{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/392 <br>KARAR NO: 2024/1303<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/12/2022<br>NUMARASI: 2022/607 Esas -2022/833 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/09/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı dava dilekçesinde özetle; yönetim kurulu üyelerinin ibrası açısından şirketin dört ortağının yönetim kurulu üyesi olduğu, bu üyelerin birbirlerini ibra etmesinin kanuna aykırı olduğu, bu nedenle bu ibraya gerek olmadığı açıklanarak, faaliyet raporuna ve finansal raporlara ilişkin sorulara daha sonra verilecek cevaplar bekleneceği için çekimser oy kullandığını, kar dağıtılması kararının davalı şirketin gelir tablosunda gösterilen 60.281.904,88 TL kardan 8.000.000 TL ortaklara brüt kar payı dağıtılması düşük bulunarak karara karşı olumsuz oy kullanıldığını, dağıtılan karın 15.000.00 TL olmasını teklif edildiğini, 9.000.000 TL olan teklifin reddedildiğini,  huzur hakkı olarak ortaklara 8 milyon TL brüt kar payı dağıtılırken yönetim kurulu üyelerine 500.000 TL net huzur hakkı ödenmesi kararına karşı olumsuz oy kullanıldığını, yönetim kurulu üyelerinin kendi ve diğer üyelerin ibraları yönünde oy kullanılamayacağını, huzur haklarının ücret olarak verildiği için, 500.000 TL net huzur hakkı %30 ortalama vergi oranı üzerinden 500.000/0.70=714.000 TL brüt ödeme yapıldığını, böylece, dört ortağa sadece huzur hakkı olarak 2.856.000 TL ödendiğini, dağıtılan 8.000.000 TL kar payının %35.7’sine karşılık geldiğini, aslında, iptali istenen üç kararın birbiri ile ilişkili olduğunu, genel kurulda alınan üç farklı iptalini, bu çerçevede, iptal taleplerinin ve sonraki bölümlerdeki hukuki ve somut duruma uygun gerekçelerin dinlenilmesini, verilecek ara kararlarla davanın yürütülmesini, muhasebe ve bilişim konularında uzman bir bilirkişinin atanmasını, sonuçta tüm talepler için hüküm kurulmasını talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; genel kurul kararlarına ilişkin iptal davası açmanın ön şartının, karara ilişkin olumsuz oy kullanmak ve muhalefet şerhini tutanağa derç edilmesi olduğunu, ancak huzurdaki davada iptali talep edilen kararlara ilişkin muhalefet şerhi bulunmadığı gibi 4 no.lu karara karşı olumsuz oy dahi kullanılmadığını,  bu sebeple davanın başkaca hiçbir incelemeye gerek olmaksızın dava şartı eksikliği sebebiyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacının talep sonucunun açık olmaması sebebiyle söz konusu eksikliğin tamamlanması için davacıya bir haftalık kesin süre verilmesi gerektiğini, davacının, huzurdaki davayı genel kurulda usule ve yasaya uygun şekilde alınan ve herhangi bir iptal sebebine konu olmayan kararlara ilişkin bir yerindelik denetimi aracı olarak kullanmaya çalıştığını,  genel kurul kararıyla yönetim kurulu üyeleri için belirlenen huzur hakkı bedeli şirketin durumu ve gösterilen emek ve mesai göz önüne alındığında oldukça makul olduğunu, şirketin kâr dağıtımına ilişkin genel kurul kararı, kanuni asgari kar payı dağıtım tutarının çok üzerinde olması ve ülke ekonomisinin genel olumsuz havası, Kovid-19 etkileri, teknoloji şirketlerinin içinde bulunduğu rekabetçi ortam, yatırımların artması ve yazılım sektöründeki istihdam problemleri göz önüne alındığında hukuka uygun olduğunu, işbu hukuki dayanaktan yoksun davanın dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine karar verilmesini, dayanaktan yoksun davanın esastan reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; \"tüm bu gerekçeler dikkate alındığında somut olayda hükümsüzlük noktasında ve sadece iptal yaptırımının uygulanabileceği kararlar söz konusudur. Nitekim benzer maddelere ilişkin davalarda da bu kararların ancak ve