{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/09/2023<br>NUMARASI\t\t:  Esas -  Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... & Av. ...<br>\t <br><br>KATILMA YOLUYLA<br>İSTİNAF EDEN <br>DAVALILAR\t: 1- ...<br>\t\t2- ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -<br>\t\t3- ... - (T.C. Kimlik No: ...) <br>VEKİLİ\t: Av. ... - [<br>DAVA\t: Tazminat<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 10/06/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 11/06/2024<br>  Taraflar arasında görülen davada Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas- .... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı şirketler vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan ... arasında 18/05/2012 tarihli dağıtım çerçeve sözleşmesi (tek satıcılık (distribütörlük) sözleşmesi) imzalandığını, davalı şirketin sözleşmeye aykırı davrandığını, davalı ... .... Otomativ Ltd. Şti.'nin müvekkilinin tek satıcı olduğu konuda ve bölgede .... şirketi tarafından kurulması ve bu şirketin tek ortağının ... şirketi olması, müvekkilinin eski çalışanı davalı ...'ın müvekkilinin imalatçısı olan ... şirketi ile girişimde bulunarak müvekkili şirket bünyesinde çalışan olduğu dönemde edindiği bilgi ve tecrübeleri, müvekkilinin müşteri çevresini sonradan kurulan ve kuruluş planlamasında yer aldığı ... Türkiye şirketine kaydırması ve müvekkili şirket ile rekabete girmesi sebepleriyle müvekkilinin zarara uğradığını, davalı ...'in sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, müvekkilinin çalışanı olan diğer davalı ...'a iş teklif ettiğini, bundan birkaç gün sonra 15.04.2015 tarihinde .....'ın işten ayrıldığını, .....'ın Lınkedın isimli sosyal paylaşım sitesinde kendi yine Nisan 2015'de yani ... Turkiye henüz kurulmadan ... Turkiye'de müdür olarak işe başladığını beyan ettiğini, bu durumun .....'ın müvekkili aleyhine ... ile ortaklaşa aldığı kararla hareket ettiğini ortaya koyduğunu, 04.08.2015 tarihinde sözleşmenin davalı tarafından herhangi bir haklı sebep yok iken feshedildiğini, bu fesihten yaklaşık 2 ay kadar sonra ... Almanya firmasının tek ortağı olduğu diğer davalı ... Turkiye'nin kurulduğunu, davalı şirketin tek satıcılık sözleşmesine konu bölgede müvekkilinin onayı olmadan ve aralarında imzalanmış yazılı bir anlaşma olmamasına rağmen doğrudan satış yaptığını,  tek satıcının öğreti ve uygulamada portföy tazminatı adı altında denkleştirme tazminatı isteme hakkı olduğunun belirtildiğini, davalı ...'ın BK'nın 396. maddesinde belirtilen özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, davalının müvekkili ile iş akdi devam ederken imalatçı firma ile gizli olarak iletişime geçtiğini, müvekkilinin zararına aynı konuda faaliyet gösterecek bir şirketin kurulması ve bu şirkette görev alması konusunda anlaştıklarını sonrasında ise, müvekkilinin tüm müşteri ağını ... ile paylaştığını, müvekkilinin fiyat-satış politikası gibi sırlarını kullanarak müvekkilinin müşterilerini hedef aldığını, kaldı ki davalının bu işler için müvekkili nezdinde çalıştığı dönemde Almanya'da mesleki eğitime katıldığını, masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, davalı aracılığıyla daha müvekkilinin ... ile sözleşmesi feshedilmeden ...'in Türkiye'ye doğrudan geleceği ve müvekkili ile sözleşmesini feshedeceği haberlerinin yayıldığını, davalı ... Türkiye'nin TTK 55 uyarınca haksız rekabet hükümleri çerçevesinde müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu, davalıların müvekilinin kişisel özelliği ve önemli rakamda harcamada bulunarak tanıttığı markadan nemalanma gayeleri ve kötüniyetlerinin sabit olduğunu, ... Turkiye'nin haksız ve kötüniyetle müvekkilinin müşteri çevresini elinden almak, müvekkilinin ticari stratejisi ve sırlarını bilen çalışanları ile ortak menfaat alanı yaratmak suretiyle müvekkilinin münhasır yetkilisi olduğu ürünlerdeki ticari yönetimini taklit ederek müvekkilinin emek ve maddi imkanları ile tanıtılmış olmaktan da faydalanmak suretiyle müvekkiline karşı haksız rekabete girdiğini, ... firmasının ... Türkiye ile müvekkiline karşı haksız rekabette bulunduğunu zira, ... Turkiye'nin tek ortağının ... firması olduğunu, müvekkile fiili olarak artış gösteren en büyük zararı ... Turkiye ve .....'