{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA  ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/03/2023<br>NUMARASI\t\t:  Esas -  Karar<br><br>DAVACI\t: ... <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... -<br>\t  Av. ... -<br><br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: ... -  (T.C Kimlik No: ...)<br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVA\t\t: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 19/09/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 25/09/2024<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davasında 06/03/2023 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi; <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı arasında, 12.02.2018 tarihli beş yıl süreli LPG Tüplü Bayilik Sözleşmesi ve buna ilişkin aynı tarihli Ek Protokol imzalandığını, davalının sözleşme ve protokol hükümlerine göre yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkil şirketten gaz alımını durdurduğunu, bu nedenle müvekkil şirket tarafından, davalı aleyhine keşide edilen Kartal ... Noterliğinin 18.03.2020 tarih .... numarası ile mülkiyeti müvekkile ait LPC tüplerinin iadesi ve muaccel alacaklarının talep edildiğinin ihtar edildiğini, davalının ihtarnameye cevap vermediği gibi, LPG tüplerini ve tabelasını iade etmediğini, dava tarihine kadar herhangi bir ödeme de yapmadığını, davalı bayi, Sözleşme ve Ek protokolün 3. maddesine göre, her ay asgari 5 ton LPG gazı almayı taahhüt ederek, davacıdan özel indirimli fiyatlarla LPG gazı, teşvik, prim ve kredi temin ettiğini, ancak taahhütleri yerine getirmediği gibi, süresinden önce gaz alımını durdurarak, sözleşmenin fiilen feshine neden olduğunu, müvekkil adına tescilli ...markalı LPG tüp müşterilerinin de mağduriyetine ve bu şekilde müvekkil şirketin ticari itibarının zedelenmesine, maddi ve manevi zarara uğramasına neden olduğunu, hesaplanacak zarara, sözleşmenin 14/g maddesine göre temerrüt tarihinden itibaren aylık %10'a kadar temerüt faizi uygulanabileceğini, sözleşmenin 24. maddesine, ayrıca ek protokolün 3 ve 13. maddelerine göre bayinin ödeyeceği cezai şart miktarlarının belirlendiğini, görev ve yetki yönünden davalıyla anlaşıldığını belirterek; bakiye alacak ve tazminat hakları saklı kalmak üzere şimdilik hesaplanacak olan, kar mahrumiyeti alacağından 10.000,00 TL, cezai şart alacağından kaynaklanan 10.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 20,000,00 TL alacağın sözleşmenin feshi tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>ISLAH: Davacı taraf 21/10/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle talep miktarını  400.000,00 TL'ye çıkarmıştır.<br><br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Vergi Usul Kanunu 177. Maddesi uyarınca tacir olmadığından davanın görevsiz mahkemede açıldığını, müvekkile gönderilen fesih ihtarnamesinden sonra davacının müvekkile sözleşme gereği mal satımının devam etmesi feshin geçersizliği sonucunu doğurduğunu, davacı şirket, müvekkilin ocak 2019 tarihinden beri gaz alımını durdurduğunu belirtmiş olmasına ve müvekkilin bu tarihteki bakiyeleri göz önüne alındığında müvekkile sonradan yansıtılan borcun dayanaktan yoksun olduğu gibi davacının kendi içinde çelişmesine de neden olduğunu, davacının, müvekkil ile sözleşme kapsamında ticari faaliyetine devam ettiği halde müvekkilin verdiği teminatın paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçtiğini, müvekkilin asıl borca itirazı üzerine duran takip nedeniyle davacı tarafından itirazın kaldırılması/iptali davası açılmadığı halde asıl borca bağlı olan cezai şart talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı şirketin mağdurlarından sadece biri olduğunu ve davacı şirketin sözleşmelerindeki cezai şartlar ve aleyhe hükümleri TBK md.21-25 hükümlerince genel işlem koşulu içerdiğini ve yazılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkilin son 5 yıla ait vergi kayıt beyannameleri, bayilik sırasında yaptığı satış miktarı dikkate alındığında, cezai şart bedelinin davalının ticari mahvına sebebiyet vereceğini, davacı şirket, müvekkile reklam desteği vermediği gibi sözleşmede 150.000 TL teminatının %70 oranında borçlanabileceğinin belirtildiği halde müvekkilin 15.000 TL borcu olduğu için tüp ve gaz satışını haksız olarak durdurduğunu belirterek; davanın öncelikle görev itirazı nedeniyle görevsizlik kararı verilmesini, davacının tüm taleplerinin reddi ile davanın usul ve esastan reddini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"...mahkememizce görülen ve davaya konu olan anlaşmazlık artık mevcut taraflar arasında sözleşmenin olup olmamasından ziyade sözleşmenin fesih edilmesinden dolayı kimin sorumlu olduğu ve sözleşmenin fesihin sonuçlarının neler doğuracağı üzerine inceleme yapılmasıdır. Dosya kapsamında taraflar arasına mal alım satımının sona erdiği, taraflar arasında artık bir ticari ilişkinin kalmadığı, ancak sözleşmenin feshi halinde imzalanan sözleşmenin içeriğinde bulunan kar mahrumiyeti ve zarar cezai şartın davalı tarafından sorumlu olup olmadığı, ödemesi gerekip gerekmediği konusunda yapılan incelemelerde bilirkişiler tarafından alınan raporlar da dikkate alındığında...\" davacının davasının kabulü ile; davacının kar mahrumiyetinden kaynaklanan 200.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticaret faizi ile  davalından alınarak davacıya verilmesine, davacının talep etmiş olduğu taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşmeden kaynaklanan cezai şart olarak 200.