{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/214 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1588<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/510 Esas - 2021/1000 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ \t: 25/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 25/09/2024<br>                    <br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/11/2021 gün ve 14/11/2019 sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :       <br>DAVA : Davacı vekili, 19.07.2018 tarihinde ...‘a ait ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacıya ait ... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini ve olay yerinde görevli memurlar tarafından trafik kazası tespit tutanağı tutulduğunu, davacı aracına zarar veren ... plaka sayılı araç 17.07.2018-2019 tarih aralığında ve 269033860 poliçe nolu ZMMS trafik poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta A.Ş’nin sigortalı araç sürücüsünün tam ve asli kusuru olup ,sebebiyet verdiği kaza neticesinde oluşan maddi zararlardan sorumlu olduğunu,... plaka sayılı aracın ZMMS trafik poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketi açısından zarar ve sigorta arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğunu, TTK’nun 4.maddesinden doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığını, aynı kanunun Asliye Hukuk Mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4.maddesindeki hükmü ile ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususu ile davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevleri arasında olduğu ... Sigorta A.Ş’nin İzmir‘de şube şeklinde örgütlenmiş bölge müdürlüğü bulunması nedeniyle İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğu dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, davacıya ait araç Alman trafiğine kayıtlı olup, araçta kaza nedeniyle Almanya’da ki ... Motorlu Araç Bilirkişi bürosu tarafından 13.08.2018 tarihli bilirkişi raporu ile araçta toplam hasar bedeli olarak KDV dahil 6.700,01 Euro ve araçtaki değer kaybının 1.000,00 Euro olduğunun tespit edildiğini, sigorta şirketinin de 25.07.2019 tarihinde 13.697,52 TL ve ödeme günündeki kuruna karşılık gelen 2.144,22 Euro olarak kısmı ödeme yaptığını, ancak ödenen bu bedelin davacı zararını karşılamadığını, bakiye zarar bedelinin 4.555,79 Euro ve 1.000,00 Euro’nun ödenmesi gerektiğini ve rapor için bilirkişiye 1.016,12 Euro ödeme yapıldığını, davacının daimi ikametgahının Almanya olması ve aracın Almanya plakalı olduğu dikkate alındığında davacı zararını gidermek için yabancı para Euro üzerinden harcama yapacağını, bu nedenle davacı zararının tazminininde Euro üzerinden hesaplanması gerektiğini, davacı adına 04.07.2019 tarihinde hasar ihbarının davalıya yapıldığını, ihbar tarihinden sonraki 8.iş günü sonu olan 18.07.2019 tarihinde sigorta şirketinin temerrüde düştüğünden temerrüd faizine hükmedilmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin muhtemel süre uzatım talebinin reddi gerektiğini, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, 4.555,79 Euro’nun hasar bedeli ve 1.000,00 Euro değer kaybı tazminatı ve 1.016,12 Euro bilirkişi ücretinin temerrüd tarihi olan 18.07.2019 tarihinden itibaren yürütülecek değişken faizi ile birlikte ve fiili ödeme tarihindeki T.C.M.B.Efektif satış kuru karşılığı TL olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı ... Sigorta A.Ş (Eski Unvanı ... Sigorta A.Ş) vekili, kazaya karıştığı iddia edilen araç davalı şirket nezdinde ZMMS trafik poliçesi ile sigortalı olup, davalının sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, huzurdaki dava zamanaşımına uğradığından davanın reddi gerektiğini, kazadaki sürücülerin kusuru belirlenmediğinden sürücü kusur oranları için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasını istediklerini, meydana gelen kazada sürücü kusurları belirlendikten sonra davacıya ait araçtaki hasarın belirlenmesi için bilirkişiden rapor alınmasını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu kaza nedeniyle davacının aracında meydana gelen kazada hasar taleplerinin fahiş olduğunu, davalı şirketin ödeme yaptığından temerrüde düşmediğini, ekspertiz ücretinin de teminat dışında olduğundan reddi gerektiğini, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDiğer davalılar ... ve ...'a dava dilekçesi ve duruşma gününün usulüne uygun tebliğine rağmen davaya cevap sunmadıkları anlaşılmıştır.