{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA  ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/12/2022<br>NUMARASI\t\t:  Esas - 2Karar<br><br>DAVACILAR\t: 1-<br>İSTİNAF EDEN\t:  2-<br>VEKİLLERİ\t: Av<br>\t  Av. <br>İSTİNAF EDEN<br>DAVALILAR\t: 1<br>\t\t2-<br>\t\t3-<br>VEKİLİ\t: Av<br>DAVA\t\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 19/09/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 24/09/2024<br>Davacılar tarafından davalılar aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin.... esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 09/12/2022 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi; <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı  şirket ve şirket sahibinin, davalılarla iş alanında bulunan hurda alım-satımı ile ilgili olarak anlaştıklarını, bu anlaşmaya göre; davalıların müvekkil adına ve hesabına hurda araç alması karşılığında davacının davalılara belli bir miktar para transferi yapması hususunda karşılıklı anlaşmaya varıldığını, davacı şirket ve şirket yetkilisi ........ ile davalılar arasında sözlü anlaşma gereği davalılara noter aracılığı ile araç alımı vekâleti verildiğini, bu vekâletnameye dayanılarak davalılara hurda araç alımı için toplamda 66.416,00 TL ödediğini, fakat davalılarca bu bedel karşılığı olarak davacı şirkete hiçbir araç teslim edilmediğini, ayrıca ..., ...., ..., ..., ...., ..., .... plakalı hurda araçların alımı için toplamda 24.500,00 TL ödendiğini, söz konusu araç plakları üzerinde park cezası, hırsızlık vb. gibi kayıtların olduğunu, bu sebeple noter kanalıyla ihtarname çekildiğini, ancak davalılara verilen sürenin sonunda ödeme yapmadıklarını, araçları da davacılara satmadıklarını, davacıların davalılara ödemiş oldukları paraların tahsilinin gerektiğini belirterek bu nedenle ayıplı mal satışı nedeni ile müvekkillerinin uğramış olduğu şimdilik 3.000 TL'nin temerrüt faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, davacılar tarafından davalılara araç alınması amacı ile ödenen ve davalılar tarafından hurda araçların davacılara teslim edilmemiş olması nedeni ile şimdilik 45.000 TL'nin temerrüt faizi ile davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı şirketin \"Toyota\" markalı aracın Konya yetkili bayii olup diğer davacının ise şirketin yetkilisi olduğunu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 2012 yılında \"Ömrünü Tamamlamış Araçlar Bertaraf Takip Sistemi\"nin (ÖTA) hizmete alınmasından bugüne kadar yaklaşık 350 bin araç hurdaya ayrılarak    ekonomiye   kazandırılmış olduğunu, davacılar   sırf   kendi   ticari   menfaatleri doğrultusunda (plaka başı 9.000,00 TL'lik bir avantajlarının bulunduğu) yeni sıfır araç satışını artırabilmek ÖTV indiriminden yararlanmak ve müşterilerini yararlandırmak için piyasadan hurdaya çıkarılan araç plakaları toplama amacıyla davalılar ile görüşme sağladıklarını, bu anlaşmaya göre davalıların gerek İcra Müdürlüklerinin, Maliyenin, Gümrük Müdürlüklerinin ihalelerine girecek, gerekse piyasadan temin edecekleri tüm hurda araç plakalarını araç başına 6.500,00 TL bedelle davacılara teslim edeceklerini, davalıların sözleşme kapsamında verilen vekaletname ile davacılar adına kamu ihalelerinden bir çok araç satın alındığını, Bu araçlardan bir kısmını belirttiklerini, bu araçlar karşılığında davacıların davalılara ödemesi gereken tutarın 11 x 6.500,00 TL = 71.500,00 TL olduğunu, davacılar adına ihalelerden alınan tüm araçların kayıtları, Trafik Tescil Müdürlüğü, Vergi Daireleri, İcra Müdürlükleri ve Gümrük Müdürlükleri kayıtlarında mevcut olduğunu, davalıların sözleşme kapsamında kendi uhdelerinde bulunan veya piyasadan temin ettikleri bir kısım araçların devrini Noterden davacılara veya gösterdikleri çalışanının üzerine yaptıklarını, bu devirler karşılığında ise 6 adet aracın davalılara ödenmesi gereken bedeli ise 6 x 6.500,00 TL = 39.000,00 TL olduğunu, sözleşme kapsamında davacılara gerek ihale ile gerekse Noter satışı yoluyla temin edilen araç sayısısın daha fazla olduğunu, kısa sürede bilgilerini temin edebildikleri 17 adet araç olduğunu ve davacılara teslim edilen 17 aracın karşılığı 110.500,00 TL olduğunu,  davacıların