ın verdiğini, tüm davalıların haksız rekabet çerçevesinde bütünleşmiş olması nedeniyle tüm zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek, davalıların müvekkiline karşı haksız rekabet teşkil eden davranışlarının tespiti, davalılardan ...'in sözleşmeyi haksız feshinin ve akde aykırı davranışının tespiti, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile davalıların kusurlu ve kötüniyetli davranışları sebebiyle müvekkilinin uğradığı ve bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacak menfi ve müspet maddi zararlarının ve denkleştirme tazminatı talebinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 450.000,00 TL'lik kısmının, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten, kabul edilmediği takdirde dava tarihinden itibaren bankaların vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranından faiziyle ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili 18/07/2017 tarihli dilekçesiyle, 450.000,00 TL'lik maddi tazminat taleplerinin, 210.000,00 TL'lik kısmının mahrum kalınan kâr ve kazanç mahrumiyetine, 15.000,00 TL'sinin davacının müşteri çevresinin ...  Otomotiv Ltd. Şti.'ye kaydırılması nedeniyle denkleştirme tazminatına, 210.000,00 TL'sinin marka tanıtımı için davacının yaptığı bütün giderlere, kalan 15.000,00 TL'nin de sözleşmenin feshi ve davacının servis işi yapamayacak olması nedeniyle yapmış olduğu yatırımlar ve parça stok zararlarına ilişkin olduğunu bildirmiştir.<br>CEVAP: Davalı şirketler vekili, müvekkili davalı ...  Otomotiv Ltd. Şti. yönünden, tek satıcılık sözleşmesinin tarafı olmaması nedeniyle pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine ve ayrıca bu şirkete yönelik haksız rekabet iddialarının ispat edilememesi nedeniyle de davanın ayrıca esastan reddine, müvekkili davalı ... yönünden ise, taraflar arasındaki dağıtım çerçeve sözleşmesinin 14. maddesi gereğince, taraflar arasındaki uyuşmazlığa Federal Almanya Cumhuriyeti Hukuku'nun uygulanacağının ve ayrıca Almanya Regensburg Mahkemelerinin kesin ve münhasır yetkili mahkeme olacağının kararlaştırıldığını, 5718 s. MHUK'un 47. maddesi gereğince de aksi yönde sözleşme olduğundan Türk mahkemelerinin yetkili olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, \"...Davalılardan ... yönünden yapılan incelemede ; <br>...'in, davacı şirkette iş akdi ile çalışırken 22/04/2015 tarihli istifa dilekçesi ile davacı şirketten ayrıldığı sabittir. <br>Konya BAM 6. HD'nin kararı gereğince, davacı vekiline 14/06/2023 tarihli duruşmada bu davalı yönünden isnat edilen sorumluluğun davacı şirkette çalıştığı döneme mi, işten ayrıldıktan sonraki döneme mi ilişkin olduğu, her iki döneme ilişkin ise gerekçelerinin ve her iki dönem için istenilen tazminatın ayrı ayrı ne kadar olduğu ve bu davalı yönünden haksız rekabetten doğan sorumluluk iddiası var ise gerekçelerinin ve bu davalının buna ilişkin eylemlerinin neler olduğu sorulmuş, bu konuda iki kez ve ikincisi kesin olmak üzere 1 ay süre verilmiştir. Davacı vekili tarafından bu davalıya ilişkin olarak bu davalının iş akdi ile çalıştığı dönem yönünden herhangi bir talep ileri sürülmediği gibi TTK'nin haksız rekabet teşkil eden hükümleri yönünden de herhangi bir talep ileri sürülmemiş, davacının bu davalı yönünden talebinin sadece 6098 s. TBK'nin 444. maddesinde yer alan haksız rekabet yasağına ilişkin bir talep olduğu ve talebin tamamı yönünden de 6102 s. TTK'nin 4/1-c maddesi gereğince Mahkememizin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. <br>6098 s. TBK'nin 444. maddesi yönünden yapılan değerlendirmede; <br>Yargıtay HGK'nun 09.03.2016 gün ve 2014/11-866 E. 2016/289 K. sayılı emsal içtinadına göre, \"İşçi işe alındığı andan işten çıkarılacağı ana kadar diğer bir ifade ile iş akdinin devam ettiği süre içinde işverene karşı rekabet oluşturacak davranışlar içinde bulunamaz. Zira, söz konusu zaman parçası içinde yapılmış rekabet sadakat borcuna aykırılık oluşturur. İşçinin İş Kanununun 25./II. b,d ve e bentleri gereğince doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması sadakat borcunun ihlali olarak kabul edilmiş; bu halde işverenin iş akdini feshedebileceği gibi tazminat da isteyebileceği hükme bağlanmıştır...    <br>İş görme ve sadakat borçları, açıkça kararlaştırılmasa bile her iş sözleşmesinde vardır. Rekabet etmeme borcu ise, ancak iş sözleşmesi taraflarının açıkça kararlaştırmaları halinde ortaya çıkar.  <br>Bundan başka, iş görme ve sadakat borçlarının yerine getirilmesi sadece sözleşmenin yürürlüğü sırasında söz konusudur. Buna karşılık BK’nda düzenlenmiş olan rekabet etmeme borcu ise iş sözleşmesinden sonraki süre içinde yerine getirilir. Rekabet etmeme yükümüne ilişkin sözleşmenin yazılı şekilde yapılması, iş ve süre ile sınırlandırılmış olması, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye sokmaması ve işçinin reşit olması gerekir...  <br>İş akdinin devamı sırasında işçinin sadakat borcundan kaynaklanan rekabet etmeme yasağına aykırılık halinde, bu tür davalara bakmakla görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş akdinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava niteliği itibariyle 818 sayılı BK’nun 348. maddesi kapsamına girmekle ve bu kapsamdaki davalar TTK.nun 4/1-3 maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari davalardan olmakla, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir.\"<br>Mahkememiz tarafından davacı tarafa 02/11/2018 tarihli ara kararı ile ve ayrıca 08/04/2014 tarihli yenileme tensip tutanağı ile davalı ... ile davacı şirket arasında rekabet etmeme borcu (rekabet yasağı) hükmünü içeren varsa sözleşme veya diğer yazılı delillerin sunulması için 2 kez süre verilmesine rağmen, davacı taraf bu konuda yazılı her hangi bir sözleşme veya delil sunamadığından, davacı şirket ile davalılardan ... arasında rekabet etmeme borcuna (rekabet yasağına) ilişkin her hangi bir sözleşmenin (veya yazılı delilin) bulunmadığı, ... yönünden böyle bir yükümlülüğün doğmadığı sonucuna varılarak davalılardan ...'e karşı (6098 s. TBK'nin 444. maddesine dayalı olarak) açılan davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davalılardan ... ... Otomotiv Ltd. Şti. yönünden yapılan incelemede de ; <br>Konya BAM 6. HD'nin kararı gereğince 14/06/2023 tarihli duruşmada, davacı vekiline bu davalı yönünden TTK'nin haksız rekabet hükümleri gereğince herhangi bir talepleri olup olmadığı sorulmuş, ikincisi kesin olmak üzere 2 kez süre  verilmiş, davacı tarafından bu davalı yönünden ve şirketin kurulmasından sonraki döneme ilişkin olarak TTK'nin haksız rekabete dayalı hükümlerine göre bir taleplerinin olduğu kesin süre içerisinde belirtilmediğinden davacının bu şirket yönünden de talebinin 18/05/2012 tarihli dağıtım çerçeve sözleşmesine (tek satıcılık) (distribütörlük) sözleşmesine dayalı olduğu sonucuna varılmıştır. <br>Davacı şirket ile davalılardan ... arasında imzalanın 18/05/2012 tarihli tek satıcılık (dağıtım çerçeve) sözleşmesine, davalılardan ...  Otomotiv Ltd. Şti.'nin taraf olmadığı, tek satıcılık sözleşmesinin 04/08/2015 tarihinde fesh edildiği, ... ... Ltd. Şti.'nin ise fesihten sonra 09/10/2015 tarihinde Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne tescil edilerek kurulduğu, tek ortağının davalılardan ... olmasının tek satıcılık sözleşmesinin feshinden sonra kurulan bu şirketi tek satıcılık sözleşmesi hükümlerinden dolayı (organik bağ idddiası olsa dahi) sorumlu hale getirmeyeceği, davacının tek satıcılık sözleşmesinden doğan maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden, sözleşmenin feshinden sonra kurulan davalılardan ... ... Otomotiv Ltd. Şti.'nin pasif husumet sıfatının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br>Her ne kadar Mahkememizin önceki kararında pasif husumet hususu dava şartı olarak değerlendirilmiş ise de, pasif husumetin dava şartı olmadığı, buradaki eksikliğin pasif husumet ehliyeti değil pasif husumet sıfatı olduğu kabul edilmiştir. <br>Yargıtay HGK’nun 14.04.2022 gün ve 2019/(13)3-452 E. 2022/540 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, \"Sıfat, ileri sürülme zamanı kanun ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de