{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/571 <br>KARAR NO: 2024/1388<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/11/2020<br>NUMARASI: 2017/743 Esas -  2020/560 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edenin 23/10/2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek biçimde yaralandığını, yaya konumunda olan müvekkilinin yaralandığı kazaya plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir araçın neden olduğunu, kazanın oluşumunda vekil edenine atfedilebilecek bir kusuru bulunmadığını, kazadan sonra davalı güvence hesabına başvuruda bulunarak hasar dosyası açılmış ve bu kapsamda vekil edenine %100 kusur oranı üzerinden ödeme yapılmış ise de yapılan bu ödemenin yetersiz olduğunu, gerçek zarar miktarını karşılamadığını, müteakip yapılan bakıcı gideri zararının karşılanmasına ilişkin talebin ise reddedildiğini belirterek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak) 5.000,00-TL'si iş göremezlik tazminatına, 5.000,00-TL'si bakıcı gideri zararına, 2.000,00-TL'si de tedavi giderleri zararına karşılık olmak üzere toplam 12.000,00-TL maddi tazminatın talebin ret tarihi olan 09/03/2017 tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte güvence hesabından tahsiline karar verilmesini istemiş; 20/03/2020 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de maddi tazminata ilişkin istek miktarını toplam 233.207,82-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır. Davalı güvence hesabı vekili cevap dilekçesinde özetle; görülmekte olan dava açılmadan önce vekil edeni kuruma yapılan başvuru neticesinde %100 kusur ve %10 maluliyet oranı üzerinden yapılan hesaplama neticesinde tespit edilen zarar miktarının ibraname karşılığında davacıya ödendiğini, dolayısıyla bakiye bir sorumluluğunun kalmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, bakiye bir sorumluluk olduğu sonucuna varılması halinde de maluliyete ilişkin tazminat hesaplamasının 26/04/2014 tarihinde yürürlüğe giren yasal düzenlemelere göre usulüne uygun şekilde hesaplanmasını istediklerini, ayrıca 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMM Sigortası Genel Şartları gereğince geçici iş göremezlik zararı, tedavi zararı ve bakıcı gideri zararından güvence hesabının sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğini, faize ilişkin talebin de haksız ve yersiz olduğunu ve müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğinin de gözetilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları, olayla ilgili soruşturma dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; polis ekiplerinden kaçmaya çalışan bir kişinin plakası belirlenemeyen bir araçla, davacı yayaya çarpması neticesinde meydana gelen kazanın oluşumunda plakası belirlenemeyen araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, davacı yayanın ise herhangi bir kusurunun bulunmadığının ve davacının kaza neticesinde %28,2 oranında malul kaldığının yeterli ve geçerli nitelik taşıyan bilirkişi raporlarıyla belirlendiği, kazadan sonra yapılan başvuru üzerine davacıya 16/02/2017 tarihinde 45.626,00-TL ödeme yapılmış ise de, yapılan bu ödemenin ciddi biçimde yetersiz olduğunun da yargılama sırasında temin edilen aktüer bilirkişi raporuyla tespit edildiği, bu durumda davacının bakiye zararını talep edebileceği benimsenmek suretiyle;  \" ... aktüerya uzmanı bilirkişi tarafından sunulan   09/03/2019  tarihli bilirkişi raporu göz önünde tutularak, davacı adına bir takım ödemeler bulunduğu, davacı adına ödeme tarihine göre hesaplanan toplam maddi tazminat tutarı 170.753,27-TL, davalı tarafından 16/02/2017 tarihide yapılan 45.629,00-TL ve SGK tarafından yapılan 16.360,43-TL geçici iş göremezlik ödeneğinin mahsubu sonrası bulunan fark tazminat tutarının 108.763,84-TL olduğu anlaşılmakla, aradaki farkın fahiş olduğu  değerlendirilmiş ve  güncellenen değerler sonrası, maddi tazminatın 271.513,47-TL olduğunu, yapılan ödemelerin güncellenen hali olan toplam (58.196,35 + 20.830,19= 79.026,54-TL'nin mahsubu