{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/126 Esas<br>KARAR NO: 2024/1427 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/11/2022<br>NUMARASI: 2017/541 E.  -  2022/857 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 26/09/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin bundan 4 yıl önce ...'un iş teklifi ile Bodrum'a yerleşmeden önce ... bünyesinde çalıştığını, davalı şirketin bulunduğu dönem içerisinde şirket üst yönetimi ile yakın ilişkiler geliştirdiğini, müvekkilinin ... bünyesinde işten çıkarıldıktan hemen sonra davalı şirket pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi ...'un, müvekkiline franchise ilişkisi teklifiyle geldiğini ve kendisine Bodrum'da bir mağaza açmasını önerdiğini, müvekkilinin de bu teklifi kabul ettiğini ve Bodrum'da ticari işletmesini kurduğunu, güven ilişkisi nedeniyle sözleşme ilişkisi içerisine girmediğini, ancak münhasıran davalı şirketin kendisine tedarik edilen \"...\" markası altındaki ürünlerinin satışını gerçekleştirdiğini, taraflar arasında böylelikle süregelen franchise sözleşmesi ilişkisinin, ... temsilcisi ...'un müvekkiline gönderdiği 01.09.2016 tarihli elektronik posta ile haksız olarak sona erdirildiğini, müvekkilinin yürütmüş olduğu ticari faaliyetin, davalı ...'nin ürünlerinin Bodrum ve fiilen müvekkiline tahsis edilen çevre bölgelerinde pazarlanması ve satışı olduğunu, franchise döneminde anılan faaliyet çerçevesinde ...'nin kendisinin faaliyet göstermediğini, bu nedenle yapılan faaliyetler ve davalı ...'nin bünyesinde ortaya çıkan yeni müşteri çerçevesi ve ticari itibar artışına karşılık denkleştirme tazminatı olarak müvekkili adına son 4 yıllık kar ortalaması olarak 355.000,00 TL tazminat talep ettiklerini, bunun dışında, müvekkilinin, franchise sözleşmesinin erken ve haksız feshedilmesi sebebiyle kira bedeli olarak 46.020,00 TL. ödeme yükü altında kaldığını, bunun yanında müvekkilinin franchise ilişkisi sebebiyle 2016 yılında yapılan ve henüz karşılanamamış yatırımlar olarak toplam 9.630,40 TL zararının bulunduğunu, müvekkili bünyesinde çalışan personel açısından ise ihbar ve kıdem tazminatları olarak toplam 29.626,29 TL. külfetin doğduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla denkleştirme tazminatı olarak 355.000,00 TL, maddi tazminat olarak 5.000,00 TL, manevi tazminat olarak 40.000,00 TL olmak üzere toplam 400.000,00 TL.'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacının ...-... Ortaklığı adındaki şahıs firmasını kurduklarını, Bodrum'da müvekkili şirketin imalatlarının da satıldığı bir franchise mağazasını işletmeye açtıklarını, davacı ve dava dışı ortağı ...'in 1 yıl süren ortaklığın ardından ayrıldığını, 30.06.2013 tarihinden itibaren söz konusu Bodrum mağazasının tek başına davacı tarafından işletilmeye başlandığını, müvekkili şirket icra kurulu başkanı ...'un, kaleme aldığı elektronik posta ile franchise ortaklarına yeni iş modeline geçildiğini bildirdiğini, söz konusu elektronik posta ile, ... markası altında bulunan ürün ve hizmetlerinin satış ve dağıtımında yeni bir iş modeline geçildiğinin belirtildiğini, bu sayede müvekkili iş ortakları ve tüm franchislerin nezdinde durumun açıklığa kavuşturulduğunu, şartlarda mutabık kalınması halinde iş ortaklarıyla çalışılmasına yeni modelde devam edildiğini, bu anlamda işbu elektronik postanın bir fesih irade içerdiği şeklinde yorumlanmasının son derece zorlama bir yorum olduğunu, davacının, ortada bir fesih iradesi yokken 10.01.2017 tarihli ihtarnameyi keşide ettiğini ve sözde \"feshe dayanan” haklarını talep ettiğini, ancak müvekkilince gönderilen cevabi ihtarnamede, davacı ile müvekkili arasında yazılı bir sözleşmenin dolayısıyla da süre