{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/176 <br>KARAR NO:2024/904<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2019/883 Esas 2023/676 Karar<br>TARİHİ:12/07/2023<br>DAVA KONUSU:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ:25/09/2024<br>KARARIN YAZILDIĞI TARİH  :25/09/2024<br>Taraflar arasında görülen dava sonucu ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik süresi içinde istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine gönderilen dosyanın yapılan incelemesi sonucunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN  İDDİA  VE  SAVUNMALARININ  ÖZETİ :<br>Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalıların ... İli, ...İlçesi, ...Mahallesi... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan taşınmaza süt ve süt ürünleri ile alakalı faaliyet yapabilmek için fabrika binası inşa etmeye başladıklarını, davalılarca bu inşaatın bankaya leasing yolu ile yaptırıldığını, davacınında bu inşaatın sıhhı tesisat işlerinin yapılması için davalılara 05.10.2015 tarihli teklifi verdiğini, teklife göre ödemenin işin karşılığında yüzdeyirmibeş peşin geri kalanının işin bitiminde ödenmesi şeklinde takribi ödenmesi gereken ücreti içerdiğini, davalılarca teklifin kabulü ile işin yapılmasına başlandığını, ancak hiç ön ödeme almadığını, davacının işin büyük bir kısımını yaptığını, bu kısma ilişkin faturaları davacının düzenlediğini ve leasing bedelinden alınabilmesi için davalı iş yetkilisine gönderdiğini, davalı ...'ın itiraz ve faturayı iade içeren Kayseri 8. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesini davacıya gönderdiğini,ancak itirazların doğru olmadığını, işin davalıların istediği şekilde ve menfaatine olacak şekilde yapıldığını, ayrıca faturada belirtilmeyen işlerinde yapıldığını, davacı tarafça kepçe ve diğer işler içinde 4.080,00 TL harcama yapıldığını ve bu miktarın tespit miktarına eklenerek dava konusu edildiğini, davalıların işi kabul etmemesi üzerine Kayseri 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/18 değişik iş dosyası ile tespit yaptırıldığını, davalı ...'ın rapora itirazı ile kendisi tarafından bu defa Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/35 Değişik iş sayılı dosyasında tespit yapıldığını belirterek anlaşma gereği yapılan işin bedeli  28.505,73 TL ile harfiyat işi için ödenen 4.080,00TL nin yasal faizi ile birlikte talep etmiştir.<br>Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davalı olarak gösterilen...'ın ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi... ada ... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu ancak arsa üzerindeki muhtesatın davalıya ait olmadığını, dolayısıyla dava konusu talep yönünden davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davalı ...tarafından ... Sanayi Bölgesinde leasing yolu ile kredili olarak fabrika kurulduğunu, davacının bu fabrikada yaptığı işlerde işin tamamının yapılmadığını ve imalatlarında ayıplı ve projeye aykırı yapıldığını, davacının yapılan işin bedelinin 15.000 TL olduğunu söylemesine rağmen 46.435,36 TL'lik fatura düzenlediğini, davalının noter yolu ile buna cevap verdiğini, davacının 5000 TL'lik bedeli kabul etmediğini, davalının yapmış olduğu araştırma sonucu işin bedelinin 6.400,14 TL olabileceğini öğrendiğini ancak davacının işin bedelinin 15.000 TL olduğunu söylediğini, leasig yolu ile fabrika kurulduğu için yapılan işlemin uygun olup olmadığını bankanın denetlediğini ve ona göre ödeme yaptığını, yapılan işlerdeki ayıplar nedeni ile fabrikanın çalışır hale getirilemediğini bu nedenle maddi kayıpların olduğunu, davacı tarafça yaptırılan Kayseri 1. Sulh Hukuk mahkemesinin tespitini kabul etmediklerini, fahiş miktarların talep edildğini, kendileri tarafından da Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesinde tespit yaptırdıklarını, fatura kesmeden alacağın muaccel hale gelmeyeceğini belirterek davanın reddini talep ettiği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : <br>İlk derece Mahkemesi tarafından; dava konusu alacak iddiası nedeni ile davacının alacaklı olup olmadığının tespiti için deliller toplanmış ve mahallinde keşif yapılarak 15/12/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu alınmış ve raporda, davacının 21.932,93 TL alacağının olabileceğinin belirtildiği görülmüştür. Rapora itiraz edilmesi üzerine 26/08/2021 tarihli ek rapor alınmış olmakla birlikte raporlara itirazların devam etmesi üzerine yeni bir bilirkişi heyeti ile yeniden keşif yapılarak 08/05/2023 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve raporda, değere göre bedel üzerinden inceleme yapılması ile davacının 10.193,32 TL alacaklı olduğunun belirtildiği görülmüştür. Her iki rapor arasında işin BK Madde 480’e göre götürü bedel ya da BK madde 481’e göre değere göre bedele göre yapılmasına göre farklı farklı değerlendirme yapılması üzerine taraf vekillerinden işin götürü bedel ile anlaşılıp anlaşılmadığını ilişkin beyanlar alınmış ve vekiller tarafından anlaşmaya ilişkin farklı beyanlarda bulunulması üzerine dosyada götürü bedele ilişkin yazılı bir anlaşma ve ikrar olmaması, davalı... tarafından davacıya gönderilen ihtarda davacının teklifine göre anlaşma olduğuna dair bir beyan olmaması ve tüm deliller birlikte dikkate alınarak işin BK madde 481 gereğince değere göre bedel usulüne göre yapıldığı değerlendirilmiş ve böylece 08/05/2023 tarihli bilirkişi raporu gereği davacının 10.193,32 TL alacağı olduğu görülmüş olup bu alacaktan davalı...’