sadece iptal talebine konu edilebileceği Yargıtayca kabul olunmaktadır. (Yargıtay 11. HD 2020/8488E. 2022/5946K., 2020/7519E. 2022/4379K., 2020/1239E. 2022/426K.sayılı ve benzeri kararları) O halde tamamı ancak iptal davasına konu olabilecek bu maddelerle ilgili davanın açılabilmesi ve görülebilmesi için, adı geçen maddeleri benimsemeyen davacının muhalefetini tutanağa açıkça geçirmesi veya bu konuda bir dilekçe vermesi halinde mümkündür. Ancak bu gerekliliğin yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK m.114/f.2 hükmü ile diğer kanunlarda sayılan özel dava şartları saklı tutulmuş, HMK m.115 hükmü uyarınca ise her aşamada dava şartı yokluğundan dolayı davanın usulden reddedilebileceği düzenlenmiştir. Kaldı ki somut olayda dilekçelerin verilmesi aşamasının tamamlanması, Yargıtay HGK uygulamasıyla dahi duruşma öncesi dava şartlarının değerlendirilebileceğinin benimsenmiş olması karşısında davacının davasının bu aşamada özel dava şartı yokluğundan reddolunabileceği sonucuna varılmıştır. Yapılan açıklamalar karşısında davacının davasının HMK m.114/f.2 hükmüne atfen ve HMK m.115/f.2 hükmü uyarınca dava şartı yokluğundan ve usulden reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı istinaf dilekçesinde özetle;  Dava dilekçesinde davalı şirketin dört ortağının yönetim kurulu üyesi olduğunu, bu üyelerin birbirlerini ibra etmesinin kanuna aykırı olduğunu, bu nedenle bu ibraya gerek olmadığı açıklanarak oy kullanıldığını, mahkemece, gerekçeli kararında 4. Kararın iptal edilmesini yerinde bulmadığını, davacı, Genel Kurulda TTK 436. maddeye açıkça aykırılıktan söz etmeden kanuna aykırılıktan söz ettiğini, davacının tutumundan bağımsız olarak, bu husus, Bölge Adliye Mahkemesinde re’sen değerlendirilmeli ve iptal kararı verilmesini, davalı Şirketin gelir tablosunda gösterilen 60.281.904,88 TL kardan 8.000.000 TL ortaklara brüt kar payı dağıtılması düşük bulunarak karara karşı olumsuz oy kullanıldığını, dağıtılan karın 15.000.00 TL olmasını teklif edildiğini, yönetim kurulu başkanının 9.000.000 TL olan teklifinin de reddedildiğini, gerekçeli kararda, bu konuda muhalefet şerhi verilmediği ifade edilerek, genel değerlendirmelerde bulunulduğunu ve iptal talebi reddedildiğini, toplantı tutanağı incelendiğinde kar dağıtımıyla ilgili değişik talepte bulunduğunu ve olumsuz oy kullandığı görüldüğünü, bu durumda, mahkemenin ifade ettiği “hukuki ilkeler” açısından olumsuz oy kullanıldığını ve getirilen öneriye muhalefet edildiğini, sonuç olarak, muhalefet şerhlerine, yargıtay kararlarına, sunulan belgeleri incelemeden kurulan hükümlere, çelişkilere ilişkin yapılan genel değerlemelerin tümü çerçevesinde kar dağıtım kararının usulden ret olgusunu incelemek ve değerlendirme mümkün olduğunu, ancak, dava mahkeme aşamasında hükme bağlandığını, istinaf aşamasının bir temyiz aşaması olmadığı gözetildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesinde incelenmesi gereken istinaf nedeni aşağıdaki yol gösterici yargıtay içtihatında ifade edildiğini, bu içtihata dava dilekçesinde atıfta bulunulmasına rağmen, muhalefet şerhi yok diye iptal talebi dinlenilmediğini, genel kurulda alınan kar dağıtım kararı iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ve davalı şirket eksik kar dağıtılmasının nedenlerini, yargıtay içtihadında ifade edildiği biçimde, ispat edemediğini, bu nedenle, geçen süre de dikkate alınarak, dağıtılmayan karın nasıl kullandığının tahkiki için bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, huzur hakkı kararı davacı, ortaklara 8 milyon TL brüt kar payı dağıtılırken yönetim kurulu üyelerine 500.000 TL net huzur hakkı ödenmesi kararına karşı olumsuz oy kullanıldığını, buna karşılık, toplantı tutanağına