{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/751 <br>KARAR NO: 2024/1395<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/10/2020<br>NUMARASI: 2018/642 Esas -  2020/515 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'nun, diğer davalı ... şirketinden kiralama yoluyla edindiği ve fiili kullanımındaki ... plaka sayılı araçla, vekil edeni ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca arkadan çarpması neticesinde meydana gelen 28/02/2014 günlü trafik kazasında müvekkili ...'in yaralandığını ve yüzünde sabit iz kaldığını, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın ZMM sigortacısı olan davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulmasına rağmen herhangi bir sonuç alınamadığını beyanla, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak) 1.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden işletilecek faiziyle birlikte tüm davalılardan; ayrıca vekil edeni ... için 25.000,00-TL, davacı eş ve  çocuklar için de ayrı ayrı 5.000,00-TL olmak üzere toplam 40.000,00-TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi dışında kalan diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket adına kayıtlı bulunan ... plakalı aracın ekli sözleşme ile 13.09.2013- 13.09.2016 tarih aralığını kapsamak üzere 36 ay süre ile ...'na uzun süreli kiralandığını, davaya konu edilen trafik kazasının anılan kiralama döneminde ve aracın anılan şahsın fiili kullanımında iken gerçekleştiğini, meydana gelen kaza neticesinden müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, ayrıca davanın zamanaşımına uğradığını, davayı ve talepleri kabul anlamına gelmemekle birlikte, henüz maddi tazminat miktarına kesinlik kazandırılmadığı, zarar kapsamı tespit olunamadığı, zararın doğmasında sorumlu olanlar ve derecelerinin belirlenmediği ve manevi tazminatın hangi ölçüler içerisinde belirleneceğinin açıklık kazanmadığını beyan ederek  davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Diğer davalılar da cevaplarında özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Davalı ... Tic. ve San. Ltd. Şti'ne karşı kazaya karışan ... plakalı aracın kayıt maliki olarak dava açılmışsa da adı geçen davalı vekilince, davalı şirket adına kayıtlı aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile kiraya verilmiş olduğu beyan edildiğinden öncelikle husumet itirazının değerlendirilmesi gerektiği; adı geçen davalı tarafından sunulan ve  diğer davalı ... ile 13/09/2013-13/09/2016 tarihlerini kapsar şekilde 36 ay süreli olarak düzenlenen 13/09/2013 tarihli kira sözleşmesi ile  kira sözleşmesine ilişkin damga vergisi beyannamesi, davalı ...'nun getirtilen vergi ve SGK kayıtları kapsamında kazaya karışan aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile kiraya verilmiş olduğunun anlaşıldığı, dolayısı ile davalı ... Tic. ve San. Ltd. Şti'nin kaza tarihinde KTK 3. maddesinde yapılan tanım kapsamında işleten sıfatının bulunmadığından bu davalıya yönelik davanın reddi gerektiği; bundan ayrı davacının maddi tazminata ilişkin talepleri bakımından yargılama sırasında davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme karşılığında sulh olunduğu, bu durumda maddi tazminata ilişkin dava bakımından karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği; davacıların manevi tazminata ilişkin taleplerine gelince de kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacı ...'in yaralanmasının niteliği, maluliyete uğramış oluşu dikkate alındığında davacıların manevi tazminata ilişkin taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmesinin somut olayın özelliklerine uygun olacağı şeklindeki özet gerekçeyle; -Davalı ... Tic. ve San. Ltd. Şti aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, -Maddi tazminat talebi bakımından; davacı ile davalı ... Sigorta A.Ş arasında sulh sağlandığından ve diğer davalı yönünden de dava bu şekilde konusuz kaldığından davanın esası hakkında bir KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, -Manevi tazminat talebi bakımından davanın KISMEN KABULÜ ile, davacı ... için 7.500,00 TL, davacı ... için 3.000,00 TL, davacı Zilan Karakuş için 2.000,00 TL ve davacı ... için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 14.500,00 TL  manevi tazminatın davalı ...'ndan alınarak belirtilen miktarlarda asaleten ve velayeten adı geçen davacılara VERİLMESİNE, bu yöndeki fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, karar verilmiş ve bu karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacılar  vekilinin istinaf nedenleri; hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının son derece yetersiz olduğu, ayrıca dava dilekçesinde faiz talep edilmediği gerekçesiyle hüküm altına alınan manevi tazminatlar bakımından faiz uygulanmamış olmasının isabetsiz bulunduğu ve davalı araç maliki hakkındaki davanın yazılı  gerekçeyle usulden reddedilmesinin somut olayın özelliklerine uygun olmadığına ilişkindir.Karara karşı davalı ... vekili tarafından ise; 08/10/2020 günlü dilekçe ile, süre tutum talebinde bulunarak gerekçeli istinaf başvuru dilekçesini kararın tebliğini müteakip sunacağını belirtmiş, ancak istinaf başvuru sebeplerini gösterir başka bir dilekçe sunmuş değildir.1-HMK'nın 342/1-e maddesine göre istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru sebepleri ve gerekçesinin bulunması