{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/768 <br>KARAR NO: 2024/1302<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/12/2022<br>NUMARASI: 2021/445 Esas -  2022/915 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/09/2024<br>Taraflar arasındaki Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili aleyhine 2 adet faturadan kaynaklı İstanbul ... İcra Müdürlüğünde takip başlattığını, yapılan tebligatın usulsüz olması nedeniyle İstanbul 15.İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/1417 esas sayılı dosyasında davalı açıldığını, 15.İcra Hukuk Mahkemesinin şikayeti kabul ettiğini ancak alacaklı tarafından kararın temyiz edildiğini, 12.Hukuk Dairesinin 2015/8804 esas sayılı ilamıyla kararın bozulduğu, bozma sonrası mahkemece bu kez şikayetin reddine karar verildiği, bu kararın kendileri tarafından temyiz edildiğini, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 2016/17231 esas sayılı ilamıyla onandığını, kararın 13/06/2017 tarihinde kesinleştiğini, kararın kesinleşmesinden sonra davalının haciz işlemi başlattığını, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını belirterek, davalıya İstanbul ...icra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında 765.418,00 TL borçlu olmadığının tespitine, davalının % 20 den aşağı olmamak üzere haksız tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin yetkisiz temsilci ile davada temsil edildiğini, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek Şirketi temsil yetkisini de içeren Genel kurul kararının iptaline ilişkin İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/31 esas, 2015/795 karar sayılı kararının bekletici mesele yapılmasına, iptal kararı kesinleştiği takdirde de davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,  haksız ve yasal dayanaktan yoksun, kötü niyetle ikame edilmiş davanın esastan reddine, kötü niyetle ikame edilmiş dava nedeniyle lehimize %20 den az olmamak üzere kötü niyet  tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"..Alacaklı davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından 16.09.2014 tarihinde borçlu davacı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile fatura alacağını dayanak göstererek, 765.418,00 TL fatura alacağının tahsili amacıyla takibe başlatıldığı görülmüştür. İbraz edilen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı vekili tarafından mali müşavir bilirkişi incelemesine tevdi edilen 2010, 2011 ve 2012 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunmadığı, 2013 ve 2014 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, 31.12.2010 tarihi itibariyle ticari defterlerinde davalı ...  Ltd. Şirketinin davacıdan 348.000 TL alacaklı olduğu, 31.12.2011 tarihi itibariyle davalının davacıdan 265.000 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, diğer yıllara ilişkin ticari defterlerini davacı şirket vekili tarafından incelemeye sunulmadığı, davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 765.418,00 TL alacağının bulunduğu davaya dayanak fatura konusu performans değerlendirme temelli kurumsal kaynak planlama yazılı ürünün  her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalıya ait BS formlarında faturaların bildirimi olduğu, bu kapsamda ürünlerin davacıya tesliminin yapılmış olduğunun anlaşıldığı  davacı tarafça  ticari defterleri sunulmadığından takip tarihi itibariyle davalıya olan borç/alacak tutarının tespitinin yapılamadığı, buna karşın takip konusu alacağa dayanak faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşıldığından davacının bu faturaları ödemiş olması halinde borçlu olmadığının kabulünün gerekeceği ancak davacının ödeme evraklarını da ibraz etmediği, davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibari ile davacıdan 765.418,00 TL alacağının bulunduğu anlaşılmakla davanın reddi gerektiği anlaşılmış, davalı tarafça kötüniyet tazminat talebinde bulunulmuş ise de koşulları oluşmadığından bu istemin de reddine.. \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin 04/02/2022 tarihli ara kararı gereği dava konusu yazılım programının davacı şirkete teslim edilip edilmediği hususlarının çözüme kavuşturulması amacı ile takip dayanağı faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olup olamdığının tespiti istendiğini, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun hükme esas alındığını, bilirkişi raporunda dava konusu edilen programın faturalarının düzenlendiği tarihe ait her iki tarafın ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmadığı ve delil niteliği taşımadığı yönünde olduğunu, TBK 212'ye göre malın teslimi için bir süre öngörülmediğinden davalının bu konuda bir sözleşme de sunmamış olması dikkate alındığında bilirkişi raporunun sonuç kısmında yer alan (ayıp-hasar-eksik teslim-vb itirazın) değerlendirmesinin hukuki karşılığı olmadığını, zira mal teslimi de olmadığını, TBK 210. Maddesine göre satıcının yükümlülüğünü yerine getiremediğinin ...A.