toplamda 90.916,00 TL ödediklerini kendilerinin ikrar ettiklerini, bu halde davacıların davalılara borcunun bulunduğunu, davacıların bu yaklaşımlarının dürüstlük kuralıyla bağdaşmadıklarını, bu durumda kalan 4 adet aracın (..., ..., ..., ....) plaka kaydının davacılara verilmemesinde davalıların haklılık paylarının bulunduğunu belirterek davacıların haksız ve hukuka aykırı davalarının reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince \"... Somut olayda; davacıların davalılarla hurda araç alım-satımı ile ilgili olarak anlaştıkları, anlaşma kapsamında ödeme yapılmasına rağmen bazı araçların teslim edilmediği, teslim edilen bazı araçların ayıplı olduğundan bahisle mahkememizde alacak davası açıldığı, mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan rapora göre; ayıptan kaynaklanan bir zararın hesaplanmasının mümkün olmadığı, davacının davalıdan 6 adet araç aldığı konusunda ihtilaf bulunmadığı, 6 aracın 3.500 TL'den satın alınması durumunda davacının ödemesi gereken tutarın 21.000 TL olduğu yönünde tespitte bulunulduğu, mahkememizce de yapılan tespitte toplanan deliller bütün halinde değerlendirildiğinde davacıya teslim edilen 6 araç konusunda ihtilaf bulunmadığı, anlaşma kapsamında dosyaya giren deliller ve bilirkişilerin yaptığı tespitler kapsamında davacılara başka bir aracın teslim edildiğine ilişkin bir kayda rastlanmadığı, ayıplı bir mal teslimine ilişkin bir delile rastlanmadığı, her ne kadar davalı vekilince araç başına 6.500 TL üzerinden anlaşmaya varıldığı belirtilmiş ise de, bu yönde dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, ayrıca yine bazı araçların ihale ile alındığı, ihale bedellerinin ödendiği ve üçüncü kişilerin adına kayıtlı olmasının bir öneminin olmadığı belirtilmiş ise de, davacı taraflara devredilmeyen araçlar yönünden sözleşmenin yerine getirildiğinden bahsedilmesinin mümkün olmayacağı, davacı vekilince ıslah dilekçesi ile birlikte 101.401 TL ödeme yapıldığı belirtilmiş ise de; dava dilekçesinde 90.916 TL alacaklı olunduğunun belirtilmesi ve davalıya yapılan 29.01.2019 tarihli ihtar dikkate alındığında, davalı taraflara yapılan ödemenin 90.916 TL olduğu yönünde mahkememizde kanaat oluştuğu, davalı vekilince yemin teklifinde bulunulmayacağına ilişkin beyanda bulunulduğu, açıklanan nedenlerle davacının davasının kısmen kabulüne ...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne davacının ayıplı mal satışı nedeniyle talebinin reddine eksik ifa nedeniyle davacı tarafından davalılara ödenen 69.916 TL’nin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilleri tarafından ödenen bedellere herhangi bir itiraz olmadığı gibi ödenen bedeller bakımından herhangi bir ihtilaf da bulunmadığı gözetilerek davanın ıslah edilen bedel üzerinden kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talebi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davacının araç başına 3.500,00 TL'ye anlaşıldığı yönündeki iddiasını yazılı belge ile  ispatlaması gerektiğini, bu hususta ispat yükünün davacıya düştüğünü,  davacının araç başına 3.500,00 TL üzerinden hesap görüleceği usulünce ispat edememiş olması sebebiyle araç başına 6.500,00 TL üzerinden hesap yapılması gerektiğinin açık ve tartışmasız olduğunu, Kaldı ki davacılar adına ihale ile alınan araçların birçoğu 3.500,00 TL'nin üzerinde olup hayatın olağan akışı içerisinde müvekkilimin 3.500,00 TL'nin üzerinde aldığı aracı davacılara 3.500,00 TL'ye vermesinin mümkün olmadığını, sadece bu husus bile davacıların iddiasının doğru olmadığını açıkça ortaya koyduğunu,  TBK 290/1 maddesine göre \"Artırmada taşınır bir mal alan kişi, onun mülkiyetini ihale anında kazanır.