{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/216 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1594<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18.11.2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/727 Esas 2021/1010 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Kasko Poliçesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 21.10.2019<br>KARAR TARİHİ\t: 26.09.2024\t<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26.09.2024<br><br>\tİzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.11.2021 tarih 2020/727 Esas 2021/1010 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, 16.08.2019 tarihinde, davalı şirketin kasko sigortacısı olduğu, müvekkiline ait ... plakalı aracın tek taraflı trafik kazası nedeniyle hasarlandığını, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde hasar dosyası açıldığını ancak dosyanın sürücümede bırakıldığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL hasar tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili 05.07.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değerini 21.529,00 TL'ye yükseltmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekili, müvekkili şirkete yapılan başvuru neticesinde hasar dosyası açıldığını, yapılan inceleme sonucunda kiralama faaliyeti ve sürücü değişikliği ile beyan yükümlülüğüne aykırılık, hasarda suistimal şüphesi olması sebebiyle ödeme yapılmadığını, Genel Şartlar’a aykırılık nedeniyle hasarın teminat dışında kaldığını, talep edilen hasar bedelinin yüksek olduğunu, avans faizi talep edilemeyeceğini, alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde dava dışı sürücü ...'nin tam kusurlu olduğu, olay yerindeki kazalı araç resimleri, kaza krokisi, hasar noktası, kazanın oluş şekli, yolun geometrik yapısı incelendiğinde kaza ile araçta oluşan hasarın uyumlu olmadığı yönünde görüş bildirildiği, aksi kanaate varıldığı takdirde aracın onarımının ekonomik olamayacağından, pert-total işlemine tabi tutulması gerektiğinin, sigorta poliçesinde mevcut 2.400,00 TL muafiyet bedelinin de mahsubu ile zararın 21.529,00 TL olduğunun bildirildiği; davalı sigorta şirketinin ise sürücü değişikliği olduğu gerekçesiyle ödeme yapmadığı, ancak bu iddiasını ispata yarar herhangi bir delil ileri süremediği, sunulan araştırma raporunda sürücü değişikliğine ilişkin görüşün somut delile dayanmadığı, her ne kadar teknik bilirkişi kaza ile hasarın uyumlu olmadığı ve kazanın belirtilen yerde gerçekleşmediğini belirtmiş ise de davalının bu yönde bir savunması ve iddiasının bulunmadığı, bilirkişinin bu tespitlerinin var sayıma dayandığı, kaza tespit tutanağının gerçeğe uygun olmadığının davalı tarafından iddia edilmediği gerekçesiyle bu yönden bilirkişi raporuna itibar edilmediği, davalı bedel arttırım dilekçesine karşı zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması nedeniyle zamanaşımı itirazına itibar edilmediği, davalı şirketin başvurunun reddedildiği 09.09.2019 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, 21.529,00 TL hasar bedeli tazminatının temerrüt tarihi olan 15.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.\t<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, hasar dosyasında yapılan inceleme neticesinde söz konusu hasarda suistimal şüphesi olduğundan olumsuz kanaat bildirilerek rapor hazırlandığını, Genel Şartlar’a aykırılık nedeniyle hasarın teminat dışı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün TTK ve Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları kapsamında rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediğini, ispat külfetinin yer değiştirdiğini, rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfetinin sigortalıya geçtiğini, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda kaza ile hasarın uyumsuz olduğunun tespit edildiğini, buna rağmen bilirkişi raporundaki teknik tespitlerin dikkate alınmadığını, yine söz konusu olayda hasarın reddedilmesine neden olacak \"kiralama faaliyeti\" ile \"sürücü değişikliği - beyan yükümlülüğüne aykırılık\" bulunduğunu, Genel Şartlar’a aykırılık nedeniyle ilgili hasarın teminat dışı olduğunu, başvurunun reddi gerektiğini, tazminat tutarına itirazlarının da değerlendirilmediğini, müvekkili ile anlaşması olmayan marka yetkili servislerine gidilmesi durumunda, hasar bedeli üzerinden %25 tenzili muafiyet uygulanacağını, bu muafiyet uygulanmadan hüküm kurulduğunu, rayiç bedelin yüksek tespit edildiğini, sovtaj bedeli hususunda bir araştırma yapılmadığını, başvuran tarafından sunulan belgelerle yetinildiğini, fatura sunulmaksızın KDV tutarının talep edilmesinin mümkün olmadığını, gerekli evraklar gönderilmeden temerrüt gerçekleşmeyeceğinden davacı yanın faiz taleplerinin reddi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t: Dava, kasko sigortasından kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. Bununla birlikte sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın A.5. maddesi ve TTK 1446/2 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer. (Yargıtay 4. HD  21.06.2023 tarihli 2022/14833 E. 2023/8298 K. sayılı ilamı)  <br>\tSomut olayda, davacıya ait ... plakalı aracın davalı şirket tarafından 15.05.2019 - 15.05.2020 tarihleri arasında genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalandığı, 16.08.2019 tarihinde dava dışı ...'nin sevk ve idaresinde iken tek taraflı gerçekleşen trafik kazasında hasarlandığı, mahkemece makine mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişilerden alınan raporda, kaza ile araçta oluşan hasarın uyumlu olmadığı tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince, davalı tarafın kaza ile hasarın uyumlu olmadığı yönünde bir savunmasının bulunmadığı, sürücü değişikliği yapıldığını ispata yarar herhangi bir delil ileri sürülemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tNe var ki, dava konusu hasar ile kazanın uyumsuz olduğu bilirkişi raporunda tespit edilmiş olmakla, davacı sigortalının iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ettiğinin anlaşılmasına göre, poliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan genel şartlara göre meydana gelen hasarın teminat dışı olması nedeniyle davanın reddi gerekirken, yukarıda belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. <br>\tBu nedenle, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.11.2021 tarih 2020/727 Esas 2021/1010 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın REDDİNE,<br>\t492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan ıslah harcı olarak yatırılan 196,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 230,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\tDavalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,\t<br>\tDavacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran davalının ödediği istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından istinaf yargılaması nedeniyle yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcı olan istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26d6fc5bb77739b3","SID":"88b4b9f86617abc8"}}