zorunludur. Davalı ... vekili tarafından 08/10/2020 tarihli dilekçe ile ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulup, istinaf gerekçelerinin müteakip bildirileceği beyan edilmiş ise de, Uyap'tan ve dosyanın fiziken incelemesinden istinaf sebep ve gerekçelerini belirtir herhangi bir dilekçe verilmediği ve gerekçeli kararın davalı ... vekiline 19/01/2021 tarihinde tebliğ edildiği tespit olunmuştur. Bu durumda; HMK'nın 352/1-d ve HMK'nın 353/1-b/1.maddesi gereğince davalı ... vekili tarafından yapılan  istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Davacılar vekilinin istinaf itirazlarına gelince; Görülmekte olan dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkin olup, davacıların istinaf dilekçesindeki açıklamalarına göre ilk derece mahkemesince verilen kararın maddi tazminata ilişkin hüküm bölümüne yönelik istinaf talebinde bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca istinaf incelemesinin sadece manevi tazminata ilişkin hüküm bölümü ile davalı araç maliki şirketin sorumluluğu yoluna  gidilebilir olup olmadığına ilişkin olarak yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. a-İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi  kendisine  ait  olmak  üzere  işlettiği  ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir  teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahibinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de; bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devredilmesi halinde, artık üzerinde fiili hakimiyetin kalmadığı ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının da kalktığı durumlarda o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Yerleşmiş yargısal uygulamalara göre işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; davalı araç maliki şirket kazaya sebebiyet veren aracın uzun süreli kiralama sözleşmesi ile davalı ...'na kiralandığını ve kazanın da kiralama dönemi içerisinde gerçekleştiğini ileri sürerek kiralama sözleşmesini ve diğer yan belgeleri ibraz etmiştir. Dava açan dilekçedeki açıklamalara göre de esasen taraflar arasında ... plaka sayılı aracın, araç maliki şirket tarafından araç sürücüsü ...'na kiralandığı ve kazanın da kiracının kullanımı sırasında meydana geldiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.  Yani davacı taraf aracın, araç sürücüsü tarafından kiralanmış bir araç olduğunu açıkça kabul etmektedir. Bu durumda mahkemece konuya ilişkin olarak varılan sonuç ve değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığına göre davacılar vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. b-Bilindiği üzere HMK'nın 26.madde hükmü uyarınca hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu kapsamda dava açan dilekçe incelendiğinde; dilekçenin hiçbir yerinde talep edilen manevi tazminatlara faiz uygulanmasının istenilmediği, faizin sadece maddi tazminata ilişkin talebe ilişkin olarak istenildiği görülmüştür. Her ne kadar faize ilişkin dava dilekçesindeki bu eksikliğin yargılama sırasında ıslah müessesiyle giderilmesi mümkün ise de, davacı tarafın herhangi bir ıslah talebi bulunmadığı gibi konuya ilişkin açıklayıcı bir beyanı olmadığı sabittir. Hal böyle olunca mahkemece manevi tazminat talebine ilişkin olarak faize hükmedilmemiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir durum mevcut olmadığından, faize ilişkin istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılmıştır. c-Ne var ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. TBK’nun 56/2. maddesinde, ağır bedensel zarara uğrayan kişinin yakınlarının uğradıkları zararlar düzenlenmiştir. Bu gibi kimselerin, yakınlarına duygusal bağları açısından, bir yakının bedensel bütünlüğünün ihlalinde, doğrudan doğruya kendi kişilik hakkı açısından saldırıya uğradığı ve bu nedenle manevi tazminat isteyebileceği kabul edilmiştir. Bir kimsenin cismani zarara maruz kalması durumunda onun (ana, baba, eşler, kardeş, nişanlı gibi) yakınlarından birinin aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhi ve asabi sağlık bütünlüğü ağır bir şekilde haleldar olmuşsa, onlar da manevi tazminat talep edebilirler. Çünkü bu durumda onların zararları ile haksız eylem arasında illiyet bağı vardır ve zararlarının niteliği itibariyle onların da ihlal edilen normun (56. maddenin) koruma alanı içinde bulunduklarının ve hukuka aykırılık bağının gerçekleştiğinin ve manevi tazminat talep edebileceklerinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca; kazanın meydana geldiği tarih (-28/02/2014), olayın oluş şekli, kusur durumu (-kazanın oluşumunda davalı sürücünün %75 oranında, davacı ...'un ise %25 oranında kusuru oluşu-), davacı ...'in yaralanmasının niteliği (-davacı kaza neticesinde bacağında kırık oluşacak ve 4 ayda iyileşebilecek şekilde yaralanarak %4,3 oranında maluliyete uğramış ve aynı zamanda baş bölgesinde gerçekleşen yaralanmalar da skar oluşturmuştur), böyle bir kazanın ve sonuçlarının  davacıların kalan yaşamındaki yaratacağı etki, kaza tarihindeki paranın alım gücü, talep edilen tazminat miktarları, taraflar dosyaya yansıyan sosyo-ekonomik durumları ve manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması ancak tatmin duygusuna ulaşılacak kadar olması gereği ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde; mahkemece davacılar yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının somut olayın özelliklerine göre az olduğu, daha yüksek miktarda  manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ancak manevi tazminatın miktarına ilişkin davacı taraf aleyhine yapılan hatalı değerlendirmenin giderilmesi yeniden yargılama yapılması gerektirmediğinden, davacılar vekilinin açıklanan bu hususa ilişkin istinaf itirazının kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m. 353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmayan hususlar ile reddedilen istinaf itirazları nedeniyle taraflar yararına oluşan usulü kazanılmış haklar ve harcın da kamu düzeninden olduğu gözetilerek, davacı ... yararına 10.000,00-TL, davacı eş ... yararına 4.000,00-TL ve davacı çocukların her biri için ayrı ayrı 3.