{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/757 <br>KARAR NO: 2024/918<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/09/2020<br>NUMARASI: 2018/1056 Esas, 2020/384 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ : 17/09/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davalı şirketin davacı şirket ile iletişime geçerek davaya konu icra dosyasında mübrez faturalar içeriğindeki dört adet plastik kutu (Ana gövdeleri ve kapakları için ayrı ayrı) endüstriyel kalıp yapılmasını talep ettiğini, davacı şirket tarafından davalı şirkete bu talebin kabul edildiğine dair 23.11.2017 tarihli KDV dahil 118.000 TL bedelli teklif sözleşmesinin(Mektubunun) gönderildiğini, bu sözleşme ve fiyat teklifinin davalı firma tarafından kabul edildiğini, davalı şirket tarafından kalıp bedellerinin 25.000,00 TL'sinin davacı şirket hesabına aktarıldığını ve akabinde davacı şirketçe kalıp imalatına başlandığını, kalıpların imalatının süresinden önce tamamlanarak 06.02.2018 tarihinde davalıya teslim edilip 19.02.2018 tarihinde de montajlarının yapıldığını, montajın yapılmasından sonra davalı şirketten taraflar arasındaki sözleşme ile kararlaştırılmış olan bakiye KDV dahil 93.000,00 TL bedelin talep edildiğini ancak bu bedelin bir türlü davalı şirket tarafından davacıya ödenmediğini, davacının ısrarlı ödeme talepleri üzerine kalıpların teslimi ve montajından yaklaşık 4 ay sonra sonra yani 07.05.2018 tarihinde davacıya gönderilen ... Noterliğinin 07.05.2018 ... yevmiye nolu ihtarı ile kalıpların talep edilen şekilde olmadığının, ayıplı olduğunun, değiştirilmesi gerektiğinin aksi takdirde ödeme yapılmayacağının ihtar edildiğini, davalının bu iddialarının doğru olmadığını, kalıpların taraflar arasındaki teklif usulü sözleşmeye uygun ve ayıpsız olarak imal edildiğini, kalıpların montajının yapılacağı makinenin teknik bilgilerinin müvekkili şirkete bildirilmediğini, kalıpların \"otomatik baskı yapabilecek şekilde olması\" gerektiğinin imalat öncesinde müvekkili şirkete iletilmediğini, ayrıca ayıp bildirim süreleri geçtikten (kalıpların tesliminden) yaklaşık 4 ay sonra 07.05.2018 tarihinde ayıp bildiriminde bulunulduğunu, bu bildirimin dikkate alınamayacağını belirterek, bakiye 93.000,00 TL tutarındaki alacağa ilişkin olarak İst. And. ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile davalının asıl alacağın en az %20'si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili  cevabında, söz konusu malların kalıplardan birinin makineye ölçü yönünden uymamış olması, kalıplarda, davalı tarafça daha önce kullanılmamış hava bağlantılarının olduğunun tespit edilmesi ve bu hususlara davacı şirket personelince de şahit olunmuş olması karşısında, davacı şirketçe, aralarındaki sözleşme konusu kalıpların ayıplı olmadığı yönündeki beyanların gerçeği yansıtmadığını ve haksız bir iddia  olduğunu, davalı şirket ile davacı arasında da teyit olunan 23.11.2017 tarihli Teklif Formunun “Ödeme Şekli” başlıklı maddesinde; kalıp siparişinin davalı şirket tarafından onaylanması halinde ödemelerin gerçekleşeceğinin hüküm altına alındığını, bu sebeple söz konusu kalıpların montajı sırasında ve sonrasında belirtmiş oldukları eksiklik ve hataların giderilmemiş olmasından dolayı davalı tarafın ödemede temerrüde düşülmüş olduğu yönündeki beyanlarının herhangi bir gerçekliği bulunmadığını, davalı tarafından, davacı şirket tarafından sağlanan malların ayıplı olduğu, söz konusu eksiklik ve hataların giderilmesi; aksi takdirde ödeme yapılmayacağı hususu davacı şirkete defaatle bildirilmiş olmasına rağmen; davacı tarafından davalıya, ödeme yapılması hususunda ihtar gönderilmesi ve akabinde işbu davaya konu icra takibinin başlatılmasının davacının iyi niyet kuralına aykırı davrandığını gösterdiğini,  davacı tarafça her ne kadar, şirket çalışanlarından biri ile gerçekleştirilen WhatsApp