sonrası bulunan fark tazminat tutarının 192.486,93-TL olduğu,  geçici iş  göremez olunan dönemde bakıcı ihtiyacı olacağının kabul edilmesi gerektiği ve bunun için hesaplanan bakım ücretinin 14.390,70-TL olduğu,  tedavi gideri yönünden her ne kadar belgeli giderlerden SGK sorumlu ise de, belgeli olmayan  SGK tarafından karşılanmadığı anlaşılan 5.500,00-TL tedavi gideri olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmış ve buna göre, dosya içerisinde bulanan kaza sonrası tutulan hastane evraklarından da anlaşıldığı üzere, 23/10/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacının basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı, kazaya karışan aracın plaka ve sürücüsünün tespit edilemediği ve buna göre, 5684 sayılı  Sigortacılık Kanunun 14. Maddesi uyarınca sigortasını yaptırmamış veya sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen motorlu araçların neden olduğu bedensel zararların, ... Şirketleri Birliği nezdinde kurulan ...ndan karşılanması gerektiği değerlendirilmekle, usul ve yasaya uygun olan, denetime imkan veren bilirkişi raporunun hesap kısmına itibar edilerek ve açılan davanın kısmen kabulüne karar verilerek ve faiz yönünden davalının bir kısım ödemesi olduğu dikkate alınarak, bakiyesi yönünden son ödeme tarihinden itibaren temerrüt oluştuğu kanaati ile  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle; -Davanın KISMEN KABULÜNE, 192.486,93-TL geçici/sürekli maluliyet tazminatı, 14.390,70-TL bakıcı tazminatı, 5.500,00-TL tedavi masrafı tazminatı olmak üzere toplam 212.377,63-TL tazminatın 09/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte  davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı güvence hesabı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri; \"ek süreli tazminat\" talebi için yapılan yeni bir başvuru  olmayıp, davacı tarafından açılan davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğinin karar yerinde gözetilmediği; hükme esas alınan maluliyete ilişkin raporun da usulüne uygun şekilde düzenlenmemiş olması nedeniyle hükme esas alınamayacağı; keza geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin sorumluluk ile sürekli sakatlık raporu alınana kadar geçen sürede katlanılan bakıcı giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğu, dolayısıyla bu zarar kalemleri bakımından güvence hesabının sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğinin mahkemece  dikkate alınmadığı; kabule göre de davacı tarafça bakıcı tutulduğu ispat edilmeden ve  kişinin bakıcı ihtiyacı içerisinde olup olmadığı usulüne uygun şekilde belirlenmeden bakıcı gideri tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğu; maluliyete ilişkin hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulamasıyla yapılması gerekirken bunun yapılmamış olmasının da isabetsiz bulunduğu; gelirin hatalı belirlendiği; davacı tarafın kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın sebebiyet verdiğini ve dahi araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu kanıtlayamadığını ve faiz başlangıcının da mahkemece hatalı belirlendiği hususlarına yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen cismani zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkindir.1-2918 sayılı KTK'nın 14/04/2016 tarih ve 6704 sayılı Kanunun 5. maddesi ile değişik 97. maddesine göre; \"zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içerisinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.