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmek ve usuli kazanılmış hak nedeniyle ilk derece mahkemesince manevi tazminata ilişkin vekalet ücreti yönünden karşılıklılık ilkesi gereğince yapılan uygulama muhafaza edilmesi suretiyle yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/10/2020 tarih ve 2018/642 Esas - 2020/515 Karar sayılı kararına karşı davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurunun yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle HMK'nın 353/1-b/1.maddesi gereğince REDDİNE, davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun ise yukarıda bentler halinde gösterilen sebeplerle KISMEN KABULÜNE ve KISMEN REDDİNE, a-)İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacı tarafa  iadesine, b-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ...'dan alınması gereken ancak yatırılmadığı anlaşılan 1.044,90-TL istinaf karar ve ilam  harcının davalı ...'ndan tahsili ile ile Hazine'ye gelir kaydına, c-)İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, d-)İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin takdiren yapan taraf üzerinde bırakılmasına, 2-)İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/10/2020 tarih ve 2018/642 Esas - 2020/515 Karar sayılı kararının HMK.m. 353/1-b/2 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, a-)Davalı ... Tic. ve San. Ltd. Şti aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, b-)Maddi tazminat talebi bakımından; davacı ile davalı ... Sigorta A.Ş arasında sulh sağlandığından ve diğer davalılar yönünden de dava bu şekilde konusuz kaldığından davanın esası hakkında bir KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, c-)Manevi tazminat talebi bakımından davanın KISMEN KABULÜ ile, davacı ... için 10.000,00-TL, davacı ... için 4.000,00- TL, davacı ... için 3.000,00 TL ve davacı ... için 3.000,00-TL olmak üzere toplam 20.000,00- TL manevi tazminatın davalı ...'ndan alınarak belirtilen miktarlarda adı geçen davacılara VERİLMESİNE, bu yöndeki fazlaya ilişkin istemlerin ise  REDDİNE, ç-)Maddi tazminat davası yönünden 54,40- TL ve manevi tazminat davası yönünden 1.366,20 TL olmak üzere  toplam 1.420,60-TL karar ve ilam harcından davacı yanca peşin olarak yatırılan 136,62 TL' nin  mahsubu ile eksik kalan1.283,98-TL harcın davalı ...'ndan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, d-)Davacı yanca peşin olarak yatırılan 136,62 TL harç parasından maddi tazminat davası bakımından alınması gereken 54,40 TL harç parasının mahsubu ile bakiye 82,22 TL' nın davalı ...'ndan  alınarak davacılara ÖDENMESİNE, e-)Davacı yanca yapılan 35,90 TL başvurma harcı parası, 393,35 TL müzekkere ve davetiye posta masrafı, 700,00 TL bilirkişi ücreti, 562,00 TL ATK masrafı olmak üzere toplam 1.691,25 TL yargılama masrafından sulh protokolüne konu edilen 250,00 TL'nın mahsubu ile 1.441,25 TL yargılama masrafının manevi tazminat davasının kabul ve red oranına göre hesaplanan 720,63- TL' nın davalı ...' ndan alınarak davacılara ÖDENMESİNE, arta kalan masrafın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, f-)Davalı ... San. Ltd. Şti'nin kayıt maliki olarak görünmesi sebebiyle aleyhine dava açılmasında davacıya atfedilecek kusur bulunmadığından adı geçen davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, g-)Maddi tazminat davası yönünden davacılar ile davalı ... Sigorta A.Ş arasındaki dava sulh nedeniyle, diğer davalı ... yönüyle de davalı ... Sigorta A.Ş tarafından yapılan ödeme ve sulh protokolü kapsamına göre dava konusuz kaldığından davacılar ile davalı ... Sigorta A.Ş yönüyle karşılıklı olarak talepte bulunulmadığından, diğer davalı açısından da vekalet ücreti sulh protokolü kapsamında davalı ... Sigorta A.Ş'den tahsil edildiğinden adı geçen tüm taraflar yönünden vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, ğ-)Davacılar davada vekil ile temsil olunduğundan, manevi tazminat davasının kabul edilen kısmı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir edilen 17.900,00- TL vekalet ücretinin davalı ...' ndan alınarak davacılara ÖDENMESİNE, h-)Davalı ... davada vekille temsil olunduğundan, manevi tazminat davasının reddedilen kısmı yönünden ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca belirlenen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ...' na ÖDENMESİNE, ı-)Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın  ilgilisine İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.19/09/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4d473c56167f7b30","SID":"0209aae48f9dae79"}}