{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/670 <br>KARAR NO: 2024/1106<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 30/12/2022<br>NUMARASI: 2015/686 (E) - 2022/960 (K)<br>DAVANIN KONUSU:  Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 10/9/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne, 162.587,02 TL sürekli sakatlık tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine  karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Sigorta AŞ vekili dilekçesinde özetle; açılan kısmi davada ıslah talebinin 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı geçtikten sonra yapıldığını, ıslah edilen tutarlar ile ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı itirazının reddedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu; A-2 sürücü belgesi olmaksızın ve kask kullanmadan motosikletle seyir halinde iken meydana gelen kazaya karışan davacının baş ve yüz bölgesinde meydana gelen zarar nedeniyle hesaplanan tazminattan %20 oranında birlikte (müterafik) kusur indirimi yapılması gerektiğini; iyileşme süresinde kazanç elde ettiği Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarından saptanan davacı lehine geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu; müvekkili şirketin ödediği tutarın TRH-2010 Yaşam Tablosuna göre değil PMF-1931 Yaşam Tablosuna göre değerlendirilmesi gerektiğini; hükme esas alınan bilirkişi raporunda ödeme tarihi itibarıyla zararının 56.886,81 TL olduğu belirlenen davacıya müvekkili şirketin 45.251 TL ödediği, bakiye 11.635,81 TL olduğunun belirtildiğini, ancak ödemenin hesaplanmasında birlikte kusur indirimi yapılmadığını, dolayısıyla 56.886,81 TL'nin %20'sinin 11.377,36 TL olup tazminatın 45.509,45 TL, buna göre de ödenen tutar ile tazminat arasındaki farkın 258,44 TL  olduğu, bu durumda davacının zararının %99,4 oranında karşılandığını, ödeme tarihindeki yasal mevzuata göre PMF-1931 Yaşam Tablosu kullanıldığında 258,44 TL farkın olmayacağını, yapılan hasar başvurusu üzerine davacıya tazminatını ödeyen müvekkili şirketin sorumluluğunun sonra erdiğinin; hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminatları TRH-2010 Yaşam Tablosu ile birlikte %1,8 devre başı ödemeli belirli süreli rant hesaplama tekniğiyle hesaplanmamış olmasının eksik olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Davalı ... Sigorta AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı dava dışı ...'na ait ... plakalı otomobilin karıştığı trafik kazasında, davacı ... 'in yaralandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Somut olayda tartışılması gereken hukuki sorun, davalı ... Sigorta AŞ tarafından davacılara ödenen tazminatların yetersiz olup olmadığına ilişkindir. Hükme esas alınan aktüerya hesap uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise; davalı sigorta şirketi tarafından henüz dava açılmadan önce  bedensel  yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminata ilişkin paranın ödendiği tarihteki veriler kullanılarak hesaplanan  davacının geçici ve sürekli sakatlığından kaynaklanan maddi zararının  toplam tutarının, sigorta şirketinin ödediği tarih itibarıyla 56.886,81 TL olduğu; ödeme tarihindeki sürekli sakatlıktan kaynaklanan maddi zararı %80 oranında karşılanan davacıya yapılan sürekli sakatlık tazminatı ödemesinin yetersiz olduğu kanısına varıldığı; gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilen ve olası yaşam süresi TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre belirlenen  davacının  sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının, işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak hesaplandığı, böylece davacının geçici iş göremezlikten ve sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının  Kanuna ve Yargıtay'ın süreklilik gösterilen kararlarına uygun biçimde belirlendiğinin anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan aktüerya uzmanı bilirkişinin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiş; Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 2'nci Üst Kurulunun 7/10/2021 gün ve 1631 sayılı raporuna göre, 5/11/2013 günü geçirdiği trafik kazasına bağılı gelişen yaralanmasının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak E Cetveline göre meslekte kazanma gücünden %14 oranında kaybetmiş sayılacağı belirtilen davacı ...'in iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceğinin bildirilmesi karşısında, iyileşme süresi içerisinde %100 oranında malul kabul edilen davacı lehine geçici iş göremezlik tazminatı hesaplanmasında ve hükmolunmasında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmış; davacının 5/11/2013 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanmasından kaynaklanan maddi tazminat davasını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun  (KTK) 109'uncu maddesinin 2'nci fıkrası aracılığıyla uygulanması gereken, taksirle yaralamaya neden olma suçu