yazışmalarında, kalıpların şirket bilgisi paralelinde imal edildiği ileri sürülmüş olsa da, söz konusu kalıpların ayıplarının telefonda yer alan herhangi bir görselden anlaşılmasının mümkün olmaması, (montajdan kaynaklı bir ayıp var mı) öte yandan şirket çalışanının bu hususta yetkisinin bulunmaması göz önünde bulundurulduğunda, müvekkili şirketin söz konusu mallar hakkında bulunduğu ayıp ihbarının itibarsızlaştırılmaya çalışılmasının kabul edilemeyeceğini, davacı tarafça kalıpların montajının yapılacağı makine teknik bilgilerinin davacıya bildirilmediği, bu yüzden kalıpların klasik usulde imal edildiği ileri sürülmüş ise de, üretimi yapan tarafın söz konusu malın üretilmesi sırasında önem arz eden hususları açıklığa kavuşturması gerektiğini, zira alıcının detayları üretici kadar iyi bilmesinin kendisinden beklenemeyeceğini, günümüz koşullarında bir kalıbın otomatik olarak çalışmamasının efektif  ve iş güvenliği açısından uygun olmadığını, müvekkili şirket tarafından siparişi verilmiş olan her iki kalıbın da muhakkak surette otomatik baskıda çalışması gerekliliğinin bulunmasına ve davacı tarafça da bu hususun bilinmesine rağmen bu durumun müvekkilince ayrıca bildirilmediği gerekçesiyle bu ayıbın kabul edilmemesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine, söz konusu icra takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacının, takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki 23.11.2017 tarihli sözleşmede sipariş edilen kalıpların hangi makinelerde kullanılacağının, teknik özelliklerinin ne olacağının ve boyutlarının belirtilmemiş olduğu, teklif formunda davalıya satılan malların özel olarak imal edileceğine dair bir hüküm bulunmadığı gibi davacının montaj yükümlülüğünün de bulunmadığı, davalı tarafından bunun aksinin yazılı delille ispat edilemediği, buna göre taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ticari satış sözleşmesi olduğu, bu sözleşme kapsamında ilk üretilen ürünlerin davalı şirket çalışanın imzasına 03/02/2018 tarihli sevk irsaliyesi ile teslim edildiği, davacının davalı adına tanzim ettiği 03.02.2018 tarih ... nolu KDV dahil 59.000,00 TL tutarındaki faturanın davalı tarafından 2018 yılı BA formunda beyan edilerek yasal ticari defterlerine kaydedildiği, davalının teslim aldığı bu fatura konusu mallar için 6102 sayılı  TTK’nın 18/1-c maddesi gereğince 2 ve 8 günlük süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı, ayıp ihbarına ilişkin tek belgenin bu fatura konusu mallar için gönderilen Mersin ... Noterliği'nin 07.05.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi olduğu, bu tarihten önce başkaca ayıp ihbarı yapıldığının davalı tarafından ispat edilemediği, buna göre davacı tarafından bu fatura bakımından peşin yapılan 25.000,00 TL'lik ödemenin mahsubu sonrası talep edilen 34.000,00 TL yönünden davanın kabulü gerektiği, davalı bu faturayı 2018 yılı BA formunda beyan ettiğinden davacının bu faturadaki malların tesliminden doğan bakiye alacağının likit olduğu ve kabul edilen miktara ilişkin icra inkar tazminatı talebinin de kabulü gerektiği, davacının davalı adına tanzim ettiği 08.06.2018 tarih ... nolu KDV dahil 59.000,00 TL tutarındaki faturanın ise davalı tarafından 2018 yılı BA formunda beyan edilmediği gibi yasal ticari defterlerine de kaydedilmediği, bu fatura konusu ürünlerin  davalı tarafından  teslim alınmadığı, gönderim sonrası \"ürünün teklif formunda kararlaştırılan evsafta bulunmadığı\" bildirilerek davacıya derhal iade edildikleri ve ürünlerin davacı uhdesinde bulunduğu, TBK 97.maddesi gereğince kendi edimini yerine getirmeyen tarafın karşı taraftan edimini yerine getirmesini isteyemeyeceği, davacı tarafından bu fatura konusu mallar yönünden davalının alacaklı temerrütüne düştüğü iddia edildiğinden uyuşmazlığın alacaklı temerrüdüne dair hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği, TBK 106-110 maddeleri gereğince davalının haklı sebep bulunmaksızın ifayı reddediği hususunu davacı ispat etmesi gerektiği halde bu kapsamda her hangi bir delil ibraz etmediği, malların da takip tarihi itibari ile davacı uhdesinde bulunduğu anlaşılmasına göre davacının bu faturaya yönünden itirazın iptali isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, İst. And. ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında davalının  icra takibine vaki itirazının Kısmen  iptali ile icra takibinin 34.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, Kabule Konu Kısım likit nitelikte bulunduğundan İİK 67/2 gereğince asıl alacak tutarının %20 si 6.800,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Takipte asıl alacağın reddilen kısmı için şartları oluşmadığından davalının Kötü niyet tazminatı isteminin reddine, Takipte taraflar arasında ticari işin söz konusu bulunduğu anlaşıldığından 3095 sayılı yasa 4/2 maddesi gereğince avans faizi uygulanmasına, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında, cevap dilekçesindeki anlatım ve savunmalarını tekrar etmiş, dava konusu edinen kalıpların ayıplı olduğunu, 23.11.2017 tarihli Teklif Formunun “Ödeme Şekli” başlıklı maddesinde; kalıp siparişinin müvekkili şirket tarafından onaylanması halinde ödemelerin gerçekleşeceğinin hüküm altına alındığını, bu sebeple, müvekkili tarafından, söz konusu kalıpların montajı sırasında ve sonrasında defaatle belirtmiş olunan eksiklik ve hataların giderilmemiş olmasından dolayı müvekkilinin ödemede temerrüde düşmüş olduğu yönündeki beyanların herhangi bir geçerliği bulunmadığını, müvekkili tarafından, davacı şirket tarafından sağlanan malların ayıplı olduğu, söz konusu eksiklik ve hataların giderilmesi; aksi takdirde ödeme yapılmayacağı hususu davacı şirkete defaatle bildirilmiş olmasına rağmen; davacı tarafından müvekkiline, ödeme yapılması hususunda ihtar gönderilmesi ve akabinde müvekkili aleyhine işbu davaya konu itirazın gerçekleştirildiği icra takibinin başlatılmasının, müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki ticari alım-satım konusu malların ayıplı olduğunu bilen davacının iyi niyet kuralına aykırı davrandığını ispatlamakta olduğunu, sözlü taleplere rağmen olumlu dönüş yapmayan davacı şirkete yönelik aynı bildirim ve istemlerin Mersin ... Noterliğinin 7 Mayıs 2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar edildiğini, buna rağmen davacı şirket tarafından müvekkili şirkete 04.06.2018 tarihinde ödeme ihtarı gönderildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 30.10.2018 tarihli cevap dilekçeleri ile dosyaya sunmuş oldukları savunmalarının ve delillerinin hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, bu nedenle de raporun hatalı tanzim edildiğini, 31/12/2019 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçelerinin de dikkate alınmadığını, müvekkilince noter aracılığıyla ihtar gönderilmesinin ardından davacı tarafından kötü niyetli ve haksız olarak müvekkili aleyhine işlemler başlatılması ve müvekkilinin kanunen ödemeden kaçınma hakkının bulunduğu, davacı tarafın; \"kalıpların montajının yapılacağı makine teknik bilgilerinin davacıya bildirilmediği, bu yüzden kalıpların klasik usulde imal edildiği\" beyanlarına ilişkin olarak; Öncelikle; üretimi yapan tarafın, söz konusu malın üretilmesi sırasında önem arz eden hususları açıklığa kavuşturması; zira alıcının detayları üretici kadar iyi bilmesi kendisinden beklenemeyeceği hususlarının da bilirkişi raporunda göz ardı edildiğini, hatalı tanzim edilen bu bilirkişi raporunun esas alınması nedeniyle yerel mahkemece kurulan hükmün de hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkeme tarafından kabul edilen kısım yönünden kurulan hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, aksi taktirde istinafta davanın yeniden görülüp