{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1192 <br>KARAR NO\t: 2024/1412<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                            K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/145 E.  -  2022/103 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLLERİ<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/04/2022 tarih ve 2021/145 Esas - 2022/103 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:  Davacı vekili,  müvekkilinin 2011/110158 sayılı, \"...\" ibareli ve 2011/110118 sayılı, \"...\" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalı Şirketin 2020/34862 sayılı ve \"...\" ibareli başvurusuna anılan marklarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa markalar arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, dava konusu başvuruda müvekkilinin markalarında yer alan \"...\" ibaresinin birebir ve aynı şekilde kullanıldığını, başvuruda yer alan \"...\" ibaresinin davalı Şirketin çatı markası olduğundan iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmayacağını, dava konusu başvurunun asli unsurunun müvekkilinin markalarında olduğu gibi \"...\" ibaresinden oluştuğunu, müvekkilinin itirazına mesnet markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği mal ve hizmetlerin müvekkilinin markaları kapsamında da yer aldığını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2021-M-1621 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, markalarda ortak olarak kullanılan \"...\" ibaresinin davacı tarafından yaratılan bir ibare olmayıp yaygın kullanımı olan bir ibare olduğunu, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\"  ve \" Şekil + ... \" ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının \"...\" ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının \"...\"  ve \" Şekil + ... \"  ibareli tescilli  markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının \"...\"  ve \" Şekil + ... \"  ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının \"...\" ibareli başvuru markalı  malı/hizmeti  satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından  başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları  arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki  iltibasın bulunmadığı, tarafların marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki koşulların da oluşmadığı, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili,  dava konusu \"...\" ibareli marka ile müvekkilinin “...” ibareli markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvuruda müvekkilinin markalarında yer alan \"...\" ibaresinin  birebir aynı şekilde kullanıldığını, müvekkilinin kullanımı ile \"...\" markasının ayırt edici hale geldiğini ve müvekkili ile özdeşleştiğini, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını,  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/1716 Esas, 2021/1313 Karar sayılı kararında \"...\" ile \"... ...\" markalarının benzer bulunduğunu, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan, SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluştuğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının  kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"... ...\" ve \"...\" ibareli  markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı,  zira \"...\" sözcüğünün \"üstün nitelikli, değerli\" anlamında yaygın kullanılan, ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğu, bir bütün olarak dava konusu başvurunun, davacı markalarından yeterince farklılaştığı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluşmadığını, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı, ayrıca her marka başvurusunun kendi koşulları içinde değerlendirilmesi esas olduğundan, davacı vekilinin dayandığı Yargıtay ilamının, eldeki uyuşmazlık yönünden emsal teşkil etmeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 13/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2024   <br><br>\t\t\t\t<br>Başkan<br>...<br> <br>Üye<br>...<br> <br>Üye<br>...<br> <br>Katip<br>...<br> <br><br><br>  <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"15bb6a3a3276235e","SID":"71e5e0067b143cfb"}}