{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/124 Esas<br>KARAR NO: 2024/1487<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/10/2021<br>NUMARASI: 2019/366 E. - 2021/1150 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekilince dava dilekçesinde özetle;  Davalı ... tarafından alacaklı sıfatı ile : 25.03.2010 tarihinde Kartal ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı ( İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas) icra takip dosyası ile müvekkil aleyhine icra takibi başlatıldığı, söz konusu İcra takibinde ; 625.500,00 TL asıl alacak ve ferilerinin tahsili talep edildiği, takibe konu ödeme emri 25.03.2010 tarihinde müvekkile bizzat icra dairesinde tebliğ edilmiş olmakla söz konusu ödeme emrine müvekkilin hiçbir itirazının olmaması üzerine icra takibi kesinleşmiş ve müvekkil tarafından malvarlığı beyanında bulunulduğu, davalı ... bizzat kendi el yazısı ile 05.04.2010 tarihinde tanzim ve imza ettiği ibraname ile ; “ Kartal ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosva alacağımı haricen ...' den aldım.Hiçbir alacağım kalmadı, kendisini ibra ederim. Haczi kaldırmak için feragat ve diğer harçlar ... tarafından ödenecektir.” diyerek müvekkil ...” ibra edildiği, davalı ...” nın söz konusu beyanından borçlu sıfatı ile aleyhine başlatılan icra takibine ilişkin müvekkil ...' in hiçbir borcu bulunmadığını, davalının kötü niyetli olduğu, söz konusu ihalenin gerçekleşmesi durumunda, müvekkil yönünden maddi anlamda geri dönülmesi mümkün olmayan fahiş mağduriyet söz konusu olacağı, icra takip dosyasının ihale tarihi olan 03/07/2019 tarihinden önce tedbiren durdurulmasına karar verilmesi gerektiği, davalının el yazısı ile tanzim olunan 05/04/2010 tarihli ibraname göz önünde bulundurularak icra takip dosyasının  tedbiren durdurulmasına , davacı ...'in borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyetli davalı hakkında %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle, HMK: m 200 hükmü gayet açık ve net olarak bir hakkın doğumu,düşürülmesi, yenilenmesi,devri , ertelenmesi ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar ve değerleri 2.500.00 TL geçtiği taktirde sentle ispat edilmesi gerektiği, hukuki işlemlerin miktar veya değerleri ödeme ,borçtan kurtarma gibi bir nedenle 2.500.00 TL'den aşağı olsa bile senetsiz ispat olunamaz “İspat külfeti davacıda olduğundan, davacı ödemesini ispatı için senet ibraz etmek zorunda olduğu, davacı borçlu ... iddiâsını ispat için senet ibraz etmemiştir, davacı borçlu ... ödeme yaptığını ispatlayamadığını, davacının ödemenin ispatı olarak sunduğu ibraname Kartal ...İcra Müdürlüğünün ... Esas ( İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas dosya) icra takibe ait olmadığı, davacının sunduğu ibraname ödememenin ispatı olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca ibraname bir belge olup senet olmadığı, davacı tarafça ödeme iddiası yani itfa sebebi ile istirdat talep edildiği, davaya konu icra takibi miktarı 300.000 Euro (625.500,00 TL) olması nedeniyle davacının iddiasını HMK 200. Maddesi gereğince senetle ispat etmesi gerektiği, usul ve kanuna aykırı açılan davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.  İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın kabulü ile; İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... (eski Kartal ...İcra Müdürlüğü'nün ...) esas sayılı takibi yönünden, 05/04/2010 tarihli ibraname kapsamında borç itfa edildiğinden, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, Koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine,\" karar verilmiştir.  İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararının davalı aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilmemiş olması yönünden hatalı olduğunu, davalı tarafça yapılan ibranamenin verilmesinden sonra 05.03.2013 tarihinde kötü niyetli bir şekilde icra dosyasının yenilenme talebinde bulunulduğunu, söz konusu talebin neticesinde müvekkili adına kayıtlı tüm taşınmazların üzerine davalı ...'nın talebi doğrultusunda haciz konulmasına karar verildiğini ve adına kayıtlı birden fazla taşınmaz üzerine haciz konulduğunu, davalı alacaklının satış talebi üzerine müvekkili davacı adına kayıtlı taşınmazın 1.150.000,00 TL bedelle satıldığını, söz konusu satışa ilişkin belgelerin yargılama dosyası içerisinde mübrez olduğunu, söz konusu satış ihalesinin iptal talebi ile açılan davanın reddine karar verilerek kararın onandığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararında icra takibini başlatırken davalı tarafın haksız olmadığından bahisle davalı aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilmesi talebini reddetmişse de tüm hususlar bir arada düşünüldüğünde takibe konu senedin kambiyo vasfı taşımamasına rağmen davalı tarafça kambiyo senetlerine özgü icra takibi gerçekleştirmesi, davalı tarafça tanzim ve imza olunan ibranameye rağmen müvekkili davacı aleyhine icra takip işlemlerine devam edilerek müvekkili adına kayıtlı taşınmazın satılmasına sebebiyet vermiş olmasının davalının kötü niyetle hareket ettiğini ortaya konduğunu, ispat yükü kendisinde olan davalı tarafın söz konusu ibranamenin taraflar arasındaki başkaca bir borç ilişkisi sebebiyle düzenlenmiş olduğunu iddia etmiş ise de iddiayı sübuta erdirecek nitelikte herhangi bir delilin mahkemeye sunulmadığını, taraflar arasında başkaca bir icra takip işleminin söz konusu olduğunu, davalı vekili tarafından söz konusu ibranamenin davalı asil tarafından tanzim ve imza edilmediği iddia edilmişse de davalı Av. ...'ın İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına 06.03.2013 tarihinde borçlu ... vekili olarak sunduğu talepte yer alan beyanı ile işbu davadaki beyan ve iddialarının hakikat olduğu hususunun bizatihi halihazırda davalının vekili olarak görev yapan Av. ...'ın beyanları ile sabit olduğunu, davalının istinaf dilekçesindeki iddialarının hakikati yansıtmadığını, iddialarını destekler tek bir delil dahi sunmadıklarını, müvekkili ile davalı asilin bugüne kadar ne arkadaşlık ettiklerini ne ticari bir faaliyet gerçekleştirdiklerini, davalı tarafın söz konusu ibranamenin lalettayin şekilde ve hayali bir icra müdürlüğü dosyasına dayanılarak verildiğini iddia etmiş ise de söz konusu iddianın abesle iştigal olduğunu, davalının davaya cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde zamanaşımı definde bulunduğunu iddia etmiş ise de; davalı tarafın cevap ve ikinci cevap dilekçesinde davanın istirdat davası olduğunu, istirdat davası açmak için de hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu iddia ettiği hususunun görüleceğini, davalının işbu davaya konu ibranamenin ibraname şartları taşımadığı yönündeki beyanlarının hakikati yansıtmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kısmen kaldırılarak davalı aleyhine % 20’ den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.  Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçeleri ve cevaba cevap dilekçelerinde süresinde zamanaşımı itirazında bulunduklarını, mahkemenin kanun lafzına aykırı delilleri objektif bütün olarak değerlendirmeden hukuki tavsifte bulunduğunu, mahkemenin adil yargılama yapmadığını, yanlı davrandığını, ihsası reyde bulunduğunu, 26/06/2021 tarihli duruşma zaptında zamanaşımı açısından itiraz olmadığından davanın devamına karar verildiğinin görüleceğini, halbuki zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacı tarafından ibraname başlıklı kağıt parçası ile açılan davada ret kararı verilmesine rağmen yeniden mükerrer dava açtığını ve bunun reddi gerektirdiğini, 05/04/2010 tarihli İstanbul Anadolu ... İcra Müd.... Esas sayılı osyada yazılı kağıt parçasının yasada tarifi yapılan ibraname şartlarını taşımadığını, 11/11/2020 tarihli duruşmada ispat külfeti davacıda olduğundan mahkeme başkanı tarafından davacının deliline karar verdiği bildirildiğinden celse arasında davalı Asil ...'ya yemin davetiyesi tebliğine karar verdiğini, mahkemenin 11.11.2020 tarihli ara kararı gereğince davalı asil ...'ya celse