kaydının olmadığını, buna istinaden yanlar arasındaki belirsiz süreli sözleşmenin süresinde ihbarda bulunularak feshinin her zaman mümkün olduğunu, bu anlamda müvekkilince 18.01.2017 tarihinde keşide edilen cevabi ihtarnamenin aynı zamanda bir fesih ihbar niteliği taşımakta olduğunu, davacı tarafa hakkaniyete uygun olarak 2 aylık ihbar önel verildiğini, feshin, ihbar süresine ve dolayısıyla da hukuka uygun olduğunu, kaldı ki davacının acente değil, franchise ilişkisi içerisinde bulunan kişi olduğunu, portföy tazminatı talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>ISLAH: Davacı vekili dosyaya sunduğu 10/11/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile; kira bedeli ve çalışanlara ait kıdem tazminatı ödeme dekontlarını ve bildirgelerini önceki delillerine ek olarak dosyaya sunmuş, bu deliller de incelenerek bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlar doğrultusunda ek rapor alınmasını talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2022 tarihli  2017/541 E. - 2022/857 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verildiği görülmüştür. <br>İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, usule aykırı olarak bilirkişiler tarafından hukuki değerlendirmeler yapıldığını, eksik ve hatalı bu raporlar hükme esas alınarak mahkemenin sözleşmenin feshinin haksız olmadığı ve fesih için makul süre verildiğine dair değerlendirmesinin hatalı olduğunu, Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, 01/09/2016 tarihli mailde müvekkilinin tek satıcı olduğu bölgede iş modelinin tamamen değiştirildiği ve satışa tek satıcı olarak müvekkili tarafından devam edilmemesine karar verildiğinin bildirildiği, bu mailin açıkça sözleşmenin feshi niteliğinde olduğunu ve feshin haksız olduğunu, 01/09/2016 tarihli mailde müvekkiline herhangi bir makul süre verilmediğini, uygulama ve yargı kararlarında kabule göre franchise sözleşmesi için makul sürenin 3-6 ay arasında olduğunu, Müvekkilinin tek satıcı olmadığına dair Mahkemenin kabulünün hatalı olduğunu, davalının müvekkilini bölgede tek satıcı olarak yetkilendirildiğini, denkleştirme tazminatının koşullarının mevcut olduğunu, denkleştirme tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Yerel mahkemenin kararında, davalının bölgede başka şirketlere de faturalar düzenlediği belirtilmişse de, bu faturaların çeşitli projeler kapsamında Muğla bölgesinde müvekkili tarafından edinilen müşteriler ve/veya projesini Muğla bölgesinde yapmak isteyen müşteriler ile müvekkili tarafından yapılan görüşmeler sonucunda tarafların ortak kararı ile direkt davalı adına düzenlenen faturalar olduklarını, bu faturalara konu satışların da müvekkili tarafından yapıldığını, münhasır franchise anlaşması dikkate alınarak davalı tarafından müvekkiline komisyon faturalarının kesildiğini, bu faturaların dosyada mevcut olduğunu, ticari defter ve belgelerde de yer aldıklarını, ayrıca davalının dosyanın aşaması itibarı ile söz konusu faturaları sunmasına muvafakatları olmamasına rağmen incelemeye esas alınmasının da usule aykırı olduğunu, Müvekkilinin bölgede münhasır yetkili satıcı olduğunu, davalının bunun aksini kanıtlayan herhangi bir delil sunmadığını, Davalının sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle müvekkilinin kira bedeli, yatırım zararı ve işçi tazminatları nedeniyle uğradığı zararlarını davalıdan talep edebileceğini, bu taleplerinin Mahkemece reddedilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Müvekkilinin dört yıl boyunca satışını yaptığı ürünleri bölgede satamayacak olması nedeniyle tüketiciler ve iş çevresi nezdinde, kendisinin bir yetersizliği veya hatası sebebiyle sözleşmenin sonlandırıldığı algısını oluşturduğunu, müvekkilinin