göre, davacının da bu kararda olumsuz oy kullandığı belli iken mahkeme, bu kararın iptalini de muhalefet şerhi olmadığı için reddettiğini, dava dilekçesi, davacı ve davalı tarafından sunulan belgeler incelenerek, kar dağıtımı ve huzur hakları konusunda gerekli bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davacının hukuki hakları korunarak, mahkeme kararının kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak ibraya ilişkin karar kamu düzenine aykırı olduğu için resen, kar dağıtımı ve huzur hakları kararları afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğu için bilirkişi raporlarına dayanarak iptal edilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, TTK’nun 445.maddesi uyarınca davalı şirketin 22/06/2022  tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan YK üyelerinin ibrasına ilişkin 4 nolu, kârın dağıtılmasına ilişkin 5 nolu ve huzur hakkına ilişkin 6 nolu kararın iptali sitemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.İptal davası açabilecek kişiler başlıklı TTK.  446.  Maddesi  \"1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.\" şeklindedir.Genel kurul kararlarının yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesi gerekir, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımaz. (Yargıtay 11. HD, 08.12.2015 tarih, 2014/18887; 2015/13122 E.K sayılı emsal ilamı) TTK 447 maddesi uyarınca  Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran,  Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlar batıldır. Nispi emredici kuralların genel ve sürekli şekilde ihlaline ilişkin olmadığı sürece   bir defalık ihlal eden genel kurul kararları da iptal edilebilir kararlardandır. (Prof.Dr.Erdoğan Moroğlu-Anonim Ortaklıkta GK Kararlarının Hükümsüzlüğü, Güncellenmiş ve Genişletilmiş 7.Baskı, 2014 -sayfa 154). Doktrinde emredici hukuk kuralının koruduğu menfaate göre bir ayrım yapılarak bir sonuca varılması baskın olarak kabul edilmektedir. Buna göre; eğer emredici kanun hükmü kamu düzenine ilişkinse burada bir yokluk ya da butlan hali bulunacak; ancak kanun hükmü pay sahibinin menfaati korumaya yönelikse iptal edilebilirlik gündeme gelecektir. Doktrinde bazı yazarlar tarafından, kamu düzenine ilişkin olan emredici hükümler mutlak emredici hükümler, pay sahiplerinin çıkarlarına yönelik hükümlerse nispî emredici hükümler olarak tanımlanmaktadır. Bu yazarlara göre, nisbî emredici hükümlere aykırılık iptal sebebi oluşturacaktır. Genel Kurul kararlarının meydana gelişlerinde kurucu unsurlardan birinin olmaması veya konuları bakımından emredici hükümlere aykırı olan genel kurul kararları ise yokluk müeyyidesine tabidir. Genel kurul kararlarının Yokluk ile Butlan sebepleri birbirinden farklı olmakla birlikte müeyyidesi bakımından bir farklılık yoktur. Her iki sebebe dayanan tespit istemleri zaman aşımı ve hak düşürücü süreye tabi olmadan ilgili herkes tarafından ileri sürülebilir. Genel kurul kararlarının butlanı yada yokluğunun tespiti istemi kural olarak herhangi bir süreye tabi değilse de bu hak  hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmayacak şekilde   dürüstlük kuralı çerçevesinde kullanılmalıdır.İptal davasından farklı olarak genel kurul kararlarının butlanı yada yokluk ile  malul olduğu hususunu ileri sürebilmek için  toplantıya katılan üyenin karara karşı  ret oyu kullanması ve  muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesi geçirmesi şartı da aranmamaktadır.Genel kurulun kararlarının iptali istemine ilişkin davalarda mahkemece resen öncelikle  alınan kararların yokluk veya   TTK 447. maddesi kapsamında butlan yaptırımına tabi olacak nitelikte kararlardan olup olmadığı değerlendirildikten sonra iptal davasının koşullları değerlendirilmelidir. 