{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/657 Esas<br>KARAR NO: 2024/912<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 31/12/2020<br>NUMARASI: 2020/151 Esas, 2020/1115 Karar\t<br>DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)<br>KARAR TARİHİ: 12/09/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesi ile; müflis şirket yetkilisinin keşide ettiği 153.000,00 USD tutarındaki çek ile bu borca istinaden düzenlenen 16/10/2018 tarihli 918.000,00 TL tutarında mutabakat belgesine dayanarak takip başlatacağı esnada müflis şirketin iflasına karar verildiğini, anılan belgelere dayanarak alacağın masaya kaydını talep etmişse de, iflas idaresinin 52 ve 87 kayıt nolu alacağın kaydı taleplerini reddettiğini ileri sürerek alacağın iflas masasına kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı müflis şirket adına iflas idaresi davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece;  davacının alacağının temelini ispatlayamadığı, temel ilişkinden soyut niteliği olan 153.000,00 USD bedelli çekin ve ekindeki 16/10/2018 tarihli mutabakatnamenin her zaman düzenlenmesi mümkün belge niteliğinde olduğu, şirket defterlerine kayıt edilmeyen talebe konu çekle ilgili davalının kabulünün iflastan sonra müflis şirketi ve  mahkemeyi bağlayamayacağı gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine  karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı  vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak;  mahkemenin şirket yetkilisine isticvap davetiyesi çıkartmasına rağmen şirket yetkilisinin duruşmaya gelmediğini, bu nedenle davanın ispatlanmış sayılması gerektiğini, davalının müvekkilinin alacağının bulunduğuna ilişkin defter ve kayıtlarını ibraz etmediğini, defter ve kayıtların ibraz edilmemesi nedeniyle iddialarının ispatlanmış sayılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar.İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, iflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. m).Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Somut davada, ...sayılı dosyasında verilen 21/02/2020 tarihli cevabı yazıda, davacının tebliğ gerekli masrafı ödediği ve ret kararının davacıya 04/02/2020 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın on beşgünlük hak düşürücü süre içinde açıldığı gözetilerek işin esasının incelenmesi uygun görülmüştür.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacının 153.000,00 USD bedeli çek ile 16/10/2018 tarihli mutabakatname başlıklı belge nedeniyle sıra cetveline kaydı gereken alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.İlk derece mahkemesinde alınan raporda; davacının 52 kayıt nolu alacak talebine dayanak çekin keşidecesi müflis şirket olmadığından davacının bu çeke istinaden müflis şirketten alacağı bulunmadığı,  çekin 2009 yılına ait olduğu, ticari defterlerin saklama süresi 10 yıl olmakla birlikte ilgilisince 2009 yılı defterlerinin ibraz edilmesi halinde çekin ticari defterlere işlenip işlenmediği konusunda inceleme yapılabileceği; davacının 87 kayıt nolu alacak talebine dayanak mutabakat belgesinin her zaman düzenlenebileceği, ticari defterlerde mutabakata ilişkin kayda rastlanmadığı, mutabakat belgesinde çekin geri iade edilmesi koşulu ile 918.000,00 TL üzerinde mutabık kalındığının belirtildiği, ancak çekin davacıda bulunması nedeniyle çekin geri iade edilmesi şartının gerçekleşmediği belirtilmiştir. 1-Davacının 52 sıra nolu alacak kayıt talebi yönünden; Davacı 153.000,00 USD bedelli çeke dayanarak alacağın masaya kaydına karar verilmesini talep etmişse de, söz konusu çekin keşidecisi müflis şirket olmayıp, şirket yetkilisi olduğundan, davacının bu çeke dayalı olarak müflis şirketten alacaklı olduğu kabul edilemez. Kaldı ki Yargıtay 23. HD'nin  08.12.2014 tarih ve 2014/10328 Esas, 2014/7923 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, kayıt kabul davalarında ispat yükü, kural olarak, hakkının tanınmasını isteyen davacı alacaklıda olup, davacı alacağının mevcudiyetini gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekir. Kambiyo senetleri kural olarak illetten mücerret sayılsalar da, bunlar tek başına alacağın varlığını ispat yeterli olmayıp, bunlara dayalı olarak iflas masasına kayıt isteyen alacaklının alacağını, yukarıdaki ilkelere göre ispatlaması gerekir. Çeklerin  ve bonoların hangi alacak nedeniyle verildiği dayanağı davacı yanca kanıtlanmalıdır. Somut olayda ticari defterleri 10 yıl saklama yükümlülüğü olan müflis şirketin 2009 yılı defterlerine ibraz etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle 2009 yılı defter ve kayıtlarının ibraz edilmemesi nedeniyle alacağın varlığının ispatlandığı kabul edilemeyeceğinden, mahkemece bu talep yönünden davanın reddedilmesi yerindedir.2-Davacının 87 sıra nolu alacak kayıt talebi yönünden; Davacı vekili, söz konusu alacak talebine dayanak mutabakat metnindeki imzanın şirket yetkilisine ait olup olmadığı hususunda mahkemece yetkiliye isticvap davetiyesi çıkarılmasına rağmen yetkilinin duruşmaya katılmadığını, bu nedenle iddialarının ispatlandığını ileri sürmüştür. Yukarıda da açıklandığı üzere davacı alacağının mevcudiyetini gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekir. Mutabakat metninin şirket yetkilisi tarafından imzalandığı kabul edilse dahi, söz konusu belge şirket defterlerine işlenmemiştir. Her zaman düzenlenmesi mümkün olan ve başka delillerle doğrulanmayan mutabakat metni  tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığından davacının bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinden hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/151Esas,  2020/1115 Karar ve 31/12/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30‬ TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.12/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"337537e51f3bd87f","SID":"ca0c52af733b88b5"}}