{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/399 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1262<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/07/2019 (Dava) - 09/12/2020 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2019/344 Esas - 2020/725 Karar<br>DAVA\t\t: Maddi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 18/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/09/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/344 Esas-2020/725 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkiline ait ... plakalı araç ile ... plakalı aracın 06/04/2019 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştıklarını, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün şerit ihlali suretiyle asli kusurlu olduğunu, davalı ... şirketinin ... plakalı aracın KZMM sigortasını (poliçe limiti 36.000,00 TL ve 150.000,00 TL İhtiyari Mali Sorumluluk olmak üzere toplamda 186.000,00 TL) tanzim eden şirket olup poliçe limitleri ile sorumlu olduğunu, hasar bedelinin tespiti maksadıyla İzmir 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/72 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti talep edildiğini ve makine mühendisi bilirkişinin düzenlemiş olduğu raporda müvekkiline ait araçta 221.308,00 TL tutarında hasar olduğunun mütalaa edildiğini, davalı şirketin resmi kayıtlı KEP adresine başvuru yapılmış olup herhangi bir netice alınmadığını belirterek, belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri işbu davada fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, araçta oluşan hasar bedeline mahsuben 40.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ve toplam 1.388,90 TL delil tespiti giderinin yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep arttırım dilekçesi ile hasar istemini 182.250-TL'ye çıkarttığı anlaşılmıştır.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete başvurulmadan dava ikame edildiğini, bahsi geçen ... plakalı aracın müvekkili nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alındığını, sigortacının gerçek zarar miktarının araştırılıp saptanması neticesinde bulunacak meblağdan sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, müvekkili şirkete sigortalı olan araç sürücüsüne kusur atfedilemeyeceğini, kesinleşmiş bir kusur raporu bulunmadığını, iddia edilen hasar bedelinin son derece fahiş olup piyasa şartları ile de örtüşmediğini, sigortalı aracın hususi araç olduğu dikkate alındığında avans faizi isteminin haksızlığının ortada olduğunu, davacı yanın haksız tespit masraflarının müvekkili şirkete yükletilmesi talebini de kabul etmediklerini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"....Kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerektiği, olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi hâlinde ise bu oluş şeklinin teminat dışında kalan hâllerden olması gerektiği, 6102 sayılı TTK’nın 1446. maddesi uyarınca sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı olacak şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfetinin sigortalıya geçeceği, rizikonun gerçekleştiğini ve gerçekleşen bu rizikonun teminat kapsamı içinde kaldığını sigortalının ispatlamak zorunda olduğu, mahkemece bu ilkeler uyarınca dava konusu trafik kazasının meydana geldiği mahalde makine mühendisi bilirkişi ile trafik kusur bilirkişisi refaketinde keşif yapıldığı, mahkeme gözlemine göre, yolun çift yönlü tek şeritli karayolu olduğu, kazanın meydana geldiği mahalde görüşe engel herhangi bir cismin bulunmadığı, yolun hafif virajlı olduğunun tespit edildiği, dosyanın tevdii edildiği bilirkişiler tarafından ise dosya içerisindeki kaza fotoğraflarında davalı şirket nezdinde sigortalı olan aracın sadece bir fotoğrafının bulunduğu, bu fotoğrafın da arkadan çekildiği, bu aracın hasarlı olup olmadığının  mevcut tek fotoğraftan anlaşılamadığı, davacı aracında ise çarpmaya bağlı sol tarafta çökme şeklinde direk bir hasarın görülmediği, davacı tarafından sunulan fotoğraflara göre yolda fren izinin olmadığı, her iki aracın kaza mahallinde olduğuna ve kazaya karıştıklarına dair her