teşkil etmediğinden davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur\"<br>Bu nedenlerle davacının davasının bu davalı yönünden aktif husumet (sıfat) yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalılardan ... yönünden yapılan incelemede ise ; <br>Konya BAM 6. HD'nin kararı gereğince, davacı vekiline 14/06/2023 tarihli duruşmada bu davalı yönünden sözleşme dışında ayrıca TTK'nin haksız rekabet teşkil eden hükümlerine göre bir taleplerinin olup olmadığının bildirilmesi için ikincisi kesin olmak üzere 2 kez süre verilmiş, davacı vekili tarafından 19/07/2023 tarihli son tavzih dilekçesi sunulmasına rağmen bu davalı yönünden de sözleşmeye dayalı talepler tekrar edilip, sözleşme dışı ve TTK'nin haksız rekabet teşkil eden hükümlerine göre herhangi bir talep ileri sürülmediğinden, davacının bu davalı yönünden talebinin sadece taraflar arasındaki 18/05/2012 tarihli sözleşmeye aykırılıktan doğan talep olduğu kabul edilmiştir. <br>Davacı şirketi ile davalı bu şirket arasındaki 18/05/2012 tarihli sözleşmenin 14/2. maddesinde, \"...'in distribütörün kurulu veya mukim olduğu yerdeki yetkili mahkemeler nezdinde yasal işlemleri başlatmayı tercih etmemesi durumunda Regensburg Almanya yetkili mahkemeleri işbu anlaşmadan doğan veya onunla ilgili her türlü anlaşmazlıkta (mahsup ve karşı dava dahil fakat bununla sınırlı olmaksızın) münhasır yargı yetkisine sahip olacaktır.\" hükmünü taşıdığı anlaşılmıştır. <br>5718 s. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun'un 47/1. maddesine göre de, \"(1) Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür.\"<br>Yargıtay 11. HD.nin 17/02/2016 gün ve 2015/7244 E. 2016/1657 K. sayılı emsal içtihadına göre de, \"5718 sayılı MÖHUK'un \"Yetki anlaşması ve sınırları\" başlıklı 47. maddesi hükmü ile Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan  bir uyuşmazlığın yabancı  bir devletin  mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımında da geçerli olacağı düzenlenmiştir. <br>Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olmalıdır. İkinci olarak söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmemiş olmalıdır. Üçüncü olarak ise yetki anlaşması \"uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda\" olmalıdır. Diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak \"belirli\" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır.\"<br>Taraflar arasındaki inkar edilmeyen 18/05/2012 tarihli çerçeve distribütörlük anlaşmasına ilişkin 14. maddede yer alan yetki düzenlemesinin, 5718 s. MÖHUK'un 47. maddesine uygun olarak Türk Hukuku bakımından da geçerli olduğu çünkü, sözleşmenin taraflarından ...'nin Alman menşeili bir şirket olması nedeniyle yabancılık unsuru taşıdığı, yazılı sözleşmenin mevcut olduğu, borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığa ilişkin olarak münhasıran ve belirli bir yer yabancı mahkemesinin yetkili kılındığı görülmüştür.<br>Taraflar arasındaki sözleşme ile Almanya Federal Cumhuriyeti Regensburg mahkemelerinin yetkili kılınması, somut davada Alman mahkemelerinin kendisini yetkisiz sayması gibi bir durumun söz konusu olmaması ve ayrıca davalılardan ... vekilinin dava dilekçesinin 11/11/2016 tarihinde (yurt dışı istinabe yoluyla) kendilerine tebliğinden itibaren 2 haftalık cevap süresi içerisinde 25/11/2016 tarihinde yetki itirazında bulunması nedenleriyle, davacı şirket ile davalılardan ... arasındaki dava konusu ihtilafı çözme konusunda Federal Almanya Cumhuriyeti Regensburg Mahkemeleri'nin yetkili ve görevli olduğu, Türk Mahkemelerinin (Mahkememizin) bu ihtilaf yönünden yargı hakkının bulunmadığı ve bu hususun 6100 s. HMK'nin 114/1-a maddesi gereğince dava şartı olduğu sonucuna varılmştır. <br>Dava şartının her aşamada ve re'sen Mahkememizce incelenmesinin gerektiği, kaldı ki davalı tarafında bu yöndeki itirazlarını usulüne uygun olarak ileri sürdüğü görüldüğünden davalılardan ...'e karşı açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....