ve duruşma açılarak davanın tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafında, dava dilekçesindeki anlatım ve iddialarını tekrar etmiş, Mahkemece reddedilen kısım açısından davalının kendi eyleminden doğan zararın müvekkiline yükletildiğini, hiç kimsenin kendi eylemine dayanak bir hak talep edemeyeceğini, ancak yerel mahkemenin bu hukuki kaideyi atladığını, müvekkili şirketin, sipariş sözleşmesi içeriğindeki vaat edilen ve davalı tarafça kabul edilen kalıp imalatı işini eksiksiz olarak tamamladığını, sözleşmeye konu işin yapıldığını, faturanın işlenip işlenmemesinin doğan alacağın tahsiline bir etkisi olmadığını, yerel mahkemenin salt davalı yanca fatura deftere işlemedi diye müvekkilinin gerçekte doğmuş olan alacağını yok saydığını, davalının  almış olduğu endüstriyel özel imalat kalıpların dosyaya sundukları 2 adet sevk irsaliyeli faturadan  anlaşılacağını (İrsaliye No: ...-...), bu faturalarda müvekkilinin imal etmiş olduğu gövde kalıbı ve kapak kalıbının miktarlarıyla birlikte tek tek yazıldığını, kalıpların müvekkilinin teklifi ve teklifin kabulü sınırları içerisinde imal edildiğini, sundukları davalı şirketin ... İsimli satın alma personeli ile yapılmış olan whatsapp yazışmalardan da anlaşılacağı üzere kalıpların davalı şirketin bilgisi paralelinde imal edildiğini, imal ile birlikte süresinde de ayıp ihbarı yapılmadığından müvekkilinin alacağının doğduğunu ve kesinleştiğini, taraflar arasında imzalanmış olan teklif sözleşmesi haricinde taraflarca akdedilmiş herhangi bir sözleşme olmadığını, bu bağlamda davalı şirketin borca itirazına mesnet tutuğu Mersin ... Noterliğinden müvekkiline gönderilmiş olan ihtarname içeriğindeki hususların kabul edilemeyeceğini, kalıpların montajı müvekkili şirketin edimleri kapsamında olmamasına rağmen montajın dahi müvekkili şirket personellerince yapıldığını, davalı şirket tarafından kolon arası ölçü farklılıkları iddia edildiğini, taraflar arasında teklif sözleşmesinden başka bir sözleşme olmayıp kalıpların montajının yapılacağı makine teknik bilgilerinin müvekkili şirkete bildirilmediğin, bu sebeple kalıpların müvekkili şirket tarafından klasik usulde imal edildiğini, şayet davalının makineleri kalıplara uymamış ise bu durumda kusurun davalıya ait olup davalı tarafından makinelerin kalıplara uygun hale getirilmesi gerektiğini, kalıpların \"otomatik bask yapabilecek şekilde olması\" noktasında kalıpların imalatından önce müvekkili şirkete herhangi bir şekilde iletilmiş herhangi bir talep olmadığını, tacirler arasında satışa konu malın ayıplı olduğunun iddia edilmesi halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6762 sayılı TTK ‘nun 25/3. (6102 sayılı TTK’nın 18/1-c) maddesindeki süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunması gerektiğini, bu sürelerin, satılan malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise iki gün, açıkça belli değilse sekiz gün olduğunu, davalı şirketin ayıp bildirim süreleri geçtikten yaklaşık 4 ay sonra 07.05.2018'de ayıp bildiriminde bulunduğunu, 08.06.2018 tarih ... nolu KDV dahil 59.000,00 TL'lik faturanın davalı şirket tarafından kayıtlarına işlenmemiş olması halinde dahi müvekkilinin alacağının sabit olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı şirketin talebi ile ilgili kalıpların çelik ham maddelerinin alındığı ve imal edildiği gerek irsaliyeler gerekse taraflar arasında cereyan etmiş yazışmalar ve ihtarlar ile sabit olup, davalı şirketin muhtemel faturaları kaydına almamış olmasının müvekkilinin edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiği gerçeği karşısında hiç bir hukuki önemi olmadığını, müvekkili şirketin ilk kısmın teslimatının sorunsuz gerçekleşmesinin ardından imalata devam ederek yerel mahkemece ret konusu olan ... fatura dahilindeki ürünleri hazırladığını ve bunları da davalıya gönderdiğini, bu aşamadan