{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/217 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1553<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/1157 E.  2021/1006 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ\t: 19.09.2024 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19.09.2024<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.11.2021 gün ve 2018/1157 E. 2021/1006 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalının davacı aleyhine bonoya davalı takip başlattığını, davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe dayanak olarak gösterilen kambiyo senedinde nakden ibaresinin yer almasına karşın davacının davalı alacaklıdan para, mal ya da hizmet almamadığını, herhangi bir hukuki ilişki içine girmediğini, senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, belirterek; davacının borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davacının ... İşletmecisinin davacı tarafından işletildiğini, vekaletname ile işyerini kendi adına yönetmek için ...’e yetki verdiğini, takip dayanağı senedin davacı adına ... tarfından imzalandığını, davacının işletmesine fatura karşılığı mal satıldığını, cari hesap borcuna karşılık icra takibine konu senetlerin ... tarafından imzalanıp davalıya gönderildiğini, belirterek; haksız ve kötü niyetli davanın reddine, asıl alacağın %20 den az olmamak üzere takdir edilecek kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının işletmekte olduğu kantin ve yemek işletmesinde çalışanı olan ...'e vekaletname ile davacının emre muharrer senet düzenleme yetkisi de içerir vekaletname verdiği, daha sonra vekaletnamenin geri alınarak azilname düzenlendiği, davacıya ait kantin işletmesi ile davalının yetkilisi olduğu şirket arasında 2016 yılından itibaren ticari alışveriş ilişkisinin başladığı, davacı tarafça her ne kadar vekil ...'in vekaletten azledildiği ileri sürülmüş ise vekilin azledildiğinin davalı tarafa bildirildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı gibi bu yönde bir iddiada da bulunulmadığı, vekil ...'in azil sonrası da davacı yanında çalıştığının SGK kayıtları ile sabit olduğu, davacı tarafın davalıya vekaletten azil işleminin bildirildiğine dair bir iddiada bulunulmadığı hususları gözetildiğinde davalının ticari ilişki sırasında kendisine ibraz edilen vekaletnamedeki yetkiye güvenerek iktisap ettiği bonoları iyi niyetli olarak edindiğinin kabulü gerektiği, davacının ticari ilişkisi bulunan ilgililere vekilin görevinin sona erdiğini bildirmemesinden kaynaklanan zarara katlanması gerektiği, dava konusu bonolar nakden kaydı içermekte olup davalı tarafça cari hesap alacağına istinaden alındığı savunulduğu, bono üzerinde nakden kaybı bulunmakla bonoların kayıtsız şartsız borç ikrarı niteliğinde olduğu ve davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığının da sabit olduğu gözetildiğinde bono üzerinde yazılı alacak miktarları kadar davalı alacağının bulunduğunun kabulü gerektiği, belirtilerek; davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davacın tacir olmadığını, vekilin azlini kantinciler odasına bildirdiğini, davacının işletmesi ile davalı şahıs arasında ticari ilişki bulunmadığını, azledilen kişinin davacının iş yaptığı şirketin yetkilisinden nakit para alarak bono verdiğini, bilirkişi raporu ile ticari defterler üzerinde yapılan incelemede ne davalı şahsın ne de yetkilisi olduğu şirketin hiçbir alacağı olmadığı tespit edildiğini, bono şirket için alındıysa ticari defterlerde cari bir borç ya da bir irsaliye olması gerektiğini, iyi niyetli üçüncü kişiden ve vicdani kanaatten de söz edilemeyeceğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, bonoya dayalı takip dosyası kapsamında menfi tespit  istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\t1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\tMenfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu  ispat etmekle yükümlüdür. Bu nedenle ilke olarak kambiyo senedi uyarınca açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer. <br>\t3.\tBono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak, senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK m. 191/1, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Eğer taraflardan dan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Senede dayalı bu iddianın aksinin de yine yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. ( Yargıtay HGK'nun 05.02.2019 tarih ve 2017/(19)11-821 E. - 2019/58 K. )<br>\t4. Eldeki davaya konu somut olayda; davacı nakten kaydı bulunan davaya konu bono nedeni ile davalıya borçlu olmadığını ileri sürmüş, davalı ise söz konusu bononun taraflar arasındaki  fatura karşılığı mal satımı kapsamında davacının davacının emre muharrer senet düzenleme yetkisi de içerir vekaletname verdiği çalışanı ...'in tarafından düzenlenerek davalıya gönderdiğini senet nedeni ile davalının davacından alacaklı olduğu savunmuştur. <br>\t5.\tDavacı ve davalının iddia ve savunmaları kapsamına göre davaya konu bononun ihdas nedeninin davalı tarafından talil edildiği açıktır. Zira, davalı nakden kaydı bulunan senedin mal alım satımı nedeni ile düzenlendiği, davacı ise taraflar arasında herhangi bir para, mal ya da hizmet alım satımı bulunmadığı ifade etmektedir. Bu durumda, senedin düzenlenme nedeni davalı tarafından talil edildiğinden ispat külfeti yer değiştirmiştir. Artık; davalı, senet nedeniyle alacaklı olduğunu ispat etmek zorundadır.<br>\t6.\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından takibe konu senedin talili dolayısıyla ispat yükünü üzerine alan davalının dayandığı tüm deliller toplanıp davalının davacıdan alacaklı olup olmadığı değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek, davanın esası hakkında tarafların tüm taleplerini karşılayacak infaza elverişli şekilde bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>\tH Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.11.2021 gün ve 2018/1157 E. 2021/1006 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b37bdf7a5001f9a4","SID":"044b9fba543d418d"}}