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporlarının alındığı, ancak dosya içerisinde yer alan eksper raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için mahkemece yerel bilirkişiden alınan rapor ile İstanbul ATK tarafından hazırlanan rapordaki tespit ve değerlendirmeler davacı tarafın araç üzerinde inceleme yapılarak eksper raporları arasındaki çelişkinin giderilmesine ilişkin istinabe kararı gereğince masrafı yatırmamış olması nedeni ile dosya üzerinden inceleme yapılmak suretiyle düzenlenen bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmelere itibar edildiği, davacının talep edebileceği ekspertiz ücretinin ne olacağı hususunda değerlendirme yapılmaya çalışıldığında özellikle Almanya'dan Türkiye'ye gelmiş ve Türkiye'de hasara uğrayan araçlara ilişkin mahkemede açılmış bulunan davalarda talep edilen ekspertiz ücretleri değerlendirildiğinde çok farklı miktarlarda ekspertiz ücretinin talep edildiği, bunun bir standardının olmadığı, talep edilen ekspertiz ücretinin keyfiyet içerdiği ve bunun adil olmadığı tazminat hukuku ilkeleri gereğince zarara uğrayanın zarar miktarının artmasını önleyici tedbirleri almakla mükellef olduğu yönündeki kuralların Mahkemece dikkate alındığı, Almanya'da ödendiği bildirilen ve ödendiği söylenilen ekspertiz ücretlerinin tutarlı olmadığı ve davalı aleyhine keyfiyet ve kötü niyetli taleplere yol açabilecek değişkenliklerin yer aldığının anlaşıldığı, bu nedenle davacı tarafça talep edilen ekspertiz ücretinin tamamına hükmedilmeyip 09/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen bedel tutarında ekspertiz ücretine hükmedilmesinin daha adil olacağı sonuç ve kanaatine varıldığı, dosya içerisinde yer alan 09/10/2020 tarihli 17/05/2021 tarihli bilirkişi raporları ile 03/08/2021 tarihli İstanbul ATK raporundaki tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu eksper raporundaki tespit ve değerlendirmelerin gerçeğe uygunluğunun belirlenmesi için Almanya Federel Cumhuriyeti Mahkemelerine istinabede bulunulması yönünde karar verilmiş ise de; davacının istinabe yolu ile zararının ispatına yönelik araştırmadan kaçınmış olduğundan, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 281,30- Euro bakiye hasar bedelinin (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti olan 36.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan ... ve ... için kaza tarihi olan 19/07/2018 tarihinden, davalı sigorta şirketi açısından 18/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasasının 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak bir yıllık euro mevduat hesabına devlet bankalarınca uygulanan değişken faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki merkez bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemece birbiri ile çelişen raporlara rağmen inceleme ile dosyanın karara çıkarılmasının doğru olmadığını, bilirkişi incelemesi için dosyanın makine mühendisi bilirkişiye sevk edilirken bilirkişinin aynı zamanda otomotiv uzmanı olmadığı hususunun dikkate alınmadığını, ekspertiz ... raporunun kendilerine tebliğinin yapılmayıp, bu raporu kabul etmediklerini, mahkemece hükme dayanak yapılmamış olan ve dosyada alınan heyet raporunun ATK tarafından düzenlendiğini, mahkemece tarafa verilen süre içerisinde Alman rayiç değerine göre davacı aracının kaza tarihi itibari ile rayiç değeri, hasar miktarı ve değer kaybı tespitine ilişkin uzman görüşünün dosyaya sunulduğunu, buna göre tamirinin ekonomik olduğunun ortada olduğunu, yerleşmiş BAM kararlarına göre İTÜ ve KGM Fen Heyetinden seçilecek bilirkişi kurulundan Alman rayiç değerlerine göre inceleme yapılması gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulmasının doğru olmadığını, mahkemece yurt dışı istinabe yolu ile keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına yönelik kararının uygulanma imkanı bulunmadığından davacı tarafın bundan kaçındığı yönündeki kanaatin de isabetsiz olduğunu, hasarın KDV hariç olarak hesaplanmasının kabul edilemeyeceğini, keza zarar veren ve ZMMS sigortası hasar bedelini KDV dahil olarak ödemekle yükümlü olduğunu, mahkemece hükümde değer kaybı talebinin reddi gerekçesinin açıklanmadığını, değer kaybının Alman rayiç değerlerine göre tespitinin gerektiğini, ekspertiz gideri olarak ödenen tutarın Alman koşullarında makul ve yargılama giderleri kapsamında davalı tarafça karşılanması gerektiğini, mahkemece eksper giderinde kesinti yapılması gerektiğinin açıklanmış olmakla birlikte hüküm fıkrasında işbu talebin tamamen unutulduğunu, davacı tarafından sarf edilen gider hakkında hüküm kurulmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, davacıya ait yabancı plakalı araçta oluşan hasar giderim bedeli ve değer kaybının karşı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı, işleten ve sürücüsünden tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kabul kısmen reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t19.07.2018 günü saat 13:50 sıralarında davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobili ile Atatürk Bulvarı üzerinde seyir halinde iken kaza mahalli olan yere geldiği esnada önünde seyir hallinde olan davacı sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobilin arka kısmına çarpması neticesi dava konusu ... plakalı araçta maddi hasarın oluştuğu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır.