{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/575 <br>KARAR NO: 2024/1504<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 10/01/2022<br>NUMARASI: 2017/35 Esas - 2022/20 Karar<br>DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 19/09/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  01/11/2016 tarihinde müvekkilinin içinde yolcu olarak bulunduğu, ... ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... yolu üzerinde seyir halindeyken aracın kontrolünün kaybedilmesi ve bariyerlere çarpma neticesinde aracın alt tarafının gövdeden ayrıldığını ve yolcu konumunda bulunan müvekkili ...'in ağır yaralandığını, olay üzerine Bakırköy ...  hastanesine kaldırılan müvekkilinin sağ ayağının metatarsal kemiğinde parçalı kırık ve ayak parmaklarında çıkıkların olduğu ve vücudunun çeşitli yerlerinde darbeye bağlı yaralanmaların olduğunun tespit edildiğini, sağ ayağından ameliyat edilerek ve kırık olduğu anlaşılan kısma platin takıldığını ayrıca sağ ayak üçüncü parmağına tel takıldığını, müvekkilinin bu kazadan dolayı daimi sakatlanarak iş gücünün kısıtlandığını, davalı sigorta şirketinin söz konusu tazminattan sorumlu olduğunun kabulü ile 6100 sayılı Yasanın 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre şimdilik 1.000 TL daimi maluliyet tazminatının temerrüt faizinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  6704 sayılı Torba Kanunu uyarınca davadan önce başvuru yapmak ve gerekli belgelerin ibraz edilmesinin zorunlu hale getirildiğini, başvuru neticesinde davacı tarafın ödemeyi kabul etmeden işbu davayı açtığını, bu nedenle inceleme yapılmasına gerek olmadan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ...'in halihazırda öğrenci olduğunu ve çalışmadığını, bu nedenle dava konusu kaza nedeniyle kazanç kaybına uğramadığını, kaldı ki kazanç kaybının motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi teminatında olmadığını, davacının sigortalı araçta yolu olarak bulunması hasebiyle hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, yetki itirazının kabul edilerek dosyanın yetki yönünden reddine, haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kısmen kabul-kısmen reddine, 16.478,31 TL maluliyet tazminatının dava tarihi (12/01/2017) tarihi itibari ile işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne  göre yapılan hesaplama hükme esas alınması gerektiğini, hatalı yönetmelik dikkate alınarak yapılan ücret hesabı kabul edilmiş bulunduğunu,  işbu husus tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin ilgili kararı uyarınca; müvekkilin kaza tarihi olan 2016 yılında yürürlükte bulunan ''Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne uygun olarak alınan maluliyet raporunun dikkate alınması gerektiğini ve bu minvalde tespit edilen; ''% (5.1) ''Meslekte Kazanma Gücü Kaybı''nın dikkate alınması gerektiğini, hatır taşıması bulunmadığından yapılan indirimler hatalı olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından yapılan işbu değerlendirme, olayda hatır taşıması olmamasından mütevellit, tazminattan indirim yapılması kabul edilemeyeceğini, taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyeceğini, araç sürücüsü olan ..., sırf ve yalnızca davacı yararına üniversiteye gitmemekte, kendi yararı için de işbu yolculuğu yaparken söz konusu kaza meydana geldiğini, bir başka deyişle, söz konusu taşımada müvekkilin büyük oranda yararı bulunmadığını, Yerel Mahkeme kararının aksine; söz konusu taşımanın sırf müvekkil yararına olmadığının kabulü ile ''hatır taşınması indiriminin'' uygulanmaması gerektiğini, içtihat değişikliği sebebiyle müvekkil aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi hukuk güvenliği ilkesine aykırı olduğunu, Yerel mahkemede görülen yargılama sırasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre hazırlanan Adli Tıp Raporu ve bu minvalde bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre 04.12.2018 tarihinde bedel artırım dilekçesi verildiğini, kanun değişiklikleri ve içtihat değişiklikleri dava açılırken öngörülebilen ve davacıdan öngörülmesi beklenebilen hususlar olmadığını, başlangıçta dava açılırken haklı olan davacının, daha sonra yürürlüğe giren kanun maddesi yahut içtihat değişikliği sebebiyle haksız duruma düşmesi ve davasını kaybetmesi muhtemel olduğunu ancak davacıdan bunu öngörmesi beklenemeyeceği, yargılama giderleri bir tarafın diğer tarafı yargılama sebebiyle yapmak zorunda bıraktığı giderlerden oluştuğunu, tarafınca yapılan bedel artırım ile davalı taraf yargılama gideri yapmak zorunda bırakılmadığını, talep artırım ilgili yönetmeliklere istinaden gerçekleştirildiğini, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararına da uygun yapıldığını, işbu nedenlerle Yerel Mahkeme tarafından davacı aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücreti haksız ve hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil etmekte olup bu kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 01.11.2016 günü saat 16.30 sıralarında dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sağındaki bariyerlere çarpması ile  meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu olan davacının  yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi  tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda TBK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenecek indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Ayrıca Hakim tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Benzer olayda Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/8358 E. Ve 2023/11139 K. sayılı ilamında; \"... davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturmadan davacıların desteğinin üniversite öğrencisi olduğu, bayram nedeniyle geldiği anne ve babasının evinden arkadaşının arabası ile okulunun bulunduğu şehre dönerken kaza geçirdiği ve vefat ettiği anlaşılmaktadır. Davacının, davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı sigorta şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre % 20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi ...\" gerektiği şeklinde açıklanmıştır. Somut olayda, Bakırköy CBS 2017/47483 soruşturma nolu dosyasında KYOK kararı verildiği, davacının aracın sağ ön koltuğunda yolcu olduğu kazaya karışan araç içerisindeki diğer ... ve ... isimli kişilerle arkadaş oldukları ve ifade tutanaklarından okula giderken kazanın gerçekleştiği anlaşılmış olmakla ve davalının hatır savunmasında bulunduğu da nazara alındığında mahkemece  hatır taşıması olduğunun kabulünde isabetsizlik görülmemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olduğundan HMK ve AAÜT  hükümlerine göre kabul ve red oranlarına göre vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmamıştır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan  tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f295aa296db5de4","SID":"3242e7004c5e016b"}}