\" gerekçesiyle, davacının davalılardan ... ....... Gmbh'ye karşı açtığı dava yönünden, Regensburg / Almanya mahkemelerinin yetkili olması nedeniyle, bu şirkete karşı açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalılardan ... ... Otomotiv Ltd. Şti.'ye karşı açtığı dava yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalılardan ...'e karşı açtığı dava yönünden, davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece kararın gerekçe kısmında, delillerin yeterince tartışılmadığını, davanın hangi gerekçelerle reddedildiğine dair yeterli açıklama ve aydınlatma yapılmadığını, taraflar arasındaki hukuk seçimini içeren distribütörlük sözleşmesinde, sözleşme konusu yetki şartı ile uygulanacak hukukun tayin edilmesi hususunun MÖHUK'un 6. maddesine göre “Doğrudan Uygulanan Kural” niteliğinde olması nedeniyle yetki şartı ve uygulanacak hukuk klozunun geçersiz olduğunu, doğrudan uygulanan kuralların emredici nitelikte olduğu ve kamu düzeninden olduğu hususlarının mahkemece gözden kaçırıldığını, Alman Hukukunda Türk hukukunda kabul edilen “Denkleştirme Tazminatı” hususunun düzenlendiğini, bu durumda müvekkilinin Türk şirketi olması nedeniyle zor durumda kaldığını, konu Türk ekonomisi ve Türk şirketlerinin korunması olması nedeniyle Türkiye’nin ekonomik ve sosyal hayatı ile ilgili bir durum söz konusu olduğundan doğrudan uygulanan kurallar uyarınca geçersiz bir hukuk seçimi ve yetki klozuna dayanarak hüküm kurulmasına sebebiyet verildiğini, davalı ... tarafından rekabet hükümlerine aykırı davranıldığını, mahkemece bu hususun da gözden kaçırıldığını, dava konusu olayda taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğunu ancak bu sözleşmenin yetki şartı ve uygulanacak olan hukuka ilişkin hükümlerin geçersiz olduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Katılma yolu ile davalı şirketler vekili, kararı vekalet ücreti yönünden istinaf ettiklerini, reddedilen maddi tazminat davası bakımından her iki müvekkili lehine 17.900,00 TL yerine 69.000,00 TL, manevi tazminat davası için de her iki müvekkili lehine 8.000,00 TL yerine 17.900,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürülerek, mahkeme kararının lehlerine hükmedilen vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Davacı tarafça, maddi ve manevi tazminat ile davalıların haksız rekabet teşkil eden davranışlarının, davalılardan ... Gmbh'nin sözleşmeyi haksız feshinin ve akde aykırı davranışlarının tespiti istemi ile açılan işbu davada, yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Mahkemece daha önce verilen kararın Dairemizin ...E-... K. sayılı ilamı ile ''....Somut olayda, davacı tarafça dava dilekçesinde ve yargılama sırasında  davanın dayanağı olan hukuki sebepler, bu sebeplere ilişkin tazminat istemleri ve bu istemlere sebebiyet veren davalıların eylemlerinin açık bir şekilde ortaya konulamadığı, mahkemece de davacı tarafa HMK'nın 31. maddesi kapsamında her bir davalı yönünden davasını dayandırdığı vakıalar, bu vakıaların hukuki sebebi ve talep edilen tazminatın ne olduğu konusunda açıklama yaptırılmadığı anlaşılmıştır.<br> Öncelikle, davalı ... yönünden davacı tarafça hem iş akdi ile çalıştığı döneme ilişkin hem de iş akdi sonrası döneme ilişkin iddialarda bulunulmakla, mahkemenin görevini etkileyen bu hususta dahi açıklama talep edilmemesi ve bu eylemlerin ayrıştırılmaması zira, iş akdi ile çalışılan döneme ilişkin eylemler yönünden iş mahkemesinin, iş akdi sonrası  işçinin rekabet yasağına aykırılık teşkil eden eylemlerde bulunduğu iddiası var ise, mahkemenin görevli olacağı değerlendirilmeyerek  salt iş sözleşmesinin ibraz edilmediğinden bahisle hüküm tesis edilmesi de  doğru görülmemiştir.<br>Ayrıca, anılan davalı yönünden TTK'nın haksız rekabete dayalı hükümleri kapsamında da talepte bulunulduğu nazara alınarak bu yönden değerlendirme yapılmaması da  doğru olmamıştır.<br>Davacı tarafın sadece davalı ... GBMH ile sözleşme ilişkisi olması ve sözleşmeden kaynaklanan eylemler kapsamında sözleşmede bulunan yetki şartı nedeniyle Alman mahkemelerinin yetkili olduğu nazara alınarak, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan  taleplerin ne olduğu açıklattırılarak  bu talepler yönünden uluslararası yetki şartı nedeniyle yetkisizlik kararı verilmesi, anılan  şirkete yönelik haksız rekabet iddiaları yönünden ise, ayrıca değerlendirme yapılması gerekirken bu hususun nazara alınmaması da yerinde  görülmemiştir.