{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/119 Esas<br>KARAR NO: 2024/1400<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ:27/09/2022<br>NUMARASI:2021/96Esas, 2022/149 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:26/09/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN :İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin ''...'' markasını uzun yıllardır menşe ülke ABD başta olmak üzere dünya genelinde ve Türkiye'de yoğun ve yaygın olarak tescilli olarak kullandığını, müvekkilinin ''..'' ve  \"..\" markalarının Paris Sözleşmesi ve 6769 sayılı SMK m. 6/4 ve m. 6/5 uyarınca tanınmış markalar olduğunu, müvekkilinin “..\"  şekil” markasının ... sayı ile .. nezdinde tanınmış marka olarak kayıtlı olduğunu, davacının “..” markasının tanınmışlığına İstanbul 3. FSHHM'nin 2013/98 Esas, 2014/105 Karar ve Bakırköy 2 FSHHM'nin 2015/67 Esas, 2016/206 Karar sayılı ilamlarında yine müvekkilinin ve \"...'' markasının tanınmışlığına, Bakırköy 2. FSHHM'nin 2014/85 Esas, 2015/15 Karar ve İstanbul 1.FSHHM'nin 2016/203 Esas, 2018/80 Karar sayılı ilamları ile her iki markanın tanınmışlığına ise Ankara 2 FSHHM'nin 2012/40 Esas, 2013/214 Karar, sayılı ilamlarında karar verildiğini, tanınmış markalara ilişkin yapılan benzerlik değerlendirilmesinde “benzerlik” kavramının geniş yorumlanmasının gerektiğini, davalının yer sağlayıcı firma alan adı üzerinden ...alan adlı internet sitesinde müvekkilinin .. nezdinde .., .. .., .. sayı ile kayıtlı markalarının aynısını ve benzerini, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu .... sınıflarda yer alan ürünlerden “saat”, “..” ve “...” vd. ürünlerinde hukuka aykırı ve izinsiz biçimde kullandığını, set halinde satılan 1 adet cüzdan, 1 adet kemer, 1 adet saat ve 1 adet gözlüğün satın alınarak dilekçe ekinde sunulduğunu, hem davalının ... alan adlı internet sitesinde yer alan markasal kullanımlara ilişkin deliller hem de müvekkili tarafından satın alınıp dosyaya sunulan ürünlere ilişkin deliller birlikte değerlendirildiğinde davalının satışını gerçekleştirdiği ürünler üzerinde müvekkili adına tescilli ve tanınmış .. ve ''...'' markalarının müvekkilinin izni olmaksızın haksız ve hukuka aykırı biçimde kullandığını, davalının basiretsiz tacir ve kötüniyetli olduğunu, ... markasının aynı sektörde faaliyet gösteren müvekkili tarafından bilinmemesinin mümkün olmadığını, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının, müvekkilinin markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini ... nezdinde tescil başvurusuna konu ettiğini, bu davranışın basiretli tacir olma yükümlülüğüne ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davalı markasının emtia listesinde yer alan tüm mallar için hükümsüzlüğünün gerektiğini, davalıya ait .... sınıflarda tescilli ''...'' markasının davacının ... sayı ile .... sınıflarda tescilli markasında olduğu gibi ... esas unsurlu olduğunu, davalı markasında olduğu gibi esas unsuru... olan markaların hükümsüzlüğüne ilişkin olarak ikame edilen davalarda mahkemelerce ... markalarının SMK m.6/l uyarınca davacının markalarıyla iltibas ve benzerlik tehlikesi olduğuna hükmedildiğini, davalının markasının da davacının tanınmış markalarının varlığı karşısında hangi emtialarda tescilli olduğuna bakılmaksızın SMK m.6/4 ve m.6/5 uyarınca hükümsüz kılınmasının gerektiğini, davalıdan satın alınan ürünler ve internet sitesindeki markasal kullanımların incelendiğinde, davalının tescilli .... markasının tescilli olduğu şekilde değil, .... ibaresini büyük ve ön plana çıkaracak şekilde kullandığını, markada yer alan ... ibaresinin ise küçük puntolarla arka planda kalacak şekilde kullandığını, davalı tarafın, müvekkilinin tanınmış markalarından ''...''  markasını ise hiçbir tescile konu etmeden kullandığını, davalının tescilli marka korumasının arkasına sığınarak davacının tanınmış markalarını ayrı ayrı ihlal etme niyetinde olduğunu, tescilinin kötüniyetli olduğunu beyan ederek davalıya ait ... nezdinde tescilli ... sayılı markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, davacının ... nezdinde tescilli ... ve ''...\"'  markalarına vaki tecavüzün durdurulmasını, meni, refi, haksız rekabetin giderilmesini, davalının haksız eylemlerine son verilerek ''...'', ... '...'' ibaresini ve benzerini taşıyan tüm ürünlerin toplatılmasını, imhasını, haksız rekabetin meni ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacıya ait ''...'' tescil numaralı markanın, hükümsüzlüğü istenen müvekkilinin markası ile karıştırılma ihtimalinin olmadığını, davacının ... tescil numaralı markasının 14. sınıfta tescilinin bulunmadığını, davalının markasının yeni bir kelime olarak meydana geldiğini, bu nedenle davalının \"...