{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/683 <br>KARAR NO: 2024/1393<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/02/2021<br>NUMARASI: 2018/552 Esas -  2021/100 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edenine ait ... plaka sayılı motosiklet ile emniyet şeridi olmayan bir kavşakta hatalı park halinde bulunan ve davalı ...'a ait olan ... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde meydana gelen 08/06/2017 günlü trafik kazasında müvekkilinin ağır biçimde yaralandığını, aracının da hasarlandığını, eldeki dava açılmadan önce davalı güvence hesabına başvuruda bulunulmuş ise de, bu talebin; kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın ... Sigorta A.Ş nezdinde sigortalı olduğuna dayanılarak reddedildiğini, oysa söz konusu aracın kaza tarihinde ZMM Sigortasının bulunmadığını, sigortanın kazadan sonra 12/06/2017  tarihinde yaptırıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, uğramış olduğu tüm bedensel zararlara ve araç hasarından kaynaklanan zararlara ilişkin olmak üzere 1.000,00-TL maddi tazminatın tüm davalılardan; 50.000,00-TL manevi tazminatın da davalı araç maliki ...'tan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında ... plaka sayılı aracın, ... Sigorta nezdinde 02/05/2017-02/05/2018 tarihleri arasını kapsar biçimde dava dışı ... yararına ZMM sigortalı olduğu, aracın 26/05/2017 tarihinde ...'a satılması nedeniyle de söz konusu bu poliçenin 10/06/2017 tarihinde iptal edildiğinin anlaşılması üzerine, 21/09/2020 günlü duruşma oturumunun 2 nolu ara kararı uyarınca mahkemece davalı güvence hesabının davalı olmaktan çıkartılarak yerine ... Sigorta A.Ş'nin davalı olarak kaydedilmesine karar verildiği, müteakip ... Sigorta A.Ş'nin de ünvan değiştirerek ... Sigorta A.Ş adı altında birleştiği, bu durumda 6100 sayılı HMK'nın 124/4 maddesi hükmüne göre davalı ... Sigorta'nın da davalı olmaktan çıkartılarak yerine davalı olarak ... Sigorta A.Ş'nin eklenmesine 22/09/2020 günlü ara kararla; karar verildiği görülmüştür.Davalı taraf, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; talep konusu kazanın oluşumunda davalı ...'un herhangi bir kusurunun bulunmadığı, tüm kusurun davacıya ait olduğunun ATK raporuyla belirlendiği, bu durumda davacının maddi ve manevi tazminat talep hakkı olmadığı şeklindeki özet gerekçeyle; a-6100 sayılı HMK madde 124/4'e göre güvence hesabının yaptığı yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan alınarak güvence hesabına verilmesine, b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı olmaktan çıkarılan güvence hesabı'na verilmesine, c-Davacının 1.000,00-TL tutarlı davalılar ... Sigorta A.Ş ve ...'a karşı açmış olduğu gelir kaybı, bedensel zarar, tedavi gideri ve araç hasar bedeli talepli maddi tazminat davasının reddine, d-Davacının 50.000,00-TL bedelli davalı ...'a karşı açmış olduğu manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri; yargılama sırasında temin edilen 16/12/2019 günlü bilirkişi raporunda, kazanın oluşumunda vekil edeninin % 80 oranında, davalı ...'un ise % 20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği halde, haksız ve yersiz ATK raporuna itibar edilerek ve söz konusu bu iki rapor arasındaki çelişki giderilmeden tüm kusur vekil edenine ait imiş gibi bir değerlendirme sonucunda davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu; kabule göre de reddedilen maddi tazminat davası bakımından hem taraf olmaktan çıkarılan güvence hesabı yararına hem de diger davalılar yararına ayrı ayrı 1.000,00-TL vekalet ücreti takdir edilmiş olmasının da doğru bulunmadığına yöneliktir. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara ve araç hasarına dayanılarak açılmış maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. (1)Yargılama sırasında kusur bilirkişisi ... tarafından düzenlendiği anlaşılan 16/02/2019 günlü raporda, kazanın meydana gelmesinde davacının % 80 oranında, ... plaka sayılı karşı araç sürücüsünün ise % 20 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş açıklandığı, Söz konusu bu rapora vaki taraf itirazları üzerine, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nce düzenlendiği anlaşılan raporda; önceki bilirkişi raporu, kaza tespit tutanağı, çarpma noktası, kazanın meydana geldiği yer ve zaman, kazaya karışan araç sürücülerinin Cumhuriyet Savcılığı soruşturması sırasında alınan beyanları da değerlendirilerek; davalı tarafa ait aracın emniyet şeridi üzerinde terk edilmiş olmasının, olayın oluş şekli ve olayın meydana geldiği vakit dikkate alındığında kusura bir etkisi olmadığı, trafik kazasının oluşumunda davalı ...'a atfı kabil bir kusurun bulunmadığı, kazanın oluşumunda davacı araç sürücüsünün %100 oranında tam kusurlu olduğu yönünde gerekçeleri açıklanmak suretiyle görüş bildirildiği, görülmüştür. Her ne kadar istinaf eden vekili tarafından, kusur tespitine ilişkin raporların çelişkili olduğu, bu çelişki giderilmeden esas hakkında karar verilmesinin hatalı olduğu istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamındaki beyanlar, kaza sırasındaki davala tarafa ait aracın konumu, çarpma noktası, kazanın meydana geldiği zaman dilimi ve yol durumu birlikte değerlendirildiğinde, davalı taraf araç sürücüsüne atfedilecek bir kusur bulunmadığı, dolayısıyla oluşa ve dosya kapsamına uygun, olaydan sonra kolluk kuvvetlerince düzenlenen kaza tespit tutanağı ve Cumhuriyet Savcılığı'nca yapılan soruşturma kapsamında temin edilen 09/03/2018 günlü bilirkişi raporuyla da örtüşen ATK raporunun hükme esas alınması suretiyle sonuca varılmış olmasında herhangi bir yanılgı bulunmadığı, oluşa ve dosya kapsamına uygun bulunmayan 16/02/2019 tarihli raporla, ATK raporu arasında bu suretle bir çelişkiden bahsedilemeyeceği, tespit edilmiştir. Bu durumda; davacı vekilinin kusur belirlenmesinin hatalı olduğuna ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. (2)Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf itirazlarına gelince; HMK madde 326 gereği “Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.” Yargılama giderlerinden sorumluluk için önemli olan davadaki haklılık/haksızlık durumudur. HMK madde 327’de istisnai olarak tarafların dürüstlük kuralına aykırı davranışları sebebiyle davada haklılığına karar verilmiş taraf aleyhine yargılama giderine hükmedilebileceği hüküm altına alınmışsa da kanun tarafların haklılıkları konusunda iyi niyetli olmalarına (davada haksız olduklarını bilmemeleri ve/veya bilebilecek durumda olmamalarına) herhangi bir hukuki sonuç bağlamamıştır. İradi taraf değişikliğine ilişkin HMK madde 124’te bir davada taraf değişikliğinin ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün olduğu hüküm altına alınmış, bununla birlikte maddenin 3. fıkrasında maddi hataya dayanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği, 4. fıkrasında ise “Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükme[deceği]”  düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan düzenleme karşısında davacının tarafı yanlış göstermede dürüstlük kuralına aykırı davranmadığı, tarafın yanlış gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı hâllerde dahi aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmedileceği açıktır. Açıklamalar kapsamında önemle belirtilmelidir ki, HMK'nın 124.maddesi kapsamındaki taraf değişikliği \"tarafta iradi değişiklik\" olup, madde başlığı ve içeriğinden açıkça anlaşılacağı üzere, mecburi dava arkadaşlığının olduğu durumlar ve yasadan kaynaklanan istisnai haller hariç olmak üzere, davacı tarafın talebi olmadan tarafta iradi değişikliğin mahkemece resen yapılmasına yasal olanak bulunmamaktadır. Dosyada yapılan incelemede, davacı vekili tarafından dava açan dilekçede husumetin davalı ... ve ...'na yöneltilmesi ile davanın açıldığı, yargılama sırasında ... plaka sayılı aracın, ... Sigorta nezdinde 02/05/2017-02/05/2018 tarihleri arasını kapsar biçimde dava dışı ... yararına ZMM sigortalı olduğu, aracın 26/05/2017 tarihinde ...'a satılması nedeniyle de söz konusu bu poliçenin 10/06/2017 tarihinde iptal edildiğinin anlaşılması üzerine, 21/09/2020 günlü duruşma oturumunun 2 nolu ara kararı uyarınca mahkemece davalı ...'nın davalı olmaktan çıkartılarak yerine ... Sigorta A.