Ş tarafından da kayıt altına alındığını, davalı şirketin ... bü.e faaliyet gösterdiğinin açık olduğunu, ayrıca Mahkemenin, davalı tarafa ait ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin yapılmadığını ve delil niteliğinde olmadığına dair bilirkişi raporunda yer alan değerlendirmeye karar gerekçesinde yer vermediğini, davalı şirketin sahibi olan ..'ın davacı şirketinde kurucu ortağı olması dolayısı ile bu hususun değerlendirme dışı bırakılmasının MK 2. Maddesine göre de uygun olmadığını, davalı şirketin 2014 yılının Eylül ayında ilgili faturaları icraya koyması da aynı şekilde MK 2. Maddesine BK.210 maddesine de aykırı olduğunu,  karara dayanak yapılan mali müşavir bilirkişi raporuna karşı itiraz gerekçesinde ; \"Tüm bunlara göre ara karar gereği teslim olgusunun yapılıp yapılmadığı BK 210. Maddeye yerine getirilmemiş olsa da Sayın Mahkemece teslim olgusunun Bilişim sektöründe uzman bilirkişi marifetince yapılacak değerlendirme sonucu ortaya çıkacağı açıktır. Bu bilirkişilerce ... A.Ş nin müzekkere cevabı da dikkate alınarak bu tür yazılım programlarının nasıl teslim edileceği ortaya çıkacaktır. \" şeklindeki itirazlarının mahkemece kabul edilmediğini, Tarakya Teknopark Yönetimine teslim edilemeyen dava konusu yazılımın davacı şirkete teslim edilmiş olmasının düşünülemeyeceğini, açıklanan nedenler ve resen yapılacak incelemeler doğrultusunda İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 13/12/2022 tarih ve 2021/445 Esas, 2022/915 Karar  sayılı kararının usule, yasaya ve hukuka aykırı olması sebebi ile duruşma yapılarak istinaf incelemesi sonunda kaldırılmasına ve yeniden esas hakkındaki talepleri doğrultusunda davanın  kabulüne  karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, icra takibine konu edilen 2 adet faturadan kaynaklanan borcunun bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma ilamı doğrultusunda davacı şirkete temsil kayyımı atanarak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 27.12.2010 tarihli 365.418,00 TL, 12.09.2011 tarihli 400.000,00 TL  tutarlı olmak üzere toplam 2 adet  faturaya dayanılarak 765.418 TL üzerinden 16.09.2014 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, takip davacı yönünden kesinleşmiştir. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının takibe konu faturalar nedeniyle borçlu olup olmadığı noktasındadır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.  Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı ) Mahkemece taraf kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen mali müşavir bilirkişi raporunda davacının 2010 ve 2011 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliği bulunmadığı, davalının 2010, 2011 ve 2012 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliği bulunmadığı, davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 765.418 TL alacağının bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre 31.12.2010 tarihi itibariyle davalının davacıdan 348.000 TL, 31.12.2011 tarihi itibariyle davalının davacıdan 265.000 TL alacaklı olduğu,  takip konusu faturaların  her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu belirlenmiştir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ve davalı beyanlarından taraflar arasında yazılım programı hususunda ticari bir ilişkinin bulunduğu ihtilafsızdır. Somut olayda davacı tarafça 2012-2013-2014 yıllarına ait ticari defterlerin ibraz edilememesine  ilişkin ceza dosyasındaki maddi vakıaların dikkate alınması gerektiği ileri sürülmüş ise de takip konusu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu gözetildiğinde mahkemece ilgili ceza davasının dikkate alınmaması yerindedir.Diğer yandan eldeki davada ispat külfeti, faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davalı üzerinde olmakla birlikte icra takibine konu faturaların davacı defterinde kayıtlı olması nedeniyle davalının ispat külfetini yerine getirdiğinin ve davacının, icra takibine konu faturalara ilişkin borcu benimsediğinin kabulü gerekir. Dosya kapsamındaki delillere göre davacının bu durumun aksini kesin delillerle ispatlamadığı ve faturaların ödendiği yönünde herhangi bir iddia ve ispatı bulunmadığı gözetildiğinde faturalara konu yazılım programının teslim edilip edilmediği olgusunun bilişim sektöründe uzman bilirkişi marifetiyle tespiti sonuca etkili olmadığı gibi mahkemece davacının davalıya borçlu olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/4. Maddesinde, dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararının kalkacağı ve buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere alacaklı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı aleyhine uygulanmış bir ihtiyati tedbir bulunması gerekir. Eldeki davada verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6a57e48449f03269","SID":"31b87ad85711a1a0"}}