arasında yemin metni hazırlayıp tebliğ etmediğini, mahkeme başkanının sonra yemin delilinden vazgeçtiğini, HMK 24 ve HMK 25 hükümlerine aykırı hareket etme dışında ihsası reyde bulunduğun, 31/03/2021 tarihli duruşmada mahkeme başkanının ispat külfetinin davacıda olduğuna ve ibraz ettiği delillerin davayı ispata elverişli olmadığına karar verdiğini, Eski Kartal ... İcra Müd. ... E.sayılı icra dosyası tetkik edildiğinde davacı borçlu ...'in yapılan icra takibine takip müstenidi bonodaki vade tarihlerine, imzaya, borca itirazı olmadığı, borcun tamamını kabul ettiğinin ispat edildiğini, bu nedenle yasadaki çift vade tarihinin yasa hükmü uygulama imkanı olmadığından mahkemenin bu yönden verdiği hatanın kanuna aykırı olduğunu, davacı borçlunun yazılı belge ibraz etmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava   İİK 72/1 maddesi uyarınca icra takibinden sonra  açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalının Kartal ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı ( İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas) icra takip dosyası ile  icra takibi başlattığını, takip borcunun ödenmesi nedeniyle borcun son bulduğunu ,  davalının  05/04/2010 tarihli  ibraname tanzim ettiğini, taraflar arasında başkaca icra takip dosyası bulunmadığını,  haricen ödeme yapılan ve takip edilemeyen  dosyanın kötüniyetli olarak yenilendiğini  beyanla menfi tespit talep etmiştir. Davalı vekili, davacının ödemeyi senet ile ispat etmesi gerektiğini,  ödemenin ispatı olarak sunulan ibranamenin dava konusu  Kartal ...İcra Müdürlüğünün ... Esas ( İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas dosya) icra takibine  ait olmadığını,  davanın zamanaşımına uğradığını beyanla  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 05/04/2010 tarihli ibraname başlıklı belge içeriğinin  , \"Kartal  ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosya alacağımı haricen ...'den aldım, kendisini ibra ederim\" şeklinde olduğu davalı tarafından imza edildiği görülmektedir. Mahkemece davanın tarafları arasında  uyuşmazlık konusu 2013/3454 esas sayılı takip haricinde başkaca icra dosyası  olmadığı , delil olarak dayanılan ibranamede sözü edilen   Kartal  ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının  taraflarla  ilgisinin olmadığı belirlenmiştir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... (Eski Kartal ... İcra Müdürlüğünün ... ) esas sayılı dosyasında , davalı tarafından davacı aleyhine 11/10/2004 düzenleme tarihli, 300.000 Euro bedelli, senetteki  ödeme günü kısmında 11/07/2007 ve  senet metni içerisinde   11 Eylül 2007 şeklinde farklı vade tarihleri içeren  senede dayalı olarak 25.03.2010 tarihinde  625.500,00 TL alacağın tahsili amacıyla  kambiyo senetlerine özgü icra takibine geçildiği , takibin 05.03.2013 tarihinde yenilendiği  görülmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 778/1-b maddesi atfıyla senetlerde de uygulanması gereken 703/2 maddesine göre,  vadesi başka şekilde yazılan veya birbirini takip eden çeşitli vadeleri gösteren poliçeler batıldır. Birden fazla vadenin senet üzerinde yer alması senedi geçersiz hale getirir ve kambiyo senedi vasfı bulunmayan senede dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü takip yapılamaz. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa,  kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü  davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır.Dosya kapsamına göre , takip dayanağı senedin çifte vade içermesi nedeniyle kambiyo senedi vasfında olmadığı, dava konusu belge kambiyo vasfını yitirdiğinden kambiyo senetlerine özgü takibe konu edilemeyeceği açık ise de,  davacı borcu kabul edip ödeme iddiasında bulunduğundan İİK 170/a maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Davacının ödeme nedeniyle borç itfa olduğu halde takibin kötü niyetli olarak yenilendiği iddiası ile   takip nedeniyle borçlu olunmadığını ileri sürdüğü, borcun ödendiğine ilişkin olarak yukarıda yer verilen ibraname