için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın üst sınırına göre aynı Kanun'un 66'ncı maddesinin, 1'inci fıkrasının \"e\" bendinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı içinde belirsiz alacak davası niteliğinde 6/7/2015 günü açtığının anlaşılması karşısında, davalı vekilinin bedel arttırım dilekçesiyle artırılan talebin zamanaşımına uğradığına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. KTK'nin 90'ıncı maddesinde yer alan \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir\" bölümündeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda\" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 7/7/2020 gün ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararıyla; 19/6/2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanun'un 18'inci maddesi ile KTK'nin 90'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasına eklenen tümce ve fıkranın ise  Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 gün ve 2021/82 (E) - 2022/167 (K) sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatının hesaplamasının %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılmasına ilişkin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve destekten yoksun kalma tazminatının %2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranıyla hesaplanması olanağı bulunmadığının anlaşılması karşısında, davacının sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının, işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak hesaplanmasının yerinde olduğu soncuna ulaşılmıştır. Mağdurun, makul bir insandan beklenen davranışta bulunmayarak zararın meydana gelmesinde veya artmasında etkili olmasına birlikte kusur denilmektedir. (Prof. Dr. M.Kemal Oğuzman, Prof. Dr. M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Genişletilmiş 11'inci bası, 2'nci cilt, sayfa 120) Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan birlikte (müterafik) kusur TBK'nin 52'nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu durum ve koşullar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hâkim tazminat miktarını hafifletebilir.  Zarar görenin birlikte kusurunun varlığının saptanması durumunda hesaplanan tazminattan; somut olayın özellikleri ile oluş biçimi ve zarar görenin  zararın artmasına neden olan kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek, tazminattan uygun bir indirim yapılması gerektiği gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Eldeki davada ise, dava konusu olay nedeniyle kolluk tarafından düzenlenen soruşturma belgeleri ile Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağında davacı ...'in koruyucu tertibattan olan kask takıp takmadığına ilişkin bölümün işaretlenmediği dikkate alındığında, kazanın oluşumuyla nedensellik bağı bulunmayan ancak davacının uğradığı zararı artıran davacının birlikte kusuru kanıtlanamadığının anlaşılması karşısında, hükmolunan tazminattan birlikte kusur nedeniyle indirim yapılmamasının yerinde olduğu kabul edilmiştir. Diğer yandan gönderilen hasar dosyası içinde yer alan \"Makbuz ve İbraname\" başlıklı belgenin ise davacı ...'e  ödenen 45.251 TL bedensel yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat yönünden düzenlendiği anlaşılmıştır. KTK'nin  \"Sorumluluğa ilişkin anlaşmalar\"  başlığını taşıyan 111'inci maddesinde Karayolları Trafik  Kanunu ile  öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir\" hükmüne yer verilmiştir.  Davalı sigorta şirketi tarafından gönderilen hasar dosyasında yer alan ve davacı ...'in imzasını taşıyan \"Makbuz ve İbraname\" başlıklı belgenin incelenmesinde; ... plakalı aracın %75 kusuruyla karıştığı trafik kazasında ...'in maluliyetine neden olduğu, bedeni zarara karşılık olmak üzere, kusura isabet eden tazminat bedeli olan 45.251 TL'nin nakden, defaten ve tamamen tahsil edildiği, bu meblağ tahsil edilmekle ... Sigorta AŞ'nin işbu kazadan mütevellit zimmetini her nam adı altında olursa olsun her türlü hak ve dava alacaktan rücu kabil olmamak üzere tamamen, araç sahibi ve sürücüsünü zimmetini aldıkları meblağ kadar ibra ettiklerini, doğmuş doğacak hak ve alacaklarından feragat ettiği belirtilmiştir.  Somut uyuşmazlık, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ile açıklanan bilirkişi raporu ve diğer belgeler ışığında değerlendirildiğinde; davalı sigorta şirketi tarafından, bedensel yaralanmadan kaynaklanan zarar nedeniyle ödenen tazminatın yetersiz olduğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 11.106,31 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 2.804 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 8.302,31 TL istinaf karar ve ilam harcının davacı ... Sigorta AŞ'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-Davacı ... Sigorta AŞ'nin istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/9/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cb08a8f72dfc0236","SID":"fea80f586c270f5a"}}