sonra ürünlerin davalı tarafından iade edilmesinin açıkça kötü niyeti korumak olacağını, davalı tarafın tüm ürünlerin hatalı üretildiğini savunduğunu ancak bu bildirimi son parti ürünler teslim edilmeden müvekkiline ulaştırmadığını, bu nedenle söz konusu ikinci kısım ürünlerin üretiminin devam ettiğini, tacir olan davalı tarafın kusurlu hareketlerinin sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, davalı tarafın ürünleri iade etmesinin hiçbir önemi bulunmadığını, davalının ilk parti ürünleri teslim aldığını ve herhangi bir itirazda bulunmadığını, bu nedenle davalarının tümden kabulüne karar verilmesi ve tüm talepleri kapsamında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın müvekkili lehine kaldırılarak davalarının tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dava, taraflar arasında teklif usulü kurulan \"Endüstriyel Kalıp Yapımına\" ilişkin eser sözleşmesi ilişkisi kapsamında, davacı tarafından  imal edilip davalıya teslim edilen 4 adet kalıbın KDV dahil toplam bedeli olan 118.000,00-TL'nin ödenmeyen bakiyesi 93.000,00-TL'nin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Davalı tarafça, söz konusu kalıpların ayıplı oldukları ve bu durumun davacıya bildirilmesine rağmen ayıpların giderilemediği, bu nedenle davacının bakiye bedeli talep edemeyeceği belirtilerek, davanın reddi istenmiştir. Kural olarak, eser sözleşmelerinde işin yapıldığını ve teslim edildiğini kanıtlamak yükleniciye, eserin ayıplı olduğunu kanıtlama külfeti ise iş sahibine aittir. Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede; gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. ...Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. Yine ayıp bedelinin de ayıbın ortaya çıktığından itibaren geçecek makul süre dikkate alınarak hesaplanması gerekir. ( Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 20/01/2020 tarih ve 2019/1698 Esas, 2020/120 Karar sayılı kararı) 6102 sy TTK'nın 18. Maddesi ayıp ihbarını kapsamadığından tacirler arasındaki ayıp ihbarı bakımından da bu durum aynen geçerlidir. Ayrıca, yine Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, eser sözleşmelerinde TTK'nın 23. maddesinde düzenlenen 2 ve 8 günlük ayıp ihbar süreleri geçerli olmayıp, TBK'nın 474. maddesi gereğince eserin teslimden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz gözden geçirilmesi ve ayıp var ise bunun uygun bir süre içerisinde yükleniciye bildirilmesi gerekmektedir.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Taraflar arasında teklif usulü ile kurulmuş bir eser sözleşmesi ilişkisi olduğu ihtilafsız olup, sözleşmede ve dosya kapsamında, üretilecek kalıplarla ilgili açık ve net bir şekilde ölçü belirtilmediğinden, bu durumda işinin ehli olan davacı yüklenicinin basiretli bir tacir olarak, üreteceği kalıpların nerede kullanılacağını, kullanım amacını gerekirse yerinde tespit etmek suretiyle belirleyip, eseri iş sahibinin kullanım amacına göre imal etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak davacı yüklenici bu yükümlülüğünü yerine getirdiğini dosya kapsamıyla ispatlayamamıştır. Bu durumda, rapordaki ayıp tespiti de göz önünde bulundurularak, 07.05.2018 tarihli ayıp bildiriminden sonra 08.06.2018 tarih ve ... sıra nolu sevk irsaliyesi ile davalıya teslim edilmeye çalışılan ancak davalı tarafça teslim alınmayarak iade edilen, 08.06.2018 tarih ... sıra nolu faturaya konu KDV dahil 59.000,00 TL'lik 2 adet kalıp yönünden ürünleri kullanılamayacak derecede ayıplı olduğu kabul edilerek, bunlara yönelik bedel talebinin bu gerekçe doğrultusunda reddine karar verilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesince bu kalıplara ilişkin fatura bedeli bakımından davanın reddine karar verilmiş olması sonuç olarak yerinde olmuştur. Davaya konu 03.02.2018 tarih ... sıra nolu KDV dahil 59.000,00 TL'lik faturaya ilişkin ilk üretilen