başlıklı belgeye dayandığı ,  taraflar arasında dava konusu icra takibi dışında takip konusu edilmiş bir alacak borç ilişkisi bulunmadığı, davalı tarafça imzası  inkar olunmayan ibranamenin  davacı borçluya yardımcı olmak için hayali bir dosya numarası yazılarak verildiği  ileri sürülmüş olup,  bu iddianın ispatına yarar delil sunulmamıştır. O halde belgeye  davalı tarafından bilerek  farklı bir  dosya numarası yazılmış ise de,  bu dosyanın taraflarla ilgisinin bulunmadığı, davalı tarafından  imzası ikrar edilen  belgenin davalıyı bağlayan yazılı delil vasfında olduğu    dikkate alındığında aksi aynı kuvvette yazılı bir delil ile ispatlanamadığından taraflar arasındaki  icra takibine konu borç için düzenlendiğinin  kabulü gerekmiştir. Öte yandan, davalı vekili,  söz konusu belgenin ibraname vasfında olmadığının icra mahkemesi kararı ile kesinleştiğini beyan etmiş ise de, dar yetkili olan İcra Mahkemeleri tarafından verilen kararlar kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Bu nedenle bu mahkemece belgede farklı bir icra dosya numarası bulunması nedeniyle, delil hakkında takip hukukunu ilgilendiren hususlar haricinde  esasa ilişkin hukuki değerlendirme yapılmadan   borcun itfa sebebi olarak kabul edilmemiş olması genel yetkili mahkeme bakımından bağlayıcı değildir. Tüm bu nedenlerle , takip konusu borcun ödendiği davacı tarafından ispatlanmış olduğundan ve  davalı tarafından ibranamenin aksine borcun ödenmediği  , takip konusu borcun ve hukuki ilişkinin devam ettiği ispatlanamadığından   davacının   takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine  karar verilmiş olmasının dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu, davanın ödeme nedeniyle borç kalmadığı  gerekçesiyle takibin yenilenmesinin haksız ve kötüniyetli olduğu iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkin olduğu, menfi tespit davaları bakımından  yasal bir zamanaşımı süresinin bulunmadığı , hukuki yarar söz konusu olduğu müddetçe menfi tespit talebinde bulunulabileceği,  İİK 72/7 maddesindeki istirdat talepleri hakkında düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin ise somut olayda uygulama yeri bulunmadığı  görülmüştür.  Sonuç olarak , dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı   vekilinin,  istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır. Davalı   vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine , Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne ve asıl alacak üzerinden %20oranında hesap edilen  (125.100,00 TL ) kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/10/2021 tarih, 2019/366 E., 2021/1150 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davanın KABULÜNE, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... (eski Kartal ...İcra Müdürlüğü'nün ...) esas sayılı takibi yönünden, 05/04/2010 tarihli ibraname kapsamında borç itfa edildiğinden, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,Yasal koşulları oluştuğundan , asıl alacak üzerinden %20 oranında hesap edilen  (125.100,00 TL) kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 42.727,90 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 10.681,98 TL  harcın mahsubu ile  eksik bakiye 32.045,92 TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 44,40 TL başvurma harcı, 10.681,98 peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 155,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 10.886,48‬ TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,  4/c-Davalı tarafından herhangi bir masraf yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 93.570,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,  5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 42.727,90 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu  ile 42.668,60 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 22‬,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 184,1‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d7f2cdd775796491","SID":"c9a3919bbb3fed39"}}