bu haksız fesih nedeniyle manevi zarara uğradığını, Mahkemece manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek, usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasına, müvekkili lehine denkleştirme tazminatı olarak 355.000,00 TL, maddi tazminat olarak 5.000,00 TL, manevi tazminat olarak 40.000,00 TL olmak üzere toplam 400.000,00 TL'ye hükmedilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Davacının davalıya gönderdiği Beyoğlu ... Noterliğinin 10 Ocak 2017 tarihli, ... Yevmiye numaralı ihtarname incelendiğinde; 1 Eylül 2016 tarihinde davalı şirket yetkilisi ... tarafından gönderilen e-mail ile taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiği bildirilerek, sözleşmenin tek taraflı ve haksız feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı, kira ödemeleri ve işçilere yapılan maaş ve tazminatlarla ilgili zararlarının karşılanması için  ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde kendileri ile irtibata geçilmesi, aksi takdirde dava açmak zorunda kalacaklarının ihtar edildiği tespit edilmiştir. Davalının davacıya gönderdiği Beyoğlu ... Noterliğinin 18 Ocak 2017 tarihli, ... yevmiye numaralı cevabi ihtarname incelendiğinde; taraflar arasında acentelik ilişkisi değil, franchise sözleşmesinin mevcut olduğu, davacıya gönderilen elektronik postanın fesih ihbarı niteliğinde olmadığı, taraflar arasındaki yazılı bir süre kaydı mevcut olmadığından, cevabi ihtarnamenin fesih ihbarı niteliğini taşıdığı, iki aylık ihbar önelinin bitiminde, taraflar arasındaki sözleşmenin taraflarınca feshedilmek suretiyle sona erdiği ve sözleşmeden doğan her türlü hak ve alacaklarını uhdelerinde saklı tuttukları, 242.438,85 TL cari alacaklarının vadesi geldiğinde ödenmesi, aksi takdirde bu meblağın tahsili için hukuki yollara başvurulacağı hususlarının ihtar edildiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince mali müşavir ... ve ticaret hukuku alanında nitelikli hesap uzmanı ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 24/05/2019 tarihli raporda; -Davacının en azından 01.09.2016'dan beri haberdar olduğu “iş modeli değişikliği” veya “sona ermeye hazırlık süreci”nin başlamasından sonra, 18.01.2017 tarihli ihtarnameyle 2 ay süre verilerek bayilik sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmesinin hukuka aykırı olmadığı, -Eğer Sayın Mahkemeniz fesih ihbarı için TTK'daki m. 121'deki 3 aylık süreyi benimseyecek olur ise davacının | ay eksik süre verilmesinden doğan zararlarını talep hakkı olacağı, -Gerekçeleri raporumuzda yer alan görüşümüze göre, davacıya tahsis edilen bir “tekel hakkı”nın varlığı kanıtlanamamıştır. Bu itibarla, TTK m. 122/5 uyarınca, davacının portföy tazminat talebi şartlarının oluşmadığı,-Kira bedeli, yatırım zararı ve işçi tazminatları taleplerinin haklı olmadığı, kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Aynı bilirkişi heyetinden alınan  20/01/2020 tarihli ek raporda;-Portföy tazminatı hesaplamasının faaliyet karı ortalaması olması gerektiği, bu hesaplama neticesinde portföy tazminatının 355.094,00 TL olarak hesaplandığı, - Kira bedeli, yatırım bedeli ve işçi tazminatı açısından kök raporda görüşün devam ettiği, belirtilmiştir. Mali müşavir ... ve  ticaret hukuku alanında nitelikli hesap uzmanı ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 24/05/2019 tarihli raporda; -Davalı tarafından dosyaya sunulan faturalar incelendiğinde, davacı ile ticari ilişkisinin sürdüğü dönemde farklı firmalara da aynı bölgede satışlarının bulunduğu, -Daha önce dosyaya sunulan görüşlerde de ifade edildiği üzere taraflar arasındaki acentelik ilişkisi bulunmadığı, TTK m.122 uyarınca denkleştirme talebinin ileri sürülebilmesi için gerekli olan belli bölgede tek satıcılık durumunun da somut olayda gerçekleşmediği, -Dosyanın gelinen bu aşamasında denkleştirme talep şartlarının somut olay bakımından gerçekleşmediği, kanaatine varıldığı belirtilmiştir.