<br>Diğer davalı şirkete yönelik de haksız rekabet iddiasında bulunulduğundan, işbu davalının sözleşmenin tarafı olmadığı, fesihten sonra kurulduğundan davalıya husumet yöneltilemeyeceğinden bahisle, kaldı  ki husumet dava şartı da olmamasına rağmen bu davalı yönünden dava şartı yokluğundan usulden red kararı verilmesi de yerinde olmamıştır.<br>Yukarıda da açıklandığı üzere, mahkemece davacıya her bir davalı yönünden iddiasını, dayandığı hukuki sebebi ve bu hukuki sebep nedeniyle talep ettiği tazminatı açıklattırarak sonucuna göre karar vermek gerekirken...'' gerekçesiyle,  kaldırılmasına karar verildiği, Dairemiz kaldırma kararı sonrasında da mahkemece, davacı tarafa Dairemiz kaldırma kararı gereğince her üç davalı yönünden ayrıntılı tavzih dilekçesi sunmak üzere süre verildiği ve yine  14.06.2023 tarihli celsede de ''....Konya BAM 6. HD.'nin 07/12/2022 gün ve ... E.... K. sayılı ilamı gereğince (BAM kararında açıklandığı üzere çok ayrıntılı olmak üzere) her bir davalı yönünden ayrı ayrı taleplerini, bu taleplerin hukuki sebebini, alacak miktarını, davalılardan ...'e isnat edilen sorumluluğun davacı şirkette çalıştığı döneme mi, işten ayrıldıktan sonraki döneme mi ilişkin olduğu, her iki döneme ilişkin ise gerekçelerinin ve her iki dönem için ayrı ayrı istenilen tazminat miktarının ne kadar olduğu, ... yönünden haksız rekabetden doğan sorumluluk iddiası var ise gerekçelerinin ve ...'in haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin somut olarak neler olduğu, diğer davalılar olan davalı şirketlere isnat edilen eylemlerin somut olarak neler olduğu, davalı şirketlerin sözleşme dışında haksız rekabet nedeniyle de sorumlu tutulup tutulmadığı, sorumlu tutuluyor iseler sözleşme kapsamındaki sorumluluklarının ve tazminatı gerektiren eylemlerinin somut olarak neler olduğu ve sözleşme dışında varsa ve talep ediliyorsa haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin her iki şirket yönünden ayrı ayrı neler olduğu, davacının maddi ve manevi zararlarına ilişkin delillerinin de ayrıntılı olarak neler olduğu konusunda tavzih dilekçesi sunması için 2. kez ve 1 ay kesin süre verilmesine, aksi takdirde yeniden süre verilmeyeceğinin ve mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılacağının davacı vekillerine ihtarına...'' karar verildiği anlaşılmıştır. <br>Mahkemece yapılan ihtarat sonrası davacı vekili tarafından ibraz edilen 19.7.2023 tarihli dilekçede...'' Taraflar arasında görülmekte olan tazminat davasının 14.06.2023 tarihli duruşması ara kararı uyarınca dava dilekçesi ile talep edilmiş olan maddi tazminat kalemleri yönünden taleplerin netleştirilmesine ilişkin olarak verilen ara karar uyarınca; dava dilekçesinde fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik talep edilmiş olan toplam 450.000,00 TL menfi ve müspet zararları ile denkleştirme tazminatı miktarları öncesinde; <br>1-Müvekkilin mahrum kaldığı kar bedeli, (kazanç mahrumiyeti) olarak  210.000,00 TL<br>2-Müvekkilin müşteri çevresinin ... TÜRKİYE şirketine kaydırılmış olması nedeni ile hak kazandığı Denkleştirme Tazminatı alacağı, olarak 15.000,00 TL<br>3-Markanın tanıtımı için yapılan tüm giderlere ilişkin maddi zarar, olarak210.000,00 TL <br>4-Ana sözleşme olan Dağıtım Çerçeve Sözleşmesinin (Tek Satıcılık Sözleşmesinin) paralelinde imzalanan Servis Ortağı Sözleşmesinin fiilen uygulanabilirliği kalmadığından, bu alanda müvekkil tarafından yapılan yatırımlar ve parça stoğu nedeni ile uğradığı maddi zarar, olarak 15.000,00TL  olarak açıklanmıştır. <br>İş bu açıklama neticesinde 210.000,00 TL kazanç mahrumiyeti sözleşmeye aykırı davranması neticesinde müvekkilin iş potansiyelinde azalma meydana gelmiş ve bu sebeple kazanç mahrumiyeti talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur. <br>Yine müşteri çevresinin ... TÜRKİYE şirketine kaydırılmasında açıkça kusur bulunduğundan buna ilişkin zararın talep edilmesi gerekmiştir. <br>Markanın tanıtımı, taraflar arasında kurulan sözleşme gereğince yapıldığından sözleşmeye aykırılık doğrudan zararın doğmasına sebep olmuştur.