<br>\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun  91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeniyle davacının aracında oluşan zarardan davalı sigorta şirketinin, sigortalı araç sürücücünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir. (Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 22.2.2012 tarih ve 2011/17-787 E. - 2012/92 K., Yargıtay 17. HD'nın 20/05/2013 tairh ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. sayılı ilamları) <br>\tSigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü  olduğundan,  aracın  onarımı  yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yide zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K.  )<br>\tSomut olayda davacı vekili, davalı şirketin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın davacının Almanya'da trafiğe kayıtlı yabancı plakalı aracına çarpması nedeniyle aracının hasarlandığını ileri sürerek hasar tazminatı ve değer kaybı tazminatı isteminde bulunmuştur. Davacının Almanya'da ikamet edip, geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının trafik kazası sonucunda hasara uğradığı anlaşılmakta olup, davacı aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamaz. Davacının aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahiptir. Araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekir.  (Yargıtay HGK'nun 24.06.2015 tarih  ve 2014/17-28 E. -  2015/1745 K. ) 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir.\t(Yargıtay 17. HD'nin 17.05.2018 tarih ve 2015/8003 E. - 2018/5155 K. ) Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanun'un \"Yabancı para borcunda faiz\" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. <br>\tDavalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.b maddesi uyarınca kabul edilen dava değerinin poliçe limitini aşması halinde davalıya yükletilecek yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin toplam tazminatın, dava değerinin limite oranı dahilinde hüküm altına alınması gerekir. (Yargıtay 17.HD'nin 14.06.2017 tarih ve 2016/12075 E. - 2017/5498 K. Sayılı ilamı)<br> \tÖte yandan Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere aracın kazadan önceki ikinci el piyasa rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı tazminatı hesaplamasının yapılması, aracın kaza tarihinde Almanya ülkesindeki piyasa rayiç değerine göre inceleme yapılarak, hasarsız 2. el piyasa rayiç değeri ile onarılmış haldeki 2. el piyasa rayiç değerleri belirlenerek arasındaki farka göre değer kaybının hesaplanması ve Almanya ülkesi koşullarına göre gerçek zarar miktarının belirlenmesi gerekmektedir.<br>\tDosyada birden fazla  bilirkişi raporlarının alındığı, ancak bilirkişi raporlarının yukarıda açıklanan hususları içermediği, davacıya ait aracın davacının yurt dışında yaptırma yönünde seçimlik hakkını kullandığı anlaşılmakla, araçtaki  işçiliklerin Almanya'da yapılması ve buradaki yedek parça ve işçiliklerin bu ülke şartlarına göre değerlendirilmesi, hasar bedelinin aracın piyasa rayiç değerini geçip geçmediği,  pert-total işlemine tabii tutulması gerekip gerekmediği, aracın kaza esnasında 2.el piyasa rayiç değeri ile hasarlı halinin (sovtaj bedeli)  bedelinin, yukarıda belirtilen içtihat uyarınca mahkemece dosyanın gerekirse talimat yoluyla İTÜ veya Karayolları Fen Heyetinden oluşturulacak uzman makine mühendisi- otomotiv- trafik bilirkişilerinin bulunduğu üçlü teknik bilirkişi heyetine tevdi ile gerek dosyada mevcut alınan raporlar arasındaki çelişki ve itirazları karşılar, gerekse hükme esas almaya elverişli ve yeterli nitelikte kusur durumu, kaza ile hasarın uyumlu olup olmadığı, illiyet bağının bulunup bulunmadığı, illiyet bağının bulunması halinde dosyada mevcut eksper ve bilirkişi raporlarına karşı yapılan itirazlar da irdelenmek suretiyle hasar bedelinin, değer kaybının bulunup bulunmadığının ve eksper giderinin değerlendirilmesi gerekmektedir, davacı vekillerinin istinaf istemleri bu nedenle yerinde bulunmuştur.<br>\tKabule göre ise; değer kaybı yönünden karar gerekçesiz olup, eksper gideri yönünden ise gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması isabetli olmamıştır.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının  esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/11/2021 tarih 2019/510 Esas 2021/1000 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.29/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fdd9a208747bd29b","SID":"d12f2c96eb8a1ef8"}}