\" markasının yeni ve ayırt edicilik kriterine sahip olduğunu, hukuk sistemimizde karşılaştırılan markaların aynı sınıflarda hatta alt sınıflarda tescilinin arandığını, davacıya ait ... numaralı “...” markasının da içeriğinde ... ibaresini taşıyan yeni bir marka olduğu görüldüğünde; davacının da ... içerikli yeni bir marka türettiğinin anlaşılacağını, hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığını, davacıya ait ... tescil numaralı markanın ise hükümsüzlüğe dayanak oluşturamayacağını,... numaralı tanınmış marka tescilinde dosya kapsamında yer alan TPMK'den gelen yazıda; davacı markasının giyim sektöründe tanınmış olduğunun belirtildiğini, bu nedenle davalı markasının hükümsüzlüğüne gerekçe olarak gösterilemeyeceğini, davacının markasal kullanımının “....” şeklinde olduğunu, ... Şirketi ... ve .. markalarında ... ibaresinin tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, yine aynı şirkete ait ... tescil numaralı pologarage markasının da davalı markası ile aynı sınıfta tescilli olduğunu ve bileşik kelimeden oluştuğunu, ... tescil numaralı markanın dava dışı ... ... adına tescilli olduğunu, ... numaralı markanın ise ... adına tescilli olduğunu, davacı markasında yer alan at üzerinde binici görselinin ve ... ibaresinin bu iki marka tescilinde de yer aldığından kelime ve şeklin harcıalem hale geldiğinin sabit olduğunu, ... tescil numaralı ... Şirketi adına kayıtlı 14. sınıfta tescilli markanın bulunduğunu, ... kayıtlarından anlaşılacağı üzere ... ibaresinin dava dışı farklı kişilerce de tescil ettirildiğini, yanına ek kelime veya bileşik kelime oluşturacak şekilde yeni markalar oluşturulduğunu, \"...” markasının tesciline davacı markasının engel oluşturmayacağı, davacı markasının sadece giyim sektöründe tanınmış olduğunu, bu sektörün de 25. sınıf olduğunu, tanınmışlık kriterinin kabul edildiği giyim sektöründe davalı markasının tescilli olmadığını, söz konusu kelimenin harcıalem hale geldiğinden davacının tekeline bırakılamayacağını, söz konusu markasal kullanımına konu \"....” adıyla tescilli sözcük diziminin bu açıklamaları desteklediğini, davalı markasının öncelikle bütünsellik ilkesi çerçevesinde incelendiğinde davacı markasıyla benzer olmadığını, davacının iddialarının TPMK uygulamalarıyla ve mevzuatla örtüşmediğini, davacının dayanak olarak gösterdiği markaların davalı markası ile benzerlik oluşturmadığı gibi aynı sınıfları da kapsamadığını, davalının kötü niyetli olduğu iddiasının asılsız olduğunu, davacı markasına ait ürünlerin satıldığı ... internet sitesinde davacının ... ve ..... sınıfta kullanımlarının olmadığını, davacının iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, dosya kapsamında bunun aksini ortaya koyacak bir delilin mevcut olmadığını, davacının bu alanda kullanımı dahi olmadığından dolayı tecavüz ve haksız rekabetin oluşmadığını, davacının reddedilen markasının hangi sınıfa ait olduğunun tespitinin gerektiğini, TPMK'nın marka araştırma sekmesine, .... ve.. sınıf yazıldığında davacının reddedilen ... başvuru numaralı belgenin çıktığını, davacının kullanımı olmayan sınıflara ilişkin tescilinin mevcut olmadığı gibi tanınmışlığının da olmadığını, davacının markasal kullanımının tescilli olduğu hiçbir markayla aynı olmadığını, davacının markasal kullanımının ... şeklinde olduğunu, dolayısıyla davalının sözcük markasıyla benzerliğinin mevcut olmadığını, davacının markasal kullanımına uygun düşmeyen tescilleri dayanak göstererek davalı markasını hükümsüz kılmayı istediği harcıalem hale geldiğini, Türkçeye yerleştiğini, liste halinde sunulan markaların başında ve ortasında yer alan \"...” kelimesi üzerinde tekel oluşması sonucunu doğuracağını, TPMK'nın verdiği tescillerin bu iddiayı doğruladığını, davacının davalı tescilinde yer alan ürünlerle alakalı bir kullanımının olmadığını, tüketici kitlesinin aynı olamayacağını, saat almak isteyen kişinin pantolon, gömlek, ayakkabı satılan yere gitmeyeceğini, her iki markanın kullanım alanlarının da farklı olduğunu, bu yönüyle de çakışmadıkları beyan edilerek davanın reddi talep edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"....Tüm dosya kapsamı sunulan rapor içerikleri izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde; sübut bulan hükümsüzlük davasının ve davalının davacı tanınmış markasına benzer /aynı nitelikteki kullanımlarının (SMK 155 gereği tescil korumasından yararlanamayan ) markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, sonucuna ulaşılmış davacının sübut bulan davalarının kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur. Davalı adına TPMK nezdinde .. no ile tescilli ''...'' ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, 2-Davacının markaya tecavüz ve haksız rekabete yönelik açmış olduğu davanın KABULÜ ile, Davalı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda davacı adına tescilli şekil markasını ya da ... ibaresinin kullanımının önlenmesine, bu ibareyi taşıyan - davalı uhdesinde olmak kaydı - ilgili ürünlerden bu ibarelerin çıkartılmasına, silinmesine, sökülmesine, aksi takdirde ilgili ürünlere el konularak YEDDİEMİNE TEVDİİNE, 3-Karar kesinleştiğinde masrafları davalıya ait olmak üzere İMHASINA,\" Şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf isteminde;Davacı vekili tarafından sunulan vekâletnamenin davacının baş hukuk müşaviri ... tarafından verildiğinin anlaşıldığını, ancak Davacının baş hukuk müşavirinin, davacıdan aldığı vekâlet yetkisini gösterir dayanak vekâletnamenin mevcut olmadığı, dayanak vekâletnamenin dosya kapsamına tercümeli ve onaylı halinin sunulması gerektiği belirtilmiş ise de eksikliğin giderilmediğini, Davacı tarafından, iddialarının dayanağı olarak internet sitesi ekran görüntüsü, satışı fişi ve bir takım ürünler dosyaya sunulduğunu, Bilirkişi raporunda inceleme konusu yapılan ve hükme esas alınan bu belge ve ürünlerin delil mahiyeti olmadığını,Uzmanlığı olmayan bilirkişilerden alınan raporun hükme esas alınmasının yerinde olmadığını, heyette marka vekili bilirkişi olmadığını,  Davacının tanınmış marka tescili olmadığını, ... başvuru numaralı marka tescilli olmadığını, sektörel tanınmışlığın ise sektör bilirkişisi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, uzmanlığı bulunmayan bilirkişilerin raporunun hükme esas alınamayacağını, davacının iki tanınmış marka başvurusunun reddedildiğini, davacı markası ile aynı sınıfta olan ... ibaresi içeren üçüncü kişilere tescilli markalar da olduğunu, ... ibaresinin zayıf marka haline geldiğini, ... ibaresinin harcıalem olduğunu, Davacının 14 ve 18 .sınıflarda markasını kullanmadığına yönelik savunmanın dikkate alınmadığını,  tarafların hangi ürünlerini hangi şekilde ticarete konu ettiği incelenmesi gerektiğini, somut olayda davacı ve davalının dava konusu ürünlere ilişkin piyasaya sürüş biçimleri karşılaştırılmadığını, davacının dava konusu ürünlere ilişkin kullanımı olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının markasal kullanımları SMK kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil edeceği kabul edilse dahi aynı eylemlerin ... haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiği sonucuna ulaşılamayacağı, davalının bu minvalde başkaca iş ve eylemi olmadığı da dosya kapsamında sabit olduğundan haksız rekabetin varlığına yönelik tespiti içerir yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddinini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, markanın hükümsüzlüğü, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı  davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.YHGKnın, 2011/11–567 E-2011/676 K., 2012/11–417 E, 2012/791 K., 2013/11-1316 E, 2015/34 K., 2013/11-1572 E-2015/1133 K., 2017/11-74 E- 2017/728 K.ve 2017/11-8 E-2019/47 K.sayılı ilamlarında da benimsendiği üzere, mahkeme kararlarında gerektiğinde hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere, kararın ekinde yer verilebilir ise de, hükmün gerekçe kısmında, HMK'nın \"Hükmün Kapsamı\" başlıklı 297. maddesi ve Anayasa'nın 141. maddesi hükümlerine uygun düşmeyecek biçimde şekillere şekillere yer verilmesi, davadan davalar doğmasına, tarafların yeniden uyuşmazlığa düşmelerine, infazda tereddüt yaşanmasına yol açabilecektir. Renk, boyut ve diğer özelliklerinden yoksun bir şekilde markaların ve tasarımların gerekçeli karara eksik yansıtılmaları yanıltıcı sonuçlara neden olabilecektir. Somut uyuşmazlıkta; ilk derece mahkemesince davacının iddiası kısmında ve hükümde marka görsellerine yer verilmiş olup, bu durum infazda karışıklığa yol açacağı gibi 6100 sayılı HMK’nın 297’inci maddesine de aykırı olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenle HMK’nın 355, 353/1-a-6. maddeleri gereğince ilk derece mahkemesinin kararının re'sen kaldırılmasına, davalının istinaf isteminin re'sen dikkate alınan nedenler ile kısmen kabulüne, kaldırma sebebine göre sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, 2-İlk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 355, 353/1-a-6 maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-İstinaf talebi kısmen kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davalı tarafa iadesine, 5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 109 TL posta masrafı olmak üzere toplam 329,70 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.26/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5600a5e0713aa3f1","SID":"7b6a92196afada18"}}