kalıplar ise 03/02/2018 tarih ve ... sıra nolu sevk irsaliyesi ile davalı şirket çalışanın imzasına teslim edilmiş olup, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere açık ayıplı olan bu ürünlere ilişkin olarak davalı iş sahibi tarafından makul süre içerisinde ayıp ihbarında bulunduğu ispat edilemediğinden, ayıp ihbarına ilişkin dosyaya sunulan tek belge bu fatura konusu mallar için gönderilen 07.05.2018 tarihli ihtarname olduğundan, bu tarihten önce başkaca bir ayıp ihbarı yapıldığı davalı tarafından ispat edilemediğinden, davacı tarafından bu fatura bakımından peşin yapılan 25.000,00 TL'lik ödemenin mahsubu sonrası talep edilen 34.000,00 TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması sonuç olarak yerinde olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, Mahkemece, taraflar arasındaki ihtilafın eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığı göz önünde bulundurularak, tarafların iddia ve savunmalarının bu minvalde ve yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda değerlendirilmesi gerekirken, hatalı bir şekilde ticari satış sözleşmesi olarak kabul edilmesi ve bu doğrultuda oluşturulan gerekçeyle karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmakla birlikte, netice olarak verilen kısmen kabul kararı yerinde olduğundan, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin gerekçe yönünden usulen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince gerekçe yönünden usulen kaldırılarak, davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, hükmedilen icra inkar tazminatına ve reddedilen kötü niyet tazminatına ilişkin olarak yarıca ve açıkça bir istinaf itirazı bulunmadığından bunlara yönelik ilk derece hükümleri aynen korunmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1- Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin gerekçe yönünden usulen KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/09/2020 tarih ve 2018/1056 Esas, 2020/384 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 3a-İst. And. ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında davalının  icra takibine vaki itirazının Kısmen  iptali ile icra takibinin 34.000,00 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, 3b-Kabule Konu Kısım likit nitelikte bulunduğundan İİK 67/2 gereğince asıl alacak tutarının %20 si  6.800,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,3c-Takipte asıl alacağın reddilen kısmı için şartları oluşmadığından davalının Kötü niyet tazminatı isteminin REDDİNE, 3d-Takipte taraflar arasında ticari işin söz konusu bulunduğu anlaşıldığından 3095 sayılı yasa 4/2 maddesi gereğince avans faizi UYGULANMASINA,<br>B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacı tarafından davada peşin olarak ödenen 1.588,20 TL harcın  davada alınması gereken  2.322,54 TL karar ve ilam harcından mahsubu ile bakiye 734,34  TL  karar ve ilam harcının  davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak KAYDEDİLMESİNE, 2-Davacı tarafından davada ödenen 1.588,20 TL peşin nispi harcın davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 3-Davacı tarafından davada sarf edilen 2.895,60 TL yargılama giderinin davanın kabulü oranına göre (%27,35 i kabul)  791,94 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Taraflarca yatırılan  istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendilerine İADESİNE, 2-Davalı  tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı,  55,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 217,10-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 3-Davacı  tarafından yapılan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı gideri olmak üzere toplam 148,60 istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere17/09/2024  tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"00555e8bf97f7c7c","SID":"5028b7d8ec17861e"}}