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticaret faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile özetle; Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre kar mahrumiyeti hesabında esas alınacak sürenin, sözleşmenin feshinden sonra kalan bakiye süre değil, davacının aynı bölgede benzer bir bayilik kurabilmesi için gerekli \"makul süre\" olduğunu, davacının mahrum kaldığı brüt karın değil, net karın esas alınması gerektiğini, mahkemece  sadece davacı tarafın beyanına dayalı olarak hazırlanan veriler esas alınmak ve sözleşmenin bakiye süresinin tamamı için ve üstelik brüt kar mahrumiyeti hesabı yapılmak suretiyle hüküm kurulduğunu, Her ne kadar, TTK.nun 22. Maddesi gereğince, tacir sıfatını haiz borçlu, cezai şartın indirilmesini isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şart miktarının tamamına hükmedilmesi, borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak ise, borçlunun cezai şarttan indirim talep edebileceğini, cezai şartın, davalının ekonomik olarak mahvına sebebiyet vereceği yönünde itiraz edilmesine rağmen yerel mahkemece bu hususta herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını,  mahkemece  hükmolunan kar mahrumiyeti ve cezai şart alacaklarının tamamına, dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verildiğini, oysa kısmi açılan davalarda, ilk kısmi dava değerine dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi mümkün ise de, sonradan ıslah ile artırılan dava değerlerine, ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini,  mahkemece  hükmolunan bakiye harç, yargılama gideri,  ve yasal vekalet ücretine, dava tarihinden itibaren, ticari faiz yürütülmesine karar verildiğini, bakiye harç, yargılama gideri,  ve yasal vekalet ücretinin karar tarihi itibariyle muaccel olacağını, bu alacak kalemlerine yasal faiz uygulanması gerektiğini, mahkemece bu alacak kalemlerine dava tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talebi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle kar mahrumiyeti ve cezai şart talebine ilişkindir. <br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. Maddesi hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>1-Davacı bayilik sözleşmesinin haklı feshine dayanarak kar mahrumiyeti ve  cezai şart  bedelinin tahsilini istemiştir.  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  yerleşik içtihatlarına göre kar mahrumiyeti süresi feshedilen sözleşmenin, fesihten sözleşmenin sonuna kadar olan bölümü için değil, davacının aynı bölgede benzer bir bayilik kurabilmesi için gerekli makul süre kadar olmalı ve brüt kar değil net kar olarak hesaplanmalıdır. Ayrıca davalı  tarafından işletilen yerde davacının doğrudan satış noktası kurup kurmadığı araştırılıp, kurmuşsa kuruluş tarihine kadar davacının kar mahrumiyeti isteyebileceği gözetilmelidir. (Yargıtay 11.HD   2020/4195 Esas,  2022/64 Karar sayılı ilamı) Her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmenin 23 üncü maddesinde sözleşmenin feshi halinde sözleşme süresinin sonuna kadar kar mahrumiyeti talep edilebileceği belirtilmişse de, sözkonusu sözleşme hükmü genel işlem koşulu mahiyetinde olup sözkonusu sözleşme hükmünün Türk Borçlar Kanunu'nun 21. Maddesi gereğince yazılmamış sayılması gerekmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının davalıya işyerinin  bulunduğu bölgede yeni bir bayilik kurulabilmesi için gerekli sürenin ne olduğu hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi, net kar üzerinden değil, brüt kar üzerinden hesaplama yapılmıştır.  Mahkemece davacının davalıya ait işyerinin bulunduğu yerde benzer bir bayilik kurulabilmesi için gerekli makul sürenin ne olduğu yöntemince araştırılarak bilirkişiden ek rapor alınması veya başka bir bir bilirkişi kurulundan yeniden rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>2-Tacirler arasındaki sözleşmelerde cezai şart kararlaştırılmış ise, cezai şarttan indirim yapılmayacağı yasa gereğidir. Ancak, hüküm altına alınacak cezai şart, cezai şartı ödeyecek tarafın ekonomik mahvına neden olacak nitelikte ise uygun bir indirim yapılması gerekir. Davalı taraf, cezai şartın ekonomik mahvına sebep olacağını ileri sürdüğüne göre mahkemece cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebebiyet verip vermeyeceği hususu değerlendirilmelidir. Mahkemece bu hususta bilirkişi raporu alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>3- Bir davada taraflar lehine hükmedilen vekalet ücreti ile yargılama giderleri ancak karar tarihinde muaccel hale gelecek olup mahkeme vekalet ücreti ve yargılama giderlerine dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamıştır. <br>Yukarıda açıklanan  nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:  Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1- Davalının istinaf talebinin KABULÜ ile; Konya.. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/03/2023 Tarih.... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 6.830,10 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>4- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>5- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/09/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak  karar verildi.  <br><br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br>e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"931199990085715f","SID":"7b5854af6c8c82f0"}}