ın sorumlu olmasına rağmen, faturaların davalı ... adına düzenlenmiş olması, davacı tarafından sunulan teklifte davalı ...’ın imzasının bulunmaması hep birlikte dikkate alınmış ve söz konusu alacağı ilişkin davalı...’ın sorumlu olmadığı değerlendirilmiş ve böylece, Davalı ...hakkında açılan davanın reddine, Davalı ...hakkında açılan davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, 10.193,32 TL alacak bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEP VE GEREKÇESİ :<br>Davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesinde özetle; davalı... yönünden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,  davalı ... yönünden açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu yönüyle yerel mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, dürüstlük kuralına aykırı hareket eden davalı tarafın haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli iddia ve beyanlarına üstünlük tanınarak müvekkilinin hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, tarafında sunulan itiraz beyanlarının dikkate alınmadığını, mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER :<br>Dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler.<br>İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;<br>Dava eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davacı yüklenici ile davalı iş sahibi ... arasında yazılı olarak düzenlenmiş bir sözleşme bulunmamakla birlikte sıhhi tesisat yapımı konusunda akdi ilişkinin varlığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindedir. Eser sözleşmelerinde, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir. <br>Ancak eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda karine olarak, akdî ilişkinin devam ettiği, yüklenicinin işi bırakmadığı, işyerini terk edip gitmediği sürece gerçekleştirilen iş ve imalatların yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmektedir. Yüklenicinin işi teslim etmesi ya da eksik olarak bırakıp gitmesi veya sözleşmenin feshinden sonra bu tarihler itibariyle eksik ve kusurlu imalatlar belirlenmiş ise, bunları da karine olarak iş sahibinin giderdiği; teslim, fesih ya da terkten sonra yüklenicinin saptanan eksik ve ayıpları işe devam ederek giderdiği iddiasını yasal delillerle ispatlaması gerektiği kabul edilmektedir. Buna göre teslim, terk ya da fesih tarihine kadar karine yüklenici lehine olup, aksinin ispatı iş sahibinin yükümlülüğündedir. Teslim, fesih ya da terkten sonra ise karine iş sahibi lehinedir ve bunun aksini ispat külfeti yükleniciye aittir. Sözleşmenin feshedilmediği ve eksik teslim hususunun da kanıtlanamadığı hallerde kural olarak bitmiş olan işin yüklenici tarafından yapılıp teslim edildiğinin kabulü gerekir. Buna göre teslimden sonra eksik işlerin varlığı ve kendisi tarafından tamamlandığını ispat yükü iş sahibine aittir. Ancak teslimin eksik yapıldığının yasal delillerle ispatlanması halinde kanıtlanan eksiklerin giderildiğini ispat yükü yükleniciye geçecektir. (Yargıtay 15.HD. 10.02.2014 gün 2013/626 Esas, 2014/801 Karar sayılı ilâmı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2331 E, 2021/739 K)<br>İş bedelinin kararlaştırılmadığı veya ihtilaflı olduğu durumlarda, TBK’nın 481.maddesine göre, sözlü sözleşme kapsamında yapılan imalatların bedeli yapıldığı yıl serbest piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi, eksik ve ayıplı imalat varsa bunların da belirlenecek olan iş bedeline oranlanarak hakkedilen iş bedelinin belirlenmesi, ardından yapıldığı ihtilafsız olan ödemelerin mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.<br>Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır. Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.<br>İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, iş bedelinin işin yapıldığı 2017 yılı mahalli piyasa rayiçlerine göre (piyasa rayiçleri içerisinde KDV bulunduğundan iş bedeline KDV eklenmeksizin) tespit edilmesinde, davacı tarafından davalı ... ile aralarında sözleşme ilişkisi kurulduğu yazılı delille ispat edilmediği gibi davalının da bu yönde bir ikrarı bulunmamasına göre de delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf  nedenleri yerinde görülmeyerek istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gerekli 427,60-TL harçtan peşin yatan 269,85-TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75- TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin 6100 Sayılı HMK'nun 359/4 md. uyarınca İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>6-Kullanılmayan gider avansı var ise 6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 59. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra İlk Derece  Mahkemesi Yazı İşleri Müdürünce başvurana iadesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a. Maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/09/2024\t\t\t<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d901bb63d7bcb69d","SID":"21558cd551ae5bfe"}}