<br>Fiilen uygulanabilirliği kalmayan  Servis Ortağı Sözleşmesinden oluşan zararın da sebebinin yine sözleşmeye aykırılık olduğu izahtan varestedir. <br>Hal böyle iken tarafımızca belirlenen ve talep edilen şimdilik talep edilmiş olan toplam 450.000,00 TL zararın sorumlusu ... olmakla birlikte alacak taleplerimizin davalıya yansıtılması gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davamızın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile davalıların kusurlu ve kötü niyetli davranışları sebebiyle müvekkilin uğradığı ve dava sürecinde bilirkişi incelemesi neticesinde toplam tutarı belirlenecek olan tüm menfi ve müsbet maddi zararlarınınve denkleştirme tazminatı talebinin şimdilik fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla 450.000,000 TL’nin;<br>a)Müvekkilin mahrum kaldığı kar bedeli, (kazanç mahrumiyeti) olarak210.000,00 TL<br>b)Müvekkilin müşteri çevresinin ... TÜRKİYE şirketine kaydırılmış olması nedeni ile hak kazandığı Denkleştirme Tazminatı alacağı, olarak 15.000,00 TL<br>c) Markanın tanıtımı için yapılan tüm giderlere ilişkin maddi zarar, olarak210.000,00 TL <br>d)Ana sözleşme olan Dağıtım Çerçeve Sözleşmesinin (Tek Satıcılık Sözleşmesinin) paralelinde imzalanan Servis Ortağı Sözleşmesinin fiilen uygulanabilirliği kalmadığından, bu alanda müvekkil tarafından yapılan yatırımlar ve parça stoğu nedeni ile uğradığı maddi zarar, olarak 15.000,00TL olmak üzere yukarıda yer alan 4 maddede yazılı alacakların davalı ...'den sözleşmenin haksız olarak feshedildiği 04.08.2015 tarihinden, bu talebimiz kabul edilmediği taktirde dava tarihinden itibaren bankaların vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranından hesap edilecek faizi ile birlikte tazmini....'' talebinde bulundukları bildirilmiştir.<br>\tMahkemece de yapılan yargılama sonucunda, davalılardan ... Gmbh'ye karşı çılan dava yönünden Resensburg/Almanya mahkemelerinin yetkili olması nedeniyle bu şirkete karşı açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalılardan ... ... Ltd. Şti.'ne karşı açtığı dava yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ...'e karşı açtığı dava yönünden davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında ilk derece mahkemesince verilen  kararda herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı ve bu itibarla, davacı vekili ile davalı şirketler vekilinin istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1- Davacı vekili ve katılma yoluyla davalı şirketler vekilinin istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE,<br>2- Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>2- Alınması gereken 855,20 TL harçtan, peşin alınan 539,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 315,50 TL karar ve ilam harcının davalı şirketlerden tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4- İstinafa başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, <br>6- Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde  dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 10/06/2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. <br> <br><br><br><br><br>     Başkan ...                 Üye ...                        Üye ...                   Katip ...<br>         e-imzalıdır                    e-imzalıdır                         e-imzalıdır                      e-imzalıdır<br>                                               (muhalif)<br><br><br><br><br>MUHALEFET ŞERHİ: Davacı tarafça, maddi ve manevi tazminat ile davalıların haksız rekabet teşkil eden davranışlarının, davalılardan ... Gmbh'nin sözleşmeyi haksız feshinin ve akde aykırı davranışlarının tespiti istemi ile açılan işbu davada, yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile karar verilmiş ise de; 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. Bu hak adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.<br>Adil yargılanma hakkı da Anayasanın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre  bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir.<br>6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde mahkeme kararlarında bulunması gereken hususlar sayılmıştır. Kanun'un 297/1-c maddesi gereğince karar \"tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri\" içermeli, 297/2 maddesi gereğince de hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Aynı Yasa'nın  298/2 madde hükmüne göre de gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.<br>Yargıtay HGK'nun 2010/1-86 E.-2010/108 K., 2014/2-1121 E.-2016/635 K., 2014/9-1137 E.-2016/994 K., 2013/21-1791 Esas, 2013/1676 Karar sayılı ilamlarında  da belirtildiği üzere, mahkeme kararının gerekçesi o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve kanun yolu denetiminin yapılabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur.<br>Anayasanın 141/3 maddesi ve HMK'nun 297. maddesi bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Kararın gerekçesinin yeterli açıklıkta ve denetime elverişli olmaması  ayrıca, kendi içerisinde çelişkiler barındırması  yukarıda açıklanan ve  Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın ve gerekçenin de kendi içerisinde uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.<br>Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetim yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise, düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilir ise de, somut olayda, mahkemece  gerekçede, davalı ... ... Ltd. Şti. 'nin pasif husumet sıfatının bulunmadığı ifade edilmesine rağmen davacının davasının bu davalı yönünden aktif husumet sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinin belirtilmesi ve sonrasında da hüküm fıkrasında yine anılan davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek gerekçenin kendi içerisinde ve yine gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye sebebiyet verilmesi Yargıtay 11. HD'nin 2017/2982 E-2019/256 K.,2017/520 E-2018/7023 K. sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmaması ve  anılan anayasa ve yasal ilkeler ile HMK'nın 297. maddesine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle yerinde görülmemiştir. <br>Öte yandan, mahkemece her ne kadar davacı vekili tarafından ibraz edilen dilekçe sonrası davacının haksız rekabet talebinin bulunmadığı kabulünden hareketle değerlendirme yapılmış ise de, davacı tarafça dava dilekçesinin talep sonucunda davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitinin de talep edildiği, Dairemiz kaldırma kararında da bu hususa işaret edildiği, davacı tarafından ibraz edilen ve yukarıda belirtilen dilekçe içeriğinde  haksız rekabetin tespitine yönelik talepten feragat ya da vazgeçildiğine yönelik bir beyanda bulunulmadığı zira, feragat ya da vazgeçme beyanının açıkça yapılması gerektiği, davadan vazgeçmenin de karşı tarafın kabulüne bağlı olduğu kaldı ki, davacı vekili tarafından 27.9.2023 tarihli celsede, ... ve ... Ltd. Şti. yönünden davadan feragat etmedikleri, daha önce talep edilen bedeller yönünden tavzih dilekçesi sunulduğunun beyan edildiği de nazara alındığında, davacı tarafından  davalılara yöneltilen haksız rekabet iddiası yönünden de bir karar verilmesi gerektiğinden, yanılgılı değerlendirme ile anılan talep yönünden olumlu ya da olumsuz bir  karar verilmemesi de HMK'nın 297. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden yerinde görülmemiştir. <br>\t\tBu durum karşısında, yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeye  dayalı ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen sebeplerle re'sen kaldırılmasına, kararın kaldırılma sebebine göre de, davacı vekilinin sair, katılma yolu ile davalı şirketler vekilinin ücret-i vekalete yönelik istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın heyetin aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmamaktayım. <br>                                                                                                          Üye ...<br>                                                                                                          e-imzalıdır <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f56070e4be2710f7","SID":"28633f2b60ffdc31"}}