iki aracı bir arada gösteren fotoğrafın dosyada bulunmadığı, kaza tutanağında belirtildiği üzere çarpma halinde davacıya ait aracın çökme hasarının meydana geleceği, sürücü anlatımlarına göre somut olayda aracın hava yastığının açılmaması gerektiği, ancak  hasarlı fotoğraflara göre aracın hava yastıklarının tamamen açıldığı, kaza ile hasar arasında uygun illiyet bağı olmadığı, kaza tespit tutanağında anlatılan kazanın oluş biçimi ile meydana geldiği ileri sürülen hasarın karşılaştırılması sonucu belirtilen kazanın oluş şekline göre anılan hasarların oluşmasının mümkün olmadığı, kuvvetli bir çarpma olmadan hava yastıklarının açılmayacağı, sigortalı aracın çarptığı belirtilen davacıya ait aracın  sol yan tarafı ile davacıya ait araçta meydana gelen hasarların şiddet ve geometrik olarak uyumlu olmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği,  hasarın teminat dışı olduğuna dair ispat yükü davalı sigortaya ait ise de davacının da çelişkili davranmaması, TMK'nın 2. maddesi uyarınca doğruluk ve dürüstlük kuralına uygun hareket etmesi gerektiği, hakkın kötüye kullanılmasının hukuken korunamayacağı, buna göre davalı nezdinde sigortalı olan aracın kaza mahallinde olduğu, kazaya karıştığı, söz konusu hasarın bu kazadan kaynaklandığı ve hasarın teminat kapsamında kaldığı hususlarının davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği, dosya kapsamına uygun bilirkişi raporuyla davacı tarafın sunduğu kaza tespit tutanağı, olay yeri ve hasar fotoğraflarının çeliştiği ortaya konulmakla, DAVANIN REDDİNE...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından, \"....Teknik olarak kazaya karışan tüm araçlarda meydana gelen hasar miktarının, hasarlanan parçaların ve parçalardaki hasarların birbirlerine göre değişkenlik göstermesinin olağan olduğunu, zira her aracın çarpma açısı, çarpma hızı ve şiddeti, şasi mukavemeti, frenleme nedeniyle eğilmesi, yolun durumu, sürücülerin telaşa kapılarak verdikleri tepkiler gibi sebeplerin, kazaya karışan araçlar arasındaki hasar dengesizliğinin başlıca sebepleri olabildiğini, örneğin teknik bilirkişi tespitinde aracın ilk darbeyi sağ kısmından aldığı belirtilmiş ise de bu hususun hatalı olduğunu, ilk darbenin aracın diğer aracın teması ile sol ön köşe kısmından alındığını, bu darbe ile yol dışına sağa doğru savrularak sağda bulunan yıkık evin duvarlarına ve yine ev yanında bulunan büyük ölçekli incir ağacına vurarak durabildiğini, uzun zaman geçtikten sonra yıkık evde kaza iz ve emaresi bulunmaması nedeniyle kazanın belirtilen yerde gerçekleşmediğini düşünmenin hayatın olağan akışına ters olduğunu, kaldı ki kaza yerinde dava konusu araca ait bir kısım plastik parçaların hala bulunduğunun rapor edildiğini, delil tespit dosyasında aracın ön taşıyıcı karoseri ile ilgili herhangi bir hasarlanma kalemine yer verilmediği yönündeki tespitin de hatalı olduğunu, zira aracın ön tampon, ön darbe emici, kaput, panjur, ön panel gibi aksamlarının hasarlandığının teknik heyetçe kabul edildiği gibi, önceki bilirkişi tespitlerinde de uygun görüldüğünü, aracın darbe sensörlerinin ve arka kısmında bulunan klima radyatörünün de hasar gördüğü kabul edildiğine göre aracın radyatörün ön kısmında bulunan darbe sensörüne sirayet etmeden sensörü aşarak arka kısma gelmesinin olanaksız olduğunu, bu boyutta bir hasarla hava yastığının aktif hale gelmesi ve araçta bu düzeyde hasarın olması nedeniyle çarpma anındaki hızının 30/km/s üzerinde olduğunun her türlü izahtan vareste olduğunu, hava yastık sensörlerinin, önden gelen darbe ile aktif hale gelerek açıldıklarını, tutanağın tanzim edilerek imzalandığını, kazaya karışan sürücülerin profesyonel manada kaza uzmanı olmayıp bu nedenle tutanakta yapılan çizim hataları kazanın belirtilen yer ve şekilde meydana gelmediğine delalet etmediği gibi, kazanın meydana geliş şekli, yeri ve ortamının açık ve net şekilde tutanakta izah edilmeye çalışıldığını, raporda müvekkiline %50 oranında kusur atfedilmiş olup yapılan tespitin hatalı olduğunu, zira davalı şirket sigortalısı sürücünün virajda aracını savurduğunu kabul ve beyan