\" Söz konusu madde ile dava açmadan önce zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketine başvuru yapılması dava şartı haline getirilmiştir Eldeki davanın açılma tarihi 23/08/2017 olduğuna göre, davanın açılmasından önce davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulması gerektiği konusunda duraksama mevcut değildir. Dosya kapsamından; davacının eldeki davayı açmadan önce kaza neticesinde maluliyete uğradığını ileri sürerek maddi zararının giderilmesi amacıyla 09/01/2017 tarihinde yazılı biçimde güvence hesabına başvurduğu, bu talebin 18/01/2017 tarihinde kuruma ulaştığı, güvence hesabı tarafından hasar dosyası açılarak davacıya ZMM Sigortası kapsamında 15/02/2017 tarihinde ibraname karşılığında 45.629,00-TL tazminat ödemesi yapıldığı, ancak davacının iş bu ödemenin yetersiz olduğunu ileri sürerek 2918 sayılı yasanın 111.maddesi kapsamında ve süresi içerisinde görülmekte olan davayı açtığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, yapılan ödemenin yetersiz olduğuna dayanılarak doğrudan dava açılmasını engelleyen herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığından davalı vekilinin ek tazminat talebi için de sigorta şirketine yeniden başvuruda bulunması gerektiğine ilişkin istinaf itirazının yerinde olmadığı, reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. 2-Davalı vekilinin maluliyet raporuna ilişkin istinaf itirazlarına gelince; Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu bu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.  (Bknz. Yargıtay 4. HD'nin 2021/18611 Esas, 2022/787 Karar sayılı ilamı) Eldeki davada, kaza tarihi 03/07/2015 olup, maluliyete ilişkin belirlemenin kaza tarihi  itibariyle yürürlükte olan \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümleri doğrultusunda yapılması gerekirken  “Çalışma Gücü ve Meslekte kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine göre düzenlendiği anlaşılan ATK raporunun karara dayanak yapılması kural olarak  doğru değil ise de; somut olayda, ATK 2. İhtisas Dairesince davacının geçirmiş olduğu tüm tedavi evrakları ile konuya ilişkin olarak daha önce alınan diğer raporların irdelenmesi ve kurumca kişinin bizzat muayenesi neticesinde düzenlendiği anlaşılan 21/09/2018 günlü rapor, davalı Güvence Hesabı vekiline 08/11/2018 tarihinde usule uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen, davalı tarafça bu rapora karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmediği gibi, söz konusu bu raporun dikkate alınmasıyla düzenlendiği anlaşılan aktüer bilirkişi raporuna karşı da maluliyete ilişkin belirlemenin hatalı olduğu, hesaplamada dikkate alınamayacağı yönünde (başkaca itiraz sebepleri ileri sürmüş olmakla birlikte) herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. Bu durumda maluliyet oranı ve iyileşme süresine ilişkin 21/09/2018 günlü ATK raporundaki  belirleme ve değerlendirmeler ile bu raporun baz alınmasıyla düzenlenen hesap raporu ile tespit edilen tazminat miktarları davacı taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturacağından, mahkemece 21/09/2018 günlü  aktüer bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle davalı ...nın sorumluluğu yoluna gidilmesinde bir isabetsizlik mevcut değildir.Ayrıca 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5.maddesinin \"Sağlık Giderleri Teminatı\" başlıklı (b) maddesinde  \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile, trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderlerin teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup, ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\"  denmekte ise de; 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanmış ve sınırlandırılmıştır. KTK'nun 98.maddesinde; trafik kazaları nedeniyle, üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, SGK tarafından karşılanacağı belirtilmiş olup;  6111 sayılı yasanın geçici 1.maddesi ile de, \"Bu kanunun yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin SGK tarafından karşılanacağı belirtilmiş olup, buna göre SGK 6111 sayılı yasa ile değiştirilen 2918 sayılı KTK'nun 98.maddesi uyarınca tüm tedavi giderlerinden değil sadece söz konusu madde kapsamında kalan  tedavi giderlerinden sorumludur. Diğer bir ifadeyle SGK'nun hangi tedavi giderlerinden sorumlu olduğu, kanun uyarınca belirlenmiş olup, anılan kanun kapsamı dışına çıkılarak yapılan genel şartlardaki düzenlemeler ile, SGK'nun sorumluluk kapsamının genişletilmesi, bir kanun maddesinin idarenin yapmış olduğu bir düzenleme ile değiştirilmesi mümkün değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25/01/2004 tarih, 2004/4-40E-2004/113 K.sayılı İçtihadı).  