<br>G E R E K Ç E:Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasıyla denkleştirme tazminatı, sözleşmenin feshi nedeniyle kira ödemesi, işçilere ödenen tazminatlardan doğan maddi zarar ile manevi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya incelendiğinde davacı ile davalı şirket arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, ancak davalıya ait \"...\" markalı ürünlerinin Bodrum bölgesinde davacı tarafça satılmasına ilişkin taraflar arasında sözleşme yapıldığının her iki tarafın da kabulünde olduğu anlaşılmıştır. HMK’nun 190/1. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut olaya bakıldığında; davacı tarafça davalının gönderdiği 01/09/2016 tarihli elektronik posta ile taraflar arasındaki sözleşmenin haksız olarak feshedildiği iddia edilmişse de, bu elektronik postanın içeriğini gösteren delil dosyaya sunulmamış, davalı tarafından davacıya gönderilen cevabi ihtarnamede ise bu elektronik posta ile sözleşmeyi feshetmedikleri bildirilmiştir. Bu durumda ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça 01/09/2016 tarihli elektronik posta ile sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiası ispatlanamamıştır. Yine davacı taraf denkleştirme tazminatı talebinde bulunmuşsa da, bu tazminatın talep edilebilmesi için TTK’nun 122. maddesi uyarınca taraflar arasında acentelik veya tek satıcılık veya benzeri tekel hakkı veren nitelikte bir sözleşmenin mevcut olması gerekir. Taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi, davalının davacıya gönderdiği cevabi ihtarnamede ve yargılama sırasında aralarındaki sözleşmenin franchise sözleşmesi olduğu, acentelik ilişkisi bulunmadığı, davacının bölgede tek satıcı olmadığı savunulmuştur. Ayrıca davalı tarafından sunulan ticari faturalar ile sözleşme devam ederken davalı tarafından o bölgede bizzat davalı tarafından ürün satışı yapıldığı da tespit edilmiştir. Bu durumda davacı tarafça, davalı şirket ile aralarında acentelik, tek satıcılık veya tekel hakkı veren benzer bir sözleşme bulunduğu da davacı tarafından ispat edilememiştir. Her ne kadar davacı vekili davalı tarafından daha sonra sunulan bu faturaların sunulmasına muvafakat etmedikleri halde incelenmelerinin usule aykırı olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, davalının delil sunma süresinde bildirdiği deliller arasında kendi ticari kayıtlarının da mevcut olduğu,  bu faturaların da davalının ticari kayıtlarında yer aldıkları, ayrıca Mahkeme hakimince HMK’nun 31/1. maddesi uyarınca davanın aydınlatılması için davalıya ait bu ticari belgelerin dosyaya sunulmasını istemesi ve değerlendirmesinde usule aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin buna ilişkin istinaf talebi kabul edilmemiştir. Tüm bu nedenlerle; alınan bilirkişi raporları ve  tüm dosya kapsamına göre; denkleştirme tazminatı koşulları bulunmadığından davacının denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği, taraflar arasında franchise sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği ispatlanamadığından, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kira ödemeleri ve işçilere ödenen tazminatlardan oluşan maddi tazminat talebinde bulunamayacağı, manevi tazminat da talep edemeyeceği, tazminat koşullarının mevcut olmadığı, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL eksik harcın  davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 26/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a230a4a3ff5a4acb","SID":"38529494d203e2dd"}}