5 nolu Kârın Dağıtılmasına ve 6 nolu Huzur Hakkına ilişkin kararlar yönünden; Davalı şirketin 2021 yılına 22/06/2022 tarihli olağan genel kurulunda 2.000.000,00-TL şirket sermayesini temsil eden payların tamamının toplantıda hazır bulunduğu, davaya konu karın dağıtılmasına ilişkin 5 nolu ve huzur hakkına ilişkin 6 nolu kararın  davacının 176.130 adet payının olumsuz oyuna karşılık oy çokluğu ile alındığı, bu haliyle  TTK'nun 418 maddesinde öngörülen toplantı ve karar  nisabının sağlandığı ve  alınan kararların TTK 447. maddesi kapsamında butlan yaptırımına tabi olacak nitelikte kararlardan olmadığı sonucuna varılmıştır.Bu durumda davacı tarafından  genel kurulda yapılan oylamadan sonra muhalefet şerhi veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyanda bulunulmamış ,yazılı olarak da bildirilmediğinden  iptali talep edilen 5 ve 6 nolu kararlara   karşı usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunması   dava şartının mevcut olmadığından ilk derece mahkemesince bu kararlar yönünden  davanın  usulden reddine karar verilmesi isabetlidir.4 nolu Yönetim Kurulu İbrasına ilişkin karar yönünden;TTK 436/2 maddesi uyarınca Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.Genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulunun ibrasında oy yasağı bulunmasına rağmen oy kullanmaları ve bu oylar haricinde karar nisabının sağlanamaması karşısında, yok hükmünde olan kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekir.(Yargıtay 11.H.D'nin 05/02/2024 tarih ve E:2022/4442-K:2024/710).  Davalı şirketin toplam 2.000.000 adet payının176.130 adet payı davacıya, kalan toplam 1.823.870 adet payın ise  YK üyelerine ait olup davaya konu YK üyelerinin ibrasına ilişkin 4 nolu kararda   davacının oy kullanmadığı ve davacının 176.130 adet payının çekimser oyuna karşılık oy çokluğu ile karar alınmıştır. Bu hale göre YK  üyeleri kendi ibralarında oy kullanmamış ise de yönetim kurulunun diğer üyelerinin ibralarında oy kullandığı ve  oydan yoksun YK üyelerinin oyları haricinde kalan oylar ile de ibra için TTK 418 maddesinde öngörülen nisabın sağlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece ibraya ilişkin 4 nolu kararın yokluk ile malul olduğun tespiti yerine yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, 4 nolu ibraya ilişkin genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespitine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;  Davalı ... A.Ş 'nin   22/06/2022  tarihli olağan genel kurulunda alınan: a-5 ve 6 nolu kararlarına ilişkin davanın HMK m.114/f.2 hükmüne atfen ve HMK m.115/f.2 hükmü uyarınca dava şartı yokluğundan ve USULDEN REDDİNE, b-4 nolu Yönetim Kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın YOKLUKLA malul olduğunun TESPİTİNE, 2-Karar tarihinde alınması  gerekli  427,60 TL harçtan, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan posta ve tebligat gideri 75,05 TL, peşin harç 80,70 TL ve başvurma harcı 80,70 TL olmak üzere toplam 236,45‬ TL yargılama masrafının, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- Davalı yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 9.200,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen  alınarak davalıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider ve delil avansının HMK 333. maddesi  ve  Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca yatırana iadesine, 6-İstinaf Aşamasına İlişkin Olarak; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı  tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 492,00 TL, posta ve tebligat gideri 108,00 TL olmak üzere toplam 600,00 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9fa9c91248aeb285","SID":"0bc4ae3e6283a0ff"}}