\" denilmesine ve ihale ile alınan 12 adet  aracın mülkiyeti ihale ile davacılara geçmesine rağmen mahkemece müvekkillerinin ihale ile davacılar adına aldıkları araçların hiç dikkate alınmamasının açıkça hatalı ve mülkiyet hakkının ihlali olduğunu, davacılar adına vekil olarak katılınan ihalelerde alınan 12  adet aracın bedelinin mahkemece hiç dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, mahkemece kabul edilen 3.500,00 TL üzerinden işlem yapılacak olsa bile 12 araç için 3.500,00 TL'den 42.0000,00 TL bedelin dikkate alınmamasının hakkaniyete aykırı olduğunu,bu araçlar için araç başı 6.500,00 TL'den hesaplama yapılarak müvekkillerimin davacılardan bu araçlar dolayısıyla 12 x6.500,00 = 78.000,00 TL alacaklı olduğunun kabulü gerektiğini, en kötü ihtimalde dahi 3.500,00 TL üzerinden 42.000,00 TL'nin düşülmesi halihazırda polnette kimin adına kayıtlı olduğunun hiçbir anlamı olmadığını, zira müvekkillerim davacılar adına bu araçları ihaleden satın aldıklarını, muhtemelen davacıların da bu araçları hurda indirimi kapsamında 3. Kişilere devrettiklerini, bilirkişi raporunda tabloda davacıların bazı araçları üzerilerine aldıktan sonra devrettiklerinin tespit edildiğini, dosya arasına gelen Vergi Dairelerinin ihale evrakından bu araçların alındığı ve bedellerinin de müvekkilleri tarafından ödendiğinin açıkça ortada olduğunu, müvekkillerinin ihale ile alınan araçlar yönünden müvekkillerinin ihaleye katılmak haricinde herhangi bir taahhüt ve yükümlülüklerinin olmadığını, bu nedenle davacıların müvekkillerinin devir ve teslim yükümlülüğünün olduğunu ispatlaması gerektiğini, müvekkillerinin borçlu değil, alacaklı konumunda olduğunu, davacılara teslim edilen 18 araç nedeniyle müvekkillerine ödenmesi gereken toplam bedelin  117.000,00 TL olduğunu, davacıların sadece 90.916,00 TL ödendiğini ikrar ettiklerini, davacıların kötüniyetli olduklarını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talebi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, komisyon sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat talebine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>1- Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usuli hukukî ilişkinin sujesi olabilme yeteneğidir. Medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şekil olan taraf ehliyetini haiz olup olunmadığı hususu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na (TMK) göre belirlenir. Buna göre medeni haklardan istifade ehliyeti bulunan her gerçek (TMK, m. 8) ve tüzel (TMK, m. 46) kişi davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), m. 50]. Her gerçek kişi sağ doğmakla, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahip olur. Tüzel kişiliğin ve buna bağlı olarak taraf ehliyetinin ne zaman kazanılacağı ise maddi hukuk normlarıyla belirlenir. Gerçek veya tüzel kişiliği olmayan kuruluş yahut toplulukların taraf ehliyeti de bulunmamaktadır.<br>Dava ehliyeti; HMK’nın 51. maddesinde açıkça düzenlenmiş olup kişinin kendisi veya yetkili kılacağı bir temsilci aracılığı ile bir davayı takip etme ve usul işlemlerini yapma ehliyetini ifade eder. Dava ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki TMK'nın 9. maddesinde düzenlenen medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır. Buna göre; medeni hakları kullanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişi dava ehliyetine sahip kabul edilmelidir. <br>HMK’nın 114/1-d maddesinde açıkça düzenlendiği üzere dava ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Bu düzenlemeye göre husumet ya da başka bir deyişle taraf sıfatı dava şartları arasında sayılmamıştır. Taraf sıfatının özelliği, tıpkı dava şartı gibi davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için, varlığı ya da yokluğu hâkim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilen ve taraflarca noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülen nitelikte olmasıdır.<br>Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti ise dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. <br>Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir ve bu durumda dava ret veya kabul ile sonuçlanır. Başka bir anlatımla dava şartların işin esasının incelenmesine engel teşkil eder mahiyetteyken bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne girilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Sıfat, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de teşkil etmediğinden davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur.<br>Dava konusu somut olayda davacı taraf, davalılara toplam 101.401,00 TL para gönderildiğini, gönderilen paralar karşılığında devredilmesi gereken hurda araçlardan sadece altı adedinin devredildiğini, geriye kalan bedel karşılığında devredilmesi gereken hurda araçların devredilmediğini ileri sürerek 80.401,00 TL alacak ile 5.