{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/509 Esas<br>KARAR NO: 2024/966<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2018/770 <br>KARAR NO: 2020/604<br>KARAR TARİHİ: 18/11/2020<br>DAVA: İtirazın iptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/09/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  müvekkili şirketin özel okul sahibi olduğunu, taraflar arasında imzalanan 02/02/2018 tarihli Servis Sözleşmesi ile davalı şirketin 2017-2018 öğretim yılının ikinci döneminde servis taşımacılığı işini yapmayı üstlendiğini, davalının öğrenci velilerinden ilgili dönem servis ücretlerini peşinen almış olmasına rağmen gerçeğe aykırı şekilde zarar ettiğini ve iflas durumunda olduğunu öne sürerek 01/04/2018 tarihi itibariyle servis hizmetini durdurduğunu, bunun üzerine öğrenci ve velilerinin mağdur olmaması için davalının alt taşımacısı olan şirket ile 03/04/2018 tarihli sözleşme imzalandığını ve dava dışı şirkete eğitim dönemi sonuna kadar toplam 90.117,90 TL ödeme yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.1 maddesi uyarınca davalı şirketin sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle taşıma işini başka bir firmaya yaptırmalarından doğan zarardan davalı şirketin sorumlu olduğunu, bu nedenle 90.117,90 TL'nin tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevabında; takipte ve davada yetkili icra dairesi ve mahkemenin müvekkilinin yerleşim yeri icra dairesi ve mahkemesi olan İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri ve Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin davacıdan değil, velilerden para aldığı iddia edildiğine göre davanın veliler tarafından açılması ve davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının sözleşmenin 41. maddesine dayanarak alacak talep etmesinin mümkün olmadığını, yeni firma ile yapılmış sözleşmede herhangi bir ücret tarifesinin yer almadığını, yeni firma tarafından düzenlenmiş bir faturanın bulunmadığını, davacının dava dışı firmaya yapılan EFT dekontları dışında herhangi bir dayanak göstermediğini, sunulan dekonttaki ödemelerin neye istinaden yapıldığının belli olmadığını, davanın velilere ihbarı gerektiğini savunarak davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine, davacı aleyhine % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece;  davalının sözleşme ile davacıya ait okulun öğrencilerinin 2018 yılı Şubat, Mart, Nisan, Mayıs tam, Haziran yarım ay olarak taşınması işini üstlendiği, tanık beyanları ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davalı şirketin Şubat ve Mart aylarında taşıma işini gerçekleştirdiği, taşıma işinin geçerli bir sebebe dayanmadan Nisan ayı itibariyle yerine getirilmediği, davalının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle davacının dava dışı şirket ile 03/04/2018 tarihinde servis sözleşmesi akdetmek durumunda kaldığı ve dava dışı şirkete 90.117,90 TL ödeme yaptığı, ancak  bilirkişi raporunda davalı şirketin öğrenci velilerinden sözleşme kapsamında henüz tahsil etmediği 24.174,71 TL tutar bulunduğunun hesaplandığı, veliler tarafından henüz ödenmeyen 24.174,71 TL'ye ilişkin davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği, oluşan zarara yönelik 90.117,90 TL'den 24.174,71 TL'nın düşülmesi sonucu davacı şirketin davalı şirketten 65.943,19 TL talep edebileceği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile  takibin 65.943,19 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren talep gibi yasal faiz yürütülmesi suretiyle  kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin yerinde görülmeyen istemin reddine, 13.188,64 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalının işi bırakması nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararı davalıdan talep edebilmesi için, davalının velilerden tüm ödemelerini alma şartı bulunmadığını, davalının tek taraflı beyanı ile bazı velilerden alacağı olduğu iddiası kabul edilerek bu miktarın tespit edilen zarardan düşülmesinin hukuki dayanağı bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava, taşıma işinin ifa edilmemesi nedeniyle doğan zararın tazmini için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacının 90.117,90 TL alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, davalının yasal süresinde icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, davalının takibe itirazının iptali ve takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir. 1-Taraflar arasındaki sözleşmenin 52. maddesinde uyuşmazlık halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili kılındığından, davacının İstanbul İcra Dairesinde takip başlatmasında usule aykırılık bulunmamaktadır. Buna göre yetkili icra dairesinde takip yapılması nedeniyle mahkemece itirazın iptali davasının esastan incelenmesi yerindedir. 2- Davalının taşıma işini ifa etmemesi nedeniyle, davacının taşıma işini dava dışı yeni firmaya yaptırdığı ve bu firmaya 90.117,90 TL ödediği istinaf konusu olmayıp, istinaf edilen uyuşmazlık, henüz velilerden tahsil edilmemiş servis ücreti olup olmadığı ve varsa bu miktarın dava dışı firmaya ödenen tutardan mahsup edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesinde alınan mali müşavir bilirkişi raporunda; taraflar arasındaki servis sözleşmesinin davalı tarafından devam ettirilmemesi sebebiyle davacı okul yönetiminin yeniden sözleşme yapmak zorunda kaldığı, davalının işi yarım bırakmasından dolayı yeniden yapılan sözleşme kapsamında ödenen 90.117,90 TL tutarın talep edildiği, davalı şirketin vermiş olduğu servis hizmeti sebebiyle Şubat, Mart, Nisan, Mayıs tam, Haziran yarım ay olarak velilerden 4 taksit halinde taşıma ücretlerini tahsil ettiği, davalının tahsil ettiği ücretler toplamının 50.000 TL olduğu,  Nisan ayının bir kısım taksitinin tahsil edildiği, bazı velilerden ise servis ücretlerinin tamamının tahsil edildiği, davalının Şubat ve Mart ayında taşıma hizmetini yerine getirdiği, taşıma hizmetinin Nisan ayından itibaren yerine getirilmediği, davacının davalı şirketin alt taşeronu Aktif firması ile 03.04.2018 tarihli sözleşme akdedildiği, ... firmasının davalı şirketten olan alacakları ile kalan dönem bedeli için davacı tarafından toplam 90.117,90 TL ödeme yapıldığı, ancak velilerden henüz tahsil edilmemiş Nisan ve Mayıs ayları için toplam 24.174,71 TL tutar bulunup, ödemesini yapmayan velilerden bu miktarın tahsilinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 41. maddesinde, davalının sözleşme hükümlerine uymaması halinde, davacının taşımayı derhal başka bir taşımacıya yaptırması ve bu yüzden meydana gelecek masraflar ile zarar ve ziyanı davalı taşımacıdan tahsil etmesi konusunda davacıya yetki tanınmıştır. Davalının Nisan ayından itibaren taşıma işine yerine getirmediği ve davacının taşıma işi için dava dışı firma ile anlaşarak bu firmaya 90.117,90 TL ödediği anlaşılmaktadır. Ancak velilerden henüz tahsil edilmemiş Nisan ve Mayıs ayları için toplam 24.174,71 TL servis ücreti, davalının taşıma işini bırakmasından sonraki döneme dair servis ücreti olup, bu miktarın velilerden tahsili mümkün olduğundan,  davacının bu miktar yönünden de davanın kabulü gerektiğine dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşagıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1- İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2018/770 Esas,  2020/604 Karar Sayılı ve 18/11/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan  davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince istinaf başvurusunun  esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun  362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.19.09.2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dc2e5fb6367acfe5","SID":"e63f673e225edf0d"}}