Ş'nin davalı olarak kaydedilmesine karar verildiği, müteakip ... Sigorta A.Ş'nin de ünvan değiştirerek ... Sigorta A.Ş adı altında birleştiği, bu durumda 6100 sayılı HMK'nın 124/4 maddesi hükmüne göre davalı ... Sigorta'nın da davalı olmaktan çıkartılarak yerine davalı olarak ... Sigorta A.Ş'nin eklenmesine 22/09/2020 günlü ara kararla; karar verildiği görülmüştür. Az yukarıda açıklanan HMK'nın 124.maddesi gereğince davalı ...'nın davalı olmaktan çıkarılarak, ... Sigorta AŞ'nin davaya davalı olarak dahil edilmesi işlemleri hatalı olup, yasanın açık hükmüne aykırılık nedeniyle esasen yok hükmündedir. Hal böyle olunca da; mahkemece davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı sürücü ... aleyhine açılan davanın ise; adı geçenin kazanın oluşumunda kusurunun bulunmaması nedeniyle esastan reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletinde bu doğrultuda hüküm altına alınmasına ve esasen yok hükmünde olan ... Sigorta AŞ'nin davalı olarak davaya dahil edilmesi kararı gereğince adı geçen yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi suretiyle karar verilmesi gerekirken, istinaf incelemesine konu kararın verilmesi, gerekçesi ve hüküm bölümü itibariyle hatalı olmuştur. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile istinaf başvurusuna konu kararın HMK'nın 353/1-b/2.maddesi hükmü gereğince kaldırılması, davalı ... Aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddi, davalı ... aleyhine açılan davanın, adı geçenin kazanın oluşumunda kusurunun bulunmaması nedeniyle esastan reddi, ... Sigorta AŞ'nin davaya taraf olarak eklenmesi, az yukarıda açıklandığı üzere yasa hükmüne açıkça aykırı olduğundan ve adı geçenin davaya davalı olarak eklenmesi davacı tarafın talebine bağlı olmayıp mahkemenin resen yaptığı bir işlem olduğundan, bu suretle davacıya atfedilecek kusur bulunmadığından, adı geçen yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi suretiyle esas hakkında yeniden karar verilmesi gerekmiştir. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/02/2021 tarih ve 2018/552 Esas 2021/100 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, a/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine, b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, c/İstinaf aşamasında ki diğer giderlerin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 2/İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/02/2021 tarih ve 2018/552 Esas - 2021/100 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü uyarınca kaldırılmasına, a/Davalı ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, b/Davalı ... aleyhine açılan davanın esastan reddine, c/İlk derece mahkemesinin resen yaptığı işlem ile davaya dahil edilmesine karar verilen ... Sigorta AŞ yönünden her hangi bir karar verilmesine yer olmadığına, d/Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 427,60-TL maktu karar harcının peşin alınan 870,96-TL harçtan mahsubu ile artan 443,36-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, e/Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak güvence hesabı'na verilmesine, (hakkındaki dava reddedilen diğer davalı ile red sebebi farklı olduğundan) f/Reddedilen maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,  (hakkındaki dava reddedilen diğer davalı ile red sebebi farklı olduğundan) g/Reddedilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 7.300,00-TL vekalet ücretinin (usuli kazanılmış haklar gözetilerek) davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, h/Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 3/Kullanılmayan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,  Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.19/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bb05aa8000f6313a","SID":"7897d2128773abaf"}}