SGK'nun sorumluğunun kapsamını belirleyen KTK'nun 98.madde hükmüne  aykırı olacak şekilde  düzenlenen Genel Şartlardaki bu yöndeki bir belirlemenin  KTK'nun 92.maddesine 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik sonucu eklenen (i) maddesi  nedeniyle yasal hale geldiği de söylenemeyeceği gibi, anılan düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi kararı ile de iptal edildiği gözetildiğinde, bedensel zararın bir türü olan geçici iş göremezlik zararından, kazazedenin iyileşme döneminde gerçekleşen bakıcı ihtiyacı nedeniyle oluşan zararlardan ve yasa gereği SGK'nın sorumluluğu kapsamında bulunmayan tedavi giderlerinden davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağı yönündeki kabul şeklinde herhangi bir bir yanılgı bulunmadığından davalı vekilinin açıklanan bu hususlara yönelik istinaf itirazlarının da reddine karar vermek gerekmiştir. 3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarına gelince; Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; olaya ilişkin savcılık soruşturma dosyası, soruşturma aşamasında alınan ifade tutanakları, yine soruşturma kapsamında alınan bilirkişi kusur raporu, bu rapora dayanılarak yapılan başvuruda rapora karşı konulmaksızın davalı kurumun %100 kusur oranında davacıya ödeme yapması hali birlikte değerlendirildiğinde; mahkemece kazanın meydana gelmesinde sürücüsü ve plakası belirlenemeyen bir aracın sebebiyet verdiği tüm kusurun araç sürücüsüne ait bulunduğu, davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığının kabul edilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; ayrıca hükme esas alındığı anlaşılan 09/03/2020 günlü aktüer bilirkişi raporunun; Yargıtay'ın güncel içtihatları doğrultusunda bakiye yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosu baz alınmak ve davacı gelirinin de SGK kayıtlarına göre asgari ücretin 1.02 katı olduğu doğru biçimde belirlenmek suretiyle düzenlenmiş olması  nedeniyle; davalı tarafça yapılan ödemenin ödeme tarihindeki verilere göre yetersiz olduğu sonucuna isabetli şekilde ulaşılmasından sonra,  davalı kurum tarafından yapılan kısmi ödemenin güncellenmiş hali yanında, SGK tarafından davacının geçirdiği trafik kazası sonucunda istirahatli kaldığı tüm döneme ilişkin olarak yapılan geçici iş göremezlik ödemesinin de güncellenmiş halinin düşürülmesi neticesinde  davacının talep edebileceği sonuç maluliyet tazminatının 192.486,93-TL olacağına ilişkin belirleme ve değerlendirmede davalı taraf aleyhine bir hata olmamasına; tüm bunlardan ayrı SGK tarafından davacıya geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı olarak yapılan geçici iş göremezlik süresi dikkate alındığında (24/10/2015-25/02/2017 tarihleri arasını kapsar biçimde ödeme yapılmıştır) sadece  doktor raporuyla belirlenen 9 aylık iyileşme süresi için davacı yararına asgari ücretin brütü üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda bakıcı gideri tazminatına hükmedilmiş olmasınında  bir isabetsiz bulunmamasına; keza 24/05/2015 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6645 sayılı yasanan 60.maddesiyle değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.madde hükmü uyarınca SUT kapsamı dışında kalan ve davacı tarafça ödendiği anlaşılan tedavi giderleri ile SGK'nın sorumluluğunda olmayan kadri maruf yol ve ulaşım giderleri gibi tedavi harcamalarından davalı güvence hesabının sorumlu tutulmuş bulunmasında da bir isabetsizlik tespit edilemediğine göre, davalı vekilinin açıklanan hususlarına yönelik istinaf itirazlarının da reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 14.507,51-TL harçtan peşin yatırılan 3.626,88-TL harcın düşümü ile bakiye  10.880,63-TL istinaf karar ve  ilam harcının  davalı Güvence Hasabından tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.19/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"745fdbe71c97fd0d","SID":"96023fbec948770b"}}