{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/50 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1207<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/04/2018 (Dava) - 22/10/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2021/448 Esas - 2021/892 Karar<br>DAVA             \t: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 12/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12/09/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/10/2021 tarih ve 2021/448 Esas - 2021/892 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin elektronik ve yazılım alanında faaliyet gösteren köklü bir firma olduğunu, müvekkilinin davalı şirket ile müşterek olarak savunma sanayi alanında çalıştıklarını, milli savunma ve güvenlik alanında faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarına katkıda bulunabilmek adına birden çok adi ortaklık kurduklarını, bu anlamda jammer cihazların üretim ve tedariği için adi ortaklıkları olduğunu, bu kapsamda çeşitli sözleşmeler ile işler yaptıklarını, davalı yan ile müvekkilinin adi ortaklığının yanında limited şirket kurduklarını, Emniyet Genel Müdürlüğünde oluşan jammer ihtiyacını karşılamak  amacıyla kurulmuş olan  ve ortakların iş bu davanın  taraflarını oluşturduğu ... Ltd.  Şti. adıyla hukuken vücut bulan şirketi 24/02/2010 tarihinde tescil ettiklerini, müvekkili şirket ile davalı şirketin 10 yıla yakın süre boyunda jammer ihalelerine girdiklerini, gerek Savunma Sanayi Müsteşarlığı gerekse Emniyet Müdürlüğünün bu yöndeki ihtiyaçlarını karşıladıklarını, davalı şirketin ortaklık konusu ile aynı konu  ve amacı taşıyan başka ortaklıklara  dahil olmak suretiyle adi ortaklıkta rekabet yasağını ihlal ettiğini ve özen borcuna aykırı davrandığını, davalı şirketin müvekkil şirketle kurmuş olduğu ortaklıklara ait teknik ve ticari sırları müvekkil şirketin maliki olduğu fikri hakları, know how ve müşteri çevresini kullanarak haksız kazanç elde etmekte olduğunu ileri sürerek, öncelikle ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, yargılama neticesinde davalının ve dava dışı ... A.Ş. ile kurmuş olduğu adi ortaklıklardan doğan menfaatlerinin tespit edilmesi ve buna müteakip söz konusu menfaatlerden elde etmiş olduğu haksız kazanç ve dolayısıyla müvekkil şirketin yoksun kaldığı kâra yönelik şimdilik 100,00 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete verilmesine, davalı şirketin rekabet yasağı, özen borcu, bağlılık ve sır saklama yükümlülüklerini ihlal eden fiilleri sebebiyle  müvekkil şirket nezdinde oluşan menfi müspet zararların tespit edilmesi ve buna müteakip bu zararın  tazmini amacıyla şimdilik 100,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle müvekkil şirkete verilmesine, müvekkili şirkete ait Ar Ge çalışmalarının davalı şirket tarafından izinsiz ve haksız olarak kullanılması sebebiyle müvekkil şirketin  uğradığı zarar ile bahsi geçen Ar Ge çalışmaları doğrultusunda elde etmiş olduğu kazanımlara karşılık şimdilik 100,00 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinin açık olmayan talep sonucunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, müvekkili firmanın 1999 yılından beri jammer cihaz üretimini gerçekleştirdiğini, davacının söz konusu iş ortaklıklarından önce jammer konusunda ne bir üretim ne de çalışma yaptığını, davacının kendi başına  bir jammer projesi yapmadığından müvekkiline ihtiyaç duyduğunu, 2008 yılından daha öncesinde jammer üretimi yapmakta olan müvekkili firmanın ürün teknolojisini tamamen yerli olarak kendisinin oluşturduğunu, bu cihazların üretiminin 1999 yılından beri yaptığını, bakım ve destek hizmetini verdiğini, haksız rekabet yaratan bir eylem ile adi ortaklık sözleşmelerinin ihlaline sebebiyet verecek bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını, davacı ile müvekkil arasında ilk iş ortaklığı kurulmadan önce jammer cihazlarının üretim ve teknolojik tasarımlarının müvekkil firma  tarafından yapılacağı, üretilecek olan cihazların tasarım ve teknolojii haklarının tamamen müvekkili firmaya ait olacağı