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ancak hangi davacının hangi davalıdan ne miktarda alacak talebinde bulunduğunu açıklamamıştır. Dava dilekçesinde davacıların davalılardan talep ettiği alacak üzerinde müştereken hak sahibi olmalarını gerektirecek herhangi bir hukuki neden belirtilmediği gibi davalıların da talep edilen bedelden müştereken ve müteselsilen borçlu olmalarını gerektirecek herhangi bir hukuki neden de belirtilmemiştir. Mahkemece davacı tarafa hangi davacının hangi davalıdan ne miktarda alacak ve tazminat talebinde bulundukları,  her iki davacı da dava konusu alacağı ve tazminatı  talep ediyorsa talep edilen alacak ve tazminat üzerinde hangi hukuki sebeple hak sahibi oldukları, davalıların tümünden alacak ve tazminat talep ediyorlarsa davalıların hangi hukuki sebeple alacak ve tazminattan sorumlu oldukları hususu açıklatılarak davacıların aktif husumet ehliyetlerinin ve davalıların pasif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken bu husus dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, davada iki ayrı davacı olduğu halde hükümde \"Eksik ifa nedeniyle davacı tarafından davalılara ödenen 69.916 TL’nin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili ile davacıya ödenmesine\" denilerek, bedelin hangi davacıya ödenmesine hükmedildiği hususunda  infazda tereddüde yol açacak şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır. <br>2-Davalılar vekili ... -  .... - ... ve ..... (yeni plaka ....) - .... -....- ... -  .... - .... -  .... - .... plaka sayılı araçların ihalelerine davalılar tarafından davacıları temsilen girildiğini, bu nedene araçların mülkiyetlerinin ihale ile birlikte doğrudan davacılara geçtiğini ileri sürmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ek raporlarında da  .... -  ... - .... ve .... plaka sayılı araçların davacı .......'ı temsilen davalı ....... tarafından,  ... (yeni plaka .... - ... -...- ... ve  ... plaka sayılı araçların davacı ... A.Ş'yi temsilen davalı ....... tarafından ihale yoluyla satın alındığı belirtilmektedir. Sözkonusu araçların mülkiyetinin davacılara geçmiş olması halinde davacıların sözkonusu araçlarla ilgili olarak ödemiş oldukları komisyon bedellerini talep etme hakları bulunmayacaktır. Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden davalılar ...... ve .......'in davacıları temsilen araç satış ihalesine girdikleri anlaşılmakta ise de ihale bedellerinin kimin tarafından ödendiği, ihalelerin kesinleşip kesinleşmediği, ihale edilen araçların kime teslim edildiği, ihale edilen araçlarla ilgili olarak 30/12/2009 tarihli 27448 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan \"Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmelik\" kapsamında işlem yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise araçların \"Ömrünü Tamamlamış Araçlar\" teslim yerine kimin tarafından teslim edildiği,  araçlar fiilen teslim edilmeyip sadece yeni araç alımında ÖTV indiriminden faydalanılmak amacı ile araçların plakaları alınmışsa sözkonusu plakalar kullanılarak yararlanılan ÖTV indirimden kimin yararlandığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece bu hususlar yöntemince araştırıldıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1- Tarafların istinaf taleplerinin KABULÜ ile; Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/12/2022 Tarih, .... Esas - .... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davacılara iadesine, <br>4- İstinaf başvurusunda bulunan davalılar tarafından yatırılan 1.193,99 TL istinaf karar harcının talep halinde davalılara iadesine, <br>5- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>6- İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>7- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/09/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak  karar verildi.  <br><br>\t\t\t\t<br>Başkan <br>e-imzalıdır<br>Üye <br>e-imzalıdır <br>Üye <br>e-imzalıdır <br>Katip <br>e-imzalıdır <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a8b6e0136f4bd68","SID":"d9fcf2bdde5e85b9"}}