emredici hükümler haricinde yalnızca TTK hükümlerine veya anonim şirketi düzenleyen hükümlere değil yürürlükte bulunan ilgili tüm mevzuat hükümlerine ve yazılı olmayan hukuk kurallarına, özellikle -yasal istisnalar dışında- pay sahipleri arasındaki eşitlik ilkesini de içerir.<br>Öte yandan esas sözleşmeye aykırı kararlar yönünden de iptal davası açılabilmektedir. Buradaki aykırılık şirket esas sözleşmesinde yer alan herhangi bir hükme muhalefet halinde söz konusu olmaktadır. Örneğin kanunda öngörülen yeter sayıya uygun olarak bir genel kurul kararı alınmış olmasına rağmen bu kararın esas sözleşmede öngörülen ağırlaşmış müzakere nisabına aykırı bir şekilde alınmış olması halinde bu kararın iptali mahkemeden istenebilir. Ayrıca genel kurulda alınan kararlar, görünüşte kanun ve esas sözleşmeye uygun olmasına rağmen, çoğunluğun yetkilerini kötüye kullanarak azınlığın veya münferit pay sahiplerinin meşru çıkarlarını ihlal ediyorsa dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle bu genel kurul kararının iptali gerekir.<br>Anonim şirket genel kurul kararının iptali, 6102 sayılı TTK'nın 445 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılık halleri iptal sebebi (m. 445), pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran ve anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların da batıl olduğu (m. 447) hüküm altına alınmıştır.<br>6102 sayılı TTK'nın 446-(1)-a) maddesine göre, anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptalini isteyebilecek kişilerin, toplantıda hazır bulunup, karara olumsuz oy veren ve muhalefeti tutanağa geçirten kişiler olarak belirlendiği; aynı maddenin, diğer bentlerinde, dava açabilecek diğer kişilerin sayıldığı anlaşılmıştır. Toplantıya katılıp alınan karara olumsuz oy vermek ve buna ilişkin muhalefeti toplantı tutanağına yazdırmak, iptal davasının açılması için dava şartıdır (HGK'nın 20.09.1985 tarih ve 11-59/725 sayılı kararı; \"...eTK'nın 381. maddesi gereğince genel kurul kararının iptali için alınan kararda muhalif kalınması, toplantı tutanağına muhalif kalındığının yazdırılması ve altının imzalanması gerekir. Bu husus dava şartıdır. Davacının gündemde seçim maddesi olmadığı şeklindeki beyanı anılan maddede gösterilen şartları kapsamamaktadır...\" (İKİD 1987, S. 313, s. 4655-4656).<br>Somut olayda; <br>a-5,7 ve 8 nolu Genel Kurul Kararlarının iptali talebine ilişkin olarak; davacının istinaf talepleri yönünden; Az yukarıda da detaylı olarak açıklandığı üzere; 6102 sayılı TTK'nın 446-(1)-a) maddesine göre, anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptalini isteyebilecek kişilerin, toplantıda hazır bulunup, karara olumsuz oy veren ve muhalefeti tutanağa geçirten kişiler olarak belirlendiği; aynı maddenin, diğer bentlerinde, dava açabilecek diğer kişilerin sayıldığı anlaşılmıştır. Toplantıya katılıp alınan karara olumsuz oy vermek ve buna ilişkin muhalefeti toplantı tutanağına yazdırmak, iptal davasının açılması için dava şartıdır. <br>Genel kurul kararlarının yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446/1-a maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesi gerekir. Oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımaz. (Yargıtay 11. HD, 08.12.2015 tarih, 2014/18887; 2015/13122 E.K sayılı emsal ilamı) Eldeki olayda da, davacının 04.05.2022 tarihli ertelemeli olağan genel kurulda vekil aracılığıyla temsil edildiği, anılan kararların görüşmeleri sırasında davacının itirazlarını ileriye sürdüğü ve anılan kararlara karşı ret oyu kullandığı görülmüştür. Ancak; yapılan oylamadan sonra davacının herhangi bir muhalefetinin bulunmadığı, oylamadan sonra diğer maddelerin görüşülmesine geçildiği, oylamadan önce ileriye sürülen itirazların ise öneriye karşı çıkma niteliğinde olduğu da nazara alındığında anılan maddelerin iptali talebinin usulden reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararı isabetlidir.<br>b-6 nolu Genel Kurul Kararının yokluğunun tespitine ilişkin olarak; davalının istinaf talepleri yönünden; Genel kurulun anılan maddesi incelendiğinde; şirketin 2 ortağı olan davacı ve dava dışı ...’nin oylamaya katıldığı, ...’nin şirketin aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduğu, davacı ise 07.02.2022 tarihli istifasına kadar yönetim kurulu üyesi olduğu, ibrası oylanan faaliyet döneminin 2021 yılı olduğu, dolayısıyla her iki ortağın da yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı döneme ilişkin ibra oylaması olduğu görülmüştür. <br>TTK’nın 436/2. maddesi “Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.” hükmünü haizdir. Buna göre şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamazlar. Somut olayda, davaya konu genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin alınan 6 numaralı kararlarda anılan yasa hükmüne aykırı olarak yönetim kurulu üyelerinin kendileri dışında kalan yönetim kurulu üyelerinin ibrası için oy kullandığı, bu nedenle anılan kararların yoklukla malul olduğu anlaşılmaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/353 esas 2019/2685 karar sayılı ilamı) Bu nedenlerle davalının istinaf talepleri de yerinde görülmemiştir.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; tarafların istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Tarafların İSTİNAF BAŞVURULARININ AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,<br>2-Bakiye 247,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>3-Bakiye 247,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>4-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,  <br>5-İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların, istinaf eden taraflar üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf edenler tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>8-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/09/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ....<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>....<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır. <br>...<br>Katip...<br>¸e-imzalıdır. <br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fb850c564148f510","SID":"303f8fdbf3e3d758"}}