ettiğini, viraja tedbirsiz ve dikkatsiz giren sürücünün karşı sürücü olup müvekkiline kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, davalı yanın, rizikonun ihbar edilen yerden farklı şekilde oluştuğunu soyut iddialarla değil somut delillerle kanıtlaması gerektiğini, taraflarca imzalanan tutanağın trafik kaza tespit tutanağı hükmünde olup aksi ispat edilinceye kadar geçerli resmi belge niteliğinde olduğunu, aksi yönündeki ispat külfetinin davalı ... şirketine ait olduğunu, gerek İzmir Bölge Adliye Mahkemesi gerekse Yargıtay içtihatlarının çok net olup yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında, meydana gelen kazaların kaza tutanaklarında beyan edildiği şekilde meydana gelmesinin teknik olarak mümkün olmadıkları yönünde tespitlere yer verilmiş olmasına karşın, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde meydana geldiğinin ve ispat külfetinin yer değiştirdiğine dair hususların alınan bilirkişi raporuna karşın aksini ispata yarar olmadığı ve davaların kabulü gerektiği yönünde  kararlar olduğunu, Yargıtay içtihatlarının çok açık olup konuyla ilgili benzer nitelikte sayısız içtihadın olduğunu...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle araç hasar bedeli istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıya ait aracın davalıya sigortalı olan araç ile karıştığı kaza nedeniyle taraflarca kaza tespit tutanağı düzenlenmiş olduğu ve eldeki davada araç hasarına dair maddi tazminat talep edildiği görülmekle, dava öncesinde alınan delil tespit raporunda ve mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda yalnızca hasar tutarına dair değerlendirme yapıldığı, davalı tarafın itirazı üzerine alınan son bilirkişi heyet raporunda ise, davalı taraf aracının kazaya karıştığına dair bir fotoğraf olmadığı gibi her iki aracı kaza yerinde aynı anda gösteren fotoğraf ve delil de olmadığı, ayrıca sürücü beyanlarının meydana gelen hasar ile uyumsuz olduğu yönünde ayrıntılı görüş bildirildiği, mahkemece de bu rapora istinaden kaza ile hasarın uyumsuz olduğu, ispat yükünün davacı sigortalıya geçtiği ve kazanın beyan ettiği yer ve zamanda, belirttiği şekilde olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.<br> Mahkemece, son alınan trafik bilirkişi ve makine mühendisi bilirkişiden oluşan heyetin raporuna göre hüküm tesis edilmiş ise de, sözkonusu rapora karşı davacı vekili tarafından gerekçeli olarak itiraz edildiği görülmektedir. Dosya kapsamı itibariyle dava konusu kazanın oluş şeklinin ve gerçek zararın tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmediği görülmekle, kararın eksik incelemeden dolayı kaldırılması gerekmiştir. Zira, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda olay yerinde yapılan keşifte davacı aracına ait parçalar olduğunun belirtilmiş olmasına göre, raporun kendi içerisinde bir çelişki içerdiği, kaza tespit tutanağı, fotoğraflar ile, bunlara ilaveten davalı tarafın savunmaları yönünden inceleme ve değerlendirme yapılarak, ayrıca dosya içeriğine alınmış olan ve davacının şüpheli sıfatıyla dahil olduğu birtakım ceza soruşturma dosyaları (sigorta dolandırıcılığı konulu) olduğu da görülmekle, bu dosyaların da getirtilip değerlendirilmesi, davaya konu 06.04.2019 tarihli kazaya ilişkin herhangi bir ceza soruşturması bulunup bulunmadığının belirlenmesi, ayrıca dosya içeriğinde davalıya sigortalı aracın daha önce davacı vekili üzerine kayıtlı olup, kaza tarihinden kısa bir süre önce devredilmiş olduğuna dair evrakların da kaza tutanağıyla birlikte yapılacak değerlendirmede dikkate alınması suretiyle tüm yönleriyle iddia ve savunmalar irdelenerek, akabinde İTÜ Fen Heyeti gibi uzman bir heyetten, tüm itirazları karşılayacak surette ayrıntılı rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için kararın kaldırılması gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/344 Esas - 2020/725 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf  karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  18/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"13c03db34d38a989","SID":"f4cc4484650b8659"}}