ve üretim konularında müvekkilinin sorumlu olacağının taraflarca kararlaştırıldığını ve buna ilişkin  tarafların 11/10/2006 tarihli protokol ile mutabık kaldığını, davacı firmanın 2015 yılından itibaren borca batık halde olduğunu ve ödeme güçlüğü çektiğini, adi ortaklık ilişkisi kapsamında üzerine düşen yükümlüklerinin yerine getiremediğini, bu nedenlerle müvekkil firmanın ciddi sıkıntılar yaşadığını, müvekkili firmanın Savunma Sanayi Müsteşarlığının ve TSK nın ihtiyaç ve taleplerini yerine getirmek ve daha fazla zor durumda kalmamak adına  davacı ile fiili  ortaklığını sona erdirdikten yaklaşık iyi yıl  sonra dava  konusu jammerlardan tamamen farklı yeni ürünler üretmek için dava dışı ... firması ile adi ortaklık kurduğunu, müvekkil ile ... firması arasında kurulan adi ortaklık kapsamında jammer  cihazlarından farklı üretim yapıldığını,  dolayısıyla haksız rekabet yaratan eylemleri bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>\tİlk derece mahkemesince; \"...davacının, davalı ile oluşturmuş olduğu adi ortaklık ve limited şirket ortaklıkları kapsamında 2006 yılından itibaren savunma sanayi alanında kamuoyunda jammer olarak bilinen sinyal karıştırıcı-bozucu cihazların üretim ve tedariğini yaptığı, bu kapsamda davalı ile birden fazla projede ortak olarak yer aldığı, davalının 2015 yılından itibaren dava dışı  üçüncü kişilerle ortaklık kurmak suretiyle aynı alanda projeler yürüttüğü, bu durumun kendisinin fikri hakları ile ortaklık ilişkisinden kaynaklanan rekabet yasağının ihlaline sebebiyet verdiği iddiasıyla iş bu davayı ikame ettiği, HMK'nın 1. maddesinde mahkemelerin görevinin kanunla düzenleneceği, görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu ve yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınacağının belirtildiği, 6769 Sayılı yasanın 156. Maddesi uyarınca bu kanundan doğan uyuşmazlıklarda ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerince uyuşmazlığın giderilmesi gerektiği, somut olayda, davacı tarafından 2006 yılından itibaren Savunma Sanayi Müsteşarlığının özel maksatlı tedarik projelerinde adi ortaklık ilişkisi kapsamında üretilen ürünlerin yazılım, donanım, tasarım ve üretim haklarının kendisine ait olduğunun iddia edildiği, davalı tarafından da aksinin savunulduğu, milli güvenlik ve kamu güvenliği gerekçesiyle bu alandaki fikri hakların özel olarak korunduğu ve gizlilik ilkesine riayet edildiği, bu bakımdan uyuşmazlığın çözümünde 6769 Sayılı yasa hükümlerinin ve davalının fikri hakları kullanıp kullanmadığının irdelenmesi gerektiği, 6769 Sayılı yasa hükümleri uyarınca bu yönde inceleme ve değerlendirme yapmaya bu alanda ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilen Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği...\" gerekçesiyle  Mahkemenin GÖREVSİZLİĞİNE karar verilmiştir.<br>Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>DAİREMİZİN 27/05/2021 TARİHLİ KALDIRMA KARARI:<br>Dairemizce; \"...İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, rekabet ve özen yükümlülüğüne aykırılık sebebiyle oluşan zararın tahsili istemlidir. Davacı, davalı ile yıllardan beri süregelen ortaklıklarının bulunduğunu, birlikte 10 yıla yakın süredir ihalelere girdiklerini fakat davalının daha sonra aynı amaç ve konuyu taşıyan başka bir şirket ile ortaklık kurarak rekabet yasağına ve özen borcuna aykırı davrandığını ileri sürerek, fikri haklardan doğan hakları saklı kalmak kaydıyla adi ortaklıktan doğan rekabet ve özen borcuna aykırılık sebebiyle oluşan zararın tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, davacı tarafından adi ortaklık ilişkisi kapsamında üretilen ürünlerin yazılım, donanım, tasarım ve üretim haklarının kendisine ait olduğunun iddia edildiği, davalı tarafından da aksinin savunulduğu, milli güvenlik ve kamu güvenliği gerekçesiyle bu alandaki  fikri hakların özel olarak korunduğu ve gizlilik ilkesine riayet edildiği, bu bakımdan uyuşmazlığın çözümünde 6769 Sayılı yasa hükümlerinin ve davalının fikri hakları kullanıp kullanmadığının irdelenmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Davacı her ne kadar davalının daha önce kurdukları ortaklıklardaki teknik ve ticari sırlara, fikri haklara, know-how ve müşteri çevresine vakıf olup bunları kullanarak haksız kazanç sağladığını belirtmiş ise de, dava dilekçesinde fikri haklara dayalı haklarını saklı tutarak açıkça davasının adi ortaklıktan kaynaklandığını belirtmiş olması karşısında, artık uyuşmazlığın fikri sınai haklardan doğan bir uyuşmazlık olmadığı ve bu sebeple olaya 6769 sayılı SMK'nın uygulanamayacağı anlaşıldığından mahkemenin yargılamaya devam ederek sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı vermesi doğru olmamış...\" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-3 maddesi gereğince KABULÜNE, istinafa konu yerel mahkeme kararının KALDIRILMASINA, 3-Görevli mahkemenin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİNİN 22/10/2021 TARİHLİ KARARI\t:<br>\tİlk derece mahkemesince; \"....somut olayda davalı şirketin  gereken tüm çaba ve özeni gösterdiği halde davacı şirketin kusuru ile adi ortaklığın maksadının gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği ve davalı tarafından fesih bildiriminin yapıldığı 09/12/2015 tarihi itibariyle ortaklık ilişkisinin sona erdiğinin kabulü gerektiği, davacının söz konusu eylemleri sebebiyle kendisi ve kamu menfaatleri doğrultusunda  dava dışı üçüncü kişi ile ortaklık kurmak durumunda  kalan   kar elde etmek amacıyla ortak bir girişimde bulunan  davalının  bilirkişi tarafından saptandığı üzere dava dışı üçüncü kişi ile kamu kurumlarına yapımı ve  üretimi üstenilen ürünlerin  nitelik ve teknolojik özellikler bakımdan da farklılıklar da taşıdığı dikkate alındığında  yeni ortaklık ilişkisinin davacı ile davalı arasındaki ortaklığın amacını engelleyici ve zarar verici işlem olduğundan bahsedilemeyeceği gibi adi ortaklık ilişkisinde rekabet yasağının ve özen yükümlülüğünün ihlali olarak da değerlendirilemeyeceği, kimsenin kendi kusuruna dayanarak  hak iddia edemeyeceği  bu halde kendi eylemi ile adi ortaklığa zarar veren ve  ortaklık ilişkisini sürdüremez hale getiren davacının iddialarının mesnetsiz olduğu,  mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu....\" gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kapsamlı bir dosyada tüm taleplerimize karşılık yeni bir rapor alınmayarak eksik, hatalı ve subjektif yorumlarla dolu tek bir bilirkişi raporuyla karar verildiğini, bilirkişinin kendisine verilen \"yerinde inceleme yetkisini\" kullanmadan rapor düzenlediğini, yerel mahkeme tarafından davaya konu talepleri dahi net bir şekilde anlaşılmadığını, eksik ve yetersiz gerekçelerle davanın hukuka aykırı olarak reddedildiğini, davanın esasını ilgilendiren sırt tipi karıştırıcının, müvekkili şirket tarafından yaklaşık 7 yıl süreyi aşkın bir süreçte geliştirildiğini, genç yaştaki bir uzmandan ziyade, bir başuzman'ın nitelikli ve teknik bilgi gerektiren dava dosyasında çok daha ayrıntılı ve teknik detaylı bir rapor verilebileceğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, adi ortaklıktan kaynaklanan rekabet ve özen yükümlülüğüne aykırılık sebebiyle oluşan zararın tahsili istemine ilişkindir. <br>Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, alınan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere taraflar arasında kurulan ortaklık doğrultusunda geçen on yıllık süre boyunca yürütülen işlerde davalı firmanın da personel ve teknik desteğinin bulunduğu, bazı projelerde davacı kendisine ait fikri mülkiyet haklarının kullandığını belirtse de bu projelerde teknik altyapı ile bu hakların alakasının olmadığı, davalı ile dava dışı şirket ile girilen ihalelerde kullanılan teçhizatların davacının tasarım ve üretim sahibi olduğu teknik sistemlerden farklı olduğu yönünde yapılan tespitler karşısında davacının davasını ispat edemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/448 Esas - 2021/892 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 12/09/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1fef73b0b1fe5131","SID":"399cd0ee55318b93"}}